aynı isimde "dune (film)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • frank herbert'in muhteşem hayalgücünün yarattığı evren, ve bu evrenin merkezindeki gezegenin adı.

    okumaya karar verip de "lan çok kitap var, nereden başlayacağım? hangi sırayı takip edeceğim?" diyip kafası karışan kardeşlerim, kitapların şu sırayla okunması gerekir.

    klasik dune serisi:

    1. dune (çöl gezegeni dune) - 1965
    2. dune messiah (dune mesihi) - 1969
    3. children of dune (dune'un çocukları) - 1976
    4. god emperor of dune (dune'un imparator tanrısı) - 1981
    5. heretics of dune (dune'un kafirleri) - 1984
    6. chapterhouse dune (dune rahibeler meclisi) - 1985

    hanedan üçlemesi:

    7. dune house atreides (dune atreides hanedanı) 1999
    8. dune house harkonnen (dune harkonnen hanedanı) - 2000
    9. dune house corrino (dune corrino hanedanı) - 2001

    cihat üçlemesi:

    10. dune the butlerian jihad (dune butleryan cihadı) - 2002
    11. dune the machine crusade (dune makinelerin seferi) - 2003
    12. dune the battle of corrin (dune corrin savaşı) - 2004

    klasik dune serisi'ne ek:

    13. hunters of dune - 2006
    14. sandworms of dune - 2007

    dune kahramanları:

    15. paul of dune (henüz tercüme edilmedi) - 2008
    16. the winds of dune (henüz tercüme edilmedi) - 2009

    bu sıra dune evreninde geçen olayların kronolojik sırasına uygun değildir. ancak olayları ve kavramları anlayabilmek için şahsi görüşüm bu sıranın takip edilmesi gerektiği yönündedir.
    oğul brian herbert ve kevin j. anderson tarafından kaleme alınan 13 ve 14'üncü kitaplar, frank herbert tarafından yazılmış ve ucu açıkta kalan ilk 6 kitabın hikayesini sona erdiyor ama o kitapta bize sunulanları tam olarak anlayabilmek için özellikle 10, 11 ve 12'inci kitapları okumuş olmamız gerekli.

    --copy paste değil alın teri bu arada.--
  • basılmadan önce 23 kez reddedilmiş ve en nihayetinde, otomobil kullanım kılavuzları basan küçük bir yayınevi tarafından basılmıştır.

    sonuç: dünyanın en çok satan bilimkurgu romanı olmuştur.

    meali: elinizdeki şeyin kıymetine inanıyorsanız asla vazgeçmeyin.

    dipnot: okumadıysanız muhakkak okuyun. dune, kendi türünün ötesinde bir başyapıttır.
  • derler ki bu eser, kitabı okunmadan sadece filmine bakarak yüzeysel olarak her yorumlandığında arrakis'te bir kum solucanı can verir.

    -prenses irulan'ın yazdığı muad'dib'i anlamak eserinden-
  • sözlükte genel olarak gördüğüm kadarıyla dune evreni hakkında baya atılıp tutulmuş birileri star wars özentisi bile demiş :d bende bu yüzünden bu entry'de dune'dan ilham alan ya da direkt çalan popüler kültür filmleri, kitapları ve dizilerini ve neleri aldıklarını yazmak istedim.

    1) tabii ki star wars birinci olmayı hak ediyordu böyle bir listede dfjk

    -> bu evrende arrakis çöl gezegeni = tattoine çöl gezegeni olmuş ?
    ->spice ise hiç değişime uğramamış george lucas bey adını bile değiştirmemiş yani öyle bir utanmazlık
    ->voice ise bu evrende karşımıza force olarak çıkıyor, telaffuzları da ayrıca baya yakın
    ->sandcrawlers da hiç ad değişimine uğramadan aynı kalmış
    ->sandworm = sarlacc (kocaman ve çok dişli ağızlı olup kumda yaşayan dev yaratıklar)
    ->bene gesserit = jedi
    ->prana bindu = jedi bendu
    -> leto ii atreides = jabba the hutt (kum solucanı imparator ve sümüklüböcek kral)
    -> tattoine insanları tıpkı fremenler gibi çöl kıyafetleri giyiniyor, hava filtreli maskeler takıyor ve pelerin giyiyorlar.
    ->paul'un kız kardeşi prenses alia ve luke skywalkerın kardeşi elia. luke ve elia'da paul ve alia gibi spiritüel ve psişik bir bağlantı paylaşıyor.

    görsel

    2) star trek

    -> mentatlar = vulcanlar
    -> vulcan çöl gezegeni = arrakis

    3) terminator

    -> izlediğimiz dune evreni buradaki herkesin düşündüğü gibi günümüzden 8000 bin yıl sonrasında değil butleryan cihadından 10 bin yıl sonraki zaman diliminde geçiyor. yani 10191 a.g. (after guild) yılında, bu da dune takvim sistemine göre space guildin (evrende ulaşımı sağlayan oluşum) kuruluşundan 10 bin yol sonra. günümüz ile space guildin kurulduğu yıl arasında ne kadar yıl olduğunu kimse bilmiyor, bilen tek kişi 35 yıl önce öldü. asıl konum butleryan cihadına gelirsem çoğu kişinin gözlemlediği gibi dune evreninde robotlar ya da yapay zekalar yok. çünkü dune evreninde bilinmeyen bir zamanda yapay zekalar öyle bir güç kazanmaya başlar ve gelişir ki durdurulamaz bir noktaya gelirler. öyle ki makineler bir zamanlar insanları bile yönetir. işte bu olayların sonucunda 200 b.g. (before guild) yılında insanlar ve makineler arasında 100 yıl boyunca sürecek (108 b.g. yılında bitiyor) bir savaşı içeren terminatör tipi bir kıyamet meydana gelir;

    dune evreninde terminatör evrenindeki skynetin aynısı olan yapay zeka topluluğu omnius vardır ve bu yapay zekanın tıpkı terminatör evreninde john connorun yönettiği insanlar tarafından yenilgiye uğratılana kadar on yıllar boyunca insanları köleleştirebilmek için bir robot ordusu topladığı gibi insan cihatçılar tarafından yenilgiye uğratılana kadar insanlığı köleleştirebilmek için yüzyıllar boyunca robot askerlerden oluşan bir ordu toplar.

    dune evreninde bu cihad o kadar önemlidir ki o.c. (orange catholic) incilinde " insan aklına benzer bir makine yapmayacaksın" diye bir ayet yer alır. insanları taklit edebilen ve insan gibi düşünebilen makineler yaratmak günah haline gelir. cihaddan sonra her türlü düşünen makine yasaklanır, onları yaratmak, kullanmak veya onlarla işbirliği yapmak işlenebilecek en büyük suçlardan biri haline gelir. bu makinelerin yerini ise özel olarak makine gibi yetiştirilen üstün insanlar olan mentatlar alır.

    kısacası eğer terminatör evreninde makineleri deviren insanların binlerce yıl sonra ne halde olduğuna bakmak isterseniz dune'u okuyup izleyebilirsiniz sdhjsl

    4) matrix

    -> dune'un makinelere karşı olan tarihi ve zion'un makinelere karşı savaşı
    ->neo'nun tıpkı paul gibi kör olduktan sonra bile görebilmesi.
    -> mentat mileg teg'in çevresini ağır çekimde algılayabilmesi gibi neo'da herkesin bildiği kurşun sahnesi gibi çevresini ağır çekimde algılayabiliyor.
    ->matrix bildiğimiz gibi william gibsonın neuromancer romanından, bu roman jodorowsky's dune dediğimiz çekilemeyen dune filminden esinlenilmiştir.
    ->pek çok kişiye göre matrix evreni dune evrenindeki butleryan cihadından önceki yani insanlığın makinelerin kölesi olduğu zamanı anlatmaktadır, tabii kesin bir bilgi yok.

    5) the wheel of time

    -> bene gesserit = aes sedai
    -> fremen = aiel
    -> paul atreides = rand al thor

    ayrıca dune'dan esinlendiği bilinen bazı filmler, kitaplar, oyunlar ve diziler:
    tremors, blade runner, alien, contact, dark angel, flash gordon, game of thrones, masters of the universe, neuromance, robotech, the fifth element, warhammer 40k, raiders of the lost ark
  • dune kişiyi hapseden olay örgüsünün yanında barındırdığı özlü sözler ile de dikkat çeken bir kitaptır... gerçek olmasını istemediğiniz bir evren (bkz: #1366360) ve gerçek olması gereken karakterle beraber gerçek hayat da kullanabileceğimiz pek çok tavsiye içerir... bunlardan bazıları:

    • başlangıç dengelerin doğru olduğuna dair en hassas ihtimamın gösterileceği zamandır.

    • soyluluk kurnazlık gerektirir.

    • popüler bir adam güçlerin kıskançlığını uyandırır.

    • besin-güvence-özgürlük yalnızca içgüdü ile elde edilmez.

    • hayvani bilinç ne verilen anin ötesine geçebilir ne de kurbanlarının soyunun tükenebileceğinin fikrine erişebilir.

    • hayvan yok eder, üretmez.

    • hayvani zevkler duyu seviyelerine yakın kalır ve algısal olandan kaçınır.

    • insan, üzerinde evreni görebileceği temel bir koordinat sistemine gereksinim duyar; isteyerek odaklanmış bilinç senin koordinat sistemini oluşturur.

    • tüm maddeler-hücreler-varlıklar geçicidir. içlerinde sürekli akış için çaba harcar.

    • hayvanlar bir kapandan kurtulmak için bacaklarını ısırarak kopartabilir. bir insan ise kapanda kalır; acıya dayanır ve avcıyı öldürüp kendi türüne yönelen tehdidi ortadan kaldırma umuduyla ölü taklidi yapar.

    • nefret; asla unutmamamız gereken gerçeklerden dolayı. sevgi ise yalnızca temel gerçek.

    • imkansızlar; yalanı bilmeden doğruyu görmeye kalkışmak ve karanlığı görmeden de ışığı.

    • gençlik ve güzellik gittiği vakit fark edilecek ki ikisi arasında bir zamanlar denge ile dolu olan o yer maharet ve becerilerin tükenmez bir kaynağı haline gelir.

    • oğlunu çok fazla korursan, herhangi bir yazgıyı gerçekleştirecek kadar güçlenemez.

    • boyun eğen hükmeder.

    • dünya dört şeyle ayakta durur; bilgenin ilmi, soylunun adaleti, cesurun yiğitliği, haklinin duaları. ama tüm bunlar hiçbir şey değildir, yönetme sanatını bilen bir yönetici olmadıkça.

    • bir yönetici zorlamayı değil ikna etmeyi öğrenmeli. en iyi adamları etrafında toplamak içinde ortaya en iyi kahve ocağını koymalı. ve bulunduğu yerin dilini kavrayabilmeli.

    • yaşamın sırrı çözülecek bir problem değil tecrübe edilecek bir gerçekliktir.

    • bir süreç durdurularak anlaşılmaz. anlama sürecin akışıyla birlikte hareket etmeli ona karışmalı onunla birlikte akmalıdır.

    • hangi duyularımızın eksikliği dört bir yanımızdaki diğer dünyayı görmemize ve işitmemize engel oluyor?.

    • oğul babanın uzantısından başka nedir ki?

    • tuzağın nerede olduğunu bilmek, ondan kurtulmanın ilk adimidir.

    • adamların sadakati; üstün olduklarına dair inançlar, gizli antlaşmaların gizemi ve acıyı paylaşma duygusu körüklenerek sağlanabilir.

    • akil vücuda emreder ve vücut itaat eder, akil kendisine emreder ve dirençle karşılaşır.

    • kökünden sökülmüş bitkiyi öldürmek kolaydır, özellikle düşman ellerde.

    • hızlı öğrenmenin ilk koşulu ‘’nasıl öğrenmeli?’’ yi öğrenmek.

    • öğrenebileceğine dair kendine güven. her tecrübe kendi dersini taşır.

    • dağın tepesinden dağı göremezsin.

    • komutanlar daima kendinden emin görünmelidir; tehlikeli bir mevkide oturup asla bunu belli etmezken, bütün bu güvenin yükü omuzlarına biner.

    • savaş teorisi hesaplanmış riskten ibarettir.

    • göz ve pençeyle yönetmeli... tıpkı başka kuşların arasında atmaca gibi.

    • babanın insan , etiyle kanıyla insan olduğunu keşfettiğin andan daha korkunç bir aydınlanma ani muhtemelen yoktur.

    • hiç bir şey bir lidere şov havasından daha fazla bağlılık kazandırmaz.

    • zaptetmek için insan öz saygısına mal olabilecek kararlarla karşı karşıya kalabilir.

    • güç ve korku, devlet yönetiminin araçları.

    • asla olasılıklardan bahsedemezsin yalnizca olanaklardan söz edersin.

    • hediye, bahşedenin lütfüdür.

    • büyüklük geçici bir tecrübedir , asla kalıcı değildir.

    • bolluk insani tehlikeli bir tedbirsizliğe iter.

    • her genç organizma için en büyük potansiyel rekabet kendi türünden gelir.

    • büyüme; en az miktarda bulunan ihtiyaç maddesiyle sinirlidir. ve doğal olarak en az elverişli koşul büyüme oranını kontrol eder.

    • boğulmakta olup ta kendisini kurtarmak için sizin omuzlarınıza çıkan adam anlayışla karşılanabilir. böyle bir durumla oturma odanızda karşılaşmadığınız sürece.

    • atalarımızın uyguladığı şiddetin karşılığını öderiz.

    • kişisel problemlerle karşılaştığımızda, en derin kişisel şeyler mantığımızın incelemesi için dışarı çıkarmakta en çok zorlandığımız şeylerdir. gerçekten kafamızı meşgul eden o en derindeki asil şey dışında her şeyi suçlayarak onun çevresinde debelenmeye eğilimliyizdir.

    • güç iki tarafı da keskin kılıçtır.

    • insanların ruhsal kaslarını geliştirmek için zor günlere ve baskıya ihtiyaç vardır.

    • merhamet insafsız olmalıdır.

    • insani insanlardan ayrılmak üzer, bir yer yalnizca bir yerdir.

    • karşılaşacağın her şeyin değerini bilmeye hazır ol.

    • karanlık kör bir hatıradır, burunlar görür, kulaklar görür.

    • doğruluğa gösterilen saygı dürüstlüğün temeli sayılır.

    • tek çıkışı olan mağaraya kaçan herkes ölmeyi hak eder.

    • zamanın görüntüsü geniştir ama içinden geççiğimizde, zaman dar bir kapıdır.

    • bir planın başarısı içeriğine olduğu kadar uygulanışına da bağlıdır.

    • eğer sadece gözlerine bel bağlarsan diğer duyuların zayıflar.

    • korku akil katilidir. korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. korkumla yüzleşeceğim. üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. ve geçip gittiği zaman geçtiği yolu görmek için içimdeki göze döneceğim. korkunun gittiği yerde hiç bir şey olmayacak. yalnizca ben kalacağım.

    • devlet yönetiminin araçlarını daima keskin ve hazır tutmak gereklidir. güç ve korku... keskin ve hazır.

    • bir şeyin yokluğu varlığı kadar öldürücü olabilir.

    • yumuşadık ve üstünlüğümüzü kaybettik.

    • bir hinci vaktinden önce almak için her şey tehlikeye atılmaz.

    • bir düşünce dile getirilse de getirilmese de gerçek bir şeydir ve bir gücü vardır.

    • zihnin baskı anında hangi yöne gideceğini eğitim belirler.

    • bir sistemde ne kadar çok yaşam varsa, yaşamak için o kadar fazla yer vardır.

    • doğa felaketleri telafi etmeye, onları gidermeye yada azaltmaya kendi yöntemiyle onları sistemin içine dahil etmeye eğilimlidir.

    • birinin hata yapmasını engellemek, cennetten çıkmış hediye gibidir.

    • körpe kamış kolay kırılır. başlangıçlar çok tehlikelidir.

    • sağ kalabilmek yabancı bir suda yüzebilmektir.

    • ilerleme kavramı geleceğin dehşetlerine karşı bizim için bir koruma mekanizması görevi görür.

    • hayran olduğun bir düşmanın seni korkutması daha kolaydır.

    • bir adamı insan üstü yapan şey dehşet vericidir.

    • suç, başarısızlık hissi şeklinde başlar.

    • ihtiyat liderlik edecek bir adama yakışır bir özelliktir.

    • insan dengiyle yada dengine yakın olanla pazarlık eder.

    • korkulacak adam duyguları olmayandır.

    • baskı dinlerin gelişmesine neden olur.

    • mükemmel olanı ararken tehlikeyle karşılaşma olasılığı vardır.

    • bilinmeyenler endişeyi beraberinde getirir.

    • aristokrat evliliklerin sevgiden farklı sebepleri de vardır.

    • bir şeyi onu yok edebilenler onu kontrol eder.

    • altındaki tüm adamlar mevkine göz koyarlar.

    • bilgelik sevgiyi azaltır.

    • güvenli yola bakan göz sonsuza kadar kapanır.

    • adetler değişir.

    • zor görevler zor yöntemler gerektirir.

    • keder zaferin belirtisidir.

    • ümitsiz insandan tehlikelisi yoktur.

    • ihtiyatlı olmak adına yapılan hata eleştirilemez.

    ayrıca;
    (bkz: dune messiah/#9625607)
    (bkz: children of dune/#9625680)
  • kendi kendime bir kitap ayracı yapmıştım, siyah karton üzerine beyaz kalemle hani şu meşhur benegesserit rahibelerinin "korkmamalıyım, korku akıl katilidir, ....." şeklindeki öğretilerini yazmıştım. annem bir gün benim kitaplarımdan birini okurken arasında bulmuş, yanıma gelip yarım saat "canım kızım neden korkuyorsun ne oldu nen var dırdırdır cırcır" diye başımın etini yemişti, sonunda kitabı açıp göstererek elinden kurtulmuştum.
  • tekrar tekrar okunulasi bir saga. okudugum en iyi bilim kurgu kitab(lar)i. arapca kokenli kelimeler, col dunyasi, upuzun bir kronolojisi ile cok cok siradisi bir kurgu. hele ucuncu kitabtan sonraki felsefi, sosyolojik cozumlemelerin haddi hesabi yok. filmini cok sevmedim, boyle buyuk kurgu dunyalarin filmi cevrilmemeli bence, guzel olmuyor cunku.
    okuyun, okutturun.
  • bu seriyi bir bilimkurgu olarak adlandırmak hem bilimkurguya bakış açısını daraltır hem de edebiyata olan saygıyı azaltır. bence yüzüklerin efendisi'nden çok daha iyidir fakat aynı kategoride değildir. belki asimov'un vakıf serisi ya da arthur c. clarke kitaplarıyla kıyaslayabiliriz ancak günün sonunda dune her zaman üstün çıkacaktır.

    özellikle ilk dört kitap sizi satırların altını çizmeye, paragrafları defalarca okumaya ve olguların üzerine tartışmaya sevk eder. tüm seri okuyucunun entelektüel bilgi birikiminin sınırlarını zorlar. siyaset ve din felsefesinin orijininde; ekoloji, mitoloji, fütürizm, insan evrimi, teknoloji gibi konulara zekice değinir. oluşturduğu latince-arapça-ingilizce-fransızca dilleriyle günümüzle bağını kopartmaz.

    buradan sonrası spoiler içerir.

    dune serisinde, yüzüklerin efendisi'nin aksine kötülük ya da iyilik kavramları yoktur. yüzüklerin efendisi'nden daha serttir. olaylara hangi açıdan baktığınız önemlidir. ilk kitapta fremenlere acırsınız, paul atreides'in kahramanlığına kendinizi kaptırırsınız fakat fremen'ler merdiven altından çıkınca, o geri kalmışlık ve muhafazakarlık tüm evreni alt üst eder. kahraman dediğiniz paul atreides, inançlarını empoze edebilmek için 60 milyar insanı öldürmüştür. kendisini kıyaslayabileceği tek "kadim kahraman" adolf hitler'dir.

    açtığı yol açık bir şekilde insanlığın sonunu getirecektir. insanların peygamber olarak gördüğü adam, gün olur yanlışlarını anlar ve kafirliğe soyunur. kendi dininin en büyük muhalifi olmuştur fakar iş işten geçmiştir. din o kadar kuvvetli olmuştur ki artık dini kullanarak evren perişan edilir.

    ilk iki kitabı muad'dib etkisinde okuruz ancak sonraki iki kitabı leto ii.'nin etkisiyle okumaya başlarız. büyük bir tiranlık yine o'nun gözünden bize anlatılır. altın yol vaad edilmiştir; sözde leto ii. insanlığı yok olmaktan kurtarmıştır ama kendisi de emin değildir. insanları buna inandırır, insanlar inanır. tıpkı fremenler gibi, umutları için inanmak zorundadırlar. altın yol gerçekten var mıdır? bu bir kehanet, bu bir histir. histerik bir tanrı, çok sıkıldığı için aşık olur ve ölür. 3500 yıl boyunca insanlığa verdiği şey nedir? gezegenler arası seyahat yasakları, teknolojinin önüne set vurması, fikir ve düşünce özgürlüklerinin ağır bir şekilde cezalandırılması, tarihi yazan tarihçilerin yakılması vs...

    evet, pax leto* ile savaşı bitirmiştir ama insanı insan yapan her şeyi söküp almıştır. altın yol vaadiyle yaptığı her şeyi kılıfına büründürmüştür. geçmişin detaylı gücünü kullanan leto ii. de kendisini zaten tanrı olarak görmez. ancak biz kitabın büyüsüne kendimizi o kadar kaptırırız ki yine de leto ii'yi "kahraman" olarak görürüz. oysa hem baba hem de oğul aleni bir şekilde anti-kahramandırlar. nereden baktığınıza, olayları nasıl değerlendirdiğinize bağlıdır.

    körü körüne muad'dib'e inana fremenler 3500 yıl sonra ne hale gelmiştir, acınası bir zavallı olmuşlardır. işte leto ii.'ye de inananları bekleyen son budur. leto ii.'nin tek emin olduğu şey budur. bu yüzden de gelmiş geçmiş en kötü tirandır ve insanlar bir daha tiranların eline düşmemesi için kendisini hatırlamalı ve kendisinden nefret etmelidirler. ne oldu? bu bakış açısıyla da leto ii. kahraman oldu...

    bence kitaptaki saf kötülük "bene gesserit" olgusudur. insanlığı şekillendirmek ve evrime yön vererek kusursuz insanı yaratmak için döllendirme programları kurarlar. kurdukları bu programın sonunda 60 milyar insan ölür, 3500 yıl boyunca tiranlık hüküm sürer. trilyonlarca insan arasından bir kaç iyi insanı oluşturur ve tüm insanlığı yönetmesini ister. bu saf bir kötülüktür, düşüncesi bile bence korkunçtur. mesela alia da böyle doğmuştur ve sonunda çarpık tiranlığını ilan etmiştir.

    sonuç olarak dune evreni göreceli olarak deterministtir. hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak sonuçlar farklı yönlerde yorumlanabilir. kitabın ana kahramanları aslında birer tirandır ve derinlemesine düşününce yaptıklarının elle tutulacak ya da savunulacak bir tarafı yoktur. ekolojisi değiştirilmiş bir gezegen yeri gelir tüm evreni etkiler. merdiven altından çıkartılmış mazlum bir halk yine yeri gelir tüm insanlığın içinden geçebilir. belki de gezegenin çöl, fremen'in kaçak kalması gerekiyordur?

    gerçekten karizmatik liderlere boyun mu eğmemiz gerekiyor? kitabı okurken bile hayran kaldığımız o liderler gerçek hayatta olsa biat mı edeceğiz? güçlü bir tiran bize "eğer bu yoldan gitmezsen soyun tükenecek" derse biz gerçekten ona mı inanmalıyız?

    neyse, çok uzadı, yazdıkça anlatası geliyor insanın. sonuç olarak anlaması zor, felsefesi sert bir seridir. dune serisinin bir kitabında kadınlara manipülatif fahişelik, erkeklere koşulsuz biat ya da kısrak gibi çiftleşme rolü biçilirken; başka bir kitapta kadınları evrenin koruyucusu ilan eden bir tiran anlatılır. melanj için ahlaksız bir sistem korunur. insan merkezci düşünüldüğü için "çöl" değiştirilmek istenir ve "kum solucanları" düşünülmeden soyları tüketilir. kadınların haklarını alabilmesi , kum solucanlarının soylarının tükenmemesi ve ekolojinin bozulmaması için bir tirana ihtiyaç duyulacağı mesajı çok rahat çıkartılabilir.

    sözün özü kitapta yer alan sembolizmler bize çok tanıdık gelir. melanj su ya da petrol iken; dune orta doğu olabilir. ancak değişmeyen tek şey insanlığın ve insan merkezci düşüncenin hiç bir zaman kazanamayacağı gerçeğidir.
  • son birkaç yıldır okuduğum en iyi bilimkurgu romanlarından biri. daha önce raflarda karşıma çıkmıştı ama filmi ile daha çok ilgimi çekti. politika, din, çevre, mistisizm... o kadar geniş bir tema yelpazesi var ki okurken insan gerçekten hayret ediyor.

    çelimsiz ama zeki bir prensin nasıl bir peygambere, bir lidere dönüştüğüne tanık oluyoruz. bu yolda yaşadığı değişimler, kendi içindeki hesaplaşmalar, kayıpları onu başından beri gördüğü ama engellemeye çalıştığı noktaya, cihada, getiriyor.

    kitapta ilginç bulduğum bir dinamik ise anne-oğul ilişkisi üzerinden gitmesi. bir anne ile oğlunun sağ kalmak için birlikte mücadele etmeleri ve ikisinin de güçlü karakterlere evrilmelerini okumak çok zevkliydi. bu sinemada da, edebi eserlerde de daha önce rastladığım bir şey değil.

    kitap toplumlar ve dinler üzerine öyle etkileyici noktalara değiniyor ki okumaya ara verdiğimde bile kafamda kitapta geçen sözleri düşünürken buluyordum kendimi.

    netice olarak güzel bir seri başlangıç kitabı. 2. kitap olan dune mesihi'ni ilk kitap bitmeye yakınken almıştım. ilk kitap kadar etki bırakacak mı göreceğiz.

    edit: 2. kitaba henüz başlamışken kitabın ilk sayfalarından birinde geçen şu cümle seri hakkında genel bir fikir oluşturmanıza yardımcı olabilir;
    "inanç yönlendirilebilen bir şeydir, tehlikeli olan şey bilgidir."
  • banyo yaparken "lan bu kadar suyla bir fremen ailesi 1 yıl yaşar, ne yapıyorum ben" düşüncesine gark olmama sebep olan, süper kitap / seri / destan

hesabın var mı? giriş yap