şükela:  tümü | bugün soru sor
  • okumayacak olana (bkz: methiye düzmek) nedendir ki?
  • epeydir... aylardır yıllardır içime attım. büyüttüm de büyüttüm derdimi. kimselere asla her şeyi anlatamadım. çünkü kalplerin kaldıramayacağı yükler altında ezildi sol yanım.
    çok isterdim sözlük... çok isterdim... onun yanına gidip konuşabilmeyi. seni bana beni sana çok yanlış tanıttılar ve her şeyden önce bir arkadaşımı/dostumu yitirdim diyebilmeyi. buna defalarca teşebbüs ettim. o kadar çok ön yargın vardı ki zihninde asla kalbinle bana entegre olmayı başaramadın, ne hazin, ben de farksız değildim senden.
    çok denedim. hep duvarlar çıktı karşıma. laubalilik anlaşıyımız farklı. jenerasyon ayrı. iki zır deli ve zıt kutup.
    sizin sözlerinizin en çok değer verdiğiniz kişinin nazarında hiçbir hükmü olmaması, itibarsızlaştırılmak ve tüm dünya sizi desteklese de bir kişiden o desteği görememek ne kadar acıdır ancak yaşayan bilir.

    iki insanın farklı değerlere tutunarak aynı kalsa da aynı sızıları taşıması, sevgiye ve huzura dönüşemeyişten kaskatı kesilmiş nefreti, kini, öfkesi...
    iki kişinin birbirine karşı bu kadar acımasız oluşu...
    biri kariyerine sımsıkı tutunur zira kariyer ve toplumsal statü onun can damarı sandığı şeydir. altında onay ve destek görme tarzı davranışları barındırarak hareket ettiğinden habersizdir.
    öteki kendini kabuğuna çeke çeke, asosyalliği maksimize ederek yaşaya yaşaya chansonlar ve biraz malibu eşliğinde içi acıya acıya durur. olduğu yerde bekler. bekler ki durağanlığın laneti daha da sarar içini.

    yves montand - les feuilles mortes hayat tarafından payımıza düşen bu: les feuilles mortes
    «oh! je voudrais tant que tu te souviennes
    des jours heureux où nous étions amis
    en ce temps-là la vie était plus belle,
    et le soleil plus brûlant qu'aujourd'hui
    les feuilles mortes se ramassent à la pelle
    tu vois, je n'ai pas oublié...
    les feuilles mortes se ramassent à la pelle,
    les souvenirs et les regrets aussi
    et le vent du nord les emporte
    dans la nuit froide de l'oubli.
    tu vois, je n'ai pas oublié
    la chanson que tu me chantais.» *

    söz verdim kendime... henüz vakit varken, paris yanıp yıkılmadan*...
    hiç olmadı kendi başıma gidip oturacağım bir kafede. kahvemi ya da şarabımı yudumluyorken şükredeceğim o ânıma ve de şerefine içeceğim her yarım kalan hikayemin. daima yarım kalacak parçaların, ideallerin... teşekkür edeceğim elimdeki olanaklara ve kendime, onca kalp ağrısının altından kalkabildiğim için.
    yves montand - a paris
    «les ennuis, y'en a pas qu'à paris
    y'en a dans l'monde entier
    oui, mais dansl'monde entier
    y'a pas partout paris
    v'là l'ennui» *

    asla bitmesini istemediğiniz ama biteceğini bildiğiniz radyoda çalan şarkı gibi... hayat böyle alır elinizden sizin için en çok anlam ifade edeni.
    carla bruni - j'arrive a toi

    beni sadece yanlış anlaşılmak, yarım kalmışlık, yarım yamalak anlaşılmış olmak; kendimi sağlıklıca ifade edemediğim birkaç saçma sapan olay ve karşımdakinin beni asla anlamak istemeyişi, kendini kapatışı, dolduruluşu çıldırtıyor. gerçek dostunu ve düşmanını ayırt edemeyişi... sevdiğini koruduğunu sanarak onu ateşin dibine dibine itişi...

    olmasaydı sonumuz böyle. ama oldu işte. n'apalım.
    tanımlar silsilesi: deamon gazabına uğramak. hayat derslerinin en sağlamlarından birini çok erken yaşta almak. betimlese de asla detay veremeden teğetler çizerek şekli oluşturmaya çalışmak. boşa kürek çekmek.

    bugün anlamışsındır umarım.* kafama koyduğum her şeyi yaptım şimdiye kadar.
    eğer uzattıysam, olduramıyorsam anla ki bezmişimdir her şeyden. hayat beni öyle derbeder kılmıştır ve benim öyle içim yanmıştır ki... anla...
    ve anla bu bağı metalaştırmayı reddetmişimdir. yoruldum işte. kaç yaşına gelip anlayamadıysan gerçek dostunu gerçek düşmanını, esas parazitlerinin farkında değilsen ve hayatına misafir dahi olamamış birini parazitlikle itham edenlerin sana hasarını hâlâ ayırt edemeyecek kadar şığ bakıyorsan hayata... anla ki bezmişimdir çaresizliğimi düşüne düşüne... belki daha çok savaşmalıydım. ama gücüm tükeneyazdı, anla işte. je suis désolé.

    "il est très simple: on ne voit bien qu'avec le cœur. l'essentiel est invisible pour les yeux."*
    iki ahmaktık biz. kalbiyle gerçekliği algıladığını zanneden kalbiyle değil sonuna kadar mantığı ve konforsuz konfor bölgesinde kaldığını fark etmeyen...
    yüzleşsek kendi gerçekliklerimizle... çoktan ayrılmış yollarımızda şahsi-sonraki "chapter"larımızı kotarsak bari...

    tek hayıflanış sebebim: keşke anlatabilseydim derdimi. keşke anlasaydın beni. keşke anlasaydım seni. keşke anlaşabilseydik mon ami. keşke.
    si seulement le printemps pouvait arriver...
  • ya tamam, gülüşüne bir an için şahit olmak bile günlerdir çektiğim onca acıya bedeldi biliyorum.

    ama bu nasıl fatura kesmektir, sen de ne insafsız esnaf çıktın be!

    bari zümrüt gözlerinin parıldadığı anlar promosyon olsaydı.
  • son dört gündür öfke, hınç ve üzüntü doluyum. son dört gündür evde, ofiste, yolda anıra anıra ağlamamak için kendimi dizginlemekten çok yorgunum.

    üç sene önceki davranışlarınızın acısı şimdi çıkıyor biliyor musunuz?

    hevesimi kıran, dinliyor gibi yapan, dinlemeyen, aldatan, salak yerine koyan, bi anda yabancıymışım gibi davranan, destek olmayan, paylaşmama izin vermeyen , anlamayan ve anlamaya çalışmayan hepiniz; biliyor musunuz son dört gündür öfke, hınç ve acı doluyum.
  • sana bayıldım doğrusu, ulan aşk mı yoksa bu. ama aramızda birşey olma ihtimali yok sanırım. vedalaşırken umarım görüşürüz dedin ya. görüşürüz mü acaba. bilmiyorum ne tuhaf bi dünya bu be. iki gündür hep resmine bakıyorum bu arada.
  • bazen isim gucumden cok seni dusunuyorum ve sonra farkina variyorum ki asla olmayacak bir sey icin zaman harciyorum. cok sacma ama engel olamiyorum.
  • hadi bana yaz!
    bunu yapabilirsin güzelim. çok zor değil,olmamalı.
  • bir insan bir insanı 3 yıldır unutamaz mı ya, ölsem de rahatlasam...
  • çok yoruldum be sözlük, konuş konuş duyulmasın, ben çok yoruldum
  • aslında seni terk etmek istiyorum ama alıştım yapamıyorum