*

şükela:  tümü | bugün
  • ba$kalarinin zarar gormemesi icin titizlikle ve durustlukle davranma tarzini benimsemi$ olma (objektif iyi niyet) .

    (bkz: subjektif iyi niyet)
    (bkz: hukuk)
  • medeni kanun'un 2'nci maddesinin 1'inci fikrasinda ifadesini bulan ilke. buna göre:

    "herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır."

    söz konusu ilke, ayni maddenin ikinci fikrasindaki hakkin kötüye kullanilmasi yasagi ile bir bütün olusturur (bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz), ve her ikisi birlikte, medeni hukukçularin ve borçlar hukuku erbablarinin, baslari sikistigi zaman, hani "bu da olmaz ki, hukuka aykiri olmasi lazim bunun ama kanunda da yazmiyor, gelin bir kulp bulalim suna" diye dusundukleri zaman sarildiklari ve dilediklerince çekip uzattiklari hükümlerdir.

    bu duruma asina olmayanlar (misal: ceza hukukçulari) derler ki: "eh o zaman kanun senin neyine, ilk iki maddeyi sakla, kalanini salla gitsin, madem ki ayni isi goruyor...". fakat böyle dememek lazimdir, ayiptir yaziktir onlara.
  • bir kamu hukukçusu ile özel hukukçunun halvet olmalarına sebeyiyet verebilecek ilke. biz kız tarafını tutalım; kişinin hukuk fakültesi'nden beraberinde götürmesi gerekenler listesi yapılırsa, kesin ilk üçe girer. acep cezacılar ne diyecek...
  • günümüzde " adil yargı " diye yanlış kullanılan yargılama ilkesi
  • bir takım kuş beyinlilerin kendi götlerini sağlama almak için(nasil bir göt ve nasil bir saglamliksa bu) uygurduklari umursamazlik ilkesiyle cürüttükleri güzide bir yaklasim. kendi yaptiklari hareketlerin, kendi soylemlerinin ve kendi bencil tercihlerinin hayat genelinde ve baska insanlar uzerindeki etkilerini hice sayan(yok sayan) umursamazlarin bu tavirlari, onlarin bu durustlukleri(!) kendi götlerinde patlayana kadar surecektir hic kuskusuz. zaman, kapsami henuz tamamen(ve aslen daha neredeyse hic) cozulememis bir gizemler boyutur. gostereceklerini, vizyona girse de gitsek diye sabirsizlikla bekledigimiz filmler gibi bekleriz bazen.
  • efenim bunla ilgili meşhur bir kıssa vardır.

    isviçre' devlet hava alanı yapmak için bir araziyi almış ve inşaatına başlamıştır. bu hava alanı inşaatının yanında arazisi olan birisi devlete yahut inşaatı yapan özel şirkete gitmiş ve demiş; kardeşim buraya dikiyorsunuz bunuda, benim arazi ne olacak! hava alanı yanındaki arazi değersizdir.
    devlet bu araziyi alamayacağını, işine yaramadığını söylemiş adama..
    bunun üzerine arazi sahibi kendi arazisinin sınırına uçları çengelli uzun direkler diktirir. bu direklerin uzunluğu elli metre civarındadır..
    bunu gören şirket bir eski haline getirme davası açmış, olay mahkemeye taşınmış..

    adam demiş; e kardeşim madem benim arazimi almadınız, mülk benim değil mi, istediğimi dikerim..
    hakim, o işler öyle olmuyor işte demiş; iyi tamam mülk seninde sen dürüst değilsin. dürüstlük ilkelerine göre davranmamışsın, hinlik yapmışsın köftehor demiş...
    nihayetinde; direkler yıktırılmış ve adam avcunu yalamıştır...

    burada hakkın kötüye kullanılmasının sadece bir zarar sonucunda olmaması da önemlidir. zarar tehlikesinin olması da yeterlidir.