şükela:  tümü | bugün
  • gercekten zor bir olgu olsa gerek insan oglu icin
    yada durust olmak nedir ki durustluk nedir ?

    lakin durust olmamak durust olmaktan cok daha kolaydir sanki
    cunku insanlar ilkini daha cok tercih ederler bu gayet basit sekilde
    orf gelenek ve insanlari kirmamak amacli olsun
    (evet guzelsin[ah be keske guzel olsan])

    yada biraz daha ileri olarak kendini farkli gostermek icin
    (ay banal olma tv seyredilirmi hic[saat 4 de zeyna vardi kacirmayim])

    veya degisik amac ve logistic pozisyonlar icin
    (biliyorsun ikinizinde multu olmasini istiyorum ama bak sunuda dusun...[bas tekmeyi kicina hadi kocum])

    yada iki yuzluluk seklinde
    (seni severim su yoldan gidersen daha az zaman kaybedersin[git ordanda ebeninkini tersten gor])

    bazende kendimize aci verecek sekilde
    (dun evlenmisin cok sevindim senin icin[biri kalbimin parcalarini toparlasin]

    sonuc olarak durust olmak gercekten zor bir sey olsa gerek bir insan
    hayatta ne kadar daha az durust olursa o kadar basarili olur
    o kadar istedigini elde eder ve o kadar daha kendini farkli guclu veya istedigi gibi gosterir
    seklinde cok igrenc bir mantik ve sonuc soz konusu

    durust olmak yada olmamak

    (bkz: durustluk)
  • babadan ogula aktarılan degismez bir nasihat. fakat cocuk bu öğretiyi yaşamaya başladıgı zaman alacagı ödülden çok cezadır nedense. dürüstlükler henüz hanenin dısına cıkmadan baba tarafından cezalandırılmaya baslanacaktır.
  • zaman zaman yalan söylemek kadar zor ve negatif etki yaratan oluş biçimidir.

    mesela "nefret" hissiyle tanışırsınız, muhtemelen küçüksünüzdür daha, birisi neden olmuştur bu tanışıklığa. çok güvendiğiniz, kendiniz de dahil olmak üzere tüm varlığınızı teslim edebileceğinizi düşündüğünüz, sonsuz olacağını düşündüğünüz o biri, tabiri caizse sıçmıştır ağzınıza. hayatınızdaki ilk kazık yemişliğin verdiği garip hisle beraber çevrenizdekilere olan güveninizi yitirirsiniz. öyle bir yitirmektir ki bu; eskiden "dostum" dediğiniz insanlara o veya bu şekilde "siz benim dostum değilsiniz, kimsenin kalıcı ve saf olduğuna inanmıyorum, dostluğa inanmıyorum" demeniz, gerçek hislerinizi açıklamanız gerekir. dersiniz, şok yaşarlar, alınırlar, kırılırlar. çok sevdiğiniz insanları bok yere üzmüşsünüzdür.

    gün gelir, erkek arkadaşınıza "sana birini unutturacak kadar duygulu bir insan değilim" demek zorunda kalırsınız çünkü doğrudur çünkü sevebilme yetiniz birileri zamanında gömdüğü için oldukça derinlerdedir, öyle zart diye ortaya çıkmıyordur ve şartlar, o sözü sarf etmenizi gerektiriyordur; "ben nereden bilebilirdim ki senin ruhsuz olduğunu" gibi bir cevap alırsınız o zaman da.
  • bu ibare her nekadar kirici bir durustluk iceriyor gibi gozuksede, me$guliyetin icerigine gore kar$i tepkisi gayet buyuk bi yelpazeye yayilabilecek bir soylemdir..lakin altinda hicbir hinlik yatmadigindan %100 eminseniz, nasilki "surekli seni dusunuyorum" ibaresi sizi korkutmaz, bu da ayni $ekilde mantikli yonleri aranabilir/gorulebilir bir tepki olabilir..anlayisla kar$ilanabilir, istisnalar kaideyi bozmaz.ayip bi$i
  • günümüz koşullarında "meziyet" olmuş bir erdemdir.
  • vicdanı rahat olmaktır. kimi zaman beraberinde acıyı ve hüznü getirsede, yastığa başını huzurlu koymaktır.
  • ikili ilişkilerde dürüst olmak bir problem haline gelebiliyor bazen(acı ama gerçek). örneklerle açıklayacağız.

    bana öyle geliyor ki soran kişi yakın olsun veya olmasın yönelttiği bir soruya verilecek 3(üç) cevap vardır. 1- evet 2- hayır 3- seni ilgilendirmez("passaparola baydemir" de istersen).

    başlarken;

    *en başta bu insana niçin cevap vermek lazımdır, vermesek olmaz mı?
    olmaz değil, olur herhalde. ama adamın kafasına takılmış ki soruyor, cevabını ver kurtulsun. bir de soruyu soran değer verildiği söylenen bir kişi ise sırf bunun için bile cevaplarsın, bu nasıl soru şimdi demek ayıp olur yerine göre.

    *peki mesela biri "nasılsın?" derse ne yapalım? yine evet, hayır, sana ne mi diyelim?
    görevliler!! bunu aslanlara atın.

    bu detayları halletikten sonra örneklere geçelim.

    örnek soru: kardeş buradan karaköy arabası geçer mi?

    yanıt:

    1- evet geçer (geçecektir, doğrudur)
    2- hayır geçmez (hakikaten geçmez, yine doğru cevap)
    3- seni ilgilendirmez, göt oğlanı* seni...(ya hiç dayak yememiş ya da macerayı seviyor)

    örnek sorumuz kolaydı, cevaplar açık ve net. ama bildiğiniz gibi sorular kolaydan kazığa gider, devam edelim.

    bu sefer iki sevgili arasında olsun;
    soru: canım üşüyor musun?

    yanıt:

    1- iviiiiiit (ks. sarıl bana. evet kelimesi ağzımdan bu şekilde çıkabiliyorsa anla ki hava falan çok umrumda değil)
    2- hayır. yani biraz, ama önemli değil [ks. erkeg adam üşümez-zı-zı-zı-zı-zı-zı(donuyorum mna kym), sen yine de sarıl]
    3- seni ilgilendirmiyor (ks. onu o kadar bekletmeden önce düşünecektin. şu vapurdan bi inelim direkt sıcak evime gidiyorum, afedersin ama zikerim ben böyle aşkın ızdırabını arkadaş)

    bunlar da böyle. şimdi gelelim asıl meseleye,
    bir soru sorulur:

    y kişisi : vıdı vıdı oldu mu, ıssız acun kaldı mı? bana karşı dürüst olmanı istiyorum.

    x kişisi:

    3- seni ilgilendirmiyor (hiçbir şeyim değilsin. fikrim hür, vicdanım hür, cinsel özgürlüğüm elimde allaha şükür)
    1- evet oldu (sonradan problem olacağına, içinde ukte kalacağına söylüyorum işte. hatta 5 dakika önce sen sormadan söylemiştim ama beni yine dinlemediğin için duyamadın)
    2- hayır olmadı, ne alaka ya hihi (bağırıyorum burdayım diye)

    sıradan gidelim, 3 no.lu cevabı veren arkadaşımızı öpüyorum, onu ayrı bi yere koyalım. 1 no.lu cevabı vereni ise ayrı bir takdir ettim, gelsin tanışalım. 2 no.lu cevabı veren arkadaşı bir sonraki paragrafa bekliyorum ama önce sonuçlar:

    1 no.lu cevabı veren: first place, golden medal
    3 no.lu cevabı veren: first runner up, silver medal(aslında kendi dalında birinci)
    2 no.lu cevabı veren: disqualified, deyim yerindeyse siktirnameye hak kazandı.

    "karşısındakini kırmamak adına" dürüst olmayanlara diyeceğim şudur: karşınızdaki cam değil, kırılmaz. kendi zayıflığınızı onunmuş gibi görmek yanlışına düşmeyiniz, illüzyona gelmeyiniz. bırakınız onu sermet erkin yapsın.

    olanları anlatırsam beni artık sevmez diye düşünmek yerine "ben niye bu yalanı söylemek durumunda kalıyorum? ne yapıyorum? acaba onu sevmiyor muyum? yanlış giden, gözümden kaçan bir şeyler mi var?" diye sormak lazım. ki siz gerçeği söyledikten sonra o sevmeyi bırakıyorsa hiç gerçekten sevilmemişsiniz, sevilmeyi bilmemişsiniz derim, kalbinizi kırarım, üzülürüm.
    sonuçları düşünürken "ya beni sevmezse" yerine "ya sağlam bir temele dayanmazsak" cümlesi daha güzel durur kanısındayım.

    hiç olmadı düz adam gibi düşün. sen onu kırmamak adına küçük yalanlar söylerken o da seni kırmamak adına kendi kırdığı cevizleri söylemese* ne güzel olur değil mi?

    tüm bunları teorik olarak bilmenize rağmen aynı hatayı hala tekrarlıyor musunuz? o zaman bakınız: you talk the talk, do you walk the walk?

    ps. kemikli bir yüz yapım yok. emekli albay değilim.
  • kaybettirir hem de sürekli. doğrucu davut daima kovalanandır, bu da doğru. ama gece başını yastığa koyduğunda mışıl mışıl uyutandır be annem dürüst olmak. kayıpların dürüstlüğünden rahatsızsa zaten hiç varolmamışlardır. dürüst olmak kendine saygındır, gerisi boş...
    dürüstlük kaybettirsin ille de kaybolacaksa yanımızdaki yöremizdeki...

    (bkz: galiptir bu yolda mağlup)