şükela:  tümü | bugün
  • dune 2 nin kotu taklidi lakin yine de multiplayer olayına girip gavur filan yenip dünya sıralamasında güzel bişeyler yapınca insana tatmin duygusu yaşatan bi oyun ne biliyim ben bi ara 17.ci olmuştum mesela dünyada hoş bi histi.
  • (bkz: dune) (bkz: dune 2)
  • harkonnenlerin fuzesinin gucu azaltildigi ve carryall'lar acayip yavaslatildigi icin sevmedigim oyun
  • her yönüyle command and conquer'in aynısı olup sadece görünüşü farklıdır.
    çok kötü çook...
  • dune 2 nin taklidi olduğunu hep duyardım ama
    dune 2 yi oynama fırsatı bulamadığım için zewkle oynadığım oyundu dune 2000
    yeni çıkacak olan dune dört gözle bekliyorum
    gördüğüm demosu müthiş bişi idi...
  • dune 2 nin yenilenmiş bir versiyonu olan(sanırım red alert motorunu kullanmışlar),ama pek extra birşey getirmeyen oyun.sadece unit leri gruplayarak hareket etme kolaylığı getirmeleri çok iyi olmuş.eskisinden farklı bir yönüde haritanın resmen kımıl kımıl sandworm kaynaması ve bu worm ların gücünü görememiz. bir süre sonra habire unit kaptırmaktan çıldırıyorsunuz.yine de eski dune haturuna oynamakta fayda olabilir.
  • frank herbert ın epik bilim kurgu hikayesi duneun çeşitli kaynaklarda mini televizyon serisi diye geçse de, benim film diye adlandırmaktan hoşlandığım uyarlaması. yönetmenliğini john harrison'ın yaptığı film, dune'un ilk sinema uyarlamasının hemen ardından seredildiğinde dahi bambaşka bir film hissiyatına neden olabiliyor rahatlıkla.

    3 bölümlük film, 4 saat 48 dakikalık toplam uzunluğuyla* zamanı cömertce kullanmış ve gerçekten üzerinde uraşılmış bir yapım.

    ilk filmde sinema sektörünün fazla gelişmemesine, teknik yetersizliklere karşın başarıyla yakalanmış olan karamsar ve biraz da grotesk atmosfer dune 2000da oldukca değişim gösterse de, daha canlı ve görsel açıdan ziyafet tabir edilebilecek anlara sahip bir yapım olarak göze çarpıyor herbertın bu muhteşem eserinin ekranlardaki yansıması. özellikle harvesterlar ile worm'ların gözüktüğü sahneler (gerçekci telsiz konuşmaları ve ses efektleri çok şey katmış) ve çatışma- savaş sahneleri heyecan dozunu yüksek tutarak, sadece an'ı izlemeyi dahi keyifli kılabiliyor.

    ilk filmin aksine, sinemada uygulanmasının pek hoş olmadığı düşüncesine sahip olduğum "içsel hesaplaşma, konuşmaları-düşünceleri filme mimikler yerine sesler ile aktarma hatası"na düşmeyen john harrison'ın dune'u, uzun süresinin getirdiği avantaj ile herbert'ın romanında anlatılan hikayeye daha fazla sadık kalarak da izlenmesi gereken bir film sıfatını pekiştiriyor.

    karakterlerin çoğunun, romanı okurken gözümde canlanan tiplemeler ile büyük ölçüde paralel oluşu da izlemekten aldığım zevki arttıran başka bir detay. özellikle stilgar'ın karizması, baron vlademir harkonnen'in bir gerizekalıdan daha fazlası olması (ilk filmdekli şoparlığın aksine, dune 2000de çok daha başarılı bir karakter haline gelmiş), paul atreides'in, jessica'nın çelişkileri ve duke leto'nun erdemli hali son derece güzel yansıtılmış.

    harkonnen'lerin görüldüğü her sahnede kırmızı renk ve ışıkların aşırı derecede kullanılması, aynı şekilde ırksal auraları belirten renklerin biraz gözümüze sokulmaya çalışılması abartılı kaçmış olsa da ve şehirlerin uzaktan görüntüsü real time strateji oyunlarını çağrıştırsa da (görüntü kalitesinden değil ancak insan main base'in yanına barracs kurmuş gibi hissediyor bir an) geç keşfettiğim ve izlemekten keyif aldığım, ttnet'in berbat kablo modem hizmeti sırasında yaşanan ve artık doğal olmaya başlayan kesintiyi (6 saat yayın mı kesilir ulan!) mavi gözlerle ve bol bol kumla bezemiş olan, daha önce de söylediğim gibi izlenmesi gereken bir film.

    sci fi channel desteği,sponsorluğuyla yapılmış ayrıca.

    özellikle dune'a yabancı olan kişilere önermekten çekinmeyeceğim ve ilk film ile arka arkaya izleyip, sonrasında -ani bir gaz ile- dune serisini okumalarını tevsiye edeceğim güzel bir uyarlama. dune oynatır adama zorla ayrıca.
  • butun bir gecemi monitor karsisinda gecirmeme* sebep vermis olan ucleme. sahsen basarili buldum ayrica icimde ki dune 1 oynama istegi bambaska. filmi izlerken olan olaylar bende tekrar oyunu oynuyormus hissi uyandirdi. sanki bazi sahneler oyundan/kitaptan direk copy paste gibi geldi o derece basarili olmus. chani karakterini ise ozellikle gorsel acidan cok basarili buldugumu belirtmek isterim. ancak chani' ile tanismadan once oyunda paul'un baska bir sevgilisi vardi onu es gecmisler sanirim, hannah'idi ismi..ve filmde bu isimde biri dogum yapiyordu bir ara. overall eski dostlari gormek guzeldi..lakin kulagimdaki kulakliklar yuzunden kulaklarim hamur kivamina geldi**