şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: adobe premiere) *
  • 11.05.2013 itibarıyla akepe li burhan kuzu dur tahminimce. ağız tadıyla düğün yapamadılar. basında haberi çıkamadı. oysa rte tüm avanesi ile oradaydı. yazık oldu düğüne valla. reyhanlı' lar da bir gün sonra ölemediler. tüh güzelim düğün. onca resim de çöpe falan. yazık adama. çok şanssız.
  • bad luck brian adıyla da bilinen adamdır.
  • benim bu.

    cidden benim. nereden başlasam bilemiyorum. dünyanın en şanssız adamı olmak öyle sanıldığı gibi tek olayla yaşanabilecek, her şeyin ama her şeyin dışarıdan kötü göründüğü bir adam olmak anlamına gelmiyor. aksine, en büyük şanssızlıklardan biri de durumunuz harika görünürken ruh halinizin, maddi manevi durumunuzun ve bütün işlerinizin berbat olmasıdır. şu an düşünüyorum hayatımda normal seviyede neye sahibim diye, belki biraz sağlık diyebilirim. onun haricinde tüm çabalarıma rağmen hiç bir şeyim, ama hiç bir şeyim normal değil.

    sağlık

    para
    aşk
    aile

    hepsinin aynı anda kötü gittiği durumlarınız "belki" olmuştur, hayatınızdaki önemli bazı noktalarda, en acele etmeniz gereken anlarda bazen şanssızlıklar yaşamış olabilirsiniz, ama hayatınızın her anında her şeyin olabilecek en kötü şekilde tecelli etmesini ben eşek şansına bağlıyorum diyeceğim de.. eşeklere bile yazık o kadar olamaz. sadece bu hayatın temel taşlarının da kötü gitmesi değil olay aslında. olabilecek her şeyin olabilecek en kötü şekillerde tecelli etmesi. en basitinden en büyüğüne kadar. attığınız adımın altında çıkan cam kırıklarından hayatınızı değiştirecek bir iş görüşmesine kadar her şey en kötü şekilde gitmez. gitmemesi lazım. ama gidiyor işte. tabii ki kontrolünüz dahilinde olan şeyler de değil bu şansla ilgili durumlar. hepsi kontrol dışı. hiç bir haltı beceremeyip sonra suçu şanssızlığına atan birisi değilim. aksine, bütün engellere rağmen mükemmel işler çıkartıp bu rezil hayattan 4 üniversite okuyarak, 5.sinin planını yaparak çıkmayı başardım diyeceğim de, başarı sonuçtur, henüz elimde bu çabaları "birikmiş beceriye" dönüştürdüğüm bir sonuç da yok (iş-para-sosyal statü). örneğin çalışıp da kazanamadığınız bir şey olmuyor, ama ödülünüzü vermesi gereken kişi o gün ölüyor sallıyorum...

    kastettiğim önemli bir anda yaşanan tek veya bir kaç kötü olay değil. hayatın her anına yansıyan ve artık kaderiniz olmuş bir şey. yani 1-2 kötü olay yaşarsınız, ama bundan sonra yaşadıklarınız size onu unutturur ya, öyle değil. beklediğiniz otobüsün yolda "yanması", onun yerine gelen otobüsün de siz bindikten sonra birbirine en uzak iki durak arasında bozulması gibi şeyler benim kastettiğim. ve tabii ki devamında gelenler. misal yüksek lisans tezimi yazmaya başladım en sonunda, tabii ki hemen o gün bilgisayarın harddiski bozuldu. neyse dedim, babamın masaüstü bilgisayarına takayım da scandisk falan, bad sector ne varsa kurtarayım. harddiski onun bilgisayarına takıyorum, o bilgisayarın da anakartı gözümün önünde yanıyor. bozulan şey harddisk değil de atıyorum ram falan olsa, verir parasını yenisini alır devam ederim, geçmiş çalışmalarıma da hiç bir şey olmaz. ama yok, illa en kötüsünün olması gerek.

    500 tane iş başvurusu yaparım, cevap gelmesini, çağırılmayı bırak, cv'nin okunma sayısı 0'dan 1'e bile değişmez. basit bir sağlık sorunu için doktora giderim, 3 tane doktor sorunu bulamaz. iş bulamadığım için burs aramaya koyulurum. 50 tane vakıfla görüşürüm, hiç birisi 4.00 diploma notu olan ve babası emekli olan birine burs vermez. aile desen zaten destek olmayı bırak, hayatın boyunca köstek olmuştur, üstüne varına yoğuna da göz koymuştur. çareyi sevgilide arayayım dersin, ama hayatı "bal dök yala" kıvamında olan kişi de zaten seni neden çeksin ki? çeşitli bahanelerle uzaklaşır gider. zaten arkadaş çevresini hiç saymıyorum.. maddi manevi iyi olduğunda hepsi "ooo ktulu baba naber yaa" modundayken huzursuz olduğun dönemlerde üstüne kendi maneviyatlarıyla hava atmaya çalışırlar. bu sırada tek dostun uzun süreliğine amerikaya gider, en çok ona ihtiyacın olduğu anda yalnız kalırsın.

    bunları geçtim, en ufak şeylerde bile, günlük hayatını etkileyen hemen her şeyde şanssızlığın peşinde olduğunu bilirsin. her güne illallah ederek kalkarsın (zaten seni uyandıran kıl edecek bir şey mutlaka vardır - matkap sesi gibi). kahvaltı edeceksindir, çay olmaz, ekmek kurumuştur ama bunu çay almaktan döndükten sonra fark edersin. çayı koyar ekmek almaya inersin, bakkal parayı bozmaz. bankamatiğe gideyim 10 lira çekeyim de alışveriş yapayım dersin bankamatik bozuktur. en yakın bankamatik 15 dakika yürüme mesafesindesindedir ama olsun. gider çekersin paranı gelir kapıyı açayım dersin, açılmaz. neden? anahtar kapı deliğinde kırılmıştır çünkü. çilingir çağırırsın sen içeri girene kadar çaydanlık yanmıştır.. tekrar çay koyarsın, bu arada spora gitme zamanın gelmiştir ve kahvaltını da edemeden çıkmak zorunda kalırsın. ama o da ne?? araba çalışmıyordur.. akü bitmiş. (bu arada eldeki tek malvarlığı arabadır ama onu da satılığa koyarsın kimse almaz). neyse aküyü takviye yaparsın bi şekilde (ki takviye yapana kadar başa gelen maceraları yazmaya üşeniyorum..), sonra trafiğe takılmamak için cepten yandex maps'e bakarsın, hmm trafik en açık e5teymiş diye e5ten gidersin. derken 100 metre sonra yol tıkanır?! sebep: kaza olmuş. ok dersin, sahil yoluna gireyim. fark edersin ki sahil yoluna girecek son sapak 200 metre geride kalmış ve gideceğin yere kadar bir kaç km bu trafikte kalmak zorundasın.. eyvallah dersin teybi açarsın, cd okumaz (radyonun da çalışmadığından bahsetmiş miydim?). neyse bi şekilde yarım saat rötarla gideceğin yere varırsın, bu sefer de spor salonunun çalışma saatlerinin değiştiğini ve yarım saat erken kapayacaklarını öğrenirsin (devletin beleş spor salonlarından biri olduğu için çalışma saatleri belli). kalan 10 dakika içinde daha ısınamadan bir kaç hareket yapıp çıkarsın.. eve giderken sahilden döneyim de bari manzara izlerim dersin, bu sefer de sahil yolunda kaza olmuştur. ama şaşırmazsın artık, normal çünkü senin önündeki her şeyde bir engel olması. neyse eve gelirsin sonunda, açlıktan gebermek üzere olduğun için yemek yapmakla bile uğraşmaz bişeyler atıştırırsın, bilgisayarın başına geçip biraz sosyal medyada zaman öldürürsün. tabii ki sürekli canını sıkacak şeyler karşına çıkar? ne bekliyordun ya? bu sırada en sevdiğin japon death metal gruplarından birinin en güzel videosu youtube'dan silinmiştir. zaten tek takipçisi sen olduğun için hiç şaşırmazsın. akşam olur tv'nin başına geçip sevdiğin programı izlemek istersin ve slaondaki güzelim 3d led tv garantisi bittikten 1 gün sonra bozulur ve ekran kararır kalır. netten izleyeyim dersin tabii ki çalışan bi program bulamaz ve bezersin. bütün günün bok gibi geçtiği ve hiç bir şey de yapamadığın, üstelik dünden daha kötü bir şekilde bittiği için de başın ağrır, aspirin veya mazejik içersin ama etki etmez tabii ki. yine gece telefonun şarjı biterek kapanması gibi tüm enerjin çekilene kadar ayakta kalır ve sonra resmen bayılarak uyursun.. başka türlü yastığa kafayı koyunca kafanın içinde hayatın seni siker çünkü. sike sike uyutmaz insanı.

    neyse yazmaktan sıkıldım. bunun benzeri günleri her gün yaşadığım için uzatmaya değmez. zaten bunu da ben yollayana kadar kesin elektrik falan kesilir bişey olur (netbookun pili öldüğü için elektrik kesintilerinden etkileniyor maalesef). bir an evvel yolla tuşuna basayım da, gerekirse editlerim. ben "yolla"ya basana kadar touchpad de bozulabilir zaten neme lazım..
  • birden fazladır.

    zaman zaman şanssız olduğumu düşünürüm ama artık susuyorum amk, bu dayıların yanında bize bok yemek düşer.

    http://www.milliyet.com.tr/…-en-sanssiz-insanlari/1
  • bu adam türkiye'nin en şanssız firmasında çalışırken sebepsiz yere kovulmuş bir adammış diyolla.

    .
  • kendimi şanslı hissediyorum butonuna hiçbir zaman basamamış insandır. şanssızlık işte.