şükela:  tümü | bugün
  • burada ve internetin çoğu yerinde yanlış bilgilendirmeler ve yanlış anlamalar ile dalga geçilen kurumdur. şu ana kadarki en "içerden" bir aktarımı, tamamen olaya dışardan bakarak, tarafsız bir şekilde, bunlar neymiş, neye inanırmış şeklinde anlatmaya çalışacağım.

    anlatımıma başlamadan önce, reenkarnasyona ilgi duyan birinin bu derneğe olan ilgisinin doğru orantıda seyredeceğini söylemeliyim. yani reenkarnasyona ihtimal veriyorsanız(tabi reenkarnasyon tüm bu anlatılar içinde çok ufak bir yeri kapsıyor, ancak olaya giriş yapmanız için değinilmesi gereken ilk konu diye düşünüyorum), bu derneğin felsefesini kabullenme ihtimaliniz de artacaktır. spiritüel konulara ilgi duyuyorsanız bir şans vererek okuyunuz derim.

    reenkarnasyon olgusunun uzak doğu dinlerindeki yerini bilirsiniz. islam'da da oldukça tartışılan bir konudur. çoğu inanışa göre reenkarnasyonun varlığı ve karma düzeni, ilahi adaletin ta kendisi ve en adaletlisidir. insanın bir evrim sürecinin olduğuna inanılır (darwin'in evrim teorisinden farklı olarak, ruhani bir evrimden bahsediyoruz). geçmiş enkarnelerinin her bir aşamasında, insan o evrim sürecini tamamlamak için uğraşır. örneğin kiniyle, merhametsizliğiyle bilinen bir kral düşünelim. dünyaya hükmetmiştir. en korkulan güç haline gelmiştir ancak halkına zulm ederek binlerce masum cana kıymıştır. bu kralın karması, bir sonraki hayatına yansıdığında ruh merhamet duygusunu edinmek, kininden arınmak için çabalayacaktır. bir sonraki hayatında bir inşaat işçisi de olabilir, eğer o duygularını yenmek için çaba gösteriyorsa önceki hayatındaki kraldan daha üst bir evrime adım atmıştır. bu evrimin son boyutu, insanın en arınmış halidir ki bu insana mevlana örneğini verebiliriz. tüm kininden, nefretinden kurtulmuş, insan sevgisi nedir bilen, dünyevi sevgi nedir bilen bir dünya insanı mevlana. mevlana gibi insanların yaşadığı son evrim boyutudur, bu da insanın "cenneti" anlamına gelir. insan kendini "kıyam ettiği" dönemden, cennet boyutuna adım atar. eğer kıyamını gerçekleştiremiyorsa, hayat onun için cehennem olmaya mahkumdur. tabi bu hiçbir zaman kıyam edemeyeceği anlamına gelmez. tüm bu örneklendirmelerimden yola çıkarak, reenkarnasyon inancının tüm kutsal kitap inançlarından çok da uzak olmadığı ihtimalini düşünebiliriz. kutsal kitaplarda bir doğrudan anlatım yerine, mecaz bir anlatım kullanıldığı ve üstü kapalı olarak reenkarnasyondan bahsettiği ihtimalini de göz önünde bulundurabiliriz. eğer insan ahirete değil de, bir sonraki hayatında belki daha iyi bir yaşam koşullarında canlanacağına insansaydı, tüm bu evrim aşamalarını gerçekleştirme eğilimine girer miydi?

    vedia bülent çorak, iddiasına göre mevlana’nın bu çağdaki enkarnesidir. kendisinin bu iddiasını kabul ettiğimizi varsayarak, neden mevlana gibi yüce bir ruhun ve bilincin enkarneye ihtiyaç duyduğu sorusunu soralım? işte burada farklı mevzular olaya dahil oluyor. vedia bülent çorak’ın yazdığı “bilgi kitabı” isimli kitap, her şeyden önce bir “kitap” değildir. kutsal kitap hiç değildir. kendisine gelen “mesajların” derlenerek ciltleştirilmiş ve insanlığın erişmesi gereken bilgileri içerdiğinden “bilgi kitabı” olarak isimlendirilmiştir. kendisine gelen mesajlar onların tabiriyle foton-siklon tekniğiyle yazdırılarak, “dünya dışı medeniyetlerin” bilgilendirmelerini içermektedir. bu bilgilerin emanet edildiği ilk kişi olarak mevlana gibi evrimini tamamlamış, bilgileri çıkarları doğrultusunda kullanmayacak birisine ihtiyaç duyulmuştur. bu yüzden mevlana’nın enkarne programı tekrardan devreye sokularak bilgiler ilk olarak ona, yani bülent çorak’a yazdırılmıştır. evet, mevlana özel bir bilinçtir ancak evrimini tamamlama olgusu sadece ona ait değildir. her insan evrimini tamamlar, tamamlayana ise bu bilgiler hediye edilir. aynı zamanda eğitici bir kitap olduğundan, okuyan ve evrimini tamamlamamış insana, evrimini tamamlamasına rehber olur. mevlana enkarnesi bülent çorak, sadece bir öncüdür ve evriminin son programındaki insanlardan hiçbir farkı yoktur. bu yüzden tüm bu çıkarımlardan hareketle kendisine peygamber, mesih demek anlamsızdır. eğer tüm bunları reddediyor ve yazdıklarının hayal ürünü olduğunu düşünüyorsanız, deli demek bile daha anlamlıdır. – burada kişisel yorumum, 800 küsür sayfalık insan ötesi ve bilim ötesi mesajlar içeren mesajlar bütününün, yaşlı diyebileceğimiz bir kadının hayal gücünden çıkmış olabileceğine ihtimal vermiyorum-.

    vakıfın üyelerinden çıkar sağladığını hiçbir şekilde gözlemlemedim. seminer yapılır, isterseniz gider dinlersiniz, istemezseniz kimsenin umrunda olmaz. her seminerde bilgi kitabının 10-15 sayfalık fasikülü okunur. sizin elinize bir kağıt parçası verilir, ister okur ister okumazsınız. kimseye zoraki bir yaptırım uygulandığını görmedim. eskiden çıkan “bu kadın kendini mesih diye tanıtarak insanları kandırıyor” haberlerini, zaten bütünlüğü okuduğunuzda anlamsız bulacaksınız. bana göre hiçbir şey okumadan değerlendirilmemeli, “önyargı” denen unsur hiçbir yerde olmamalı. sevmediğiniz siyasi liderin hitaplarını, düşmanının güncesini, inanmadığı dinin kitabını da okumayı bilmeli insan. öyle ki tutarlı yorumlara ve objektif dünya gözüne kavuşur. bu mesajlar bütününün tamamı okunmadan yargılanmaması gerektiği kanaatindeyim. okuyup da bir anlam çıkaramıyorsanız da, sizin için kendi inancı olan, saygıyı hak eden insanlar topluluğu olmalı.

    eğer bu vakıfa bir yerden davet aldıysanız, muhtemelen kendisi güneş öğretmeni(kitaptaki bilgileri basit dille ve anlatımlarla aktaran gönüllü çalışanları) olan kişiler tarafındandır. sizdeki bilgi açlığını görmüş ve sizi hakiki bilgiyle tanıştırma arzusuna kapılmıştır. eğer ki bu vakfın fasiküllerinden 3 tanesini elinize geçtiyse, o kağıt parçalarını almanız “istenmiştir”. ilk adımda kendinize 2 soruyu sorun. yüzlerce, hatta binlerce insan, nasıl bu kadar körü körüne bu deli saçması şeylere inanıyor? tüm bu bütünlük yaşlı bir kadının hayal gücünden çıkabilir mi? eğer bu sorunun cevabını aramaya istekliyseniz, cevabına çok rahat ulaşırsınız. sadece bir şans verin, yargıyı tüm kitabı okuduktan sonraki zamana bırakın.
    lütfen burada yazdıklarım bir misyonerlik çalışması olarak algılanmasın. bu vakıf hakkında bilgi edinmek isteyenin girdiği ilk yer olan ekşisözlük, çok yanlış bilgilendirmeler içeriyordu. mümkün olduğunca, anladığım kadarıyla ve tarafsız olarak bildiklerimi anlatmaya çalıştım. bu anlattıklarım tabii ki tüm anlatının %1’i bile değildir ama, gerisi arayana.
  • inandığım din gereği, ne olursa olsun bir şeyi sorgulamadan inanmamak gerektiği düsturuna güvenerek (bkz: ne ki o) maalesef bir arkadaşım vasıtasıyla bir toplantısına katıldığım, kesinlikle azıcık aklı olanın gitmemesi veya bulaşmaması gereken, modern zaman şarlatanlığından başka bir oluşum değildir. elbette içerdeki birilerinin üye oldukları derneği kötülemesini veya eleştirmesini beklemek anlamsız olur. o nedenle size manipülatif cümlelerle yaklaşmalarına, inandığınız din, öğreti vs. üzerinden referanslar vererek sizi etkilemeye çalışmalarına ve yok canım kimse kimseyi zorlamıyor, kimse kimseden para vs. almıyor demelerine aldanmayın. mekanizma öyle zekice işliyor ki görünürde para vs. alınmıyor havası yaratılıyor. şöyle bir google araştırmasıyla dernek hakkındaki iddialar, davalar, kurucusunun yaptığı numaralar ve zamanında şarkıcı çelikin şarkı sözlerini başkasının yazdığına dair çıkan haberler gibi birçok olay neyin ne olduğunu gösteriyormuş ki ben bakmadığım için kendime kızdım. o kadar kişi bir şeye bu kadar körü körüne inanıyor olamaz saçmalığına da aldanmayın. çünkü modern zamanlarda insanlar inanmaya o kadar aç ve inanç konusunda o kadar zayıf ki çok kolay manipüle olmaya hazırlar. bu nedenle kişinin kafası biraz karışıksa ve inandığı ne varsa -bu bir öğreti olur, semavi din olur, felsefe olur- onu adamakıllı sorgulamıyorsa tıpkı yaşam koçu, bilmem ne asistanı, spiritüel danışman gibi bu tip oluşumlar da ister istemez rağbet görüyor, insanları kandırıyor. yanlış anlaşılmasın her dernek için bunu söylemiyorum ama bu tip oluşumları şöyle bir gözlemlediğinizde, en azından biraz objektif gözle baktığınızda kimin çıkarını gözettiğini kimin de koyun gibi güdüldüğünü farketmemek içten değil. en azından bunu farketmek için illa kral çıplak hikayesindeki gibi çok zeki olmaya gerek yok:)) o nedenle yok efendim senin bilincin bunu anlamaya uygun değil, yok sen daha evrimini tamamlamadığın için kafan karışık ya da diğerleri zaten bizi anlamaz bak sen seçilmişsin veya sen olmasan da bir yığın insan var kapıda bekleyen, üye olmak isteyen -ki bana bu söylendi ve çok affedersiniz, özür dilerim ama başka bir yerlerimle güldüm, çünkü daha baştan egoyu törpülemekle, kıyamla ve reenkarnasyonla konuşan oluşum bu lafıyla kendiyle çelişmiş oldu- gibi komik tuzaklara düşmeyin. kendi aklınız var zaten yahu, ne diyeyim daha!
  • türkiye'de siyasete hiç bulaşmamış, vergisini veren, maddi hiç çıkarı olmayan, hiçbir şirkete-zümreye-gruba-şahısa ait olmayan ve insanlığa doğruyu güzeli göstermeyi amaç edinmiş canla başla çalışan yasal derneklerden biridir.

    sık sık mevlana felsefesi ve atatürk bilincinden bahsetmesi bile, bu derneğin amacının ne kadar önemli olduğunu ispatlar.
    bir yerde karşınıza çıkmışsa veya bu yazıyı okuyorsanız, bu sıradan değildir, şans eseri değildir, peşini bırakmayın bu derneğin.
  • üyesi bir kadın tarafından, sırf metrobuste yaşlı bir bayana yer verdim diye, sen iyi bir insansın frekansların cok açık görünüyor dedikten sonra elime fasikülleri tutusturulan dernek.

    kuzen fakültede sınava gireceği için, iyi lan sıkılmam bunu okurum bari diyerek aldım ve sınav bitene kadar bana verilen 3 farklı fotokopiler megerse asıl kitabın sadece ilk 3 bölümüymus.

    kaptan rivera ve mustafa molla merakımı gark etmesine rağmen sadece zamanı daha hızlı geçirmek adına keyif alarak okuduğum bir baskı.

    sonuc olarak bunların dinleri, mevlana'yi, isa, musa ve onların yazdığı ile muhammet (muhammed olması gerekiyor) isimlerinin rahatlıkla kullanılıp uzaydan gelen enerjiler adı altında insanlara yaftalanmaya çalışılan bir dolandırıcılık çetesi olduğunu da ekleyeyim.
  • yarınki toplantı için davet edildiğim oluşum. davet eden kişiye masonik bi altyapıyla çalıştıklarını bildiğimi belirttim ve reddetti. haklarında bu kadar çok şey bilmiyordum tabi. araştırınca masonluğun daha sevimli bişi olduğu kanaatine vardım. gidip ne içtiklerini falan öğrenip merakımı gidermeyi düşünüyorum *
  • 80 küsur yaşındaki çok aşırı tonton bi teyzenin kurucusu olduğu dinsel, ruhsal oluşum. babaannemden bile daha az hurafe duydum.

    (bkz: #43155272) şu entryde bahsettiğim toplantıya gittim ve duyduklarıma inanamadım. gerçekten atatürk'ün che guavera'nın yunus emre'nin uzaylı olduğuna inanıyorlar. söylediklerine göre dünya uzaylıların ( kaptan neptün, yüce meclis vs vs.)'nin ve aragon ve dragon gezegenlerin laboratuvarıymış. dünyaya uygun bi program belirleyip dünyalıların bunlar karşısında ne tepki vereceklerini gözlemliyorlarmış.

    bilgi kitabı adını verdikleri yaklaşık 900 sayfalık bilim kurgu serisini de, her dile çevirip vitrinlerine koymuşlar. kuran, tevrat, zebur, incil uzayın alfa kanalından irtibatla yazdırılmış ve bilgi kitabı da bu yolla bülent çorak'la temasa geçilip yazdırılmış. ama bilgi kitabı kutsal kitap değilmiş, bülent çorak da peygamber değilmiş (!).

    bilgi kitabı dedikleri şeyi fasiküllere ayırıp her toplantıda birini okuyorlar. ben 9. fasiküle yetiştim. hatta bi kopyasını alacaktım unutmuşum, çıkınca beni davet eden kadına almak istediğimi, sonra "aman neyse internette vardır bulur bi ordan okurum" dedim. o da "sakın internetten okuma bizimkiler enerjili kopyalar, ben sana veririm onu oku" dedi.

    gerçekten dünyayı uzaylıların kurtaracağına tüm benlikleriyle inanıyorlar. hadi biz de uzaylıyız nerden baksan ama gemilerle gelip istila şeklinde kurtaracaklarını düşünüyorlar. toplantıyı dudaklarımı ısırarak dinledim 1 saat boyunca. her metnin altında kim tarafından söylendiği yazıyor imza gibi, aklımda kalanlar; yüce meclis ( her söylendiğinde aklıma jedi konseyi geldi), merkezi sistem, kaptan neptün, altın çağ kalemi alfa, mustafa molla vs.

    kitabın çelişkilerle dolu olduğunu söyleyince, zaten bilincimizin açılması için bilerek çelişkilerle dolu yazıldığını söyledi.

    bu da bülent çorak'ın ufolarla nasıl temasa geçtiğinin yazdığı site.

    --- spoiler ---

    ben mi sizi arıyım siz beni arar mısınız? *
    --- spoiler ---

    not: bence bülent çorak hanımefendi bilememiş tam, oysa bunu bilim kurgu diye sunsaydı ne ursula k. le guin kalırdı ne asimov. vay anasını yea.
    not2: bunlar da fasiküller http://fasikul.tripod.com/
    not3: abi dayanamıyorum söyleyeceklerim bitmiyor resmen. nasıl bi boşlukta ki insanlar bunlara inanıyor dimağım almıyor.

    ayrıca,
    bilgi kitabını elle yazarak ıstırap çekenlere güzel gelebilen bi oluşumdur muhtemelen. alton akıl fikir versin.*

    amerika'da avrupa'da benzerlerinin olması güzel bi oluşum olma kriterini sağlamaz. ordakiler de aynı saçmalıkta. tek düzen insanı olmak istemeyi de anormal karşılamıyorum fakat bunun için gerçekleştirilen ritüelleri, tapınma ayinlerini ve akıl hastalarına prim verilmesini hoş bulmuyorum. ve bunu tamamen para için yaptıkları bu denli ortadayken.
  • sokak kedilerini beslerken yanıma yaklaşan bir hanımın (adını vermiyim şimdi) aşırı iyi bi insan olduğum için içimdeki iyiliği daha kitlesel ölçekte dışavurabilmem adına beni davet ettiği toplantılara katılmaya ikna olmam için bana verdiği 3 adet "fasikül"den oluşan ve yaklaşık 8-10 yıl arayla yapılan toplantı tutanaklarından oluşan fotokopilerden gördüğüm kadarıyla bikaç haftaya kıyamet günü geldiğinde planetimiz üzerinde yalnızca kendilerinin sağ kalacağına inanan enteresan gurup.
  • hala varlığını devam ettirdiğini öğrendiğim oluşum, ceviz kabuğunun ceviz kabuğu olduğu yıllarda hulki cevizoğlu yaptığı programda bu vakfı konu alan bir yayın yapmıştı. bu oluşumu bayağı bir hırpalamıştı bulabilirseniz izleyin bu başlık altında toplanan bilgilerin çok çok ötesinde bilgiler veriyor.
  • illuminatinin türkiye ayağı. saf katıksız. michael sikkofield da aynısını yazdığında çok şaşırmıştım.

    bi akrabam yaklaşık 20 senedir burda. kadın 80 yaşına geldi nerdeyse, hala her allah'ın günü göztepe'den tuzla'ya otobüs minibüs gidiyor. tarikat gibi bildiğin ödevleri var, gün içerisinde belli saatlerde okuması gereken kağıtları var. kadın annesinin vefatında bile yolda durup bir kafeye oturmuştu "benim bunları şu an okumam lazım" diye. her gittiği yerde bıkmaz usanmaz "tebliğini" yapar. ne konuştuklarını zaten diğer entrylerde anlatmışlar değinmiyorum. değme koyu tarikat ehli bile böyle değil bu zamanda. tarikattansan otur haline utan yani.

    kısaca öyle dışardan sanıldığı gibi "sevgi, dostluk, elele tutuşalım" tarzı tatlısu derneklerinden değil. çok acayip bişey. meraklısına tavsiyem uzak durun başka bir şeye benzemiyor, elinizi verdiniz mi kolunuzu kaptırırsınız. işin başı şeytanın ta kendisi ona göre. allah topunu kurtarsın, ne diyeyim.
  • afyon çekmeden o kafaya ulaşmanızı sağlayan vakıf. hayttan tat almıyorsanız her şey çok monoton geliyorsa tavsiye edilir, çok eğlencli tipler yeminnen bak