şükela:  tümü | bugün
8683 entry daha
  • evet doğru yer, şu an okuyorsun. belki yazdığım belki de merak etmeye başladığın bir gece. ah sen ki aylardır zihnimden çıkarmak istemediğim..

    henüz sesimi duymadın, hakkımda pek bir sey bildigini sanmıyorum, yüzeysel detaylari es gecersek. bir de bana sor; ansizin gelip sarilsan bir saniye bile garipsemem, öyle ki farkindayim senin sanki. gözlerinin icine bakmadan 12 mısra dökebilmissem, kalan hayatımı bi tebessümüne adamam pek zor olmaz.

    tek korktugum geç kalmak sana, kötü bir sıfata takılı kalıp sevgine erisememenin tasasından kurtulamıyorum. yıllardır her imkansızlığı toprakla örtüp büyüttüğüm özgüvenim çaresiz. yine de askın heyecanı her yeni günümü umut dolduruyor. peki sen n'apıyorsun? hayalimi kurman için neler vermezdim..

    bir gün daha cümlelere sıkıstın, bir gün daha saçlarının kokusunu rüzgar aldı, bosa gitti. bahar geldi, sen daha gelmedin. sanma ki uzaksın, boynumun altı biraz sol.
  • doğum günün kutlu olsun
  • en ama en cok hosuma giden kismi neydi biliyor musun?
    hani ikimizin de aklinda hic yoktu ya boyle bir boyuta donecegi islerin...

    son derece ama son derece masum bir sekilde, tamamen ama tamamen sohbet etmek, meslegine dair belki 1-2 tatli anekdot dinler de ufkumu genisletirim diye ciktigim, otesini hic dusunmedigim bir arkadaslik seruveninden, nerelere ama nerelere geldik...

    giderken biraktigin mektupta benim hala inanmadigimi, gercekten istemem ve buna inanmam gerektigini yazmissin. ancak bunu sana da bu kelimelerle olmasa bile ifade etmistim ki, benim yasadiklarimdan sonra, zaten hayatima birini alacak noktaya gelmem, acikca denemek istemem, zaten buna olan inancimin ne kadar ama ne kadar da guclu oldugunun bir gostergesiydi. en ufak bir suphe duysam, huzursuzluk hissetsem, bu noktaya getirmezdim durumu..

    yanlis anlama, ic dusuncelerimde hicbir zamana seni suclamak yok. kendimi "kurban" rolune de sokmuyorum, sokmayacagim da...

    sen kotu bir insan degilsin, bana kasten kotuluk yapma amacin yoktu ve hicbir zaman da olmayacak..
    bu sebeple seni suclayacak ya da son gunku mesajlasmalarimiz gibi seni "kotu" addedecek ya da oyle damgalayacak degilim.
    seni tanidigim icin senin kotu dusunmedigini biliyorum..
    ve beni su an uzen sey de aslinda tam da bu durum biliyor musun??

    -seni taniyor olmam...

    ben, senin gidisine, senin gidisinden benim geri dondugum yalnizligima, issizligima uzulmuyorum.. yalnizligimdan korkmuyorum senin de korkmadigin gibi.. yalniz kalinca mutsuz olmuyorum, ya da daha da onemlisi "simdi ne olacak, simdi kimi sevicem ya da kim beni sevecek" minvalinde korkularim ya da endiselerim yok...

    beni bu kadar uzen, bu kadar daglayan, bu kadar silkeleyen sey, senin icindeki tanidigim sen..
    hatirlarsin belki "bazi durumlarda beni benden bile daha iyi tanidigini goruyorum" demistin bana. evet, malesef ki-artik malesef ki oldu-bazi yanlarini oyle derinlemesine taniyorum. senin icindeki seni gordum ben.

    senin icindeki, yillardan beri isteklerini ertelemek zorunda kalmis o tatli kiz cocugu yok mu, benim-sen de takdir edersin ki-parmak uclarina kendi parmak uclarimla dokunabildigim gulumsemesi gunes parlagi kiz cocugu..

    belki de ben dusuncelerimde buyutuyorum icindeki o cocugu; belki de yok oyle bir cocuk icinde, ama ya hakikaten gercek ise?
    ıste o durumda, beni uzen sey o cocugu anlayacak kimsenin cikmayacak olmasi..

    biliyorum, sen buna inanmiyorsun, elbette bir gun birisi cikacaktir gozuyle bakiyorsun muhtemelen, ancak benim su ceyrek asirlik omrumde-ki cok da hatri sayilmaz kabul ediyorum-gozlemledigim bir sey varsa, o da icindeki o cocugu gorecek, onunla onun istedigi oyunlari onun istedigi kurallarla oynayabilecek bir baska insanin karsina cok kolay cikma ihtimalinin cok cok dusuk olmasi..
    yasim ve olgunlugum geregi hem kendi neslimi hem de beni yetistiren benden bir ust nesli mumkun oldugunca gozlemledim, ve gorduklerim ve seni tanidiktan sonra, bugune kadar senin de neden kimse ile saglikli ve uzun suren bir yakinlikta olamamani cok cok iyi anliyorum..

    biz bu kadar yakinlasmisken, icindeki o tatli kiz cocugu, soguk havada agzindan cikan buguyu gosterip onun eglencesini paylasabilecek bir gonul dostunu bulmusken, olmamasini anlamakta cok cok zorluk cekiyorum..

    nedeni bu kadar merak etmem, oturup onu duzeltip ya da degistirip senin tekrar ilgini cekmek de degil. sadece, bu kadar yakinlasmisken, senin icin bu kadar onemli olan bir seyi benim okuyamamis olmamin verdigi merak. yani diger bir deyisle bu kadar onemli ne olmus olabilir de, sana bu karari aldirtmis olabilir?
    bu merakin sebebi de, dedigim gibi kararini dondurmek falan degil, sadece benim kisisel olarak ufkumu genisletecek bir "hic oyle dusunmemistim" ani yasamak, o farkindaligi kazanmak.. yani aslinda kendim icin merak ediyorum bu durumu ve kesinlikle kabul ediyorum ki bu tamamen bencillik.

    ama sevmek bencillik degil midir zaten? bence oyledir.
    ancak bir o kadar da sevilenin donup o aynaya bakmasidir...

    hatirlarsin alelade bir pazar gunu saatlerce o konu hakkinda konusup semalarla cizip edip birbirimize videolar cekip yollamistik...
    cevap sonsuzdu evet, ve ben senin de o aynaya baktigini hissetmistim.

    gecen gun isten gelirken dusundum de, yine hatirlarsin, senle 1-2 kere degil sadece; duzenli olarak birimiz otekini dusunurken, o, dusunene bir mesaj, bir resim, bir muzik bir bir sey paylasiyordu..
    bu; ozellikle bu devirde, bence oylesine zor yakalanan bir rezonans ki, senin ya da benim bundan sonraki iliskilerimizde boyle bir seyin yasanacagini acikcasi pek sanmiyorum.

    gonulen bu kadar yakinlasmisken, ortaligin senin kalbini ve icindeki tatli kizin yarim kalmis duslerini kirip dokecek insanlarla dolu oldugu bir ortamda, bu karari nasil aldin, cok ama cok merak ediyorum...

    yanlis anlama lutfen, sana neden boyle bir karar aldin diyecek, seni suclayacak ya da sana kizip, ofke kusacak degilim, sadece senin icindeki seni o kadar taniyip benimsedim ki, onun belki de hayati boyunca hicbir kez daha boylesi bir oyun arkadasi bulamama ihtimaline uzuluyorum.

    cok ozen gosterdigin bir bedenin var, biricik ruhuna mesken olan.. o bedenini paylasacagin insan, acaba senin bu butun hassasiyetlerini, gecmiste yasadiklarin sonrasinda, senin hissedeceklerini, belki aklinda canlanacak anilarini, belki fiziksel acilarini, acaba yeteri kadar, olmasi gerektigi kadar hatta senin hakkettigin kadar gozetebilecek mi??

    benim o konuda hassas oldugumu biliyorsun sen, ve ben bu devrin insanlarini ve onlarin hoyratliklarini-ya da hoyratlik demeyeyim de bilincsizliklerini-hatta bir cogunun da bencilligini hic de beklemedigim ihtimal vermeyecegim insanlarda bile gordukten, gozlemledikten sonra, senin o altin kalbine, ucsuz bucaksiz ruhuna ve gozbebegi bedenine hickimseyi layik goremedigimden bu kadar uzuluyorum. bu gercegi;-yani onlarin ayirdina bu kadar bilincle varip sana ona gore davranacak birinin olmayacagini-kabullenmek bana adeta dunyada yasarken cehennemi tattiriyor..
    kabullenemiyorum, uzuluyorum, kiziyorum, zaman zaman (cogu zaman) mantigimi yitiriyorum...

    ama en nihayetinde, senin kararin bu, ve saygi duymaktan baska carem yok...
  • bugünkü sunumda en son söz alan ftr'ci. o kadar tatlıydın, o kadar tatlı bir sese sahiptin ki sana "o" gözle bile bakamadım. zaten bil ki, o gözle bakamıyorsam seviyorumdur. bir de söze o melek gibi sesinle "4 yıllık fakülteden mezunum, 2 yıllık değil ha!" diye bir espriyle başladın ya, o an içim ısındı. deri ceket te yakışmıştı sana. hani bir anını anlatıyordun; teyzenin biri sen ona ftr'yi anlatınca "hasta bakıcı mı olacaksın" demiş ya, emin ol eğer hasta bakıcı olsaydın senin o yüzünü gören hastaların içine güneş doğardı. öyle tatlıydı ki yüzün, sunum esnasında çoğunlukla ne anlattığına odaklanamadım bile. sadece şöyle bir şey duydum: "hede hödö üniversitesi ftr'den 2007 girişli 2011 çıkışlıyım." branşım matematik olduğu için kafamda basit bir matematik hesabı yaptım. 2011'de 22 yaşındaydın, bu senin 1989'lu olduğun anlamına geliyordu. ve ne yazık ki, benden 3 yaş büyük olduğunu fark ettim. içimden sunum sonrası sana açılmanın hesaplarını yaparken, aradaki yaş farkı yüzünden tüm umudum ve seni görünce kalbimin içinde doğan güneş bir anda söndü. sana açılsaydım olgunluğum ve asaletim dolayısıyla konu illa ki yaşa gelecekti ve ben "abla" mı diyecektim sana? neyse ya, en azından okulumuza geldin güzel güzel aydınlattın gittin, bu da bir şey. 2 gündür okula gelen mühendis/hekim/dişçi sunumculara rağmen benim ftr'ci olasım geldi. tüm sunumcular "eeeee"leyip, ölü bir ruh gibi konuşup, el kadar bebelerin karşısında ecel terleri dökerken sen gayet canlı ve rahattın. bu bile sana kanımın kaynaması için bir nedendi. bu arada gençlerin büyük çoğunluğu seni dinlemedi bile, sunum boyunca uyudular. hatta kızın biri "sizin branşınız fizik tedavi ya, fizik makinelerle alakalı olan şey değil mi" dedi. sen o kadar nefesini tüket, içimizi ısıt bir de el kadar bebelerin sikko sikko sorularıyla uğraş. velhasıl kelam, seni bir daha göremeyeceğim ama inşallah senin gibi tatlı biriyle karşılaşmak nasip olur. her seferinde "yok olm bu sondu la, heveslenme boşuna" diyorum, bir şekilde karşılaşmak nasip oluyor. inşallah bu sefer en kısa zamanda nasip olur.
  • hala bekliyorum hem de daha fazla umutla, 15 dakika çok görsen de hala umudum var ömrümü ömrüne katacağına.
  • sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun?
    yüreğine beni, beni soruyor musun?
    öyle yalnız yalnız kaldım biliyor musun?
    türküler söyledim sana duyuyor musun?
  • bir ameliyat olurken yanımda olmadığın için çok kırılmıştım ki kırığı hala kalbimde durur, bir de şu zor günlerimde yine bırakıp gittiğin için.

    bu burada dursun. bunu unutmamalıyım.

    ulan bu adam senin en zor günlerinde seni yapayalnız bıraktı. ulan bu adam seni oyaladı durdu sonra da defolup gitti de ben sana unut vermedim diyebildi.

    ulan senden nefret ediyorum be! ben var ya, seni ölsem affetmeyeceğim!
  • okumayacağım demiştin.. okumuyorsun di mi...
  • takıntı oldun bende vazgeçmek yok. arkadaşlarım sende ne bulduğumu soruyorlar; boyu uzun başka da bir albebisi yok diyorlar, sahi ben ne buldum lan sende.
  • ilhan berk ne güzel söylemiş değil mi? umarım yine okuyorsundur.

    kim miyim?

    ben eflatun.
    belki sana senden daha yakın olan. belki ikinci bir kişi.
    geleceğin. en azından hayalimde.

    ve ne yazık ki ben de bilmiyorum o duygunun adını. ah sen yok musun ama.. adım kadar eminim ikimize de öğretirsin onu. öğretmekte olduğun sevgim hala sıcacık; gözlerinin içi, sağ gamzenin derinliği kadar.
2 entry daha