şükela:  tümü | bugün
  • -------
    ön edit: dostlar gördüğüm kadarıyla yazımı okuyan yok. herkes ışınlanmadan bahsetmiş, ışık hızına ulaşsak bile sadece samanyolu galaksisinden çıkmamız yüz bin ışık yılı sürer. evren boyutunda düşündüğünüz an ışık hızı çözüm değildir. dünyanın yaşı milyarlarla telaffuz ediliyor. ışık hızı ne ki? insanlık olarak yanlış yere odaklanıyor olabiliriz.

    ayrıca bırakın şu formatı, nın ekini ayırmanın yanlışlığını falan. onlar hallolabilecek şeyler. ama de, ki eklerini ayrı yazmazsam taşlayın, çünkü anlam değişiyoe ve onlar hallolmuyor.*
    -------

    geçmişe yolculuk veya zaman yolculuğu değil, dünyanın geçmişinin izlenip izlenemeyeceğiyle ilgili birtakım deli sorular var kafamda. biraz bilimsel, biraz tahminsel şeyler. zira
    `cevabı olmayan sorular sormak insan olmanın bir parçasıdır`.

    öncelikle milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gezegenlerin yapısının nasıl bulunduğunu hepiniz merak etmişsinizdir. bu kısım önemli çünkü aslında konumuzun mantığı burada.

    (bkz: cosmos) belgeselinin 5. bölümünde bununla ilgili kısım var. ışık üzerinde çalışmalar yapan bilimadamımız önce ışığı prizmayla ayırarak tıpkı gökkuşağı mantığıyla içindeki renkleri buluyor. daha da üzerine gidiyor ve bu ayrılan renklerin herbirinin ısısının farklı olduğunu görüyor. atıyorum mavi rengin düştüğü yer 12 derece olurken sarı rengin yansıdığı yer 17 derece oluyor. adamımız durmuyor az daha üstüne gidiyor ve ışığın üzerinden yansıdığı cisimlerin yapısıyla ilgili barkod gibi kodlar barındırdığını farkediyor.

    örneğin demirin üzerinden yansıyan ışığın kodu ||| | | | || böyle iken kayanın üzerinden yansıyan ışığın kodu | | |||||| böyle. bu kodları kaydediyorlar ve işte milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gezegenlerin yapısını böyle buluyorlar. zaten dikkat ederseniz hep gezegenlerde tanıdık maddeler bulunur. belki bununla alakalı olabilir*

    diğer konu ise biraz metafiziksel, paranormal, varsayımsal diyebiliriz.

    çiftbedenlenme (bilokasyon) denen şey, kişinin aynı anda farklı yerlerde görünmesi, belirmesi. burada bilime, çiftbedenlenmeyi bulma görevi düşüyor.

    ışınlanmayla çiftbedenlenme arasındaki farkı şöyle düşünebiliriz. elimizde bir adet kek var, başka şehre göndereceğiz. bu keki göndermek mi kısa sürer yoksa kekin tarifini oradaki şahsın uygulayarak keki yapması mı. tarif var, bilimsel düşünün bilgisayara birebir kodları giriyorsunuz ve kek çıt diye ortaya çıkıyor. veya 3d yazıcıyı düşünün. bu yazıcıya girdiğiniz veriyle istediğiniz ürünü aynı şekilde basabiliyorsunuz.

    bu iki bilgi elimizde. 3d yazıcı olayını biraz ileri seviyede düşünelim. gökyüzünde birden şimşek çakması yani elektrik belirmesi, ortaya çıkması gibi düşünün. gerekli kodları giriyoruz, ayda bir şimşek çakması gibi hızlı şekilde istediğimiz varlığın belirmesini sağlıyoruz. 3d yazıcı olarak aslında evreni kullanıyoruz.

    gezegenlerden yansıyan ışıklardan gezegenin yapısını bulan ekipmanları dünyadan kaç yıl öncesini istiyorsak o kadar uzaklıkta oluşturuyoruz, bedenliyoruz. ışınlamıyoruz dikkat edin, evrene kodu giriyoruz ve orada beliriyor. sonra başlıyoruz dünyadan gelen ışıkları incelemeye. bu kadar teknolojinin arasında ışık algılama ve çözme teknolojisi de gelişmiş olsun dimi. kamera çözünürlüğünün yıllar içindeki gelişimi malumunuz, uzaydan nokta atışıyla görüntü alınabilir halde. dolayısıyla ışıklardan yapılan analizlerin dünya üzerinde bulunanları da çözebildiğini düşünelim. taş var kaya var demekle kalmayıp aaa bak insanlık hala afrikada, mamutlar sandığımızdan da büyükmüş gibi gözlemler yapılabilsin.

    umarım anlatabilmişimdir. biliminsanlarını göreve çağırıyorum. benden şimdilik bu kadar.
  • (bkz: entry başlık ve nick uyumu)
    adam dünyayı kurtaracak. (=
  • bilmem kaç yüz-bin ya da milyon ışık yılı uzaktaki bir gezegen üzerinde devasa bir ayna olsa* ve onun üzerinden dünyayı görebilsek geçmişi izlemiş oluruz.
    evet biraz uçtum ancak teorik olarak bunu çürütebilecek bir bilim adamının alnını karışlarım.
  • cevap veriyorum:

    teoride (bkz: evet)

    eğer gelecekte bir cihaz yapılır ve eskiden yansıyan ışıklar algılanıp, işlenip, görüntülenebilirse neden olmasın?

    imkansız gözükebilir, fakat insanoğlu imkansız gözüken neleri başardı. usb diye bir şey var lan. içinde film, müzik falan var. takıyorsun bilgisayara film izliyorsun falan. çok acayip*

    edit: ayna diyen arkadaşlar çok iyi niyetliler. ışık sadece doğru üzerinde, aynı noktaya doğru lazer gibi gitmiyor. etrafa saçılıyor. yani fatih sultan mehmet'in üzerinden yansıyan ışık dümdüz şekilde sizin aynanıza gitmeyecek. dağa çarpacak, taşa çarpacak, yoldan geçen gariban bizanslıya çarpacak, belki elma ağacına çarpıp absorbe olacak. 360 derece saçılacak ve ne kadarı aynanıza çarpacak hesabını yapın.
  • teorik olarak evet. uzaydaki a noktasına ışıktan daha hızlı ulaşabilirsek evet. a noktasından göreceğimiz dünya bir bakıma geçmiştir. bu a noktası ne kadar uzakta ise o kadar geçmişi görebiliriz.

    ha uzaydaki a noktasına nasıl ışıktan hızlı gideceğuk dersen orası muamma*
  • öncelikle hayırlı forumlarınız olsun.

    evet izlenebilir.

    -------------------------.----------------------------

    bin düşün bir yaz ki alçaklara aman verme,
    bin yaz bir söyle ki cahillere tamah etme.
  • teorik yani fiziksel olarak evet mümkündür. zira en belirgin kanıtı da her gece gökyüzünde gördüğümüz yıldızlardır. milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gök cisimlerini gelişmiş teleskoplar vasıtasıyla (bkz: hubble) görebiliyoruz. kaldı ki bu görüntüler, o gök cisimlerinin binlerce; belki de milyonlarca yıl önceki halleridir, görüntüleridir. belki o yıldız artık yok. çoktan yok olmuş bile olabilir. kısacası, biz onların geçmişteki görüntülerini görebiliyoruz.
  • teorik olarak evet

    şu teoriden yola çıkabilirsiniz. eğer hava karardığı zaman gördüğümüz yıldız ışıklarının bir çoğunun çok önceden sönmüş yıldızlara ait olduğunu kabul ediyorsak (bilimsel olarak ediyoruz),

    çok uzak bir galaksiye ultra gelişmiş bir teleskop kurabildiğinizi düşünün. bu teleskoptan dünyaya baktığınız zaman ne görürsünüz ?

    eğer çok önceden sönmüş yıldızların ışıkları bize yeni geliyorsa aynı kanunla çok uzaktan dünyaya baktığımız zaman dünyanın geçmişini görmemiz gerekiyor.
  • ilk başta yanımızda olması gerekenler ve şartlar devasa boyutlarda 1 tane ayna, aradaki mesafede ışığın yönünü kesecek hiçbir madde olmaması sadece bu 2’si olsa geçmişi görebileceğimizi kanıtlayacağım.
    mesela istanbul’un fethi: geçmişte kalmış 1453 yılında olmuş çağ kapatıp çağ açan bir olay. şimdi biraz (bkz: hesaplayan adamlar)’ı kullanalım(c=300bin km/saniye, gün 26.000 milyon km/gün, 10 yıl 90,4km/yıl ardından 2018’den 1453’ü çıkartıyoruz ortaya 565 yıl çıkıyor. 10 yıl 90,4km/yıl olduğuna göre 565 yılla çarptığımızda 5.107,6 trilyon km gibi bir yol karşımıza çıkıyor.)
    5.107,6 trilyon km ileriye koymayacağız çünkü 1453’te güneşten gelen ışın dünyaya çarpıp gidecek ve geri dönecek onun için 2’ye bölmemiz gerekli ( güneşten dünyaya gelen süre 8 dk olduğu için bunu hesaba katmıyorum.)

    ve devasa boyutlardaki aynayı 2.553,8 trilyon km uzakta olsa(varsayalım ki aynayı bir anda götürecek bir yol bulduk kara delik, solucan deliği vs...) ve arada da ışığın yönünü etkileyecek hiçbir şey olmazsa güzelce izleyebileceksiniz. iyi seyirler.

    edit: (bkz: #76426765) rüya ile ilgili bir teori meraklısına. (bkz: #76491585) bu da diğeri...
  • yaradana kurban dedigim adamin dunyayi kurtaracak hamlelerinden biriyle karsilasmanin yarattigi heyecanla beraber, platon'un idealar evreni dusuncesinin ne kadar dogru oldunu gosteren, hegel'i hakli cikartan muazzam bir dusuncedir.

    takdir kere takdir edilesidir.