şükela:  tümü | bugün
  • gördüğüm en saçma ve gereksiz başlık. bu kadar ucuz ve kötü edebiyatı bir arada zor bulursunuz, dikkatli okuyun. zaten anca sen ben biz okuruz, onun bi sikim okuduğu yok
  • yeni sevgilinle yıldönümünüzü beni terk ettikten 8 ay sonra kutlamıştın ya, içimdeki masum çocuk o zaman bir orospu çocuğuna döndü esra. aslında sana hiç kızmadım biliyor musun? seninle sevgiliyken, o zamanlar kankan olan yeni sevgilinin evine gittiğimizde telefonunun wi-fi ye otomatik bağlandığında anlamıştım her şeyi ama ben yine de senin beni terk etmeme ihtimalinle yaşadım.
    senden sonra kimseyi sevmedim biliyor musun? ankara’nın sisli soğuk gri bir sonbaharında karanfil sokakta “seni çok seviyorum!” diye haykırışının çınlaması kulaklarımdan çıkarsa belki..
    sırf seni hatırlatıyor diye beton ankaranın masalsı güzelliği, ben hiç uğramıyorum ankara’ya. yolumu uzatıp yozgat üzeri gidiyorum samsuna. neden diye soran her kadına ben seni anlatıyorum ve inanır mısın sana tek kelime laf söyletmiyorum. şayet bu yazdıklarımı birgün okur da geri dönmek istersen sakın dönme! çünkü ben yine inanırım sana...
  • "senden gidiyorum sana gelirken"
    (bkz: fatma barbarosoğlu)
  • düşündüm.

    'hahahaha' diye güler sonra arar,temiz bir fırça kayardı.

    (bkz: babam)

    o yüzden okumasın diye yazmıyorum.*
  • sen gittin işim gücüm düzeldi. eski dostlarımla barıştım, aylardır görmediğim.. keyfim yerinde yani. ama bazen çiş yaparken, çöp atarken falan aklıma geliyorsun sana tertemiz sövüyorum. iyi ki siktir olup gittin hayatımdan canım berf.
  • eğer reenkarnasyon diye bir şey varsa, önce ki hayatımda seninle bir çok kez seviştiğime eminim. bu ilk değildi eminim.
  • sabah seni uyandırma bahanesiyle sesini duymayı özledim güliz hemde nasıl bir bilsen.
  • bat dünya bat. iki gözün kör olsun da piyango bileti sat. fâ.
    (bkz: humour) (bkz: oğuz atay) (bkz: tutunamayanlar)(bkz: fa)
  • " bi kısa parliament, bide kibrit.
    eyvallah, hayırlı işler.."
    şu dialogtan bile sıkıldığım, gelecek günleri beklemekten usandığım hala dünleri yaşadığım günlerdi.
    hızlı adımlarla uzaklaşırken büfeden, aynı serilikte sigaramı yakıp redkit gibi uzaklaşmak için atıma binmeyi hesap ederken
    fark ettim ki istanbul'da atlar sarı, üzerlerinde avm isimleri yazıyor.
    zaten yine gün batımını denk getirememiş, mutlu insanların umutlarla uyanacağı günü karşılıyordum.
    redkit'inde amına koyayım, kısa parliament'e bişey olmasın.
    binmedim atıma,
    yürümeye devam ettim.
    sahi; bu hayalini geceye boca edip gözlerinin hasretiyle sabahladığım kaçıncı geceydi.
    küçük, porselen suratlım;
    yüksek dozda kokuna muhtacım.
    neyse ki nazan öncel var.
    aklımda hala kutuplara gidip, buzların üzerinden oltamı salıp yakaladığım balıkları akşam rakının yanına indirme hayalleri
    beynimin duvarlarına çarpıyordu.
    hem orda 6 ay geceymiş orta okulda öğretmenim söylemişti, ne çok rakı içilir.
    tamam rakı günah,
    terkedip gitmek sevap mı?
    "herşeyim" derken hiçbir şeyinmiş gibi gitmen hangi kitapta reva?
    bu amına koduğum kibrit üreticileride kaliteyi ne çok bozdular.
    kafamın içi dip köşe soru işareti;
    ardından bakarken gitme desem kalır mıydın acaba?
    belki o kara kuru garson elinde çay ile gelmese seslenebilirdim ardından.
    şimdi " bende bir resmin var, yüzüme bakmıyor .. "
    bütün bu şehir üzerime geliyor, tüm insanlarla kavga etmiş gibi hissediyorum.
    günlerim hep böyle geçiyor.
    seninle elele yürüdüğümüz sokakların köşebaşlarına şimdi hep yalnızlık tezgah açmış.
    vardır bi bildiğin,
    böyle aniden çekip gittiğine göre illaki bir bildiğin vardır.
    neyse..
    bu saatte kutuplara gidemeyeceğimi kabullenip bi kırmızı tuborg bulup rıhtıma indim, sabah işe'de buradan geçicektim.
    herşeyini kaybetmiş adamlar böyle yaparlar;
    sanki bir anlaşmaya mutabıklarmış gibi sabaha karşı şehrin en sote banklarında buluşur,
    hepsi kendilerini bu saatte uyanık kalmaya iten mevzularını suya yansıtırlar.
    ve bu sizin görüp görebileceğiniz en güzel gökkuşağından 13 megapiksel daha güzeldir.
    edebiyata yön veren en güzel cümleler böyle banklarda yazılır,
    "o benim, kabul olmayan en güzel dua'm" diye bir cümle geldi az önce yan tarafta şarap içen dayı'dan,
    belli; acısı taze, dumanı üzerindeydi.
    allahım, biz falsolu kullarını affet.
    beraber bi sigara daha yaktık, olmayanlara ..
    kadıköy'deyiz,
    bu lokasyonunu siktiğim yerinde herkes kaybetmiş, herkes herkesi kesiyor; büyük velinimet !
    sigaramızın ucu kırmızı, şehrin ışıklarına eşlik ederken,
    yüzün işgal etti yine göz kapaklarımı.
    bu bir isyandır sevgilim, senin bana yaşattıklarından razı değilim.
    olur'da karşılaşırsak bi gün moda'dan çıkarken, bana bir bira ısmarla,
    belki seni affederim.
    belki ihtimaller sarhoş olur, ben seni öperim.
    sen bakma bana,
    biraz sarhoşum,
    gülümsüyorum;
    yarın mesai var,
    bira bitiyor,
    sevgilim;
    her nerdeysen gözlerinden öperim !

    - " babalawo (1954) - aşkın dağlarda gezer / 1.baskı .." isimli kitaptan.
  • bence en kral örneği: (bkz: nrcnsnnmnkymmthtsnbrrspccğsn)