şükela:  tümü | bugün
  • aslında zorla oynatılma durumu. bız bılıozdamı oynuoz yınge durumu ustune kalkıp mastıka hesabı oynamak.bı halka seklınde olusan dugun sahıplerının ve evlenen kısılerın yakınlarının ısrarlı bakıslarıyla halkanın ıcıne gırmek ve gobek atmak.
  • düğünleri sıkıcı hale getiren olaylardan biri. bünye yılların verdiği hatırı göz önünde bulundurarak arkadaşının ya da bir akrabasının düğününe iştirak etmiş, zamanın hızlı geçmesi için kafasında çeşitli düşüncelere dalmakta, n'olucak bu dünyanın hali, küreselleşme, çapraz masadaki kız da güzelmiş, biz kız tarafıydık değil mi diyerek zaman geçirmektedir. velhasıl oynayan tipler belli bir süre sonra sizin bezgin bekir misali hareketsiz durduğunuzu farketmiş, psikolojik bir baskı unsuru olarak 5 dakikada bir hadi kalk oyna, sosyalleş türü cümleler sarfetmeye başlarlar. eğer bünye müsaitse bu hengameleri atlatabilecektir, ama en son aşama fizyolojik baskıdır, toplu saldırı ile önce kendinizi ayakta bulursunuz, artık sahnenin ortasında gecenin yıldızı olma şerefinize sahipsinizdir, bir de elinize mendil tutuşturuldu mu düğünde zorla oynamanın zirvesine ulaşılacaktır.
  • gostivar-makedonyaya her gittiğimde akrabalarımın yüzlerce insanın önünde mikrofonla bu ve buna benzer sözler söyleyerek rezil olmamı sağladıkları olay (rezil olmamın nedeni oynamayı bilmemem):

    ismarlar üzlüfet, stanbuldan gelen yegeni horoyi alsın.

    meali: üzlüfet (halamın adı) hanım istanbuldan gelen yeğeninin halay başı olmasını istiyor.
  • "oturmaya mi geldik hadi allahaskina!!" gibi direktiflere dayanamayip direncin kirilmasi durumu.
  • özellikle ilk gençlik yıllarında çok başa gelen bir hadisedir. imaj korkusu, müzik zevki ve çekingenlik katsayısına göre durumun vehameti derecelendirilir.
    kapı gıcırtısına oynayan insanlar için; düğün sahibinin oynayanlara ne kadar sevindiği farkedildikten sonra olay çözümlenir. "aman oynayacam da incilerim mi dökülecek tey tey" modu başlar.

    ayrıca bkz delikan76 ekşi 3. sayı internet gençliği ve geleneksel düğünler stresi
  • işte en deli olduğum şeylerden biri. kardeşim oynamak istemiyorum... neden zorluyorsunuz beni? düğünde zorla oynamak eyleminin ayrılmaz parçası sizi oynamaya zorlayan kişilerin bunu bir "medeni cesaret göstergesi" olarak ortaya koymasıdır.

    "oğlum bak ne güzel herkes oynuyor... kalkın siz de... biraz medeni cesaretiniz olsun"

    ne ilgisi var güzel kardeşim? var benim medeni cesaretim ama oynamak istemiyorum. sahnedeki yahut sokak düğünündeki çalgıcı abilerimizin "oynamayanın kaynanası ölsün" türünden gaz vermeleri de düğünle zorla oynamak mefhumuna ayrı bir boyut katar ama dediğim gibi iş daha çok bu "medeni cesaret" lafı üzerine döner.

    oynamıyorum kardeşim. bunun medeni cesaretle de ilgisi yok. oynamıyorum. sizin medeni cesaretiniz varsa şöyle dünürlü görümceli, davullu zurnalı bir gangbang yapın da izleyelim o zaman... al sana medeni cesaret... hadi... hadi...

    töbe töbe...insanın sinirini bozuyorlar arkadaş ya...ne pis adetiniz varmış...
  • bunun bir de kına gecesinde yüz küsür hatunun önünde kızılcık oğlanı gibi kalınmışken oynatılması vardır ki allah düşmanımın başına vermesin..
  • nice düğünlerde nice yiğitlerin sarhoş olup bir takım uzuvlarını dağıtmalarına sebep olmuş durumdur.

    mesela ben, abimin düğününde, sırf bu lanet olasıca gelenekten yırtmak amacıyla, üzerimdeki lanet olasıca tafta elbise ve ellerimde topuklularla, kuzenimi de suça ortak ederek düğün salonunun bahçesindeki bar'a kaçmış idim. yaklaşık 45 dakika sonra annem tarafından basılıp ''ne yapıyorsun burada sen? abin içerde evleniyor, sen burada ne yapıyorsun? aa, o ne? bira mı o? hay allah kahretmesin seni.'' nidaları eşliğinde kös kös salona girmiştim tabi. ama sonra düşünme kabiliyetimi az da olsa kaybettirecek kadar bir miktar alkol almadan ''oynamamın'' imkan dahilinde olmadığını kendisi de kabullendi ve affetti beni. bir aile faciasının da böylece ucundan döndük. demem o ki; limonatayla falan olmuyor yani bu işler.
  • bu konudaki ısrarların arkasındaki mantığı anlayabilmiş değilim. oynamayınca eğlenmediğini mi düşünüyorlar, yoksa kendileri dans ederken oturmuş pis pis onları izleyen birinden rahatsız mı oluyorlar da bu kadar ölümüne ısrar ediyorlar şu iş için? abimin düğününde her türlü sözlü ve koldan tutup kaldırmaya çalışmalı -görece nezih- ısrarlara rezistans gösterdikten sonra, iri yarı bir düğün misafiri tarafından oturduğum sandalyeyle beraber havaya kaldırılıp dans pistinin ortasına indirildiğimi hatırlıyorum. inadımdan yine de oynamayıp kıçımda sandalyeyle götün götün masaya gidişime ahalinin nasıl güldüğünü hatırlamak istemiyorum ama. ki sadece düğünlerle kalsa bu oyna ısrarı yine neyse, kırk yılın başı olan atraksiyonlar, bir şekil kaçarsın. ama arkadaş eş dostla müzik çalınan milletin dans edebildiği çınaraltı, mono, mojo benzeri bir mekana gittiğinde de hoop gene aynı muhabbet. hemen orada da peydah olur gruptan hiperaktif biri, illa dans edeceksin. kardeşim ben votkamı yudumlayarak cool cool oturmak istiyorum belki şurda? ama dinletemezsin. "oturmaya mı geldik?" ben oturmaya geldim yahu! niye seninle aynı eğlence anlayışını paylaşmak zorunda olayım ki? nasıl nereden buluyorlar bu kendine güveni, ısrar etme hakkını zerre anlayamıyorum. çözüm olarak böyle diskovari ortamlara ve düğünlere gitmiyorum artık. mecburen gideceğim kendi düğünüm sözkonusu olacak olursa da sırf inadımdan bulup buluşturucam ne kadarsa, annihilator'ı anthrax'ı getiricem, sonra da misafirleri zorla headbange pogoya kaldırıcam, ay biz biliyoz da mı yapıyoz diyerekten. olmadı senfoni orkestrası getirip valse zorlarım ahaliyi. bi de pistte gösteririm onların bana yaptıkları gibi, bak böyle bir kii üç bir kii üç.