şükela:  tümü | bugün
  • anthony bourdain in bile uzak uzak memleketlerden gelip keşfetiği, benim hala keşfedemediğim şahane mi şahane dürümcü (imiş).
    iştah açıcı video için:
    http://www.youtube.com/…wgbbq3jkjo8&feature=related
  • şahane dürümleri olan mekan.

    salaş ve lezzetli yerlerin hastasıyımdır zaten oldum olası, dürümzade'de onlardan. hiç ciğer dürüm yemedim ama mutlaka yemem lazım.
  • anthony bourdain abimizin övgüleri üzerine bugün denedim. bir kere gençlerin götü kalkmamış, aynı salaşlık devam.

    tada gelince: lavaşların üzerine bir sıvı sürüyorlar. işte bu sos lavaşı yumuşatıp hamurlaştırıyor, tadını kaçırıyor dürümün. buna bir çözüm bulunması lazım.
  • olayı lavaşının sıcak, et sulu ve baharata bulanmış olması. sanırım kokoreç baharatı gibi bir şey, ona benziyor kokusu. ben ciğer dürüm denedim, lezizdi. çok şirinlik yaptık, anthony bordain'e hazırladıklarını bize yedirme vaadi verdi usta. böbrek ve yürek yemenin hayaliyle yaşıyorum.

    edit: yürek, ciğer, dalak, böbrek, kuzu şiş ve adana kombosu ile gönüllerde taht kurdu. i love dürümzade!
  • normalde böyle bir servisleri var mıydı bilmiyorum ama beraber gittiğimiz grubun ağası serpme kahvaltı şeklinde organize etmişti masayı. ufak metal tabaklarda kuzu şiş, ciğer şiş, böbrek, dalak, adana kebap ve sürekli takviye edilen küçük lavaşlar. sumaklı soğan, salata ve baharatlar da masada tabii.

    önce gözümüz doydu, sonra karnımız. bu kadarını yiyemeyiz derken silip süpürmüşüz. en kısa zamanda tekrar gidilesi.
  • dün lezzetin dibine vurulan bir organizasyon neticesinde gördüm ki ete doyulan bir yer, önceden ettiğim lafı da yüreklerle birlikte soğana bulayıp yedim. sahibi de muhabbet edilesi bir abi. bir sonraki ete doyalım alt başlıklı brunchta görüşmek dileğiyle...
  • yer olarak beyoğlu'nda, tarlabaşı'ndan balık pazarına doğru çıkan yolda küçücük bi dürümcüdür. küçüklüğü ve bulunduğu yerin aksine size sunacağı lezzet patlaması inanılmazdır. yaptıkları işte de oldukça iddialılar. zira bir çok yerli/yabancı gezi-gör-ye tarzı kitaba ve tv programına konu olmuşlardır. fiyatları da oldukça ucuzdur. bi kere gitmeniz yeterli bağımlısı olacaksınız.
  • arka sokak lezzetleri'ne uyup gittiğimiz dürümcü.

    lavaşları cidden güzel, ilk ısırıkta "ouvvvv iyiymiş cidden..." diyorsunuz. malum, dürümün ilk lokmasının safi ekmek olması normal.
    ikinci, üçüncü... dört? beş? bu da mı gol değil? et nerde?

    dürümü etsiz yapmayı tercih ediyorlar. fakat adanaları acı değil ki takdir ettim. acı değil derken, baharatlı tabi ama acı sayılmaz. (bininci defa söylüyorum: adana kebabının aslı astarı acılı olmaz. bunu adana'da herhangi bir yerde kebap yemiş herkes bilir.)

    tabi içinde et olmayan bir dürümdeki yağın etten kaynaklanması da beklenemez. (ayrıca zaten etten olsa ne olacak, istanbul'da doğru düzgün %100 kuzu etiyle dürüm yapan yer bulursam adına para bastırıcam.) ocakbaşını izlemediğim için etin yağını ekmeğe mi çektiriyor ne yapıyor bilmiyorum, görmedim. ekmek gerçekten lezzetli evet, fakat o lezzetin bileşeni olarak bariz teneke katı yağ tadı alıyorsunuz. he güzel evet, ama o kebap değil artık. başka bir şey.

    üç adana (!) dürüm + 2 ayran 14 lira.

    ama siz yine de bunun yerine melekler dürüm evi'ne gidin. eski istiklal kitabevi'nin arkasındaki biletix gişesinin karşısı. (eski derken çok buruldum be sözlük...) melekler'in ekmeği normal bildiğin lavaş, öyle "ouvvvv iyiymiş" filan demiyosun ama vita hissi vermiyor. içinde et var. fiyatları neredeyse aynı. ve bir yere o kadar öğrenci gidiyorsa orası iyidir.
  • kırmızı gözlü martı ve yunusların köpüklü dalgalarla yarıştığı fayans üstü yağlı boya resimleri duvar kağıdı ile kaplanmış olsa da, hala ve hep: efsane lezzet.
  • gitmişken tek dürümün içine çift kebap çektirin, kesinlikle buna değecek, "halellujah the vagrant" diyeceksiniz.