şükela:  tümü | bugün
  • duvar insaa etmek.duvar yapmak.
  • çinlilerin pek iyi yaptığı olay..
    (bkz: çin seddi)
  • mecaz anlamıyla bir insanın diğeriyle arasına mesafe koyması , görüşmeyi kesmesi
  • aci cekmekten bıkıp yorulmus insanın daha fazla incinmemek adına içinde bir kabuk oluşturmasıdır bazan. artık insanlar o kabuga kadar dokunabileceklerdir. kimse olmayacaktır kişinin kendinden öte, izin vermedikce... bir an gelir aglayabilmek luks olur, gözyasları buz kesilir, çözülüp akamaz. aglamak fiilinin tekrar hatırlanmasıyla farkedilir acı gerçek; ördüğünüz duvarın içinde sizden başka oda kalmıstır...
  • churchill'in hobisi imis bu eylem.
  • dolu ya da boşluklu tuğla, briket, gazbeton*, taş, gofret, ahşap ve cam tuğladan örülebildiği gibi; bira kutusuyla da yapılabilir. aslında yapılamaz ama bu fikir aklıma geldiğinde, klavyede a tuşunu arayacak kadar kelleydim. olur bu iş deyip, evdeki kırmızı tuborgları istiflemeye başladım. hedefim, güzel bir cephe oluşturup iyi bir aydınlatmayla loft havası yakalamaktı, belki sosyetik ibne mimarların parsellediği iç mimarlık dergilerine bir köşesinden tutunur "tasarımda yeni ve alkollü bir soluk" diyerek camiaya fırtına gibi bir giriş yapardım. cemiyete iş yapmak kriz mriz dinlemez, parayı kırbaçlarsın şekerim. ovv hafiften kunilleşmeye başladık ama durum böyle. diğer türlü gece-gündüz çalışsan, çizsen de; çekeceğin başkasının ağız kokusu ve üzerine sinen kahve aurasıdır.

    bira kutularından duvarımı ağır ağır örmeye başladım, inşaat yavaş ama sağlam ilerliyor. para denkleştirdikçe gidip tuğla alıyorum. bu benim, sadece kendime ait, ilk projem. işveren de benim, taşeron da, amele de, amele çavuşu da, tasarımcı da, mekanikçi de, elektrikçi de. o yüzden üzerinde titizlikle duruyor, marketten bira alırken kutuların hiç birisinin ezilmemiş olmasına dikkat ediyorum. karpuz seçer gibi bira seçen bir manyak görürseniz "kafayı yemiş bu" demeyin, sadece mükemmel duvarı arıyorum. manyamış değilim, ama ritm duygusunu en iyi şekilde yansıtmam için duvarı oluşturan tüm elemanların aynı olması lazım. zaten ezilmiş teneke kutular sağlığa zararlı, siz de almayın. ara sıra bilgi veririm böyle, entry legalizasyonu çerçevesinde.

    bu hızla gidersem, duvar biraz geç tamamlanacak ona sıkılıyorum. tam keyfini çıkaracağım duvarın, bizimkiler gelecek ondan sonra yüzlerce bira kutusunu saklamak için takla at dur. diyebilecek bir şey de yok; arkadan birbirine bantlanıp mükemmel bir ritmle döşemeden döşemeye uzayan kızıl bir duvar. kızıl ordu gibi, her bir askeri muazzam. çöpe de atamam, o kadar uğraşmışım. başka bir arkadaşın evine geçici bir süreliğine koysam, o bira kolonlarını taşırken insanların bakışlarını hayal etmek bile canımı sıkıyor. polis falan çevirir "hayrola aslan" diye, sikkotron gibi kalırım da aklıma bir şey gelmez. ama bu işin geri dönüşü de yok artık, başımızı koyduk bu yola. planlamasını ve optimizasyonunu bile yaptım. malum ziyan adamım; aklımın ermesi gerektiği şeyler angarya gibi gelir, kimsenin umursamadığı konular üzerine veriririm tüm zihnimi. siyaset konuşmak istesem, abdullah gül'in kafasının büyüklüğü dikkatimi dağıtır; futbol konuşmak istesem, aynı maça tecavüz entrysi giren tek hücreli organizmalarla aynı başlıkta bulunmaya çekinirim. ben de veriyorum tüm benliğimi biraya, içini içime döküyorum, dışını dekorasyon olarak kullanıyorum.

    bizimkiler geldiğinde, alçıpan ile kapatacağım bira duvarımı. "bu geçen sen yoktu" derlerse, "yeni tesisat döşettik, oradan borular geçiyore, aman ellemeyin" diyeceğim. atılacak yalanın sonu yok sonuçta. tabi bu entry esnasında yüce zeus'un tokadı gibi, bizimkiler görüntülü iletişim için baskı kurdular. öyle bir kadraj ayarladım ki; odanın içindeki kaostan tek bir zerre kalmadı. sanırım kısa film yönetmeni olmalı; kazandığım parayla midilli alıp büyükada'da dolaşmalıyım. bir atım olmasını hep istemişimdir; ama kısa filmden gelen parayla en fazla kısa bir at alabilirim. kelle oldum sanırım yine, duvar örmekten fersahlarca uzaklaşmışım.

    duvar örmek, meşakkatli bir iştir; hele ki içilebilir malzemeden yapılıyorsa. her gece çin seddi gibi oluyorum. beni uzaydan görüyorlar. ben de onları görüyorum.
  • kişinin kendi içinden dışına ördüğü; çin seddi gibi sağlam ve yıkılmaz, babil kulesi gibi yüksek, yıkılmaz görünen duvarı örmektir.
    ister delirip saldırılan çikolatadan örülmüş olsun, isterse sığınılan alkolden, sigaradan... hiç fark etmez.
    nedense granitten sağlam olur.
    dıştan değil, içten yıkılır genelde.
    dinamit olarak serotonin, melatonin, endorfin + kendine güven, moral desteği gerekebilir.
  • herşeye rağmen yetersiz kalabilir..
  • - asırlar öncesinde çinliler, asya türklerinin akınlarını engellemek amaçlı sınırların duvar örmüşlerdir. (bkz: çin seddi)

    - sovyetler birliği, almanya'yı ikiye bölmek için bu yöntemi kullanmıştır. (bkz: berlin duvarı)

    - seyirciyle iletişimi kaybettiğin düşünen roger waters, the wall albümün yapılışına ön ayak olmuş ve hem sonrasında pink floyd konserlerinde seyirciyle arasına duvar ördürtmüştür.

    - israil de filistinlilerin geçişlerini engelleme için bu yönteme başvurmuştur. (bkz: israil duvarı)