şükela:  tümü | bugün
  • ne yazik ki engellenemez bir eylemdir.. magdurun basitce ayagi takilmis, yere kapaklanirken imdat bakisi atmistir ya da merdivenden inerken basamak tasarrufu yapayim derken yere yumusak inis yapmistir. boyle sakar durumlarda kirik cikik vakalari bile gorulmektedir ancak seyirci, kahkahasini engelleyemez ve icten ice "ulan allahtan benim basima gelmedi, karizmayi dagitirdik" hissiyle ustunluk hisseder.
    ancak (bkz: son gulen iyi guler)
  • eğer düştüğünde kendine de gülüyorsan sorun yok...yoksa yok öyle 3 kuruşa 5 köfte
  • üzerinden çok geçmeden 'gülen' tarafından tekrarlanınca tüm bu olanları birer dakikalık arayla izleyen 3. kişi tarafından daha bi gülünesi durum. zaten bu böyle uzar gider..
  • küçükken insanların düşen insana neden güldüğünü anlatan bir yazı okumuştum. o an düşen diğerlerinden daha aşağı bir durumda olduğu için ayaktakilerin bu psikolojik üstünlüğü gülerek daha da pekiştirmeye ve düşeni daha da ezmeye yönelik bir içgüdüyle güldüklerini söylüyordu bu yazı. bu yazıdan sonra bir daha da düşene gülemedim, her ne kadar bazı durumlarda kendimi zorlasam da. ama işin garip tarafı sadece fiziksel düşmeye değil her anlamda düşmeye karşı bir duruş belirlemişim ve bunu çok fazla içselleştirmişim. şimdi hiçbir anlamda, düşene gülemiyorum. bu her ne kadar güzel bir özellik gibi gözükse de hayatımı ızdıraba çevirdi.

    mesela beckham milli maçta bize penaltı atarken kayıp düşünce gülemedim.o ana kadar penaltının gol olmaması için binbir dua etmeme rağmen, keşke gol olsaydı da düşmeseydi falan dedim.e noldu bu? sefer onun kulağına eğilip gördünmü ananın anunu .mına koduum sarı kafası diyen alpay'a kızdım.e sonra noldu? alpay geldi türkiye-isviçre maçının 1. dakikasında ceza sahasında topu elle kesti ve dünyanın en mal penaltılarından birine sebebiyet verdi. bütün türkiye şimdi alpay'ın arkasından binbir çeşit küfür ediyor, milli takıma alınmasın falan diyor. e ben napıyorum?alpay'ın her eleştirilişinde biraz da ben vuruluyorum. herkesin başına gelebilir, adam istemsiz yaptı falan diye düşünüyorum. ve alpay'ın milli takım da oynatılmaya devam etmesini istiyorum.

    istiyorum da bunu ben mantıklı buluyor muyum? hayır! o zamana ne anuna koyiim bu! bütün dünya düşenlerini birleştirip yaralarını sarmak ve mutlu yarınlara yelken açmak mıdır benim gayem! o yazı kaderimi belirledi, ve ben artık tam bir loser hamisiyim. işte bu yüzden keşke o yazıyı okumaz olsaydım.
    işte bu yüzden dostlar, tavsiyem düşene gülün, geberene kadar gülün, öğürerek,altınıza sıçana kadar gülün.zaten en fazla 5 dakika sürer bu.sonra düşen de başka bir düşene gülecektir. hayatın dengesi bu.

    (bkz: bu da böyle bir anımdı.)
    (bkz: sokarım böyle hayatın ızdırabına.)
  • düşen kişinin acıdan gözlerinin dolduğunu gördüğünüzde kendinizden tiksinmenize ve utanmanıza yol açan eylem.
  • kisi kendi düstügünde de kendi durumuna gülebiliyorsa caizdir.
  • düşenin canı acıdığı için yapamadığını düşmeye tanık olanın yapmasıdır.
    tabii bu gülünecek düşmeler için geçerlidir!
    bazen öyle bir düşme olur ki tanık ona yardım haline geçer, ne düşme kalır ne de gülme..
    bu da bir durum güldürüsü hede hödesidir. aman da başka nedir?
  • insanoğlunun doğadan uzaklaşıp kentlere taşınma sürecinde ortaya çıkan bir eğlencedir, düşene gülmek bir reflekstir ve temelinde insanın normal şartlarda takılıp düşmemesi düşüncesi yatar kanaatimce. öyle ki ilk çağlarda doğayla içiçe yaşayan insanın sahipolduğu içgüdüleri sayesinde depremleri bile hissettiğini göz önünde bulundurursak doğada hiç rastlamadığımız takılıp düşme hadisesinin de başına gelme ihtimali oldukça düşüktür zira izlediğimiz belgesellerde avını kovalarken 100 km hıza kadar çıkan bir çitanın ayağının takıldığını ve düştüğünü göremeyiz.
  • ben bunu yapmıyorum diyenler için;

    http://www.facebook.com/…ideo.php?v=110679045640725
  • çok eğlencelidir. düşene oh olsundur. heheheheheaaaahhhhh başım!