şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: çetin balanuye)nin spinoza'nın sevinci nereden geliyor? kitabında rastladığım ifade.
    andy merrifield'in eşeklerin bilgeliği kitabında geçiyormuş (yazar kitap hakkında şunu söylüyor "aceleci, modern yaşamlarımızın tuzaklarına karşı bizi uyandıracak bir başyapıt söylemem istense hiç düşünmeden bu kitabı söylerim").

    ifade şu anlama geliyor: o güne kadarki sözde ereklerin ertelettiği sahici sevinçleri farketmek.

    yani? hani listeleriniz vardır üniversiteyi kazanıp, iyi bir iş bulursunuz, çok güzel bir eviniz harika bir eşiniz olur fakat tüm bu listedeki maddelere tik attığınız halde içinizde sevinç olması gerekirken hiçbir sevinç hissetmez ve hayatınızı çarçur ettiğinizi düşünürsünüz. işte dünyanın sütüne daldığınızda/battığınızda sizde gerçekten sevinç yaratacak şeyleri görür ve hayatınıza uygularsınız...

    "mesaiye yetişmek için koşan kalabalıklardan kaçı havadaki esintinin uysalca yumuşayıp ince bir melteme dönüştüğünü farkedebilir? döviz kurlarındaki tek kuruşluk değişimi farketmeye memur edilmiş hangi göz her gün yürüdüğü yoldaki ağacın meyveye durduğunu görebilir? "

    "oysa ulaşsak da ulaşmasak da bizleri mutsuz eden, mahkum eden aslında hedeflerdir"
  • yazıda bahsi geçen kitapları okumadığım için olsa gerek"süt"le bir illiyet kuramamış olsam da anlamı itibariyle gerçekten ilginç bir deyiş. daha da ilginçtir ki tersinden insanı yaşama sevincine odaklamaya yönelten bu deyiş bana nietzche'ye ait olan ve son derece karamsar bir ifade olarak görülen "umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır." özdeyişini hatırlattı.

    öbür yandan yazıdaki önerme şöyle bir paradoksu da içeriyor: yaşama sevincini hissedebilmek için amaçlarımıza sırtımızı dönmemiz ya da dönmeye çalışmamız da yeni bir amaç değil midir?

    son olarak içeriğindeki temiz duygulara samimiyetle imrendiğim bu yazının ana fikrine muhalif kalacağım belki ama dünyanın ve insanoğlunun bugün itibariyle geldiği nokta schopenhauer'ın "doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız." tespitini daha gerçekçi gösteriyor bana!. :)