şükela:  tümü | bugün
  • “biz” her gün farkındayız.

    bugün kaç kişi farketti acaba.!?

    20 sene sonra iki çocuktan birinde gözleneceği öngörülüyormuş!

    peki bu otizm denen şey nedir?
    bu duruma sebep olan şey(ler) ne(ler)dir.?

    hakkında bi beş dakika araştırmayla öğrenilecek standart bilgileri(!) geçelim, başka tek bir cümle kurabilecek kimse var mı? uzmanlar dahil!!! ben rastlamadım.

    ister fizyolojik ister psikolojik bir sebep gösterebilen ama net bir şekilde gösterebilen tek bir insan evladına rastlamadım.
    bir metabolizma uzmanı bağırsak florasına dolayısıyla sindirime dolayısıyla beynin ihtiyacı olan bir şeyleri doğru alamamasına bağlıyor ama kanıtlanmış ve sonuç alınmış bir durum yok!

    kişi ve kitap tartışılır ama “aidin salih” adında bir kadın “gerçek tıp” adlı kitabında (sayfa 344) konuyla alakalı olarak şunları yazıyor:
    7 temmuz 1999’da amerikan pediatri kurumu (aap) ile abd halk sağlığı servisi (phs) ortak bir toplantı yaparak timerosalin açılardan çıkartılmasına karar vermiş, bu tarihten itibaren abd’de civa, kademeli olarak aşılardan çıkartılmıştır. daha önce üretilen civalı aşı ise türkiye’ye ve bu gelişmeleri takip etmeyen diğer ülkelere gönderilmiştir. otizm bulguları, aşı yapıldıktan birkaç sene sonra, genellikle 3-5 yaşlarında ortaya çıktığı için sonuçlar 2003’ten sonra alınabilmiştir. nitekim journal of american physicians and surgeons’ın 2006 mart sayısında yayınlanan araştırmaya göre abd tarihinde ilk defa otizm gerilemeye başlamıştır. 2006’nın başında vaka sayısı 1000’in üzerinde beklenirken aşının yasaklanması etkisini göstermiş, 620’ye inmiştir. aynı yıllarda türkiye’de yeni teşhis edilen otistik çocuk sayısı ise doğal olarak hızla yükselmiştir. ancak bu konuda türkiye’de hiçbir araştırma yapılmamıştır.

    bu yazanlar ne kadar doğrudur araştırmak lazım ama bu arada birkaç link koyayım şuraya;
    link1
    link2

    bu linkler aşı fabrikası falan yazınca çıkıyor, öyle ciddi bir araştırma ürünü falan değil.!

    evet..
    neye üzülelim.!?
    farkındalık lafının basitliğine ya da kimsenin farkında olmamasına mı?
    farkında olanların umrumda olmamasına mı?
    umrunda olanların elinden bir şey gelmemesine mi?
    aşılara mı?
    fabrika kapatılmasına mı?
    buna tepkisiz kalınmasına mı?
    aynı yönetimin devam etmesine mi?
    meyve sebze konusunda toprak konusunda (tohum gübre ilaç) daha sıkıntılı durumlarda olduğumuza mı?
    büyün bunlar hakkında iyimser hiçbir gelişme olmamasına mı?
    ...
    ..
    .
    yoksa, sadece çocuğumuza üzülüp özel eğitim merkezlerinde ne idiği belli olmayan aktivitelere devam mı edelim.!?

    son cümlem birilerini kızdırabilir, olsun.
    eğitim lazım evet..
    ama öncesinde yazdıklarımla harmanlayıverin bi zahmet.

    ve doktorlar, görevi tanı koymak olan doktorlar!
    görevinizi mevzuata göre tas tamam yapıyorsunuz şüphem yok, o uzmanlığı almanız kolay olmadı sözüm yok, yapacağınız başka pek bir şey de yok...
    içinizden biri çıksın ve şu işin sebebini doğru dürüst araştırsın, başka bir sözüm yok.!

    ve devleti yönetenler, başımızdakiler!!!

    size ne desek boş, siz takılın kafanıza göre.
    seçimler, yurtdışı gezileri, ticari anlaşmalar, ihaleler falan filan...

    son olarak şunu yazmadan edemeyeceğim ki,
    tüm otizmli çocuğu olanlar adına çok net söylüyorum:

    “bizim çocuklarımız dünyanın en güzel çocukları”

    bunu boş bir söz sanmayın.!
  • 2 nisan dünya otizm farkındalık gününde izlediklerim, okuduklarım, dinlediklerim içerisinde bu farkındalığı yaratan-anlatan en güzel ve cevabı çok zor soruların sorulduğu video...
    başka bir dünyada gibiyim, ben büyüyünce ne olacağım anne?
  • bugündür ve içinde bulunduğumuz duruma rağmen bilincindeyiz.
  • öncelikle otizmi sevgi pıtırcığı yapmacık görsellerden değilde otizmli bir çocuğun gözünden görmek nasıl bir şey belki biraz fikir verir diye şunu izleyin.

    https://youtu.be/yrdx7qvgjda

    ben özel eğitim öğretmeniyim,
    haddimi aşaceğım belki ama bişeylerden bahsetmek istiyorum.

    yetersiz ders saatleri hepimizin sorunu.

    ülkemizde devletin özel eğitime verdiği hak maalesef ayda 8 saat bireysel ve 4 saat de grup eğitimi ile sınırlıdır. bunun yetersiz olduğunuz tümümüz biliyoruz. daha yoğun ve sürekli eğitime ihtiyacı var bu çocukların. bu saatleri arttırmak için devletimizden beklediğimiz adımlar bir türlü gelmezken, ülkemizin ekonomik şartlarında maalesef ki her ailenin bütçesine de uymuyor, uyamıyor.

    işte tam da bu nedenle aile eğitimi çok ama çok önemli bir hal alıyor. hangi koşulda olursa olsun özel eğitimde ailenin de olması gerektiğine inanıyorum. ailenin dahil olmadığı eğitim yarım olacaktır. çünkü inanıyorum ki en yoğun, sürekli ve kaliteli eğitim ailenin de dahil olduğu eğitim programları ile sağlanabilir.

    peki eğitimin kalitesi…

    ailenin eğitime dahil olması kadar, eğitim veren uzmanların yeterliliği ve donanımları da otizmli çocukların eğitiminin kalitesi açısından önemli bir durum. eğitimin planlanma sürecinde çocuğun ön koşul becerileri, hedeflenen becerinin işlevselliği, ailenin yaşam kalitesini arttıracak becerilerin önceliği, uygulanan yöntem ve tekniklerin çocuğa göre uyarlanması, eğitimin bilimsel yöntem ve tekniklere göre yapılması ve kazanılan becerinin genellemesinin yapılarak kalıcılığının sağlanması eğitmenlere düşen en büyük görevlerdir. bu donanımlara sahip özveri ile çalışan eğitimciler olduğu gibi, maalesef ki pek çok çocuğun ve ailenin bu koşullar dikkate alınmadan planlanan eğitimler nedeniyle yeterli kalitede eğitim alamadığını ve zaman kaybettiğini üzülerek görüyorum.

    peki ya toplumsal farkındalık?

    yakın zamanda yaşadığımız okulda, sınıfta istenmeyen çocuklarımız, darp edilen gencimiz gibi münferit olayları hepimiz hatırlıyoruz. kaynaştırmadaki otizmli çocuğumuzun istenmemesi ise pek çoğumuzun yaşadığı bir sorun haline geldi. sizce bu durumda bir terslik yok mu? yapılan onca etkinliğe, seminerlere, konferanslara rağmen hala bu durumları yaşamamız normal mi?

    toplumsal farkındalık açısından iyi niyetle yapıldığını düşünmeye çalıştığımız televizyon dizileri gerçeği ne kadar yansıtıyor? otizmli çocuğa sahip ailelerin durumunu ve otizmi ne kadar doğru yansıtıyor? toplumun gözünde otizmi nereye getiriyor?

    sorunlar ve çözümleri…

    ne zaman bu sorunlardan ve bu sorunların gerçek çözümlerinden bahsedeceğiz?

    2 nisan dünya otizm farkındalık günü ve otizm ayı için hazırlanan görsellerde, etkinliklerde otizmin kutlanacak bir durum olmadığını kabul etmeli, mavi ışık yakmanın ötesine geçmeliyiz.

    otizmli çocukların yaşadığı asıl sorunları görmeli ve göstermeliyiz.
    bu sorunların bilimsel verilere ve aile iş birliğine dayalı, sürekli, yoğun bir eğitimle en aza indirgenebileceğini kabul etmeli ve yansıtmalıyız.

    erken tanı için otizmi hiç bilmeyen ailelere otizmi olduğu gibi anlatmalıyız.

    artık gerçekleri kabul edip, çözüm için çalışmalıyız.
    unutmayalım ki atatük’ünde dediği gibi;
    eğitimde feda edilecek fert yoktur.
  • doğan her 59 çocuktan biri otizm riski ile dünyaya geliyor.

    otizm'in farkındayız...
    yanınızdayız...
    otizm eksiklik ya da hastalık değil, farklılıktır.

    (bkz: otizme mavi ışık yak)
  • 43 yaşındayım, bunun 42 yıl 8 ayını otistik olduğumun farkında olmadan geçirdim. 4 yıldır düzenli olarak 3 ayda bir psikiyatri kliniğinde kontrol muayenesine gidiyorum teşhisim tesadüfen konuldu. eyyorlamam bu kadar.
  • sevgili ebeveyn;
    otistik çocuklar ani değişimlere karşı duyarlı olabilirler. formel eğitimlerin askıya alınması ve evde kalma sürelerinin uzaması gibi sebeplerde belli rutinlere alışmış çocuklarınız için biraz karmaşa yaratabilir. bu karmaşının içinden daha kolay çıkabilmek için:

    1. öncelikle kendi ruh sağlığınıza dikkat etmeniz gerekir. unutmayın bir uçakta olduğunuzu düşünürseniz ilk oksijen maskesini sizin takmanız gerekir ki digerlerine yardım edebilesiniz.

    2. özellikle otizm gibi tanılara sahip çocukların ebeveynleri bugünlerde normalde oluşturulmuş planlarını uyamayacaklardır. bunun için evde yeni bir rutinler planı oluşturulması gerekir. merak etmeyin çocuğunuz o rutinleri az bir tekrarla çok çabuk uygulayacaktır

    3. özellikle küçük çocuklarınızla virüs ve etkileri hakkında konuşuyorsanız, onların anlayacağı şekilde cümleler kurup, jest ve mimiklerinizle bunu destekleyin.

    4. eğer konuşamıyor ya da sürekli ekolali yapıyorsa; ona anlatmak istediğiniz durumu (virüs hakkında bilgilendirme) ya da öğretmek istediğiniz davranışı ( el, ev, kıyafet hijyeni, ellerle yüze, göze, ağza dokunulmaması gerektiği gibi..) çeşitli videolardan, resimlerden yararlanabilirsiniz. ayrıca, evde oluşturduğunuz rutine bu davranışları da ekleyebilirsiniz.

    5. özel eğitim alan bireylerin önemli bir kısmında en iyi ve yerleşik öğrenme modeli yaparak ve yaşayarak öğrenme modelidir. çocuklarınıza özellikle el yıkama gibi temel temizlik davranışlarını kazandırmak için mutlaka sizleri görmesini sağlayın. çünkü sizler nasıl ellerinizi yıkarsanız onlarda gözlemleyerek aynısını yapacaklardır.

    6. yeni oluşturduğunuz ev rutinlerinin içine devinsel oyunlar ve spor egzersizlerini eklemeyi unutmayın. özelikle gelişim dönemindeki çocukların birden bire hareketsiz kalmaları çokta sağlıklı bir durum değildir.

    7. evde kalınan sürelerin fazlalığı arttıkça ebeveynlerin çocuklarına yapacakları eğitimler ve onlara nasıl davranacağı ile ilgili hususlar, gerek çevrim içi aygıtlarla, gerekse telefon aracılığıyla konunun uzmanlarından edinilebilir.

    8. hepimizin olduğu gibi otizmli bireylerin ve ailelerininde hayatları hiç olmadığı kadar farklılaştı. ancak bu farklılığı bir zorluk olarak değilde hayatımızda yapmış olduğumuz bir zorunlu sorumluluk olarak görmek bizleri biraz daha rahatlatacaktır.

    9. çocuklarınızın yemeklerden önce ve sonra, tuvalete gittikten sonra, dışarıdan geldikten sonra ve burnunu sildikten veya ellerini ağzına soktuktan sonra ellerini en az 20 saniye yıkadıklarından emin olun. çocuklarınızın el yıkama süresini ayarlayabilmeleri için bildiği ya da sevdiği bir şarkının bahsi geçen süre kadar söylenilmesi bu davranışı eğlenceli hale dönüştürecektir.

    otizmin farkındayım
    onların yanındayım...
  • otizmin farkındayız, onların yanındayız!
  • otizmli öğrencilerimi bir başka sevdiğim doğrudur.onlar bizim ışıldayan kalplerimiz...

    öğretmenler gününde tüm öğretmenleri için hediye getirip, benim hediyemin içine "en güzelini size seçtim." diye not bırakan canım öğrencilerim vardı benim.özellikle eğitimcilere çok iş düşüyor bu konuda.onların ne kadar özel olduklarını fark edelim, onlara da fark ettirelim hep birlikte.