şükela:  tümü | bugün
  • çok yorgun ve mide dolu iken yatağa girildikten hemen sonra uyunması halinde görülebilecek bir kısa rüya sonucu. genellikle nefes nefese kalkılır, ama derin bir iki nefes alınır, ve deliksiz bir uyku* için tekrar yatılır.
    ayrıca (bkz: suya düşmek)
  • kör ebe oynarken yaşanabilecek ve diğer arkadaşlara gülme malzemesi olabilecek hadise
  • özellikle bisiklet ve koşu gibi dayanıklılık gerektiren sporlarda karşılaşılan ani enerji kaybı.
  • evde bulunduğun odadan banyoya gitmek üzere, kafadaki bir sürü gereksiz düşünce eşliğinde koridorda yürürken kendini bir anda duvarla bütünleşik bulma durumu. şaşkınlıkta son nokta.
  • sokakta yürürken yapılır, bir de üstüne "afedersiniz" denirse, kendinizi artık sorgulamanıza iten bir eylemdir...
  • uzun marathon koşucularının başına gelen olay.ingiltere’nin exeter üniversitesi’nde, iki araştırmacının 1998’de yayınladığı ünlü makaleyi de burada anmakta yarar var (cognitive orientations in marathon running and "hitting the wall".

    bu “eski makale”, özellikle maratoncuların duvara çarptıkları (ya da çarpmadıkları) an üzerinde yoğunlaşmaktadır. iki araştırmacı, “yarış sırasındaki düşünce” tarzının başarı üzerindeki etkisini, yani duvara dosdoğru toslamaktansa ondan kaçınma durumunu etkileyip etkilemediğini kendilerine sordular. ve gelin görün ki düşünceyle duvar arasında bir bağlantı olduğunu keşfettiler!

    duvar etkisinin, kaslardaki ve karaciğerdeki glikojen depolarıyla ilgili biyolojik yönü tetikleyici ve baskın olmakla birlikte biz burada konuyu psikolojik açıdan ele alacağız.

    maratoncuların çoğu yarış sırasında düşüncelerinin bedenleri üzerinde yoğunlaştığını beyan etmektedirler (burada içe dönük çağrışımsal düşünceden söz ediyoruz). ‘duvara çarpanlar’ daha çok ayrışanlardır. başka bir değişle, onlara oyun oynamakta olduğu anlaşılan bedenlerinden gelen sinyallere gerçekten ilgi göstermeyenlerdir. elde edilen bu sonucu değerlendirdiğimizde, yarışı hiç yorulmadan bitirebilmek için bedenimizin bize gönderdiği sinyallere çok dikkat etmemizin yeterli olacağı düşünülebilir. ama hiç de öyle değil! araştırmacılar, bedenlerinden gelen sinyallere ve işaretlere aşırı dikkat gösteren koşucuların diğerlerine göre daha çabuk ‘duvara çarptığını’ tespit ettiler. vücudun ortaya koyduğu belirtilere dikkatlerini yoğunlaştırarak, zihinlerinin bunları çoğaltmasına yol açmaktadırlar. bu aynı diş ağrısı gibidir: dişleriniz ağrır, tüm düşünceniz bu acı üzerinde yoğunlaşır ve bir süre sonra ondan başkasını göremez hâle gelir. çevrenizi saran her şey zamanla diş ağrısına dönüşür ve algılanan acı duygusu artar.

    sonuç olarak, maratoncuların ‘bedenlerine hapsolmadan’, bedenlerinden gelen sinyalleri dikkate alarak hızlarını buna göre ayarlayabilecek şekilde, vücutlarını ve/veya çevrelerini hesaba katarak koşmalarında yarar olduğu görülüyor.