şükela:  tümü | bugün
  • atıf yılmaz'ın sapıttığı zamanlarda çektiği bir film olup, başrollerinde orospu rollerinin aranan isimleri lale mansur ve meral oğuz oynaşırlar.

    meral oğuz kocasından ayrılmış, artık kurt olmuş harbi bir yiyişken ve afilli bir lezbiyendir; her zamanki gibi orospu olan lale mansur ise, küçüklüğünden itibaren sürekli taciz edilmiş, sonunda genelevlere düşmüş eli yüzü mor bir hanımefendidir. bu genelev kuşuna kafayı takan herbiyiyen doktor bu genelev gülünün de hakkından gelmek ister, muhtaç olduğu şefkati, anlayışı ve debdebeyi doktorda bulan sayın vesikalı da "nazlı mazlı eywallah" bir tawır sergilemektedir; sevişmedikleri aralarda birbirlerine aşıklarmış gibi dawranırlar. zamanla kendini iyice delikanlığa veren doktor hanımerkek, vesikalı yarine "çalışmanı istemiyorum", "kimseler bilmesin oralını", "benden başkasına vurdurmayacaksın" gibi sınırlamalar koyar ve ilişkileri türk usulü klasik kadın-erkek ilişkisine döner.

    atıf yılmaz'ın da "tümevardım karımın rızası için lezbiyen filmi yapmaya, uydum hazır olan pentavus fantezilerine" diyerek yaptığı film hunca olur zati.
  • raks muzik'in yapımını ve dağıtımını üstlendiği, bir müzik grubu. pek kimse bilmez 90 lı yılların başında çıkmış albümlerinin adı "sen yinede güzelsin" dir.

    klavye ve e.a.k.gitarlar: erhan doğan
    vokaller: reha sayın / erhan doğan
    davul: attila abana
    bass: levent sarıoğlu
    e. gitar: erkal sertkaya

    a
    1-yollara düşerim
    2-sen yinde güzelsin
    3-unutmak istiyorum
    4-şahit
    5-yar geldi sevdi sandim
    6-benim gibi

    b
    1-adamı yerler ayakta
    2-sizin sokak
    3-beklemiyorsan
    4-yakında yolculuk var
    5-yollardayım
    6-buralardan gitmeliyim

    pop rock tarzı diyebileceğimiz gelecek vaat eden bir albümdü, ama duyulmadı.
  • osman calli'nin ayni isimli hikaye kitabindan uyarlanmis atif yilmaz filmidir. 1994 senesinde toronto gay lezbiyen film festivaline katilmistir. glbt film festivaline katilmis ilk turk filmidir.

    turunun ilk orneklerinden biri de olsa turkiyede, son derece heteroseksuel iliskide oldugu gibi kadin ve erkek rolleri uzerine kurulmus heteroseksist bakis acisi ile cekilmis bir filmdir. dusup, fahise olan cocukluk arkadasini kotu yoldan kurtarip evinin kadini yapan ve sonra da onu begenmeyen entellektuel lezbiyen kadinin oykusudur.
  • senaryosunda yildirim turkerin de katkisi olan bir filmdir, senesine gore cesur mudur degil midir tartisilir ama guzel bir filmdir.

    --- spoiler ---

    filmin icinde soyle bir gariplik vardir, meral oguz metropol kadinini temsil ediyorken, lale mansur alt kulturu temsil etmektedir bence, tabi ilginc olan bu degildir. bir sahnede lale mansur evde orgu orer, her yerde yeni aldigi danteller serilidir ve teypten "ah keskem ah keskem" sesleri gelmektedir, kamera salonda dolanır ve masanın üstünde bir tane saudek kitabi durmaktadir, sinemada gordugumuz her seyin bir sebebi vardir ilkesinden yola cikarsak eger ve tabi saudek'i de kategorize etmesek de karakteristik ozelliginden hareket edersek eger iyi bir gonderme olmus, ha yok o kitap orda oyle duruyor sadece meral oguzun kulturlu oldugunu gostermek icin bir nesne ise (misal la grande bouffe) o zaman diyecek pek bir sey yok zaten.

    --- spoiler ---
  • pazartesi saat 16 00 da istanbul film festivali kapsamında fassbinder sinemasına destek niteliğinde gösterilecek olan , kolay kolay bulunmayan kaçırılmayacak film. geliniz görünüz, hatta sözlükçüler filmi izlerken öksürsün ki salonda ne kadar suser olduğunu görebilelim, hissedebilelim.

    edit;zamanının ötesinde bir filmmiş hakikaten, lale mansur a tapmamak elde değil, o nasıl masum sestir, nasıl bir yumuşaklıktır .. meral oğuz yeri geldi mi asil, yeri geldi mi şirret, yeri geldi mi orospu olarak filme bambaşka bir boyut katıyor..(ikisi de ödül alıyor zaten) öpüşememe sorunu bu filmde de var elbette .. eleştirel boyutu yeter, olsun varsındır..deniz türkali de ressam olarak arzı endam etmektedir ayrıca, göz bile kırpar..
    diyaloglarıyla ve manik manik gelen psikolojik devamsızlıklarıyla bir hoşnutluk sevinç ve afallama yaratmıştır bünyemde bu film ..

    not: salonda milletin gülmekten altına sıçtığı filmdir ayrıca..**(komikliğinden değil, bazen sanatsal öykünmeler, bazen baştan çıkarıcı jestler, ya da az önce bahsettiğim inanılması güç duygu gelgitleri falan fıstık bu kahkahaların müsebibiydi sanırım..
  • doga kanunlarına göre hale soygazinin oynaması gereken bir filmdi. ama meral ablamız da çok kıpır kıpır ve harikaydı. hetereseksüel ilişkilere, mutlu sonlara bir ağıt bu film. atıf yılmaz, yine "kadın"ların yanında. olması gerektiği gibi. erkek cinselliği hem kurguda hem karakterlerde eleştirilmiş. doktor karakterin, aldatmaya, "orospu" vs. demeye başlayarak "erkekleşmesi"ne ise dikkat diyorum..
  • http://www.dusgezginleri.net/mp3.html adresinden ücretsiz mp3lerini indirerek test sürüşü yapabildiğiniz grup.
  • gecenin ikisinde beni benden almış filmdir... bazı diyaloglar var ki, ağzım açık izlemekteyim an itibariyle... mesela bir üst kat komşu var filmde, deniz türklali oynuyor; meral oguz, lale mansuru kendisiyle tanistiriyor ve diyorki: ''kendisiyle arkadaş olmak icin biraz sabırlı olman lazım'', deniz türkali cevap veriyor: ''ehh arkeolog oldugumu soylemistim size''... bir de bu arkeolog karakterin adı ''olay''; bir gun olay hanım lale mansuru hadi bana gel diye eve davet ediyor, not bırakıyorlar eve hani meral gelir de merak eder diye, not aynen soyle: ''ben olaylardayım''... aynen şu an ben de öyleyim*
  • baştan sona diyaloglarıyla göz dolduran bir yapıt. "hangimiz daha 'orospu'yuz?" sorusuna cevap arar.

    bir sahnesinde üst komşuları olay*a üstsüz poz verdiği için sevgilisi nilgün*den zılgıt yiyen havva*, "nolucak ki, o da kadın" diye kendini savunmaya çalışır. kanımca, canlandırdığı karakterin naifliği bu cümleyle tavan yapmaktadır.