şükela:  tümü | bugün
  • 90'lı yıllarda çocuk olanların kaçamadığı hadise.
    kuru pasta, limonata, nikah şekerinden çıkan bayat badem tadı gibi bir yaşam.
    resmi gözlerimde canlandırırken renklerin yoğun bir şekilde gri olmasını hala anlayabilmiş değilim.
    falanca şehrin filanca düğün salonunda, hiçbir şekilde tanımadığın yüzlerce insanın arasında ve yine grinin binlerce tonu içinde "bir bir birilerine, bakar bakar bakar dururum" nağmelerinin çocuğusundur. aptalca hareketlerle dans ettiğini sanır, gelin ve damadın "zeybek" havasının içine edersin.
    "çocuklarınızı pistten alınız" anonsundaki "allahın belası çocuk" sizsinizdir.
    günlerden cumartesidir, banka memuru baban gündüz vakti içmiştir, anan kuafördeyken. düğüne sarhoş gelir. anan olacak şahsiyet mahalledeki kadınlarla bir olup diktiği o fırfırlı elbisesi ve iğrenç krepeli saçları ile arz-ı endam eder. senin üstünde eski bir kazak, altında yünlü kumaştan etek, ayağında geçen bayramda dedenin aldığı şekli kaymış kırmızı çizmelerinle sen de varsındır. anan o düğün gecesi seni doğurduğuna pişman gibi bakar sana.
    ve dans pistinde vahşice saldırırsın gelinin eteğine. birbirinden saçma şarkılar eşliğinde dans eder, arada anana yakalanıp sıcacık tokatlar yersin, yanağında hala kızıl izi duran.
    damat ince bıyıklı, gelin kabarık gelinlikli, elinde ve ayağında iğrenç kınaları ile sevişmeye doğru yollanırken, sarhoş babanın kollarında uykuya dalar, arada o çirkef ananın azarlarını duya duya uykuya teslim olursun.
    pis bir çocukluk geçirmiş birinin günlüğünden alıntıdır.
    ana da baba da "maalesef" hala hayatta.
  • tavanında onlarca uçan balonun asılı durduğu salonlarda , tavan yüksek ipler kısa olduğu için balonlara ulaşamayacak olmanın hüznüdür. millet halay çeker, eğlenir, senin gözün balondadır.