1. 1953 yilinda 81 denizciye mezar olan denizaltidir.. (bkz: ah bir atas ver)
  2. sunay akinin bu denizaltiyla ilgili olarak denizaltindaki bir subayla çanakkalenin sahil köylerinin birisindeki sevgilisini konu alan bir hikayesi vardır direk olarak burar insanı...
  3. ali kırca'nın belgesel ile klip arası acaip birşey yapmasına neden olan olaya sahne olan ve bir kaza sonucunda batarak 81 denizciye mezar olan denizaltının adı.
  4. cok acikli bi turkusu de vardir
  5. yürek burkucu evet, tüm yavaş ölümler gibi. burnun önünde akıntı çok fazla olduğu ve denizaltı eğik durduğu için çanın indirilemediğini okumuştum ben.
  6. dedemin de içinde şehit olduğu denizaltı.
  7. akdeniz'de yapılan nato tatbikatına katılan 1. inönü ve dumlupınar denizaltı gemileri, manevraların ardından gölcük'e dönmek üzere yola çıktılar. 3 nisanı 4 nisana bağlayan gece çanakkale boğazı'na giriş yapan iki denizaltı gemisi, olacaklardan habersiz eve dönüyordu. sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularında dumlupınar için son buldu.

    dumlupınar, naraburnu açıklarına yaklaşırken geminin güvertesinde süvari kıdemli yüzbaşı sabri çelebioğlu, üsteğmen kemal ünver, üsteğmen hüseyin yumuk, astsubay hüseyin akış ve astsubay hüseyin inkaya bulunuyordu.

    ancak çanakkale boğazı'nın sularında sessiz sedasız ilerleyen tek gemi dumlupınar değildi. istanbul yönünden gelen isveç bandıralı ‘‘naboland’’ şilebi de aynı dakikalarda naraburnu açıklarına gelmişti. kaptanlığını oscar lorentzon'un yaptığı naboland ile dumlupınar, birkaç dakika sonra korkunç bir gürültüyle çarpışacak ve bu çarpışma eceabat sahilinde dahi duyulacaktı.

    astsubay hüseyin inkaya, nöbetçi olmamasına karşın vardiya dışı görevine devam ediyordu. nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik üzerine köprü üstüne çıktı. tam bu sırada güvertede bulunan sekiz kişi, ne olduğunu anlayamadan suya yuvarlandı.

    naboland, dumlupınar'a tam baş tarafından bindirmişti. çarpışmanın gürültüsü eceabat limanı'nda demirlemiş olan gemilerce de duyuldu. darbenin şiddetine dayanamayan dumlupınar, birkaç saniye içinde çanakkale boğazı'nın karanlık ve soğuk sularına gömüldü.

    denizaltının tüm elektriği kesilmişti. gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını gören denizciler hızla kıç torpido dairesine doğru harekete geçti. kıç torpidoya varana kadar da arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler. dumlupınar batarken sadece 22 denizci de kıç torpido dairesine ulaşmayı başarmıştı. dumlupınar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu.

    aynı gece eceabat limanı'nda demirli bulunan gümrük motorundaki personel, acil olarak kaza mahaline çağırıldı. gümrük motoru, naboland'dan atılan tahlisiye sandallarına çıkmış ve can yeleklerine sarılmış dumlupınar mürettebatını görerek motora aldı ve çanakkale'de hastaneye ulaştırdı.

    gün ağarmıştı. balıkçı tekneleri, dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı haberleşme şamandırasını gördü. gümrük motorunun ikinci çarkçısı selim yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu:

    ‘‘deniz kuvvetlerine bağlı dumlupınar denizaltısı burada battı. kapağı açın ve denizaltıyla irtibat kurun.’’

    yoludüz kapağı açtı, şamandıranın içindeki ahizeyi kaldırdı ve ümitle ‘‘alo’’ dedi.

    telefondaki ses, ‘‘buyrun, ben astsubay selami’’ dedi.

    beklediği karşılığı alan selim yoludüz, astsubay selami'ye ne durumda olduklarını sordu. astsubay selami, geminin 15 derece sancak yönünde yatık ve elektriğin kesik olduğunu, 22 kişi olarak kıç torpido dairesine girebildiklerini söyledi.

    selim yoludüz, ‘‘endişelenmeyin. kurtaran yolda. sizi oradan çıkaracağız’’ dedi. astsubay selami'nin cevabı, selim yoludüz'ün kulağına ve kalbine işledi:

    ‘‘ailelerimize selam söylüyoruz. bizi kurtaracağınızdan eminiz. vatan sağolsun...’’

    bu, astsubay selami'nin boğazın yüzeyindekilerle yaptığı ilk konuşma oldu. saat 11:00 sularında olay mahaline gelen kurtaran gemisinin tüm çabaları sonuçsuz kaldı. bir süre sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi ve ahize kaldırıldı. ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. saat 15:00 sularında ise muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu koptu. bir daha dumlupınar mürettebatından haber alınamadı.
    (kaynak: 4 nisan 2003, hurriyet gazetesi)
  8. enistemi kaybettigimiz facia... rahmetli, amerika'ya gidecekken esinin "orasi cok uzak" diye istememesi sonucu dumlupinar'daki bir arkadasiyla yer degistirir. dumlupinar battiginda "neyse ki o amerika'da" diye buruk bir sekilde sevinilirken, gec gelen ve "ben amerika'ya gitmekten vazgectim, dumlupinar'da gorevliyim" satirlarini iceren mektup sulaleyi kedere bogmustur...

    besiktas'taki deniz muzesi'nde hepsinin resimlerinin oldugu bir oda vardir, insanin icini burkar. teyzem ise havasiz kaldiklari icin, onun hala o haliyle, gencecik kalmis olabilecegini dusunur, gozleri dolar...

dumlupınar denizaltısı hakkında bilgi verin