şükela:  tümü | bugün
  • ayfer tunç'un edebiyattaki yirmi beşinci yılında, 2014 ocak ayında çıkaracağı yeni romanı.
  • 14 ocak'ta raflardaki yerini alacak olan kitap.

    dünya ağrısı’ndan… tadımlık!

    --- spoiler ---

    “böyle bir şehirde sır saklamanın imkânsız olduğunun farkında değil. öğrenecek elbet, bir gün şehir dediği şeyin birbirini gözleyen sayısız gözden ibaret olduğunu o da anlayacak. ama buna çoktan alışmış olacak ya da daha fenası başkalarını gözleyen sayısız gözden biri haline gelecek. babamın oğlu o olmalıydı diye düşünüyor, ben, oğlum gibi bir oğul olsaydım babam mutlu ölürdü; oğlum babamın istediği gibi bir oğul olduğu için ben mutsuz öleceğim.”
    --- spoiler ---
  • felsefe hocam demişti ki 30'dan sonra anlıyor insan hayatı ve kendini. 30'dan sonra olgunlaşıyor insan.
    dünya ağrısı ne kadar basit ama ne kadar dolu bir isim olmuş bu kitap için.
    çok uzundur beklediğim kitabın adıdır.
  • can yayınlarının klasikleşmiş kapak tasarımını değiştirerek çıkardığı ilk kitap

    bir ayfer tunç hayranı olarak kitabı aldım ve 2 günde okudum. yazarın yeşil peri gecesi'nde olduğu gibi bu romanda da mesajı "hiç bir sır gizli kalmaz" ancak bu romanda biraz daha ileri gidiyor ve "gizli kalsa da o insanın hayatını cehenneme çevirir" diyor.

    (bkz: weltschmerz)

    başlarda durgun olan ama sonradan açılan roman, bir türlü hayata yerleşemeyen, geçmişte yaptığı hatanın ağırlığından kurtulamayan bir adamın toplumsal trajedilerle örülmüş hikayesi.

    --- spoiler ---

    " güzel şeyleri de unutmak istiyor. güzel şeylerin ertesi günü mahveden, yıkıcı bir tarafı var" (s.12)

    "suç böyle bir şey diye düşündü, asla kendisiyle sınırlı kalmaz, geçmişi de ortaya döker, yeniden yazar, kuyruğuna başka şeyler takılır, devasa bir günah haline gelir." (s. 92)

    "yaşamanın bir sebebi yok. ... sebebi biz uyduruyoruz. yaşamak bu demek, hayat denen bu şeyi sürdürebilmek için bir sebep yaratmak." (s. 105)

    "insanın yaşlandıkça kısalmasının nedeni bu, kemiklerin kısalmasıyla ilgisi yok, yerçekimi denen şey dünyanın yorgunluğu aslında, bizi yere çeken şey dinmeyen bu yorgunluk. (s.111)

    "ama unutmak diye bir şey yok, unuttuğunu sanmak var, çocukluk mazeret olamıyor. (s.122)

    "nihayetinde hepimiz aynı toprağa gireceğiz... müslümanların gireceği toprak özel imalat değil" (s.152)

    "insanın kendi kanından canından varlıklarla doldurulmuş yalnızlığı en büyük tutsaklık" (s. 194)

    " intiharın kendisi haber değildir diye düşündü". intiharın türü haberdir. biri intihar ettiğinde önce nasıl öldü diye sorulur. ... ne kadar vahşice öldürürse kendini insan, o kadar büyük haber olur." (s.228)

    " insan kendini asmamalı, güzel ölmenin bir yolunu bulmalı... uykusunda ölen adam mesela. yüzündeki huzurdan anladım öldüğünü. öldn mü öyle öleceksin. bir rüyaya girer gibi. rüyanda öldüğünü görüyorsun, hakikaten ölüyorsun. sonsuz bir rüya gibi ölüm." (s.260)

    "günahı işlemiş olmak belki bağışlanabilir ama insanın işlerken hissettiği aşağılık duygular ne olacak?" (s. 317)

    --- spoiler ---
  • ayfer tunç'un son romanı.

    --- spoiler ---

    yazarın bundan önce okuduğum kapak kızı adlı romanı trende geçiyordu. dünya ağrısı ise bir otelde geçiyor. otellere edebiyatta ve sinemada çok aşina olduğum için belki de roman beni bir şeyleri tekrarlıyormuşum gibi hissettirdi. yani anayurt oteli ve zebercet varken mürşid'e ne gerek var gibi hissettim.

    bir de romanın sonlarına doğru otele gelen kadın masumiyet filmindeki uğur'u hatırlattı. otele gelen senarist de nedense zeki demirkubuz'u.

    velhasıl güzel bir roman, keşke çok tekrara düşmese, zaten birçok okuyucunun hissedebileceği şeyleri uzun uzun tasvir etmeseydi.

    son olarak atlantik'te madenci ile bir bira da ben içip uzun uzun susmak isterdim.

    --- spoiler ---.
  • --- spoiler ---

    "gençliğini dolduran gelecek hayalinin gerçekleşeceği ülke hiç var olmamış. var sanmıştı. varmanın yıllarını alacağını ama sonunda hiçbir şey yapmasa bile varacağını sanmıştı. yanıldığını anlaması için yaşlanması gerekti."

    "insanın yaşlandıkça kısalmasının kemiklerin kısalmasıyla ilgisi yok, yer çekimi denen şey dünyanın yorgunluğu aslında, bizi yere çeken şey dinmeyen bu yorgunluk."

    --- spoiler ---
  • insanın içine gelip yerleşen, hayata baştan "yenik" başlamasına neden olan iç sıkıntısını, sadece oralarda bulunmak zorunda kalanların farkına varacağı ayrıntılarla işleyerek okurun önüne koyan bir kitap bu. insan okudukça bir yandan o iç sıkıntısını hissediyor, bir yandan aynı detaylara takılan bir başkasının varlığını da bilerek yalnız olmadığını hatırlıyor.
  • ayfer tunç'un insan ruhunun karanlıklarını anlattığı romanı.
  • "insan öyle filmlerdeki gibi dersini alıp değişmiyor, kafaya darbe yiyip aklı başına gelmiyor. insan hamurundaki mayayı değiştiremiyor, hamur bir parça sakinleşiyor sadece, o kadar, belki de yaşlandığın içindir.”