şükela:  tümü | bugün
  • tanıtım yazı aşağıdaki gibi olan kitaptır.

    "1910 yılında, londra'da dönemin önde gelen sosyologlarının ve politik aktivistlerin bir araya geleceği bir konferans toplanacaktır. "toplumsal ilerleme" teması etrafında gerçekleşecek konferans londra basınında günler öncesinden yankı bulmuş, gazete sütunlarında konuşmacıların fotoğrafları ve teorik yaklaşımlarını anlatan makaleler arz-ı endam etmektedir. fakat konferansa günler kala, tüm zamanların en ünlü dedektifi sherlock holmes'ün baker sokağı'ndaki evinin kapısı bir kadın tarafından çalınır. artık yumrukların konuştuğu bir kavgayı ve mücevher hırsızlığını içine alan bir gizem, holmes ve kadim dostu dr. watson tarafından çözülmeyi beklemektedir. insan eylemlerini açıklama amacındaki sosyal teori, bu sefer bizzat eylemlerin nedeni olmuştur. holmes, bizzat sosyal teoriyi soruşturmaya başlar, sorguladığı kişiler ise bu teorilerin yaratıcılarıdır. w.e.b. du bois, emile durkheim, sigmund freud, vladimir lenin, georg simmel, beatrice webb ve max weber.

    türkçe okurun kitle iletişim ve kültür teorilerinden tanıdığı arthur asa berger, bu sefer bizlere, klasik sosyal teorinin temel figür ve kavramlarını bir kapalı oda polisiyesi formatında sunuyor. holmes ve watson, her bir sosyal teorisyenin teorilerini, hayatlarını ve tutkularını bizzat kendi ağızlarından öğrenirlerken ortaya, sosyal bilim öğrencileri ve klasik sosyal teori meraklıları için son derece eğlendirici ve eğitici bir giriş kitabı çıkıyor."

    tanıtım yazısında da bahsi geçtiği gibi, giriş kitabı niteliğinde bir kitaptır. ancak farklılığı, teorileri, düşünceleri olayların içine yedirerek vermesi konusunda fazlaca eğlencelidir. polisiye bir roman, weber'in durkheim'ı yumruklamasının etrafında dönmekte, mücevher hırsızlığı olayının çözülmesi ise insanı dumur etmektedir. beklenmedik sonları her zaman seven bir adet ben tarafından kesinlikle tavsiye edilmektedir. kitaplığımda bulunmasından son derece memnun olduğum bir kaç kitabın içindedir ayrıca.
  • şöyle bir diyaloğun geçtiği kitap :

    "evet" diye cevapladı.
    "bu doğru. tahayyül edebileceğimiz üzere, karmaşık insanlar çoğu zaman pek çok karmaşaya sahiptirler."

    bunu dedikten sonra güldü. korkunç derecede ciddi olduğunu düşündüğüm bir meseleyi önemsemiyor olması beni şaşırtmıştı, kaşlarımı çatmıştım. freud yüzümdeki ifadeyi fark etti.

    "diğer pek çok şeyin yani sıra, dr. watson, üzerinde çalıştığınız vaka güçlüklerle dolu olsa da mizah duygunuzu kaybetmemelisiniz. belirli bir mesafeyi muhafaza etmeli, nesnellik duygusunu korumalısınız. yoksa şu ya da bu kişinin nevrozunun gücü sizi içine çeker. muhakkak biliyorsunuzdur, cerrahlar, cesaretlerini korumak için sık sık şakalar yaparlar. psikanalitik süreçte de aynı şey geçerlidir. mizahı, anksiyeteden uzak durmak için kullanırız."

    sosyal teorileri ve sosyologları tanıtmak adına yapılan bir polisiye romanın içinde freud ile karşılaşmak bana biraz garip geldi. ben "freud n'alakaaa yaaa" diye düşünürken kendisi böyle düşüneceğimi biliyormuş ki bu konuya kitapta şöyle açıklık getirdi:

    "şunu unutmayın dr. watson, bireyin zihinsel yaşamında, kah bir model, kah bir yardımcı ve kah bir muhalif olarak daima yer alan başka biri vardır ve bu yüzden işin başından itibaren, bireysel psikoloji daima ve aynı zamanda sosyal psikoloji ya da grup psikolojisidir."

    freud reisin bu açıklamasıyla "sosyoloji ve psikoloji birbirinden çok farklı" diyenlere kapak yolluyorum efenim.