şükela:  tümü | bugün
  • legatum enstitüsü tarafından hazırlanan liste. forbes dergisi'nin yayımladığı listede türkiye dünyanın en mutlu ülkeleri sıralamasında 75. konumda. terör saldırısının yaralarını sarmaya çalışan kuzey avrupa ülkesi norveç ise birinci sırada yer alıyor. ayrıca ekonomisinin büyümesiyle övünen türkiye yeni zelanda'nın çok çok gerisinde kalmış.

    http://www.hurriyet.com.tr/planet/19473077.asp
  • herkesin hakkında bir şeyler salladığı ülkeler listedir. zira kimisi der ki "fakir ülkeler daha mutlu finlandiyada herkes intihar ediyor" kimisi de der araştırma yapıldı iskandinav ülkeleri mutluluktan havalarda parende atıyor. hangisinin doğru olduğunu zaten tespit edemeyeceğimiz için biz de bir şeyler sallayabiliriz.
    tabi "dünyanın en mutlu ülkesini bulup da napacaz iş güç zaten şehirden dışarı çıkamıyoz" diye de tepki vermek mümkün

    konuyla ilgili taze bir haber de şudur:
    http://www.radikal.com.tr/…id=1083800&categoryid=81
  • happy planet index tarafından yapılmış araştırmada türkiye'nin dünya geneline göre mutlu insanlar barındırdığını görebilirsiniz. ancak diğer mutlu insanlar barındıran ülkelere de bir bakın derim. yine de sonuç odaklı düşünürsek mutluymuşuz işte.

    buradan bakınız
  • suriye, ırak, suudi arabistan, lübnan, israil, cezayir, fas, tunus, pakistan ve türkiye mutlu; finlandiya, ispanya, irlanda, izland, kanada, birleşik devletler, hollanda, belçika, portekiz ve uruguay(evet, uruguay) mutsuzmuş bu görsele göre. hangi kafa ile yapılmış, anlamadım gitti.
  • en cahil ülkeleri olsa gerek dünyanın. hani bilmemek mutluluk ya. alacağın emekli maaşı ya da ufak bi gelir ve dinini rahatça yaşayabilen insanların olduğu ülkelerdir.

    -az bilmek
    -az gelir
    -fazlasıyla din

    bi de bu var tabi.
    (bkz: az kuru az pilav)
  • bir birleşmiş milletler örgütü olan sustainable development solutions network'un yaptığı araştırmaya göre isviçre birinci seçilmiş. halkla yapılan görüşmeler dışında gelir, yaşam beklentisi, sosyal güvence, hükümete ve iş dünyasına güven, yolsuzluk, özgürlük ve yardımseverlik gibi kriterler gözönüne alınmış.

    en mutlular:

    1- isviçre
    2- izlanda
    3- danimarka
    4- norveç
    5- kanada
    6- finlandiya
    7- hollanda
    8- isveç
    9- yeni zelanda
    10- avustralya

    en mutsuzlar:

    149- çad
    150- gine
    151- fildişi sahili
    152- burkina faso
    153- afganistan
    154- ruanda
    155- benin
    156- suriye
    157- burundi
    158- togo

    türkiye (76), israil (11), abd (15), ingiltere (21).

    haber
    rapor
  • bana hani lan uruguay nerede dedirten araştırmadır.
  • birleşmiş milletler sürdürülebilir kalkınma çözümleri ağı'nın açıkladığı rapora göre ilk yirmi ülkenin yer aldığı liste şu şekilde;

    1. norveç
    2. danimarka (ki genelde birinci olurdu)
    3. izlanda
    4. isviçre
    5. finlandiya
    6. hollanda
    7. kanada
    8. yeni zelanda
    9. avustralya
    10. isveç
    11. israil
    12. kosta rika
    13. avusturya
    14. abd
    15. irlanda
    16. almanya
    17. belçika
    18. lüksemburg
    19. ingiltere
    20. şili

    liste detayı
  • gsmh ile orantılı olarak her yıl yayınlanan bir klişedir. devletin vatandaşına gerçekten takdir edilesi imkanlar sunması ayrı bir şey bireysel mutluluk ise farklı bir şeydir. zygmunt bauman bu konuda gayet güzel bir tespit yapmakta:

    ‘örneğin, heyecan verici, enerji tüketen, risk dolu ve sinir bozucu bir faaliyet olarak bilinen mutluluk arayışı daha sık zihinsel depresyon vakalarına yol açarsa, anti-depresanlara daha fazla para harcanması muhtemeldir. eğer, araba mülkiyetindeki artış yüzünden, araba kazalarının sıklığı veya kaza kurbanlarının sayısı artarsa, araba tamirleri ve tıbbi tedavi giderleri de o kadar artacaktır. eğer musluk suyunun kalitesi her yerde düşmeye devam ederse, ister kısa ister uzun olsun, bütün seyahatlerde çantalarımızda taşınmak üzere su satın almaya giderek daha fazla para harcayacağızdır. (ne zaman bir havaalanı güvenlik kontrolü noktasına yaklaşsak şişeyi derhal içip bitirmemiz istenir ve biz de kontrol noktasının diğer tarafında bir başka şişe satın almak zorunda kalırız). gsmh rakamlarını yükselten bütün bu tür ve pek çok benzer örnekte, daha fazla para el değiştirir. buna hiç şüphe yok. ancak, anti-depresan tüketicilerinin, araba kazası kurbanlarının, su şişesi taşıyanların ve aslında kötü talihten endişe duyan ve acı çekme sırasının kendilerine gelebileceğinden korkan bütün insanların mutluluğundaki paralel bir artış işe daha az belirgindir.’

    http://tespitmeclisi.com/…r-siralamasi-gercekci-mi/
  • (bkz: danimarka), (bkz: kosta rika) ve (bkz: singapur).

    danimarka, kosta rika ve singapur ortak bir özelliğe sahip: mutluluk. bu ülkelerin halkları kendilerini güvende hissediyor, bir yaşam amaçları olduğunu düşünüyor ve stresi en aza indirip sevinci en tepeye taşıyan bir yaşamın tadını çıkarıyor. peki ama nasıl?

    dünyanın en mutlu insanı kim?

    günde en az altı saatini sosyalleşerek geçiren, güven duyduğu birkaç iyi arkadaşa sahip olan, orta yaşlı ve sağlıklı baba alejandro zúñiga olabilir mesela. genelde geceleri en az yedi saat uyuyor, işe yürüyerek gidiyor ve çoğu gün altı porsiyon meyve ve sebze tüketiyor. keyif alarak gittiği işinde, sevdiği iş arkadaşlarıyla haftada en fazla 40 saat çalışıyor. her hafta birkaç saatini gönüllü olarak üstlendiği çalışmalara ayırıyor, hafta sonları ibadet ediyor ve futbol tutkusunun tadını çıkarıyor. kısacası günlük seçimlerini mutluluktan yana yapıyor. kosta rika’nın ılıman iklimli yemyeşil orta vadi’sinde aynı anlayışta insanlar arasında yaşadığı için bu seçimleri yapması kolaylaşıyor.

    bir diğer olası aday mı? sidse clemmensen. sevecen bir hayat arkadaşı ve üç küçük çocuğuyla birlikte, ailelerin tüm işleri, çocuk bakımını ve ortak mutfakta pişen yemekleri paylaştığı, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir komün yerleşiminde yaşıyor. sosyolog olarak, zorlu ve bağlayıcı bir işi var. işe, markete ve çocukların okuluna ailece bisikletle gitmeleri onları zinde tutuyor.

    pek yüksek olmayan maaşından çok yüksek oranda vergi ödüyor belki ama karşılığında ailesinin sağlık sigortası ile eğitim masrafları karşılanıyor ve yaşlılığında emeklilik maaşı garantiye alınıyor. yaşamını sürdürdüğü danimarka’nın aalborg kenti sakinleri, başlarına kötü bir şey gelmesine devletin izin vermeyeceğine inanıyor.

    ve bir de douglas foo var. 750 bin dolarlık bir bmw süren ve 10 milyon dolarlık bir evde yaşayan başarılı bir girişimci. evli. terbiyeli ve aynı zamanda da okullarında çok başarılı birer öğrenci olan dört çocuğun babası. dört işte çalışarak okul masraflarını kendi karşılamış ve 59 milyon dolar değerinde çokuluslu bir girişim olarak büyüyen işini kurmuş.

    işine ve yardımseverlik faaliyetlerine haftada 60 saatini ayırıyor. çalışanlarının, iş çevresinin ve toplumun saygısını kazanmış bir isim. bu başarıyı elde etmek için çok çalışmış ama bu tür bir yaşamı singapur’dan başka bir yerde kurmanın büyük olasılıkla mümkün olmayacağını da itiraf ediyor.

    kosta rika arenal yanardağı, verimli kuzey ovalarında otlayan bir atın üzerinden tüm heybetiyle yükseliyor. ülkenin dağlık yapısı, diğer orta amerika ülkelerinin aksine burada büyük çiftliklerin var olmasını engelledi ve böylelikle hiçbir zaman toprak sahibi güçlü bir sınıfın egemenliğinde olmadı. kosta rika’nın küçük mülk sahipleri, eğitime öncelik veren, temiz su sağlayan, sosyal güvenliği kurumsallaştıran ve köylerin çoğunda ücretsiz sağlık ocakları kuran kişileri başkan seçti.
    zúñiga, clemmensen ve foo. bu üç isim, kalıcı bir mutluluk duygusu yaratmak üzere birbirini tamamlayarak zincir oluşturan üç farklı mutluluk halkasını örnekliyor. ben bu halkaları keyif, amaç ve gurur olarak adlandırıyorum. ve her üç isim de bu halkaları destekleyen ülkelerde yaşıyor.
    birçok kosta rikalı gibi stresi azaltıp mutluluk duygusunu yükseğe çeken bir yerde günlük hayatı dolu dolu yaşamanın keyfini çıkaran zúñiga’yı ele alalım örneğin. biliminsanları bu tür mutluluğa, “deneyimlenmiş mutluluk” veya “olumlu etki” adını veriyor. araştırmalarda, insanlara son 24 saat içinde ne sıklıkta gülümsedikleri, güldükleri veya mutluluk hissettikleri sorularak ölçümü yapılıyor. zúñiga’nın ülkesi sadece latin amerika’nın en mutlu ülkesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda insanların gündelik yaşamda olumlu duygular hissettiğini dünyanın başka yerlerinden daha çok dile getirdikleri bir yer.

    clemmensen, danimarkalıların amaca dayalı yaşam biçimini simgeleyen bir mutluluk tarzını temsil ediyor. tüm mutluluk biçimleri gibi bu da temel ihtiyaçların karşılanmış olmasına ve insanların gerek iş hayatında gerek boş zamanlarında tutkularının peşinde koşabilmesine dayanıyor. akademisyenler buna, eski yunancada “mutlu” anlamına gelen kelimeye dayanarak “ödömonik mutluluk” diyor. gerçek mutluluğun anlamlı –yapılmaya değer şeylerin yapıldığı– bir yaşamdan kaynaklandığına inanan aristoteles tarafından popülerleştirilen bu kavramı ölçmek için gallup, ankete katılanlara “bir gün önce ilginç bir şey yapıp yapmadıklarını veya öğrenip öğrenmediklerini” soruyor. son 40 yılda istikrarlı olarak avrupa mutluluk sıralamasında birinci olan danimarka’da toplum, ilginç bir yaşam sürmeyi kolaylaştıracak biçimde evrilmiş.

    yarı fanatik başarı dürtüsüyle tanınan singapur’un bu ününe tamamıyla sadık kalan foo, tüm arzuları ve elde ettiği başarılarıyla mutluluk halkalarından, “yaşam memnuniyetini” temsil ediyor.

    sosyal bilimciler bu tür mutluluğu, insanlardan yaşamlarını sıfır ile 10 arası bir rakamla değerlendirmelerini isteyerek ölçüyor. uzmanlarca “değerlendirmeli mutluluk” olarak adlandırılan bu sistem, dünya genelinde esenlik ölçümünün de temel taşı olarak kabul ediliyor. yaşam memnuniyeti değerlendirmesine göre singapur, asya’nın en fazla birincilik alan ülkesi.

    yıllık dünya mutluluk raporu’nu yayımlayan araştırmacılar, mutluluğun dörtte üçünün altı etken tarafından belirlendiğini ortaya koydu: güçlü ekonomik büyüme, sağlıklı yaşam süresi, kaliteli toplumsal ilişkiler, cömertlik, güven ve kişinin kendisi için doğru bulduğu yaşamı sürdürme özgürlüğü. bu etkenler tesadüfen ortaya çıkmıyor, bir ülkenin yönetimi ve kültürel değerleriyle doğrudan ilişkili olarak bir araya geliyor. bir başka deyişle, dünyanın en mutlu yerleri, insanlarına mutluluk üreten ülkeler oluyor.

    zúñiga, clemmensen ve foo hedeflerinin peşinde kararlı bir şekilde koşuyor ama bunu keyfi ve gülmeyi ihmal etmeden gerçekleştiriyor. halen yaptıkları ve geçmişte gerçekleştirdikleri şeylerle gurur duyuyorlar. bunu yapabilmelerinin nedeni, yaşadıkları yerlerin –ülkeleri, yerleşimleri, mahalleleri ve aileleri– kendilerine görünmez bir destek vermesi, onları uzun dönemli esenliğe ulaşmayı sağlayacak davranışlara itmesi.
    kosta rika’nın başkenti san josé’nin hemen doğusundaki cartago kentinin en büyük pazarında esnaf olan alejandro zúñiga’ya dönelim. 57 yaşındaki bu güçlü adam her gün avokado satmak, sosyalleşmek ve yeni fıkralar anlatmak için onlarca yıldan bu yana geldiği pazarın değişmez bir parçası. herkesçe tanınıyor. buradaki 50 kadar pazarcıdan biri ne zaman hastalansa ya da ailesinde acil bir durum olsa, para yardımı toplama işini örgütleyen genellikle zúñiga oluyor. kentin çok sevilen ama genelde bahtsız takımı c.s. cartaginés’in, hafta sonu maçlarda tezahürat yapmaya gidecek taraftarlarını o bir araya getiriyor. karizmatik bir arkadaş ve doğal bir lider.

    birkaç yıl önce gece vakti zúñiga’ya telefon eden bir arkadaşı, “lotoyu sen kazandın!” diye güzel bir haber müjdelemiş.

    gerçekten de zúñiga kazanan kuponun sahibiymiş ve eline 50 milyon kolon (o zamanın parasıyla 93 bin dolar) geçecekmiş. ama şakacı olarak tanınan arkadaşına inanmamış. ayrıca o sırada keyfi de pek yerinde değilmiş. uzun süre çalışmasına rağmen avokadolarının hepsini satamamış. “pis bir şaka olduğunu düşündüm,” diye anlatıyor. “cebimde sadece 8 dolar kalmıştı.”

    telefonu arkadaşının yüzüne kapatmış.

    ertesi gün işe gittiğinde satıcıların alkışlarıyla karşılanmış. ikramiye kazandığını herkes duymuş. her hafta aynı numaraları oynuyormuş ve bu kez şans onun yüzüne gülmüş.

    tezahürattan etkilenen zúñiga pazar tezgâhlarının arasında bir alfa erkeği gibi gururla yürüyerek, arkadaşları ve meslektaşlarıyla tokalaşmış. hepsi zúñiga’nın çok çektiğini biliyormuş. gecekondu mahallesinde büyümüş, çalışmak zorunda kaldığı için 12 yaşında okulu bırakmış, alkolik olmuş ve 20 yaşındayken hayatının aşkı tarafından terk edilmiş.

    zengin olunca, diğer satıcılar onu daha gösterişli yeni bir hayata kaptıracaklarına kesin gözüyle bakmışlar. ama ikramiyeyi kazanmasından sonraki haftalarda pazar yerine dönerek meyve satmaya ve şakalarına devam etmesi onları şaşırtmış. oysa bir taraftan da servetini sessiz sedasız dağıtıyormuş: bir milyon kolon kendisine loto biletini satan arkadaşına, bir milyon eli darda olduğu zamanlarda ona yiyecek veren bir satıcıya ve bir milyon da pazar yerinden tanıdığı dilenciye. geri kalanını da annesi ve yedi çocuğunu doğuran dört karısı arasında paylaştırmış. bir yıla kalmadan tekrar meteliksiz kalmış.

    yine de “kendimi çok mutlu hissediyordum,” diyor üzerine bastırarak.

    zúñiga’nın duruma uyum sağlama yeteneğini anlamak için kosta rika’yı tanımak gerekiyor. coğrafya ile toplumsal politikaların birlikteliğinden ortaya çıkan sihirli değişim, aile bağları, genel sağlık sistemi, inanç, süregelen barış, eşitlik ve –zúñiga’da fazlasıyla bulunan bir özellik olan– cömertlikten güçlü bir karışım yaratmış burada. tüm bu sayılanlar, günbegün yaşamdan zevk almaya yönelik özel bir formül olarak doruğa çıkıyor ve mutluluğun keyif halkasını oluşturuyor. istatistiksel olarak esenlikle yakından ilişkilendirilen bu karışım, kişi başına düşen milli gelirin her bir dolarına karşılık dünya üzerindeki tüm yerlerden daha fazla mutluluk getiriyor.
    zúñiga’nın durumuna bir bakalım. arabası, pahalı mücevherleri, güzel giysileri veya elektronik eşyaları yok ama o da zaten mutlu olmak ve kendine güven duymak için bunların hiçbirine gereksinim duymuyor. geçtiğimiz yüzyılın büyük bir bölümünden bu yana tüm yurttaşlarını destekleme politikası izleyen bir ülkede yaşıyor. bağımsızlığın ardından hem toprak ağalarının hem de kendi çıkarlarını korumak isteyen ordu tarafından desteklenen başkanların yönetime geldiği diğer orta amerika ülkelerinin aksine, kosta rika daha değişik bir yol izledi. derin vadilerle dolu engebeli dağ sıralarının ve ucuz yerli işgücünün yokluğu, burada devasa çiftliklerin kurulmasını engelledi. onun yerine, gittikçe büyüyen uluslararası kahve pazarının varlığını keşfeden küçük toprak sahipleri ve orta vadi’deki açık fikirli çiftçiler gelişme gösterdi.

    kosta rikalılar, çürümüş sömürgeci kurumlarla hiçbir bağı olmadığı için esenliği katlanarak yukarı çeken ve dolayısıyla da latin amerika karakterinin gelişmesine olanak veren bir ortam hazırlayan politikaları uygulamaya koyan öğretmenleri başkan olarak seçtiler.

    1869’da kosta rika yasaları ilköğretimi –kızlar başı çekmek üzere– tüm çocuklar için zorunlu hâle getirdi. 1930’lara gelindiğinde, okuryazar oranı en yüksek latin amerika ülkeleri arasında yerini aldı. köylere temiz su götürülmesine yatırım yaparak, kolera ve ishal gibi ölümcül çocuk hastalıklarının önünü kesti ve tüm çocukların yaşama sağlıklı başlamasını garanti altına aldı. 1940’lı yıllar sosyal güvenlik sistemini getirirken orduyu ortadan kaldırdı. 1961’e gelindiğinde, herkes için sağlık sigortasının yasalaşmasıyla birlikte birçok köyde ücretsiz sağlık ocakları açıldı.

    bu kararlılık günümüzde de sürüyor. soğuk bir kış sabahı, sırt çantası ve aşıların bozulmalarını engelleyen soğutucusuyla orta vadi’nin yeşil kasabası paraíso’da normal ziyaretlerini yapan sağlık teknisyeni ıleana álvarez chaves ile birlikte dolaşıyorum. tüm kosta rikalıların sağlığını korumak üzere 1990’larda kurulan equipos básicos de atención ıntegral en salud (ebaıs) adlı ulusal sistem dahilinde çalışıyor. (mutluluk ile sağlık birbirlerine yakından bağlı.)

    bir doktor, bir hemşire, bir kayıt memuru ve birkaç teknisyenden oluşan küçük ekipler 3 bin 500 kişinin bakımını yapıyor. álvarez chaves’in günlük ziyaret kotası aşağı yukarı on evi kapsıyor. her evde sağlık bilgilerini güncellemek, tansiyon ölçmek, aşı yapmak, tavsiyelerde bulunmak ve (zika virüsü taşıyan sivrisineklerin ürediği) depodaki suyu analiz etmek için 30 dakika geçiriyor.

    89 yaşındaki aurora brenes’in evinde, kadının ilaçlarının bitip bitmediğini kontrol ediyor, tansiyon ölçümü yapıyor ve ekibinin doktorundan brenes için randevu alıyor.

    “hastalıkları, tehlikeli bir diyabete dönüşmeden veya kalp krizi aşamasına gelmeden saptayabiliyorum,” diyor.

    “hastalarımın çoğu yalnız ve kendilerine ilgi gösteren birine minnet duyuyorlar.”

    1970’ten bu yana kosta rika, ortalama yaşam süresinin 66 yıldan 80’e yükselmesine ve bebek ölümlerinin 7 kat düşmesine tanık oldu. ebaıs programını yerleştiren eski devlet başkanı josé maría figueres, sağlık sisteminin bu kadar iyi işlemesinin nedeninin temel olarak insanların hastalanmasını önlemeye çalışmaktan kaynaklandığını söylüyor. “abd’de teşvik tedbirleri, fiyatların yükselmesine yol açıyor,” diyor. “burada uzun yıllar boyunca önleyici sağlık sistemine ağırlık verildi. çünkü doğruyu söylemek gerekirse, iyi bir sağlık politikasının amacı insanların hasta olmasının önüne geçmektir.”

    meksiko’daki latin amerika sosyal bilimler fakültesi’nde görevli kosta rikalı ekonomist ve mutluluk uzmanı mariano rojas, kosta rika sosyal sisteminin çoğu kişinin beklentilerine yanıt verdiğini söylüyor. “onlara güvence içinde, görece sağlıklı ve dünyanın en büyük dertlerinden uzak olduklarını hissettirirken, bir yandan da hayatlarını kazanabilecekleri bir ortam sağlıyor.”

    devamını national geographic türkiye’nin kasım 2017 sayısında okuyabilirsiniz.
    kaynak