şükela:  tümü | bugün
  • bugün bir daha şahit olduğum olay. metrobüs malumunuz üzerine konserve kutusu gibi. okmeydanı durağında inecek arkadaşlar önceden butona bastığı ve o kıpkırmızı duracak yazısı yazdığı halde amca ısrarla, tam butonun üzerinden az bir bölmeden tutunmaya çalışan gencin elini vurmak suretiyle butona basmaya çalıştı.

    bunu sosyal açıdan incelersek insanlar gördüğü halde bazı durumlara güvenmiyor. illa kendi basacak. bunun çok ciddi sorunlar yarattığını düşünüyorum halk içinde. mikrodan makroya taşırsak olay gerçekten çok güzel bir örnek.

    evet sabahları kavimler göçü sırasında beyin bunlara kafa yoruyor.

    (bkz: metrobüs ile psikolojik saatler)
  • ısi garantiye almak icin soforu bir kere daha "sesli" olarak uyarma eylemidir.
  • metrobüs gibi her durakta her kapısı açılan bir araçtan ziyade diğer araçlar için beklenilen kapının açılması için yapılır.
  • metrobüsü bilemem. fakat otobüsler için durum farklı.
    şoförün gördüğü orta ve arka kapı gösterge lambaları farklı. 'duracak' yazısına rağmen durakta "kaptaaan orta kapıı" diye bağrılmasının sebebi budur. biri arka kapıdan inmek için basmıştır düğmeye ve 'duracak' yazması için yeterlidir. nitekim durur da:)
  • seksenlerde kimi otobüslerdeki duracak lambası arızalı olurdu. bu yüzden tedbiren bir de biz basardık; yanmazsa "hah, bozukmuş" derdik. çünkü bir önceki basan şahsın düğmeyi tam ittirememe gibi bir problemi de olabilir; o zaman durakta kapılar açılmaz ve "hüopp orta kapı !" diye bağırmamız gerekirdi. uzun iş. o yüzden dna'mızda "ne olur ne olmaz bir de ben basayım" olarak adlandırılacak genetik modifikasyon olmuştur. (bkz: nono-bbb) bunlar hep onun sonucu.
  • zaten duracak olan otobüse, 'daha bi dursun' diye pekiştirmek için yapılan eylemdir.
  • asansöre binince, çıkacağı kat düğmesinin yandığını göre göre düğmeye yeniden basan adamın yaptığı bir başka eylem.