şükela:  tümü | bugün
  • 1960 yılında adnan menderes, celal bayar, hasan polatkan, fatin rüştü zorlu dahil olmak üzere yassıadada tutuklu bulunan demokrat partililerin adada günlük hayatlarının görüntülerinin yer aldığı film. halk arasında adadakilerin kötü koşullar içerisinde oldukları söylentileri artınca, askeri yönetim bu durumu yalanlamak için bu görüntüleri çekmeye karar vermiş. tutukluların görüntüleri filme alınırken özellikle celal bayar çok rahatsız olmuş, hatta sonasında "bize yeşilçam oyuncuları gibi film çevirttiler" diyerek sitemini dile getirmiştir. bayarın adadaki intihar girişiminin de bu gurur kırıcı hadiseden kaynaklandığı söylenmiştir. film o yıllarda sinemalarda gösterilmiştir. demir kırat belgeselinde de bu filmden bazı kareler vardır. filmde ortamı anlatıp seslendirme yapan kişinin, zoraki bir gülümsemeyle tabağındaki yemeği yer gibi yapmaya çalışan menderesi "adnan menderes poz vermeden de edemez" diyerek tanımlaması gülsekmi ağlasak mı diye düşündüren karelerden biri olmuştur.

    bu konu hakkında bilgi içeren bir can dündar yazısı için
    http://www.candundar.com.tr/index.php?did=464
  • yassiada'da yaptirilmayan savunmalar isimli maalesef eksi sozlukte yer bulamamis kitapta bu filmin ada sakinlerini ada'ya getirdikten yaklasik `4 (dort) ay sonra` cekildigi iddia edilmektedir. kitaptan ilgili kismin alintisi soyledir;

    "- celal bayar intihara tesebbus ediyor

    1960 yilinin haziran ayinda yassiada'ya yerlestirilmeleri tamamlanan saniklar yeni hayatin sartlarina kendierini hazirliyor, adada tam bir askeri disiplin hukum suruyordu. saniklar, koguslara yerlestirilmis, aileleriyle gorusmeleri kesin olarak engellenmisti.
    kurulan sorusturma komisyonlari, tek tek ifadelere basvuruyor, bu arada cuvallar dolusu ihbar mektubu, gorevliler tarafindan taramadan geciriliyordu.
    25 eylul 1960 cuma gunu eski cumhurbaskani bayar, tutuklu bulundugu odanin banyo dairesinde belindeki kemeriyle intihara tesebbus ediyordu. sabah, banyo dairesinde, koma halinde bulunan bayar, tibbi mudahaleyle kurtariliyor, sagligina kavustuktan sonra sunlari soyluyordu:
    "doktorlar, vazifelerini yaptilar, beni kurtardilar. tesekkur ederim. fakat, kurtarilmak istemiyordum. sizlere de zahmet oldu."
    milli birlik komitesi sozcusu tarafindan ayni gun kamuoyuna aciklanan bayar'in intihar olayi, senaryo bir fotograf ve film cekiminden kaynaklaniyordu.
    ordu foto-film merkezi*, saniklarin yassiada'ya getirilisi ve oradaki yasantilarini yansitan film ve fotograf cekimiyle gorevlendirilmisti. ancak, saniklar yassiada'ya getirilirken cekim unutulmus, yaklasik dort ay sonra bu sahne eski cumhurbaskani, basbakan, genelkurmay baskani, bakanlar ve milletvekillerine yeniden yaptirilmisti. bir film sahnesi icin adeta zoraki "bayramlik kiyafet" giydirilir gibi donatilan saniklar hucumbotlara bindiriliyor, sonra tekrar indirilip, asker fotografcilarin ve kameramanlarin onunden resmi gecit yapiyorlardi.
    bayar, bu figuranlik olayini icine sindirememis ve belindeki kemeriyle hayatina son vermek istemisti. bu olay, saniklarin guvenlikleri konusunda yeni ve kati onlemler alinmasina sebep olacakti.
    bayar'in intihar tesebbusunden bir ay sonra, 25 ekim 1960 sali gunu, ordu foto-film merkezi tarafindan hazirlanmis olan dusukler yassiada'da filmi vizyona giriyordu. ilk defa istanbul'un yeni melek, lale, cemberlitas, sehzadebasi, sureyya ve hale sinamalarinda halka gosterilen film, daha sonra tum anadolu ve trakya sinemalarina gonderilip, zorunlu olarak gosterime sunulacakti.
    bu olaydan bir sure sonra burhan apaydin, saniklar icin "dusuk" sifati kullanilmasina itiraz ediyordu. bassavci egesel ise bunu hakaret amaciyla kullanmadigini ileri surup, "dustukleri icin kullaniyorum" diyordu."

    kaynak: yassıada'da yaptırılmayan savunmalar, 4. baski dogan kitap, syf 37-38 - hulûsi turgut.

    hali hazirda kitap hakkinda bir iki kelam bile edilmemis olmasi gariptir. daha da garibi bu filmin akibetinin su an icin bilinmemesidir. muhtemelen ordu arsivlerinde duruyordur. baska arsivlerde var midir, buna erisim saglamak mumkun mudur o ise bilinmezlerde. imkan olsa da gorulebilse keske (bilen veya boyle imkan saglayabilenler varsa, bir sekilde haberdar ederse mesut bahtiyar olurum).
  • tam kaydı fellik fellik aranan film.
    devlet sırrı olarak arşivlerde saklansa dahi açığa çıkacağı günü merakla beklemekteyim. her yerde aynı laflar. yok poz vermeden edemez, yok havyarsız sofra, yok eroin kollektif şirketi. esas o görüntülerde sesli savunma görüntüleri var. asıl onlar izlenmeli.
  • çok çok acı bir filmdir. bununla beraber seslendirmedeki ciddi-gayriciddi arası gidip gelen üslup, seçilen kelimeler, "işte istanbul'un kumar eroin cinayet kolektif şirketi", yemek yemeye zorlanan menderes için söylenen "poz vermeden edemez..", aynı vaziyetteki bayar için "sofrasında kilosu bin liraya satılan siyah havyar bulunmamakla beraber bayar iştahından bir şey kaybetmiş görünmemektedir.." gibi alaycı rezil cümleler ilk duyulduğunda istemsiz bir kahkahayı beraberinde getirir. ardından da insan hem güldüğü için utanır, hem bu insanlara reva görülenler yüzünden o insanlar ve aileleri adına utanır, hem kitap okurmuş gibi yapan demokrat parti'nin en sofistike adamı fatin rüştü zorlu için üzülür, hem de bunu yapanlara derin bir öfke duyar.

    http://www.youtube.com/…lpage&v=yvajos7kcmm#t=2900s

    ayrıca bu film partililerin çocuklarının gittiği kolejlerde de gösterilmiş, o dönemde dame de sion talebesi olan nazlı ılıcak'taki politik duruşun sebeplerinden birinin de yaşananlar ve bu film olduğunu düşünürüm.

    celal bayar bu filmden sonra "bizi yeşilçam artistleri gibi oynattılar" demiş ve banyoda kemeriyle intihar teşebbüsünde bulunmuştur.

    bu aralar gazeteciler silivri'ye gidip ne kadar nezih bir cezaevi olduğunu müşahede ediyorlar ya, hepsi oradan aklıma geldi işte.
  • tarihin çıplaklığını bir yanından yansıtan belgesel. bütün yanlarından bakılması için farklı belgesellerinde izlenmesi gerekir.
  • tamamını arşivlerden çıkarıp da yayınlayanın 4o yıl kölesi olacağım film.
  • cekilmesi icin emir verenin mi, boyle asagilik bir seyi cekenin mi, yoksa bu asagilik seyi seslendirenin mi daha serefsiz olduguna karar veremedigim utanc verici asagilik filmsi sey.
  • askeri müdahale ile iktidardan düşürüldükleri için isimleri o dönem "düşükler" olarak anılan kadronun yassıada yargılamaları sırasında kötü şartlarda tutulduğu iddiasını çürütmek için çekilmiş bir propaganda filmidir. hem utanç verici hem de trajikomiktir. malum, bu ülke her zaman toplumun en kolay ve zahmetsiz ikna edilebilir kesiminin tercihleri ile yönetilegelmiştir. bu film de bu kesime yönelik çekilmiş yüzeysel fakat zamanı için etkili bir algı yönetimi aracı olarak iş görmüştür.
  • magdur edebiyati nasilda ilgi cekiyor ama.. ne kadar eminiz dostlar 'mendeseresin aslinda bir vatan sever olduguna yada bayar'in efendiligine' direk bu adamlari savunuyorsunuz. kim bilir ne muhabbetler gecti zamaninda da darbe gerceklesti.

    biz daha bir kac ay once gerceklesen darbe girisimi icin bile kesin konusamazken 50 sene onceki bir olay icin nasil net konusuyorsunuz, politikacilari savunabiliyorsunuz. unutmayin her ezilen zavalli degildir.
  • kimsenin kimseyi savunduğu yok. bu film her kim için yapılırsa yapılsın adiliktir. filmdekiler ister ülkeyi satsın, ister kumar oynatsın, ister uyuşturucu satsın yine de böyle bir filmin yapılması okullarda, sinemalarda gösterilmesi adiliktir. hem karşıyı hem kendini küçük düşürmektir. devletin hiçbir kurumuna bu film yakıştırılamaz. ama onlar da öyle yapmasalarmış o zaman denilemez. devletin bir duruşu bir ciddiyeti olmalı. izlerken resmen içim acıdı hiç de gülmedim.