şükela:  tümü | bugün
  • bir pöti kare şarkisi. işin garibi şarkinin sahipleri bile şarkinin sanirim değerini anlamamiş. başarili bi eser. amatör bir kayit. ama güzel bişeyler var bunda.

    *
  • asimov'un* kitaplarında arzlı şeklinde kullanılır.
  • (bkz: erdmann)
    bonus (bkz: erdmann neumeister)
  • aralık boyunca "bay uzaylı"sıyla şenlendiren, bayilerdeki miladı 20 aralık olan karikatür dergisi.. tanıdık simalar bolca..
    henüz alamamış olsam da, zeki adam işi bir dergi olduğu şimdiden belli oluyor..
  • http://www.dunyalidergi.com/ web adresinde yayınlanacak olan internet mizah dergisi.
  • siz kendinize kimbilir hangi hakla dünyalı dersiniz: aslında dünyadışı varlıklar olarak adlandırılmalıydınız, çünkü dünya'nın dışında bulunuyorsunuz. dünyalı deyince ben ve -o ıssız sayılacak dış dünya hayaliyle kandırıp benim elimden aldığınız- rdix gibi dünya'nın içinde yaşayanlar anlaşılır.
    ben ezelden beri yerin içinde yaşadım; önceleri rdix ile beraberdik, sonra bu iç dünyaların birinde tek başıma kaldım. taştan yapılmış ve sizinkinden çok daha aydınlık olan bir gökyüzü başımızın üzerinde dönüp dururdu ve şimdi krom ya da magnezyum kütlelerinin olduğu noktalarda gene sizinki gibi bulutlar gezinirdi. kanatlı gölgeler uçarak yükselir: içsel göklerin de kendi kuşları vardır; hafif kayaların sıkışmasından oluşan kuşlar sarmallar çizerek yükselir ve ansızın gözden kaybolurlar. hava ise hiç beklenmedik anlarda değişiverir: kurşuni yağmurlar damla damla dökülmeye ya da çinko kristalleri dolu halinde yağmaya başlayınca süngersi kayanın gediklerine sızmaktan başka kaçış yolu yoktur. karanlık, arada sırada zikzaklar çizen bir alevle aydınlanır: bu bir şimşek değildir, bir kanal boyunca yılan gibi süzülen kor halinde metaldir.

    taştan gökyüzü
    italo calvino
    bütün kozmokomik öyküler, yky, s. 280 - 281
  • dünyadaki insansoyunun dünyalılık bilinci kazabilmesi için kendisine uzaydan bakacak ve kanaat bildirecek objektif bir varlığa ya da varlıklara ihtiyacı var sanırım. hep bu tanrısızlığı, aslında kendisini yargılayacak kimse olmamasını derinden derine hissettiği yanlızlığı yüzünden yapıyor olabilir tüm yaptıklarını. zaten kendi kendine koyduğu kurallar da hep bu yüzden değil mi? kendini yargılayabilecek tek tanrının yine kendisi olması. wody allen ın da dediği gibi: "objektif varlık eksikliğinden doğan nihilizm."

    yani işte bir gün harbi harbi gelseler, deseler ki "canlar naapmışsınız, dağıtmışsınız ortalığı, kendi kendinizin de amına koymuşsunuz?" o vakit belki başımızı öne eğer, ayağımızla yeri eşelermiş gibi yaparken suçlu suçlu "ama biz şey sandık, çok yalnızız sandık, öyleydik de, hep bundan oldu" falan deriz belki.

    (bkz: dünyalılık)
  • mart ayı itibariyle raflarda yerini almış, bizim nesillerin milliyet çocuk tadında diye tanımlayabileceği yeni çocuk dergisi. elime geçtiğinden beri evirip çevirip eğleniyorum resmen. zaten çocuk kitabı, çocuk dergisi meraklısıyım kabul, ama zannetmiyorum ki şöyle az buçuk okumayı sevip de şu dergiyi okumadan elinden bırakabilecek biri olsun. bir kere benim için dergide en önemli kriter içerik ve grafik tasarım, tabii bu ikisinin örtüşebilmesi. her ikisiyle de henüz ilk sayıda beni heyecanlandırdı doğrusu. aklımdakine bu kadar oturanına rastlamamıştım. öyle çok kitap dergi ulaşımı olmayan küçük bir kasabada büyümüş bir çocuk olarak bana o zamanlar böyle bir şey alınsaydı aklım giderdi herhalde. belki o sıra kapayamadığım bu açığı şimdi kapıyorum bilinmez ama benden tavsiye; etrafınızdaki çocuklara gözü kapalı alın, sonra açın o gözü hemen siz de okuyun.
  • tanıdığım, bildiğim ne kadar çocuk varsa hediye ettiğim dergi. ben bile kendimi o kadar kaptırıyorum ki acaba abone mi olsam diye düşünüyorum.

    mahrum kalmayın.