şükela:  tümü | bugün
  • çok az almanca bildiğim için ingilizce'yi devreye sokup alış veriş yaparken fiyatını ingilizce sorduğum bir kazak için bana türkçe cevap veren bir satıcı bayana sahiptir. olaylar şöyle gelişmiştir:

    - how much is this?
    + a, etiketi çıkmış. o 20 euro.
    - nasıl anladınız? (tipim gayet avrupai demeye çalışıyor, bak.)
    + orta okul arkadaşımsın.

    (bkz: olaylar gelişir)
  • burada yaşamamın bir seneyi devirmesine yakın artıları ve eksilerini yazabileceğimi düşündüğüm güzel alman şehridir.

    artılar:

    +bu şehrin bende yarattığı ilk izlenim temiz ve düzenli olması oldu. çoğu avrupa şehrine göre gerçekten çok daha temiz ve düzenli. nispeten türkiye'den gelen birisi için çoğu avrupa ülkesi öyle olsa da buraya başka avrupa ülkelerinden gelen arkadaşlar da aynı temizlik ve düzenden bahsediyorlar. hatta temizlik hastası olmamamıza rağmen londra, paris, brüksel, budapeşte, roma, dublin, amsterdam gibi büyük ve önemli avrupa kentlerine gittiğimizde "düsseldorf'a dönelim de temiz temiz yaşayalım" düşünceleri sık sık kafamızdan geçiyor.

    +şehirdeki suç oranı genel olarak düşük. sokaklarda istediğiniz zaman istediğiniz saatte yürüyebilirsiniz. kaldığım süre içerisinde bir kere sıkıntı yaşadım ama bunun dışında gece yürürken bir kere korktuğumu hatırlamıyorum.

    +toplu taşıma gerçekten çok iyi ve gelişmiş. en son ne zaman arabaya bindim hatırlamıyorum ve ihtiyaç da duymadım. heryere u-bahn, strassenbahn ya da otobüs ile gitmek mümkün.

    +konum olarak merkezi. ama gerçekten çok merkezi. tren ile 2 saatte bütün hollanda ve belçika şehirlerine ulaşıyorsunuz. haftasonu kafanız eserse araba kiralayıp ucuza köln, dortmund, essen gibi şehirleri gezebilirsiniz. almanya'nın 3. büyük havaalanının burada olması nedeniyle avrupa içerisindeki diğer şehirlere komik fiyatlarla uçabilirsiniz.

    +almanca bilmiyorsanız sıkıntı yaşamazsınız. dilencisinden tut tuvalet temizleyen amcaya kadar herkes ingilizce biliyor. ingilizce bilmiyorsa zaten türkçe biliyordur, sıkıntı yok.

    +türk olduğunuz için sıkıntı olacak diye düşünmeyin (hatta bence avrupa'nın hiçbir şehrinde düşünmeyin ama bu tamamen başka bir başlığın konusu). burada yaşayan türkler diğer alman şehirlerindeki gibi bastırılmış ve kendi komününü kurmuş değiller. aksine dışa açılmış ve iyi yerlere gelmiş türklerdir. bankadan devlet dairesine kadar aklınıza pek çok yerde türkle karşılaşabilirsiniz.

    +kültür ve aktivite bakımından çok zengin bir şehirdir. sürekli fuarlar var. bir de şehrin japon festivali, şarap festivali, zart festivali, zurt festivali falan derken sürekli yapacak birşeyler buluyorsunuz. tabii konser, sergi, opera, tiyatro gibi aktiviteler de gırla. ancak bunları iyi takip etmenizde yarar var çünkü biletleri kısa süre içerisinde tükenebiliyor. (hatta flingern bölgesi galeriler konusunda çok gelişmiş

    +heryer park, heryer yeşillik. yeşile ve doğaya doyuyor insan.

    eksiler:

    -turist olarak 1, hadi en fazla 2 günde bitirebilecek bir şehirdir. şehir küçük değil ama gezilip görülecek çok fazla bir olayı da yok. adamlar daha çok yaşamaya odaklanmışlar.

    -zengin şehir sıfatını haketmek adına kiraları çevresindeki şehirlere göre daha pahalıdır. merkezi bir yerde yaşamak istiyorsanız en azından 500€'yu gözden çıkarmanız gerekir.

    -bu kadar düzenli ve temiz hayat bir süre sonra bayabiliyor insanı. herkes huzurlu, herkes rahat... türkiye'nin büyük şehirlerinde yaşamış ve o karmaşaya alışan kişiler için sıkıntı olabiliyor.

    -şehir zengin şehri. tabii bu da gece hayatını etkiliyor. normal kıyafetle, yanınızda kadın olmadan girebileceğiniz gece kulüplerinin yanısıra sadece tipinizi beğenmediği için sizi içeriye almayacak mekan sayısı da çok fazla.

    -alt birası iyi güzel de ben sevemedim arkadaş. kavgalı olduğu kölsch birası daha güzel bence.

    kendimce tavsiyeler:

    *eğer hava güzelse rhein park'ın başından başlayarak altstadt'a kadar yürüyün. hem yemyeşil hem de cıvıl cıvıl oluyor. altsatdt'a varınca da gün batımına karşı merdivenlerde biranızı yuvarlayın.

    *yine hava güzelse volksgarten'a gidip mangal yapın, çimlerde yuvalarlanın, top oynayın, karşı cinsi kesin.

    *cumartesi gecesi clublara akmak istiyorsanız altstadt yerine daha iyi alternatiflere yönelebilirsiniz. flingern, königsalle gibi yerlerde hem daha güzel hem daha eğlenceli yerler var.

    *alt birası içecekseniz altsatdt'daki brauerei'lere gidin. kendi üsretimleri olan biraları taze taze için.

    *her ay etkinlik takvimi alın. bunları restoranlardan ya da barlardan bedava alabilirsiniz. neredeyse her hafta bir şeyler olduğu için kendi takviminizi kendiniz yapın. sonra yolda yürürken etkinlik görüp "lan ben bunu nasıl kaçırdım" demeyin.

    *şu sitede güzel bir profil açın. en çok işinize yarayacak şeylerden birisi bu olacak :)

    *bir tane rus otobüs firması var. adı şu anda aklımda değil ama 20€'ya günübirlik amsterdam, brüksel gibi yerlere götürüp getiriyor. bağıran kafası güzel ruslara dayanabilirseniz iyi bir alternatif.

    *almalar ruh hastası oldukları için tüm filmleri almanca dublaj ile sinemada gösteriyorlar. ama oberkassel'de cinestar diye bir sinema var, ara ara filmleri orjinal dilinde gösteriyor.

    *türk yemeklerini özledim ben derseniz altstadt'da marihuana içmek için kullanılan aletleri satan dükkanın yanında güllüoğlu var (adamlar iyi yere kapak atmışlar :) ). mediahafen'da sampi var, hauptbahnhof'un etrafı komple türk restoranı zaten (ama bunlarda sadece antalya güzel), graf-adolf strasse üzerinde damla güzel tatlı yapıyor, karşısındaki urfa kebapçısı gerçek lahmacun yapıyor. yanlarında da bir tane etsiz çiğköfte satan yer var.

    *türk marketleri bol ama diğer marketlere göre daha pahalı. rakı alacaksanız türk marketinden değil, real'den falan alın.

    *şu kocaman kuleye çıkın, şehri tepeden görün.

    *mediahafen'a gidip değişik binaları görün. hatta mediahafen'da bir tane klas italyan restoranı var orda yemek yiyin, sahibi türk :)

    *altstadt'da hollanda usulü pattis kızartması yiyeceksiniz meşhur olanı (fritz&friends) değil, bolkerstrasse üzerindeki tercih edin. hem daha az kalabalık hem de pattisleri daha güzel (soslar da daha çeşitli).

    *fortuna maçının olduğu günler u78 ya dau79'u kullanmayın.

    *japon gününde mutlaka havai fişek gösterisini izleyin.

    *lohausen taraflarında kalmayın. sonra uçak sesini duyduğunuz anda kafanızı duvarlara vurmak istiyorsunuz.

    *die toten hosen seviyorsanız sömürebilirsiniz bu şehri :) engels diye bir rock bar var, orda bira içerken campino ile karşılaşabilirsiniz :)

    *altstadt'da içmece sonrası karnınız acıkırsa pizzacılar içinden andreaastrasse'de olanı deneyin. hem 4€ hem de istediğini 3 içeriği koyabiliyorsunuz.

    şimdilik aklıma gelenler bunlar, yenilerini eklerim ileride. eğer yolunuz buraya düşerse mesaj kutumu yeşillendirebilirsiniz. çevrelerde iseniz yine mesaj kutumu yeşillendirebilirsiniz.
  • akşam iş çıkışında herkesin ayak üstü bira içtiği yerler var. tabure bile yok. karadenizde olsa islamcılar zehirli tüftüfle saldırır.
  • su zamana kadar gördügüm alman sehirleri arasinda ********* *** ** *** en güzel sehir merkezine sahip sehirdir. neden mi?

    cünkü:

    - rhein nehrinin kıyısında. su iyidir, güzeldir! kilometrelerce medienhafen'a kadar yürüyüs yapmak sahane!

    - sehir merkezi cıvıl cıvıl, her zaman sokaklarında insan görmek mümkün.

    - muazzam iyi restoranlar bulmak mümkün. özellikle japon restoranları buraya gelen japonlarin bile bayıldıgı türden. bu arada düssoya kücük tokyo da diyorlar. seksen bin civarında japon yasıyor burada.

    - her hafta mutlaka bir etkinlik oluyor. kitap günleri, fransiz mutfagı günleri, avrupa sokak yemekleri festivali, japon günü, cin günü, moda haftası, fasching..

    - nehir kıyısı restoranlarla dolu ve tr'deki gibi gecirmece degil. arkadasınızla laflayıp biranizi keyifle yudumlayabilirsiniz.

    - ulasım cok kolay, merkezi oldukca büyük ve trafige kapalı.

    - insanı klasik alman profilinden uzak. sıcak ve sohbet sever.

    - forum nrw'deki fotograf sergilerini, k21'deki enstalasyonlari kacirmamak gerek.

    - jazz schmiede'deki caz&blues ve alternatif konserlere gitmeli.

    - boui boui bilk'teki her hafta kurulan alternatif bit pazarina gitmeli. (sokak yemekleri, sahnesiyle, bariyla gercekten alternatif bir bit pazari)
  • nrw'nin en zengin şehri galiba. neyse alakası yok ama buradan amsterdam'a falan gitmeyi planlıyorsanız kompass-komfort diye bir rus turu var. onu tavsiye edebilirim. bi hayrım dokunsun dedim okuyanlara. 10 euro karşılığında günübirlik götürüp getiriyor. gayet makul. yalnız bir sıkıntısı tur şirketinde kimse ingilizce bilmiyor. almancaları da zayıf biraz. internetten adresine ulaşıp ofislerine giderseniz 'go amsterdam' diyin fazla bulandırmayın ortalığı, verin 10 euronuzu onlar anlar. genelde rus yaşlıların kullandığı bi tur şirketi. o yüzden bineceğiniz otobüs amsterdam otobüsünden ziyade kapadokya otobüsü gibi gelebilir size. korkmayın bi sıkıntı çıkmıyo. bi de kara kafa türk olduğunuzu görünce sürekli uyarı yapıyolar. yanınızda bişey getirmeyin, bişey getirmeyin diye. bişeyden kastı ot, mantar vs. tabi. getirmeyin harbi. yasak çünkü. arama falan olabiliyomuş yolda. bi de gidene kadar yolda çok kafa sikiyolar. rusça bişeyler anlatıp duruyolar 3 saat boyunca. robna kuçka dobra vijna vojniya falan filan diye. kulaklık alın yanınıza.
  • nord rhein west fallen eyaletinin başkenti olup sadece başkent olarak kalmıştır. hava durumu raporlarında bile eyaletin köln ile temsil edilmesi buna işarettir heralde. güzel görülesi bir altstadt'ı vardır. geceleri cam açmanıza müsaade etmeyen asık suratlı garsonlar çalıştıran bir irish pub'ı* vardır. bunun dışında çeşitli barları ve diskolarıyla bir eğlence merkezidir. alış verişinizi yaptıktan sonra dinlenebilceğiniz bir adrestir. biraz ilerlediğinizde rhein'in kenarında ispanyol merdivenleri vardır. hava sıcaksa ya da en azından yağmurlu değilse bütün gençler buraya toplanmış halde bulunabilir hatta çakmakla bira açmanın incelikli sanatı bir almandan öğrenilebilir. sabaha kadar gördüğünüz topluluğun içeceği %100'dür. çevrede pek çok kiosk vardır. oturcam diyorsanız en ucuz beck's'i yukarıdaki tramvay durağının karşısındaki kiosk. ayrıca tüm dünyadan çikolataların satıldığı bir çikolata dükkanı vardır. brüksel'den geldik belçika çikolatası alamadım diye yanmak yerine uğranılması gerekir.

    şehir königsaalee'siyle ünlüdür. burberry's, prada, rolex.. ve diğerlerini vitrinlere karşı fiyat etiketlerini göremeyecek uzaklığı koruyarak gezilmesi gerçekten çok keyiflidir. barları diskoları ayrı ünlüdür. ayrıca kö, altstadt ve hauptbahnhof birbirlerine çok yakındır ve ulaşım kolaylıkla yürüyerek sağlanabilir bu mekanlarda.

    hafen bir eğlence merkezidir. güzel bar ve diskolar daha doğrusu elit kesimin gittiği bar ve diskolar bu bölümdedir genelde. bunun dışında şehrin en ünlü barı olan 3001'de hafendadır. gidilip görülesi büyüklükte bir diskodur. ancak havalandırma sorunu var gibi. hafen'a gelmeden rhein boyunca yürürken ispanyol merdivenlerine yirmi dakika uzaklıkta köprüyle bağlanmış bir adacık monkey island bulunur. kesinlikle görülmesi gereken bir yerdir. beach volley oynayabileceğiniz. akşamları da çeşitli barlarından içecek temin edip kumların üzerine yayılabilceğiniz yegane yerdir. gerçekten çok ünlüdür ve tıklım tıkıştır.

    üniversitesi heinrich-heine uni. o kadar da bir üne sahip olmasa da hukuk ve eczacılık alanlarında* başarılı bir üniversitedir.

    düsseldorf küçük ve düzenli* bir alman kentidir. gezilip görülmesi bu eylem yapılırken iki günden fazlası verilmemesi gereken bir alman kentidir. hatta iki gün bile çoktur bu kente. ama kirmes zamanı şehiri görmek kirmes'teki o curcunayı yaşamak gerçekten çok zevklidir. zannedildiğinin aksine gün geçtikçe güç kaybeden bir şehirdir. eyalet sistemi gerekçesiyle eyaletler birbirine para ödemek zorundadır. ve en zengin eyaletlerden bavyera'nın en çok söylendiği şehirlerden biridir. öyle her köşe başında mercedes'ler ya da bmw'ler göremezsiniz. könig saalee'de bile.
  • sakin sakin sokaklarında yürürken nefes aldığım tertemiz havasını hatırlıyorum. daracık sokaklarından dahi trenlerin geçtiğine şaşırdığımı, yine bir alman şehrinin sokaklarını iki saat içinde avucumun içi gibi ezberleyebildiğimi...
    dünyanın başka yerinde de böyle oluyor mu bilmiyorum, berlin ve dusseldorf seyahatlerimde hissettiğim güven duygusunu sanırım başka hiçbir şehirde hissetmedim.

    weeze havalimanı şehrin 80 km uzağında. geceyarısı uçaktan indiğim için, hatta böyle bir havalimanına ineceğimi de uçağa binmeden 15 dakika önce fark ettiğim için bu konuyu araştırmaya çok zamanım olmamıştı. ama korkulacak bir şey yok, havalimanı bizim adana havalimanı kadar küçük bir terminalden ibaret, karışık hiçbir şey yok. kapısından çıktığınızda da tam karşı kaldırımda sizi şehir merkezine götürecek otobüsler bekliyor. bu yolculuk, gecenin karanlığında göremediysem de muhtemelen yemyeşil bir coğrafyada incecik virajlı yollardan geçerek yaklaşık 45 dakika sonra sizi şehir merkezine ulaştırıyor. bu otobüs için bilet fiyatı mayıs 2017 itibariyle 15 euro idi.

    dusseldorf öyle muhteşem doğal güzelliklere sahip bir şehir mi bilmiyorum, benim için coğrafi konumundan daha da önemli sebepler vardı orda olmak için. ama adım attığım her yerde karşıma sürprizler çıkarmayı başardı.

    genel olarak tavsiye isteyen herkes internette iyi kötü bir yerler bulabiliyor. burdaki sayfalarda film müzesinden bahsedilmemiş. biraz sinemaya ilginiz varsa her detayını çok seveceğiniz bir film müzesine sahip. sinemanın doğuşundan, günümüzdeki popüler yönetmenlerin en sevilen sahnelerine kadar her şey düşünülmüş ve buna göre inanılmaz güzel detaylarla süslenmiş. boş zamanlarında film izleyenlerden işi gücü film olan her insan evladına hitap edecek, meraklandıracak, eğlendirecek bir müze. hatta sanırım hayatımda gördüğüm en eğlenceli müze. tuvaletine de girmeyi ve aynasında fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin, o ışık başka yerde yok.

    film müzesine çok yakın bir sokak köşesinde de, müze konseptiyle -benim için tesadüfen olsa da- birebir eşleşen bir kahvaltı dükkanı var. şahane şeyler yapılıyor içeride ve hala duruyorsa baş garsonu da işte o film müzesindeki 60 yapımı filmlerden birinden çıkmış, orda çalışıyormuş gibi. dükkan da adam da unutamadığım detaylardan. dükkanın adı: bistro zicke. güzel havada da gitseniz mutlaka içi görülmeli. sebzeli yumurta ve kruvasanlı kahvaltısı efsane idi.

    aklımda kalan izleriyle birlikte bendeki kutsal bilgileri okudunuz.
  • iki yıla yakındır yaşadığım, almanya'nın tartışmasız en güzel şehirlerinden biri.
    altstadtta yan yana sıralanmış sayısız restaurant ve barda 7/24 yiyip, içip, eğlenebilirsiniz. dünyanın en lüks markalarına ev sahipliği yapan königsallee'de versace'den gucci'ye aklınıza gelebilecek her markanın mağazasını bulabilirsiniz. ren nehri kıyısındaki birbirinden güzel mekanlardan birine, kıyıya demirlemiş feribotlara ya da rheintreppen denen merdivenlere oturup buz gibi bir altbier yudumlayarak güneşin batışını izleyebilir, şansınıza denk gelen o günkü müzisyene eşlik edebilirsiniz. alman mutfağı sizi olumlu şekilde şaşırtabilir ama işin ehline düşmeniz koşuluyla. altstadt'taki im füchschen yahut oststraße'deki schumacher bu konuda eline su dökülemeyeceklerden ikisi. rheinturm yani şehrin simgelerinden olan kuleye çıkıp tüm şehri yukarıdan izlemek, tepesinde bulunan dönen restaurantta içkinizi yudumlamak güzeldir. ren nehri'nde botla turlamak, haftasonları bit pazarlarını bulup 1-2 €'ya efsane ayakkabı, çanta vs satın almak, grafenberger wald'da, volksgarten'da ve bulunduğunuz hemen her yerden en fazla 5 dakikalık yürüme mesafesinde olan güzelim park ve bahçelerinde huzur depolamak, canı sıkılınca atlayıp köln'e, amsterdam'a, belçika'ya, lüksemburg'a gidebileceğin bir yerde yani kısaca düsseldorf'ta olmak çok güzel.
    özellikle şehir merkezinde aksansız almanca konuşan insan bulmak çok zordur; göçmenlere hoşgörünün en fazla hissedildiği şehirlerden biridir. japon nüfusu hatırı sayılır düzeydedir. zaten japonun fazla olduğu yerden korkmayacaksın.
  • hava guzel oldugunda, burgplatz'daki merdivenlere oturmasi cok zevkli olan sehir. altstadt'taki barlarda oturmaktansa, biranizi alip ren nehrine baka baka icmeniz daha guzel. ayrica haftasonlari almanlar icmenin bokunu cikariyorlar. gecenin 4'nde bagira cagira icmeye devam ediyorlardi. dolayisiyla bu sehre haftasonu gidiyorsaniz ve gece bir noktada uyumayi planliyorsaniz altstadt bolgesindeki otellerden (ozellikle la residenza'dan) uzak durmanizda yarar var. bizim uykumuzun icine ettiler. gecenin 4.30'nda okuz bir almanla ile bagrismisligim var. ipne bir de uste cikmaya calisiyor 4.30'da almanya'da kahvalti saati diye. dallama, sinirlendim bak yine.
  • almanya'nin en guzel ve onemli sehirlerinden biri. tarihi estetikle dolu nefis bir metropoldur düsseldorf.