şükela:  tümü | bugün
  • belediye otobüslerinde düğmeye bastığınızda* yanan ve bir sonraki durakta durulacağını belirten ışıklı tabela.
  • bâzı toplu taşıma araçlarında bulunan; aracın kendine ayrılan ya da müsâit bir yerde duracağını anlatmaya çalışan ışıklı gösterge.

    ben ortaokula giderken iett veyâ özel halk otobüslerini kullanırdım. yıl 1989; anadolu yakasında o zamanlar iett'de belediye otobüsü olarak mercedes 302, man sl 200 ve körüklü man sg 220 'ler vardı. halk otobüsleri ise çeşit çeşitti; hattâ minibüsten bozma halk otobüsleri bile vardı. iett'nin 302'leri sâdece ön ve arka kapı olmak üzere iki kapılı idi ve işâret düğmeleri de tavandaydı. o zamanki kısacık boyumla ayak parmaklarının ucuna ucuna basaraktan orta parmakla ancak basabilirdim düğmeye. bâzen de başkasından yardımcı olmasını, düğmeye basmasını isterdim. benim için düğmeye basmak için en uygun ân, otobüsün millet parkı'na doğru altunizade köprüsünü geçip ışıklarda durduğu andı. otobüs altunizade durağından hareket ettikten sonra o ân gelene kadar gözüm hep duracak lâmbası'nda olurdu. otobüsün zâten bir ön bir de arka kapısı var, tavanda da boydan boya işâret düğmesi; otobüsün ortasında birisi düğmeye basıverirdi, duracak lâmbası yanar, böylece stres sona ererdi. duracak lambası benim gibi daha başka bir çok insan için de çok önemli idi o zamanlar.

    şahsi görüşüm şu ki; düğmeye basıldığında çıkan "çınnnn" sesi bu duracak lâmbasından daha mühim bir şey. otobüs durmuş, yolcu alıyor, sen de sonradan uyanmışsın ve düğmeye basıyorsun. o sırada binen yolcularla ilgilenen şöför ağabeyimiz ışıklı göstergelere bakamasa da o sesi duyuyor ve hemen kapıyı açıyor. bir de nâdir durulan duraklar var. çınlamayan otobüsler bu durakları transit geçer, bir durak geri yürütür insanı. ama o çınn sesi otobüsü birden bire iki şerit sağa geçirtip yolcuyu indirttirme yeteneğine hâizdir.

    yeni mercedes yeşil otobüslerde sanki otobüse ait değilmiş, sığıntıymış gibi duran ve duracak denen bu lâmba gereksiz bir şey artık. her kapının üstünde lâmba, şöförün önünde de ışıklı göstergeler var. ne gerek var buna ? diyelim ki kapının üzerindeki lâmba bozuk. peki bozuk olsun; otobüste bir tek o kapı yok ki sen nereden bileceksin durunca senin kapıyı açacağını, "durunca nasıl olsa açtırırım" diyorsun değil mi ?

    anlaşıldığı üzere duracak lâmbasının üzerindeki "duracak" yazısı yanlış bir ifâdedir.
    - bu lâmba aslında "walla ben şöföre söylerim, paşa gönlü bilir durup durmıycâanı" göstergesidir.
    - vâsıtaya binen kişi bir an önce gideceği yere varmak ister; otobüs durmasın hep gitsin ister şu deli gönül. "duracak", bu gönlü sükut-i hayâl'e uğratacak bir ifâde olduğundan yanlıştır. sönük bile olsa tedirgin oluyor insan : "duracak".
    - otobüs trafik nedeni ile de durabilir. insanda otobüs herhangi bir sebeple durduğunda kapı açılacakmış hissi uyandırıyor, beklentilere sokuyor; otobüs durunca "durduk kaptan aç artık" nîdâları yükseliyor bu yüzden; yanlış.

    peki en başta hangi yanlış yapılmıştır da; adam gibi "ineceksiniz" vb. ifadeler yerine "duracak" yazılmıştır ? temel yanlış, vaktiyle otobüslerdeki işâret düğmelerinin üzerine "stop" yazarak yapılmıştır. adam basıyor düğmeye, otobüs durmuyor; bir daha basıyor, yine durmuyor; -"kaptan dursana" -"duracaz" -"kaptan inecek var" -"sabret biraz duracaz"...... sonunda da bu lambanın üzerine duracak yazılıyor... baştan o düğmenin üstüne "inmek istiyorum" yazılsaydı "duracak" olmazdı herhalde bunun adı.
  • ilk yillarda dugmeden cok bir ipe asilmak suretiyle aktive edilen bir lambadir. sanirim man otobuslerde duracak lambasinin yaninda demir bir boru ile 30 santim cikan ip askilarla en sonuna kadar gitmektedir otobusun. sifonvari bir hava yaratsa da her askilari arasindaki uzunluk gittice artar, bazen cocuklarin bile asilabilecegi uzunluga erisirdi bu ip.
  • istanbul'da yeni tramvaylarda da bulunan ama gayet anlamsız lamba ve buton. zaten her durakta duruyor, gidecek butonu ve lambası niye koyulmamış diye düşünüyor insan ister istemez.
  • yanarken görünce "hihuhu durağa kadar oturcam yerimde" şeklinde sevinmeme neden olan ışıklı zımbırtı...
  • sabahın kör saatlerinde sınava geceden çalışmayıp "sabah okulda birilerini yakalarım belki birşeyler öğrenirim" niyetiyle binilen otobüste yaşlı bir teyzenin inmek için çabalarken basmak için aradığı,"aaaa yazık teyzeye düğmeyi bulamadı dur ben basayım onun yerine" iç sesiyle basılan,sonra ışığı görüp şöförün bi sonraki durakta durmasıyla teyzenin inmekten vazgeçmesi üzerine şöförün bu olay üzerine kim bastı lan o düğmeye diye bağırmasına sebep olan bütün otobüsün bakışlarının bende toplanmasıyla devam eden sonra da iç sesin"allah belamı versin bidaha yardım edersem birine" olarak değişmesine neden olan düğme.....
  • toplu taşıma araçlarını pek kullanmayanlar için yanlış bir yönlendirme olduğunu düşünüyorum. (gerçi toplu taşıma da kalmadı (metrobüs bizi kapımızı önüne kadar götürüyor(dev hizmet)))

    denek, 4 kapılı körüklü otobüsün içinde olsun. 2. kapıdan düğmeye basılsın, en baştaki duracak tabelası (yeni otobüslerde orta kısımlardakiler de dahil) yanacak. 4. kapının önünde bekleyen denek bu tabelayı gördüğü ve kapının üzerindeki ışığın yanması gerektiğini bilmediği için düğmeye basmayacak ve doğal olarak kapı açılmadığı için mağdur olacak, şoförden fırça yiyecek, belki de durağı kaçıracak.
  • metrobuste duracaka bas dedi sevgili sevgilim. dumur oldum. düğme o bir kere. eskişehir'de öyle diyorlarmış.
  • çocukluğum küçük bir ilimizin küçücük bir ilçesinde geçti. bursalı olmamızdan mütevellit tatillerde, bayramlarda bursa'ya giderdik. gezmeye çıkıp otobüse bindiğimiz zamanlarda zaman zaman yanan kırmızı ışıklı 'duracak' yazısını görünce kendi kendime derdim ki allah allah acaba kim nereden biliyor otobüsün duracağını. yıllar sonra ayıktırdım tabi. şimdi her allahın günü otobüse biniyorum ama o yazıyı her gördüğümde bursa'nın eski, upuzun, körüklü, binerken kapının yanındaki kutuya kaıt bilet atılan otobüsleri gelir aklıma.
  • 90'larda izmir'deki bazı belediye otobüslerinde bunun yerine nal gibi stop yazardı. özellikle kırmızı mercedes'lerin bazılarında görülürdü. otobüs direkt dışarıdan gelmiş bizim için modifiye edilmemiş diye düşünürdük.

    nedense huzur veren bir semboldür duracak. bir şeylerin kontrol altında olduğu hissini verir.