şükela:  tümü | bugün
  • bi yandan abartı bi yandan sanki minimalist bi tanım... neye oranla? kuşkusuz kendimize.

    illa bi nefret eden var bu tipten büyük bi çoğunluk onu severken. abartı mı? evet.
    dünyanın evrende kapladığı yer ve insanın içindeki yeri gibi felsefi ve bir o kadar parçacık fiziki (bkz: olmadı usta olduralım) konumuna bakıldığında zerre.

    günahlarımız kadar olamamış sevabımız ki, yarına bi demet gül ikram eder gibi yabancı kalıyor suratımıza o gani müjdemsi gülüş... bu gülüşle ediveriyoruz cümleyi ve aslında söylenmek istenen "sen dünyanın en iyi insanı olabilirsin ama ben bu cümleyi ederek dünyayı kontrolü altında bulunduran ve senin bu vasfını çakan kişiyim".... evet söylenen budur, yazık ki algılanan da budur ve daha da yazık ki yaşanan da tam da budur.

    ha öğlen körü oturdum bu "dünyanın en güzel cümlesi" için ne diye hakaretler döşüyorum... efendim bir terkediliş yaşadım ve terkedilirken edilen son cümle buydu: "sen dünyanın en iyi insanısın". e niye terkedildik o zaman? kötülük mü arıyorsun ey kadın? şeytan mı girdi içine, porno yıldızı mı?

    bir büyük felsefecinin dediği gibi: "evlenin. mutlaka evlenin. karınız iyiyse mutlu olursunuz, değilse filozof"
  • kötü insan kirli vicdan ile en uzun süre yaşayabilen ise, vicdanının rahatlığı en uzun süre koruyabilendir belki de dünyanın en iyi insanı... ama burada da insanın kendi kendini kandırabilmesi fonksiyonu göz önünde bulundurulduğunda yoktur böyle bir insan diyebiliriz pek tabii... bu durumda kötü insan kirli bir vicdan ile uzun süre yaşayabiliyorsa en azından vicdanı rahat olan dünyanın en iyi insanına göre daha dürüsttür kendine karşı. en azından kirli bir vicdana sahip olduğunu kabul edebiliyordur içten içe ki dürüstlük sanırım dünyanın en iyi insanı tanımının gösterileni için sayılabilecek ön şartlardan biridir.
  • herkes için kendisi.
  • iyi ya da kotu, her davranisinda samimiyetini koruyan, sirf bir sey yapmis olmak icin eyleme gecmeyen, refleksler yerine gudulerle hareket eden kisidir. "ben bunu yapmak istiyor muyum?" sorusuna tereddutsuz olarak "evet" cevabini verebilendir baska bir ifade ile. ancak aralarinda benim de bulundugum cogunluk, henuz ne istedigine karar veremedigi icin celiskileri ile yasar hayati.
  • 1) insanoglu cig sut emmistir, bir seyi ister ardindan baska bir seyi ister ve bu isteklerinin ardi arkasi kesilmez.
    2) insanlar her istediklerinin yapilmasini isterler ve en cok isteklerini yerine getirenlere iyi insan derler.
    3) dunyanin en iyi insani secilecekse bu butun dunyanin en iyi olarak belirledigi kisi olmali.
    sonuc: herkesin her istedigini yerine getirmek yukaridaki iki(1-2) sebepten dolayi mumkun degildir. cunku bir insanin kendisi icin iyi olacagini dusundugu sey baska bir insan icin kotu olacaktir ve az once ifade edilmis olan sey 3 nolu gerektirmeyi siddetle bloke etmektedir.
    sonucun sonucu:dunyanin en iyi insani ancak uzaylilar tarafindan secilebilir.
  • geçen gün kızılay’da mis simit’in önünden geçerken tanıştım kendisi ile. arkadaşlardan ayrılmış eve doğru yürüyordum. bu yanıma yaklaştı. “merhaba ben dünyanın en iyi insanıyım. adım ceren. benimle tanışmak ister misin?” dedi. o an büyük bir hayalkırıklığına uğradım aslında. dünyanın en iyi insanının erkek olmasını istiyordu herhalde bilinçaltım. neyse bunun önemi yoktu, boş vaktim vardı, olur dedim. çok düşünceliydi, “başka işin yok ya?” “yolunu uzatmıyorsun ya?” diye sorup durdu. bu kibarlığı karşısında gülümseyerek negatif yanıtlar vermeye devam ettim. bir kafede oturduk. kendisi bir adet taze sıkılmış portakal suyu istedi, ben de bir nescafe. sigara paketimi masaya koyduğumda biraz bozuldu sanırım ama farkettirmedi. “zararlı olduğunu biliyorsun değil mi?” diye sordu. “evet” dedim. peki diyerek anlayışla gülümsedi. kendisinin yanında içmemin bir sakıncası olup olmadığını sordum. rahat ol dedi. ilginç bir insandı gerçekten, 1 saat boyunca sürekli konuştu. bana soru sormadığı sürece bir şey söylemedim. evinde beslediği hayvanlardan bahsetti. aktivist olduğunu, green peace, peta, unicef ve bir takım barış örgütleri için gece gündüz çalıştığını anlattı. aynı zamanda sürekli bilimsel çalışmalar yaptığını, projelerinin aldığı ödülleri ve dünyanın barışı için pek çok projesi olduğunu da ekledi. yaşlı teyzelerin market poşetlerini taşımak için günde 1 saatini harcadığını, sık sık kimsesiz çocukları ziyaret edip hediyeler götürdüğünü, kız çocuklarını okutmak için medyada yankı bulan büyük organizasyonlar düzenlediğini, bazen sokakta yardıma ihtiyacı olan insan olup olmadığını kontrol etmek için dolaştığını da söyledi. sonra sordu: “herhangi bir şeye ihtiyacın var mı?” dünyanın en iyi insanından tiksindiğimi farketmem uzun sürmemişti. sigaramı yakıp tüttürerek içmeye başladım. “hayır teşekkürler” dedim. biraz bozulmuş gibiydi. “dünyada her insanın ihtiyacı olan bir şeyler vardır. ne olur sana yardım etmeme izin ver.” dedi. sigaramdan derin bir nefes daha aldım, ardından “böyle nazik teklife kaba bir yanıt vermek istemem ama bence sen dünyanın en iyi insanı değilsin.” dedim. “nasıl olur, tabiki ben dünyanın en iyi insanıyım. çeşitli konularda yıllardır araştırma yapıyorum. küçükken müzik, edebiyat, tarih, coğrafta, matematik, fen bilimleri, astroloji, sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve pek çok dalda kendimi geliştirdim. hepsi de insanlığa faydalı olmak içindi. annem mükemmel bir kadındır, bana her zaman özgür bir ortam sağladı. babam ise hayran olunacak bir insandır, pek çok şeyi ona borçluyum. varolabilecek en ideal insan olduğumu düşünüyorum. nasıl böyle bir şey diyebilirsin ki?” dedi. “bilmem” dedim sigaramdan bir fırt daha alırken, “sadece içimden öylece geçti.” şaşkın gözlerle bana bakmaya devam etti. dünyanın en iyi insanının dünyanın en kötü insanı ile aynı kişi olduğunu öğrendiğimi belli etmek istemedim. içeceklerimiz bittikten sonra elini sıktım, kendisine iyi bakmasını dileyerek metroya doğru yola koyuldum.
  • dünyanın en sıkıcı insanıdır aynı zamanda.
  • dünyada en çok suistimal edilecek insandır.
  • her daim kalbini eline almaya mahkum insandir.
  • hastane yataginda, hic haketmedigi hareketlere maruz kalmi$ ki$idir.