şükela:  tümü | bugün
  • suudi arabistanın en büyük din otoritesi şeyh abdul aziz bin baz tarafınından 1975 yılında verilen fetvaya göre dünya düzdür ve buna inanmayan dinsizdir, cezalandırılmalıdır.bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. ederse ne ala! aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da müslümanlar’ın hazinesine katılır... .hazret bu fetvasını kurana dayandırıyor. bu adamların petrolü olmasaydı ne bok yiyeceklerdi bu kafayla cidden merak ediyorum
  • vatikanin 1992 de vazgectigi iddiasidir. *
  • şeyh abdul aziz bin baz "evidence that the earth is standing still" adlı kitabında,eğer ileri sürdükleri gibi dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler yerinde kalamazdı. insanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batya gittiğini görürlerdi. kıble’nin yeri değişir, insanlar kıblenin yönünü bulamazlardı. hülasa bu iddia birçok nedenden dolayı batıldır.” . ben de kendilerine aferin diyorum
  • prof c sinan sağıroğlundan ispatlamasını beklediğimiz sorunsal.
  • thomas l. friedman'ın "the world is flat" adlı son kitabının muhtemelen dilimize çevrildiğindeki adı olacak. çok yakında yayınlanacak olan küreselleşmeyi farklı bir bakış açısıyla irdeleyen bu kitaptan bir bölüm:
    "amerika bir devlet olarak kuruluşundan beri hep ileri bakan bir ülke olmuştur, geri değil. fakat 11 eylül’den sonra bush yönetiminde amerika’nın başına gelen en tehlikeli şey umut ihraç etmekten korku ihraç eder hale geçmemiz olmuştur. eskiden dünyadan istediğimizi ikna yoluyla elde ederken, sık sık dünyaya hırlamaya başladık. oysa korku ihraç ederseniz korkularını ithal etmek zorunda kalırsınız. evet başımıza bir facia geldi ve bu facia tekrarlanabilir. fakat önlem ile paranoya arasında ince bir çizgi vardır ve zaman zaman biz bu çizgiyi aşıyoruz.

    analistler bir ülkeyi klasik ekonomik ve sosyal istatistiklerle ölçmeye bayılırlar: bütçe açığının gsh’ye oranı, işsizlik oranı veya okur-yazar kadın oranı gibi. bunlar tabi ki önemlidir fakat bence daha da önemli ve açıklayıcı bir başka ölçü vardır. ulusumuzun hatıraları mı daha çok, yoksa hayalleri mi?

    hayalden kastım, olumlu, insanı yücelten türüdür. bir iş danışmanı şöyle demişti: “ bir şirketin zorda olduğunu bana geçmişte ne kadar iyi durumda olduklarını söylemelerinden anlarım. ülkeler için e aynı şey geçerlidir. kimliğinizi unutmamak tabi ki önemli. 14. yy’da muhteşem olduğunuza memnun oldum. fakat o dündü.; bugünse bugün. hatıralar hayallerinden fazlaysa son yakındır. gerçekten başarılı bir kuruluşun alameti farikası, geçmişteki başarılarını bir yana bırakıp yeniden başlamaya duyduğu arzudur.”

    hayalden çok hatıralara sahip toplumlar da önüne değil geriye bakanlar. saygınlık, onur ve husa-ü kabulü şimdi de aramazlar, tarihi geviş getirirler (geçmişi ağızlarına sakız ederler) . üstelik bu genelde gerçek bir geçmiş değil, hayallerinde süslenmiş bir geçmiştir. gelecekle ilgili hayal kurup ona göre davranmak varken bütün enerjilerini geçmişi süslemeye harcarlar.

    inanıyorum ki 11 eylül’ün yarattığı hissiyatı başkan bush’un kendi siyasi amaçları uğruna utanmazca istismar ettiğini tarih açıkça görecektir. vergiler, çevre, sosyal meselelerle kendine ait hiçbir tutarlı politikası olmadığından, 11 eylül hissiyatını aşırı sap cumhuriyetçi gündem oluşturmakta kullanmıştır. bun yaparken sayın bush amerikalılar arasına ve amerikalılarla dünya arasına takoz sokmakla kalmamış amerika ile kendi tarih ve kimliği arasına da takoz koymuştur. yönetimindeki hükümet amerika birleşik devletlerini “terörle savaşma birleşik devletleri” haline getirmiştir. dünyadaki bu kadar çok insanın bush’tan nefret etmesinin nedeni budur.

    11 eylül’ü takvimdeki yerine – 10 eylül ile 12 eylül arasında bir gün olarak- tekrar koyacak bir başkana ihtiyacımız var. bu günün bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz."
  • belki sadece bir alan adı. belki de daha fazlası.
    "değil mi ki bu akşam kenarından düştüm,
    dünya bir düştür,
    düpedüz
    tepsisindeyiz
    on dört göbekli baklavaların..."
  • su terazisi kullanılarak yapılmış bir yüzeye düz deniyorsa doğru bir önermedir.