şükela:  tümü | bugün
  • demek ki boşlukta değil diye cevaplanacak soru. nobel'i elden ele uzatalım beyler.
  • öncelikle tebrik ediyorum, güzel bir soru.
    yazar arkadaşların cevap vermek yerine yaratıcı laf sokma çabaları gösteriyorki cevabı pek bilen yok ve bildiğini sananların açıklamalarıda türkiyedeki eğitim sistemini özetliyor.

    şimdi gelelim cevaba,biraz yaklaşın.

    kütlenin uzayı büktüğünü muhmetemelen duymuşsunuzdur.nasıl büker, nereye büker, hayaledemiyor olmanızın sebebi sadece duymuş olmanızdan.
    önce kütlenin uzay zamanı nasıl büktüğünü basit bir deneyle görelim.

    buradaki, çember üzerine gerilmiş branda uzayı, yani boşluğu temsil ediyor.uzayda kütlesi büyük olan cismin,küçük olanı nasılda kendine çektiğini görüyorsunuz.

    sonsuz evrende bir kum tanesi kadar küçük kalan güneş sistemimiz bu çemberdeki branda olsun.
    güneşi merkeze koyduğumuzda, dünyayı kendine araba farına yapışan bir sinek gibi yapıştıracaktır.
    güneşin yoğunluğu dünyanın yoğunluğunun 1/4 ’ü kadar olmasına rağmen,ağırlığı dünyamızın 333.000 katı kadar. güneşin büyüklüğü düşünülünce uzayda sinek tabiri, devede kulak kalır.

    peki neden güneşe doğru düşmüyoruz, işte güzel bir soru daha.
    kendi etrafında dönen cisimler bir momentum üretir.şahane bir merkez kaç kuvveti.
    hayal edebilmek için önce
    buraya bakalım
    kütlenin dönmesi sonucu oluşan merkez kaç kuvveti,yerçekimine nasılda meydan okuyor görüyorsunuz.

    dünyanın kendi etrafında dönmesi, merkezden kaçmak isteyen bu kuvveti oluşturuyor. ama nekadar kaçmak isterse istesin uzayı büken güneşin kütlesi, dünyamızı kendine doğru çekiyor. bu 3 kuvvetin etkisinde kalan minik dünyamız, sonsuza kadar sürmeyecek olan bir kısır döngü içinde. güneşin etrafında dönüyor.

    peki bu üçüncü kuvvet nedir?
    işte bu kuvvet sorumuzun cevabı.
    uzayda 3 aşağı 5 yukarının pek lafı olmadığından en basit tabirle. tüm evrendeki kütlesi olan cisimler gibi, dünyada evrenle aynı yönde düşüyor. işte üçüncü kuvvet bu düşme kuvvetinin ta kendisi.

    güneş tarafından çekilen,çekilme sonucu kendi etrafında dönerek oluşturduğu merkez kaç ile güneşten kaçmak isteyen ve aynı zamanda düşüş halinde olan dünyamız bu kısır döngü sayesinde,boşluk diye tabir edilen uzayda bize göre duruyor.

    aslında tüm evren düşüyor, düşmeyen hiç bir cisim olmadığından referans olarak kullanabileceğimiz bir başlınğıç noktasıda elimizde bulunmuyor. tüm yanılğı bizimle beraber düşen her cismin sabit durduğunu düşünmemizden doğuyor.

    aynı gemide yolculuk eden tesadüfleriz.dönüşüyor ve yaşam virüsünü evrene yaymaya devam ediyoruz.
    rica ederim.
  • dünya'nın uçması sebebiyle düşmemesidir. götüm götüm uçarak ilerlemektedir uzayda.

    edit: ayrıca demezsem olmaz, uzayda aşagısı neresi lan it. ne taraf aşağısı bilmiyor ki dünya, bilse düşecek.
  • "nasil düşmüyor?" şeklinde cevaplandirilabilecek soru cümlesi. dünya saniyede bilmem kaç bin kilometre hızla savruluyor uzay boşluğunda.

    nobeli geri alayim.
  • karadeniz neden türkiye’nin üzerine dökülmüyorsa ondan olabilir
  • (bkz: açılın ben fizikçiyim) * *

    dünyanın düşmediğini kim söyledi? düşüyor zaten. yalnız dünya değil, güneş de düşüyor. yalnız güneş değil samanyolu galaksisi de düşüyor. yalnız bizim galaksimiz değil. tüm galaksi kümeleri düşüyor.

    günümüzde kütle çekimi en iyi açıklayan kuram olan einstein’ın genel görelilik kuramına göre uzay-zamanda yer alan her nesne*** serbest düşme yapıyor. bu düşmeyi uzay zamanın eğriliğine göre hesaplanan jeodezik doğrultusunda yapıyorlar. bunun hesabını yapabilmek için uzay-zamanın eğriliği ile alakalı metrik tensörün ikinci mertebeden türevleriyle ilişkili olan riemann eğrilik tensörü hesaplanıyor vs. vs. başlığı açan arkadaşın eleştirdiği deney de einstein’ın genel göreliliği geliştirmesini sağlayan kütle çekim modeline göre tasarlanmış bir deney.

    ha bu kuram başarısız olabilir diyen arkadaşların ellerindeki akıllı telefonlar vb. gps imkanı barındıran cihazların uyduyla düzgün iletişim kurabilmesi ve dolayısıyla doğru çalışabilmesi için gerekli hesaplarda genel görelilik kuramı dikkate alınıyor. mesela ligo deneyinin bulduğu kütle çekim dalgaları da yine bu kuramın öngörüsü.

    öte yandan einstein’a kadar kütle çekim böyle algılanmıyordu. daha ilkel bir şekilde yasayla açıklıyorduk kütle çekimini. yasadan kurama terfi edişimizi einstein’a borçluyuz. dinamik evren anlayışımızdan, big bang modeline kadar hepsi bu kuramın sonrasında ortaya çıkan fikirler.

    öyleyse bu başlığı açan davara cevap vermek boşa. e öyleyse niye yazdın derseniz, sırf merak edip burayı okuyanlar birkaç şey öğrenebilsin diye.

    daha fazla bilgi edinmek isteyenler mesaj kutumu yeşillendirebilirler.

    hadin hayırlı işler...

    edit: imla
  • kardeş bir oksijen çekmişim kafam jüpiter.
  • eğer düşerse karnımız gıdıklanırdı şeklinde cevaplanabilir.
  • dünyamızın güneş çevresindeki yörüngesi, bir serbest düşüş rotasıdır. bu, bütün gök cisimleri arasındaki kütleçekim ilişkisi için aynıdır.

    aslında bütün serbest düşüşler yörüngesel bir rota izler ama her yörünge hareketi milyarlarca yıl sürecek diye bir şart yok. taşı elinizden yere bıraktığınızda da (yeterince hız verip dünyaya çakılmayacağı bir yörüngeye soktuğunuzdaki gibi) dünyanın yörüngesindedir ve ona uygun hareket eder. özetle, bütün serbest düşüşler kavislidir ancak biz bu yörüngesel hareketlerin çok küçük kesitlerini gördüğümüzden dümdüz olarak algılarız.

    https://www.quora.com/…ly/answer/daniel-bamberger-1
    https://www.quora.com/…und-the-sun-a-free-fall-case