şükela:  tümü | bugün
  • bir bu tabir, bir de entel.

    her ikisini de ortaya atanin bin turlu belasini bulmasini can-i gonulden diliyorum.
  • dağarcığımıza girmiş usul usul, şaşırtıcı da değil yani. 'duyar kasmak'tan anlatılmak istenen sanırım bir şeylere duyarlı olmak, farkındalık geliştirmek vb. sokak dilini seviyorum, kelimelerin sözlükteki anlamlarını ters yüz etmesinden değil de şak diye kullanıldığı toplumların zihniyetini ele vermesinden. bin yıl önce istila ettiği yerin dilini sonsuza kadar değiştirmiş kabilelerle ilgili bişiy izlemiştim geçenlerde, belgeseldeki adam "onlar çoktan gitti ama kullandıkları sözcükler hala etrafımıza yankılanıyor, bin yıl sonra hem de!" demişti. sokak dili budur, insanlar dili alır, kullanır, dönüştürür ve bu harika bir şeydir. ama..

    'duyar kasmak' nedir arkadaş? muhtaç olduğun 'duyar' beyninin bir yerlerinde dolanıyor yavrum. zor değil, uzan ve en yakınındaki 'duyar'ı alıp şimdi kullanmaya başla. ağırlıklı olarak çevresinde olan bitenin farkında olan insanların tavırlarını aşağılamak için kullanılıyor bu laf.

    hayvan hakları diyorsun; "duyar kasma lan! çocuklarımızzz :(" diyor. "çocuklara tecavüz ediliyor, bunu organize bir suç şebekesi halinde devam ettirip örtbas ediyorlar" diyorsun, "dönyö bözöm döğöl diye bik bik öten sen değil misin lan?" diye çıkışıyorlar. "gelir adaletsizliği var, çalışma koşulları bizi öldürüyor" diyorsun; "he bi sen duyarlısın zaten, lan masa başında çalışırken sana ne madenlerden, inşaatlardan!" diyorlar. "kadın hakları" diyorsun "konuşma la fularlı!" diye çıkışıyor adam.

    üniversitede bir hocamız sınıfa gelip, "bu sınıfta kaç feminist var, el kaldırsın" demişti. hiçbirimiz el kaldırmadık. kafamızdaki feminist tanımı "mor fularlı, çok bağıran, mutsuz kadın" idi çünkü. ay ne münasebet, hepimiz çok havalıyız bi kere!! hocamız "çocuklar, kafanızdaki feminist klişesini yavaşça yere bırakın ve düşünün. sadece kadınların değil bu sınıftaki erkeklerin de feminist olması lazım ki yol alabilelim." demişti. eh, insan eğer düşünebilen, öğrenebilen bir canlı ise kendisine gösterilen karikatürlerle kurmaz dünyasını. değişmek ve gelişmek zorundadır. bak zorundadır diyorum. değişmekten ve gelişmekten sorumludur.

    'duyar kasmak' tam da şimdinin lafı. bir düşünmek lazım neden olduğunu. 'duyar kasmadan', çok 'havalı', çok 'serinkanlı', çok gerçekçi insanlar olarak yaşayalım değil mi? yok, öyle olmuyor. 'duyar kasmak' diye kendince aşağıladığın şeyden ve bu tanımı rahatlıkla kullanabilmenden eğer beş, on yıl sonra utanacaksan senin ellerinden öperim. duyarlı olmanın, farkında olmanın kötü, aşağılık, 'ergence' bir şey olmadığını artık anladın demektir. o zamana kadar ben senin kısıtlı dünya görüşünün tanımı ile 'duyar kasmaya', sen de patates gibi yaşamaya devam edeceksin. 'duyar kasmak' lafından utandığın gün bir yerlerde buluşuruz zaten.
  • duyarlıymış gibi yaparak karşı tarafı duyarsızmış gibi gösterme çabası.

    (bkz: tdk ergen sözlüğü)
  • şu tabirin mucidine kafam girsin, bu kadar net. argonun bir izzet-i nefsi, kişiliği, karakteri vardır, itinayla onun da .mına koydunuz.

    iki husus, birincisi bu başlığa neden bu tabirden nefret edenler geliyor? çünkü bu tabiri kullanan eşşoğluları, hayatta her sike olduğu gibi buna karşı da duyarsızlar. adamın duyar kasmayı övebilmesi için, hayatta kendi de dahil herhangi bir şeyi mesele edecek kadar önemsemesi lazım. dolayısıyla şurada kusulan nefreti görse ona da duyarsız olacak, çok çok söyleyeceği duyar kasmakla ilgili duyar mı kasılır mnk olur.

    ikincisi, tabiri iğrenç hale getiren kasmak değil. kasmak gündelik dilde kullanılan, oturmuş, bilindik bir kelime. sorun duyar denen, hiç bir anlama gelmeyen hilkat garibesi. duyarlılık kasmayın dense aslında bu boyutta bir probem kalmayacak. duyarlılık yazmaya üşenecek kadar duyarsız bir varoluş zaten insanı tiksindiren. bu tabiri görmenin benim üzerimdeki etkisi, geviş getirerek sokağa balgam atan birini görme etkisi. aynı özensizlik, aynı vurdumduymazlık, aynı saygısızlık, üstüne yaratıcılık yoksunluğu. hayır, madem kendin de dahil bütün dünya böylesine kıymetsiz, bunu ifade etmek için hıyarım var diyene tuzlukla koşarcasına her sike duyar kasma yapıştıracak, böylesine bir çaba ve arzu neden. ben söyleyeyim neden, bahçevansın biberin yok...

    ek olarak, duyar'ı kelime olarak listeleyen tdk'nın da gün görmemiş yerleriyle ilgili söyleyeceklerim var da, çok uzadı. duyar diye bir kelime yok. tdk duygulu anlamına gelen bir sıfat olduğu kanaatinde ama tamamen uydurma. hiç bir yerde bu anlamda kullanılmış bir duyarla karşılaşmadım. yok böyle bir şey. yok ulan böyle bir şey. yok, yazılı ya da sözlü örneği yok. duymak fiilinin sıfat-fiil haline gelmesinden hareketle tanımlanmış kelime ama, örneği yok. türkçe'de kimse, hiçbir zaman, duyar kasmak dışında hiç bir anlamda duyar demedi. dilini eşek arısı soksun tdk.
  • yazanı gördüğüm anda basıyorum eksiyi.
  • aşırı itici bir terim. son dönem eleştiri yazılarında mütemadiyen karşılaşıyorum. bu öbek yazının başındaysa yazıyı okumadan geçiyor sonundaysa yazara lanet ediyorum.
  • son zamanlarda ekşide çok denk geldiğim bir ifade.

    arkadaşlar kendimize gelelim!

    kimsenin güzel türkçemizi tahrip etmeye hakkı yok.

    en azından "duyarlılık taslamak" şeklinde kullanarak, bir kılığa sokalım bu ifadeyi.
  • eskiden bunun muadili olan kalıp sevgi pıtırcığı, sevgi kelebeği falandı. duyarlılık kelebeklik, pıtırcıklık gibi hassasiyet, kadınsılık, çıtkırıldımlık, (erkekse) ılıklık gibi bir anlam içeriyordu. duyar kasmak, x duyarı bu geleneğin devamı gibi. öncülünde olduğu gibi tersyüz ettiğinde etkin olmuyor, duyar kasıyor diyene "nefret öküzü, öfke yığını" falan desen sevinebilir bile. gücüne, adamlığına yorar.
  • zamanenin kendisi gibi dili de kötü.
    bir örneği de bu.
  • entel, hümanist gibi kelimelerin hakaret olarak kullanıldığı toplumdan çıkmasına şaşırmadığım deyim. iyiye güzele doğru ne zaman bir yönelim olsa topluca ensesinden yakalayıp geri çeviriyoruz gideni. duyarlı olmak bizi bozar zira.

    bi de derdini sikeyim var buna örnek. ben sizin tıyniyetinizi sikeyim emi.