şükela:  tümü | bugün
  • yaşasın bizim günümüz! :) toplanıp parti kuralım bence, sayımız azımsanacak gibi değil zira.

    böyle bir günün varlığını sözlük sayesinde öğrendiğim gündür.
  • solak olup da çocukluklarından itibaren yemek sofralarında sürekli baskıya maruz kalan, bunun sonucunda yemeği sağ elle yemeyi öğrenen solak arkadaşlarım, günümüz kutlu olsun.

    not: anne, babama, bilhassa bayramlarda yemek sofrasında kaşığı her sol elime alışımda, tek bakışıyla üzerime karabasan gibi çöken dayıma bu konuda kırgın değilim. *
  • şu sol elim neler çekti bee! günün kutlu olsun emekçi sol elim!
  • evet efendim burada sağ elini kullanması için yeterince dayak yememiş yazarları görüyoruz.
  • teşekkürler sözlük.
  • sağlakların emperyalizmini yıktığımızda dostlarım, işte o gün güneş bir başka doğacak üzerimize. üzülmeyin, belki makas kullanamıyoruz ne bileyim cezveden kahve dökemiyoruz. lakin bu zayıflıklarımız ve %80 sağlaklara göre dizayn edilen bu dünyada yaşamaya çalışmamız, bizi güçlendirdi ve sağlakların zihin yapısından hayli güçlü bir zihne sahibiz. solaklığımız bize olaylara hep farklı boyuttan bakma şansı tanıdı. yeri geldiğinde ortamda ki en anlaşılamayan adam olmamızı sağladı. bunların sonucunda dışlandık, ayrıştırıldık, ötekileştirildik...

    bilir misiniz dostlarım, orta çağda kardeşlerimizi yaktılar, boğdular, solak bu içine şeytan kaçmış diye, lakin unuttukları bir şey vardı. bizi acılarımız güçlendirdi ve birbirimize kenetledi. hiçbir sağlağın farketmediği kendi içimizde kurduğumuz o güzel dostluklarımız ve dayanışmalarımız baki kalsın. dünya solaklar günümüz kutlu olsun..

    (bkz: southpaw)
  • ya bizim çektiğimiz çileyi bir biz biliriz.
    çocukken makas kesmez.
    cezve ters gelir.
    yazarken yazdığımızı görmeyiz.
    saatler kolumuzda parçalanır.
    (saati sağ kola takmaya alıştım)
    örümcek beyinliler günah günah der durur yemek yememize.
    pantolon kemerini ters takarız.
    akıllı telefonların yan tuşları bile sağlaklar için tasarlanır.

    bütün bu çileleri çeken ben ve benim gibi solakların günü kutluuu olsunnn...
  • günümüz.
    kutlu olsun.
  • herkes adeta yemin etmiş, ant içmiş bilgi vermeyeceğiz diye. açılın. solaklar gününüzü kutlayacağım.

    "solak" kavramının bir anlam ifade etmesi için belli bir tür morfoloji lazımdır. örneğin bir domatesin solu ne taraftır? veya bir çamın? bunlar radyal simetrik nesnelerdir, sağ-sol ve ön-arka ayrımı yoktur. alt-üst ayrımı vardır. radyal simetrinin bir öncesi küredir; hiçbir asimetri yoktur, yani alt-üst ayrımı da yoktur. bir kürenin herhangi bir noktasını tariflemeniz mümkün değildir. ne zaman ki küre bir tür bilgi taşımaya başlar (mesela üzerine boylu boyunca bir çizgi çizersiniz, veya bir tarafına bir nokta koyarsınız vs) o zaman alt-üst tanımlanabilir.

    bitkiler alemi ekseriyetle radyal simetriktir. hayvanlarda ise çok az şube radyaldir. mesela knidliler. deniz anası böyledir. alt üst vardır ama ön-arka ve sağ-sol yoktur. derisi dikenlilerden de deniz yıldızı böyledir. beş noktalı radyaldir. çiçeklerin de çoğu beş noktalı radyal simetriktir. radyal simetrik canlılarda embriyolojik dönemde iki katman bulunur. hepsinde böyle midir emin değilim ama bir kısmında böyledir. araştırmak lazım. bu da topolojik karmaşıklığın neticesidir. iki katman ile yapabilecekleriniz ve üç katman ile yapabilecekleriniz sadece derece olarak değil tür olarak da farklı olacaktır. üç adet embriyolojik katmanın bulunması, canlılara morfolojik olarak büyük esneklik getirmiştir.

    radyal simetrik bir nesneye, örneğin bir çam veya domatese, bir bilgi daha eklediğinizde elde ettiğiniz şey bilateral simetrik olacaktır. örneğin domatesin üzerine bir tane çizgi çizin dikine, tebrikler, artık bilateral simetrik bir domatesiniz var. o çizginin olduğu tarafa 'ön' derseniz, diğer taraf 'arka' olacaktır. bildiğimiz hayvanların hemen hepsi bu şekildedir. üst-alt ve ön-arka şeklinde özelleşmişlerdir. örneğin üst ağız, alt anüstür. ön karın, arka sırttır. kordası varsa sırttan geçer. omurgası varsa sırttadır.

    üst-alt ve ön-arka eksenleri tanımlandıktan sonra canlının sol-sağ ayrımından bahsedebilecek hale geliriz.

    burada önemli bir şeyler olduğuna dikkat çeken ilk kişi -bildiğim kadarıyla- immanuel kant'dır. leibniz-newton tartışmasında, leibniz'in nisbi (rölatif, göreceli vs) evren tasvirinin neden geçersiz olduğunu izah ederken sol-sağ eldiven örneğini kullanır kant. der ki eğer evrendeki nesneler göreceli olarak tanımlanabiliyorlarsa, sol eldiven tekini tanımlamak için vereceğimiz matematiksel ifade sağ eldiven teki için vereceğimizle tam olarak aynıdır. leibniz'in önerdiği yapı bu sebeple geçersizdir der kant. o kısım bizi ilgilendirmiyor. devam edelim.

    burada kant'ın dikkat çektiği şeye chirality diyoruz artık. birbirinin ayna simetriği olan ancak herhangi bir uzamsal çevrimle birbirlerine eşlenemeyecek nesneler demek kısaca. örneğin terliklerimiz. sol ve sağ terlik tekleri yönleri dışında aslında tam olarak aynı nesneler ancak hiçbir şekilde birbirleriyle üst üste getirilemezler. 1901'de ilk nobel kimya ödülünü alan van't hoff'un söylediği şeylerden birisi de budur. der ki, moleküller üç boyutlu nesnelerdir, bu sebeple chiral moleküller olabilir. yani öyle iki molekül tasavvur edebiliriz ki sol-sağ ekseni dışında birbirlerinin tamamen aynısı olacaklardır. bugün biliyoruz ki böyle bir sürü molekül var. mesela limon ve portakal kokuları bu türden iki kardeş molekülün eseridir. biri sola biri sağa bakar. ama aynı nesnelerdir bunun dışında.

    bu tabii ki limon kokusu dışında da önemlidir. bir kimyasal sentez gerçekleştirdiğinizde ortaya hem sol hem sağ moleküller çıkacaktır ve bazı durumlarda sizin istediğiniz bunların sadece biri olacaktır. ve yine bazı durumlarda bunların biri ilaçken diğeri zehir olabilir. 1950'lerdeki bir ilaç bu türden bir etki sonucu hamile kadınlarda düşüğe sebebiyet vermiştir. bu ve benzeri olaylar sonrası kimyagerler bu konuda daha bilinçli hale gelmiş ve sağ-sol molekülleri ayrı ayrı sentezleyecek yöntemler geliştirmenin derdine düşmüşlerdir.

    van't hoff'tan tam 100 yıl sonra, yani nobel kimya ödüllerinin 100. yılında tam da bu konuda dağıtılmıştır ödüller. üç babacan paylaşmıştır ödülü. başardıkları şeyse farklı alanlarda sol-sağ molekülleri ayrı ayrı sentezleyecek mekanizmalar geliştirmektir.

    moleküllerde olduğu gibi, nadir de olsa, insanlarda da solu sağıyla yer değiştirmiş dostlarımız dünyaya gelir. kalbi sağdadır mesela bu dostlarımızın. oranı on binde birmiş hemen hemen.

    ---------------------------------------------------------

    insanlar ve hayvanların neredeyse hepsi sol-sağ ekseninde simetrikler, yani bilateral simetrikler dedik. doğa simetriyi hem sever hem de sevmez. işine gelince sever, simetri üretmek kolaydır; işine gelince sevmez, simetriyle daha az bilgi taşıyabilirsiniz. bu ne demektir peki?

    bir inek düşünün. iki gözü var. gözleriyle yapması gerekenler var. uzaktaki olayları seçmeli, bir şeyler yaklaşırken ne olduklarını anlamalı, bir yandan da otlanırken ayrıntılara odaklanmalı. en az iki farklı ustalık. iki göze de ikisini de yaptırmaya kalkabilirsiniz. ancak onun yerine inekler bir gözlerini uzaktaki nesneleri seçecek şekilde, diğer gözlerini de yakındakilere odaklanacak şekilde kullanırlar. doğa simetriyi sever ama sevmez.

    inek tabii ki sadece bir örnek. kargalar da alet yaparken sağ gözlerini kullanma eğilimindeler (bu makaledeki hunt abimiz süper adam, diğerleri şarlatan. nature öncesi işlerine bakınız aynı konudaki.), kedilerin daha cevval oldukları bir patileri var (erkekler sol, dişiler sağ genelde; kendiniz de deneyebilirsiniz). balinada da var bu dediğimiz şey, domuzda da, köpekte de, yarasada da. doğa simetriyi hem seviyor hem sevmiyor. bir işte özelleşilecekse, boşuna iki tarafı da özelleştirmiyor. bunun yerine bir tarafa yatırım yapıyor.

    -----------------------------------------------------------------

    gerekli kavramsal zemini verdikten sonra geçebiliriz insan solaklığına. bu kavramsal zemin verilmeden doğrudan solaklığa geçilen yazılara itibar etmeyiniz, bu fotoğrafın olmadığı yerler şubemiz değildir.

    insan dediğimiz şarlatanın en önemli özelliği alet edevatla uğraşması, ellerini maharetle kullanması, omzunun neredeyse tüm eksenlerde tamamen oynak olmasıdır. şimdi hal böyle olunca da uzmanlaşma kaçınılmaz oluyor. mesela düşmanına taş mı atacaksın, bir sol bir sağ ile atmanın mantığı yok. bir taneyi seç ve onda ustalaş. diyebilirsin ki ikisinde de ustalaşsam daha iyi değil mi? elbette daha iyi ama çok daha masraflı. 100 taş atıp ustalaşacağın yerde, 200 taş atıp ustalaşırsın iki kolu da geliştireyim dersen. ve dahası, yarın mızrak için de aynısını yapman gerekecek, çekiç için de, balta için de.

    yani bir tarafımızın (el, göz, bacak vs) ustalaşması çok normal. kendi haline bırakılan nesneler kolay yolu seçerler ve günlük hayatın ufak tefek debdebeleri için tek bir tarafı ustalaştırmak kolay yoldur. bunun tarihine bakanlar var. mağara resimlerine bakıyorlar hangi ellerini duvara dayamışlar, hangisiyle boya püskürtmüşler diye. %23 sol el çıkıyor. hemen heyecanlanan bir grup oluyor, günümüzde %10 ama eskiden %23'müş solaklık diye. lakin ki öyle değildir diyor fransız bir ekip günümüz insanıyla aynı işlemi tekrarlayıp. fransız öğrencilere yaptırıyorlar bu mağara resimlerini. yine %23 çıkıyor. evet, solak oranı yüzde on civarı ancak bu tür bir işlemde solak olanların haricinde de bir grup sağ elini duvara dayamayı ve sol eliyle boyayı üflemeyi tercih ediyor.

    buradan geleceğimiz nokta şu, solaklık aslında sandığımız kadar net tanımlı bir şey değil. 'solaklık' bir hayli soyutlanmış bir kavram. yazı yazarken sağ elini kullanan birçok kişi, farklı işlerde sol elini de kullanıyor. örneğin dişini solla fırçalıyor, kaşığı sağ ile tutuyor, süpürgeyi solla tutuyor vs. bu bir skala. bolca geçişkenlik var. ve geçişkenlik sol tarafta daha fazla. sol elini kullananlar ekseriyetle sağ ellerini kullanmaya da daha yatkınlar. sağ elini kullananlar ise daha netler bu konuda.

    peki neden sağ baskın da sol değil diye sorabilirsiniz. açıkçası bir sürü teori var. solaklığın kendince bir avantajı olduğunu, bu sebeple yüzde on civarı bir solak grubun olması gerektiğini söyleyenler var. "hormonlardandır" diyerek bilim yapıyor gibi görünen ama topu taca atanlar var. ikizleri çalışanlar ve yüzde 25'i genetiktir, kalanı çevreseldir diyenler var. var oğlu var.

    daha ayrıntılı bakmak lazım bu teorilere ancak yoruldum. o sebeple kendi üfürüğümü paylaşıp gideceğim.

    19. yüzyılın ortalarından beri biliyoruz ki dili, konuşmayı mümkün kılan beyin bölgeleri sol tarafta. yani sağ eli kontrol eden tarafta. buraya kadarını size osuruklu akademisyenler de söylerdi. ancak onların söylemeyeceği şey şudur ki, dil insanları evcilleştirme aletidir. evet dil bir alettir. ve en önemli işlevi bireyleri evcilleştirmektir. spesifik bir kavram dünyasını dayatmanın en kolay yolu dildir. wittgenstein, rahmetli, bu kadarını söylemek için 40 yıl felsefe yaptı, çünkü zihni evcilleşmişti. mevlana veya lao zaten bu noktadan başlamışlardı felsefelerine, çünkü daha az evcillerdi. lafların laf olduğunun farkındalardı.

    toplumsal ölçekte bakıldığında, başarılı toplumlar bebeklerini en hızlı şekilde evcilleştiren toplumlardır. bir dili ne kadar hızlı bebeğin beynine zerk edebiliyorsanız bebek o kadar çabuk sizden biri olur. dili zerk edebilmek için sürekli faaliyette tuttuğunuz sol beyin bölgesi de mecburen sağ elin daha fazla öne çıkmasına sebebiyet verecektir. başlangıçta (yani doğumdan hemen sonra) bebekler iki ellerini de hemen hemen aynı oranda kullanırlar. bu belli bir yaşa kadar böyledir ve bebeklere bakarak kolayca gözlemlenebilir. iki ellerini kullanma yoğunlukları ayrıntıda farklıdır. ancak zaman içinde bir taraf öne çıkmaya başlar ve fark gittikçe keskinleşir. bunda dilin rolü yadsınamaz. bebeğin gün içinde yaptığı hemen her şey simetrikken, dille kurduğu ilişki beynin bir tarafını daha fazla geliştirmektedir. ve bu fark birike birike bir kartopu edasıyla bebeğin diğer elinin atıl kalacağı bir noktaya kadar gider. sağ elini kullananların çoğunun sol elleriyle neredeyse hiç iş yapamamalarının da sebebi budur. fark gittikçe büyümüş, bir taraf güdük kalmıştır. solakların çoğu da yine aynı sebeple sağ ellerini de gayet iyi kullanırlar.

    tabii burada denebilir ki sebepleri ve öncelikleri karıştırıyoruz. sağ el baskın olduğu için dil bölgesi sol tarafta zaten. olabilir. emin değilim. düşünüyorum.

    solaklar gününüz kutlu olsun. yarın hava sıcak, kapınızın önüne solaklar için bir tas su koyun.
  • solaklara hep imrenmişimdir, solaklarin ayrica yetenekli olduklarını düşünüyorum. ne mutlu solak olana...