• sene başından beri yaklaşık 90 ülkenin merkez bankası faiz artışına gitti.

    dünyanın geri kalanı “büyüme pahasına enflasyonla mücadele” tercihi yaparken, türkiye “enflasyon pahasına büyüme” ile tercihini bunun tam tersi yönde kullanıyor. böyle bir alternatif var mı?

    dünyanın geri kalanı büyümeyi bizim kadar istemiyor olabilir mi?

    fed başkanı powell şöyle bir teşhiste bulunmuş;

    "yüksek faiz sonucu yavaşlayan büyüme ve zayıflayan istihdam piyasası, hizmet ettiğimiz halk için sıkıntılıdır. ancak bu sıkıntı, fiyat istikrarı sağlamayı beceremeyip sonrasında tekrar çaba vermenin yaratacağı sıkıntı kadar büyük değildir"

    savaşın ortasındaki rusya’da bile enflasyonun bizden 65-70 puan daha düşük olması da tesadüf değil.

    daha fazla detay ve haber için burayı tıklayın
  • dünya faiz artırırken biz neden düşürüyoruz?
    1-bizimki zaten yüksek olduğu için bu soru kendi içinde anlamsız. bizim faiz de abd veya avrupa gibi %2 civarında olsaydı ve daha da düşürüyor olsaydık soru anlamlı olurdu.
    2-nass var nass. (bkz: nass)
    3-tcmb o kadar çok saçma sapan işler yaptı ki politika faizi ile piyasa faizi arasında bir bağlantı kalmadı. faizi düşürse de piyasadaki faizi etkilemiyor. faizi yükseltse de döviz talebinde değişim olmuyor. bu nedenle, neden düşürmesin? enflasyon olmuş resmi rakamlarla %80, gerçek rakamlarla %180. şimdi bu kadar yüksek enflasyona karşı faizi nereye yükselteceksin? %200 faiz mi yapacaksın? ayrıca, %200 faiz olsa ne olacak? enflasyon daha da artacak, hiperenflasyon olacak. ekonomi tamamen duracak. korkunç bir stagflasyon olacak. faiz artışını 4 yıl önce yapıp kur ve enflasyonu dizginleyebilirlerdi. artık iş işten geçti. geçmişte yapılan hataların telafisi de tedavisi de yok.
    4-(bkz: şaşkın ördek başını bırakır kıçından dalar) (bkz: battı balık yan gider)
    sonuç: bindik bir alamete gidiyoz kıyamete
  • yönetebilmek için ölçebilmek gerekir. ölçebilmek için de matematik, fizik bilmek; ilim, irfan sahibi olmak gerekir. elzem olan bu gereklilikler arap masallarını okuyarak elde edilecek şeyler değildir. buna bağlı olarak dünya mersine giderken, bizim ters istikamete tam gaz gitmemiz beklenen bir durumdur.
  • merkez bankası bağımsız olmadığı için!
  • seçimlere az bir süre kalana kadar planlı yükselttikleri enflasyonu ve dövizi faiz arttırarak düşürüp bakın bizim dediğimiz oluyor. ekonomimiz normale dönüyor algısı oluşturacaklar. amk çomarları da alkışlıcak tabi.

    bu süreçte de milletin parasını peşkeş çektikleri banka sahibi yandaşlarının ceplerini düşük faiz krediler ve iş adamlarına kur korumalı mevduat ile doldurup onlar üzerinden kendilerine para akışı sağlamaları.

    başka bir açıklaması yok.

    edit: o tarih geldiğinde dövizin düşeceği değerler, günümüzdeki değerler olacaktır tabi. 25 den 18 e düşünce insanlar şakşaklıcaktır.
  • bakın size olmuş olması en muhtemel senaryoyu anlatayım;

    faizler yüksekken ekonomi gidişatı da hiç iyi değilken, dönemin bakanı sayın albayrak akşam yemeğinde konuyu haşmetlü kayınpederine açmaya karar verir. ancak “ben bu işi beceremedum babacuğum”dan daha etkili ve daha okların kendisini göstermeyeceği bir sav ile konuşmalıydı. sonunda o güçlü sav bulundu;

    -faizler yüksek olduğu için yabancı parasını tl'de tutuyor. tl'den kazanılan vade getirisi ile dolar alınıyor. yabancı ve büyük sermayenin cebine biz kendi hazinemizden dolar sokmuş oluyoruz.

    haşmetlü kayınpeder ise esasen ana politika olması tahmin edilmeyen, sadece ve sadece dönemin bürokratlarının ve bakanının kendisini masum gösterme çabasıyla ortaya koyduğu bu “yüksek faiz = döviz kaçağı” fikrini bir anda binenimser. benimser, çünkü erdoğan karakteri gereği kendisine rağmen yapılan işleri hiç sevmez. bu fikir üzerinde düşünürken “benim ödediğim vade ile benim dövizimi çalıyor! vay orospu çocuğu!” dediğine eminim. ve her zamanki yüksek tarafgirlik ruhu ile bir anda faizin karşı tarafına geçer. aklından da muhtemelen şu düşünce geçer; “ulan hem nas'a da aykırı. güzel de bir söylem oturttuk mu. bu iş tamam!”

    beratın ve bürokratların kendilerini cumhurbaşkanı nezdinde aklama projesi, cumhurbaşkanının ciddi anlamda savunduğu bir fikir haline gelir. beratla bürokratlar ilk etapta sevinseler de sonrasında işlerin sarpa saracağını düşündükçe uykularının da kaçtığına eminim.

    netice itibariyle faize karşı büyük bir savaş başlar. ve artık gelinen noktanın geri dönüşü olmayan nokta olduğunun farkındalar. acı olan gerçek ise, hala siyasal ikballerin milli menfaatlerin üzerinde tutuluyor olması.

    yazık.
  • buna yorum yapmak gerekiyor mu? 2+2=4 olgusunun gerçekliğini inkar edip, paralel ve mutasyon geçirmiş bir evrende yaşıyormuşçasına gidip de ben ekonomistim, ben ne dersem o olur ve 2+2= 11'dir derseniz sonuçlarına halkınız katlanır. kendileri manda yoğurdu ile bilmem ne hurması (adını hatırlayamadım hurmanın) yer, siz ise kuru ekmeğe tamah edersiniz.

    oy verenlerin %99'u daha manda yoğurdunun tadını bilmezken hem de! ama bütün bunların sorumlusu tabi ki dış minnaklar, içimizdeki hainler, teröristlerdir. başka bir suçlusu da yoktur.
  • bence batık durumdaki kamu bankalarını fonlamak için tabi özel bankalarda bu sayede iyi karlar elde ediyor.
  • çünkü ülkeyi rte oynatıyor. başka yoruma gerek yok.
hesabın var mı? giriş yap