şükela:  tümü | bugün
  • insanoğlunu kabalıktan, vahşetten, dehşetten, kötücüllükten, fiziksel şiddetten, kandan, sevgisizlikten, nadanlıktan, hödüklükten yalıtabilecek biricik duygu, yürekte, ruhta varolması gereken temel haslet... öncü nitelik.... duyarsız insandan korkulmalı çünkü o, sevmekten de sevilmekten de anlamaz!... üstelik hasbelkader duyarsız birini sevme gafletinde bulunduğunuzda da sizin duyarlığınızı tarumar eder ve sizi yazıkki mahveder... uzak durmak lazım hasılı duyarsız insan müsveddelerinden çünkü insanı insan yapan en önemli olgudur zannımca "duyarlılık"...
  • kolay gıdıklanan.
    (bkz: gıdıklamak)
  • türk milletinin sarımsağa gösterdiğinin orantılı bir miktarını insanî değerlere göstermesini dilediğim, bu devirde meziyet.
  • (bkz: duyarlık)
  • lisede, üniversitede tümüyle düşüncelerin uyuşmasa da gayet haklı sebepleri olduğunu gördüğün siyasi oluşumlara "gidin lan ben uğraşamam eylemle bildiriyle falan" diyememektir.
    nedenlerini anlasan da "niye yabancı dilde nikler bu kadar çok kii?" demektir.
    nedenlerini anlasan da sevdiğin insanların doğru bulmadığın hareketlerinin ardından ondan uzaklaşmaktır.
    ahlaklı olmaktır.
    salaklıktır.

    duyarlılık biraz megalomanlıktır biraz paranoyaklıktır.
  • yokluğu en büyük felaketleri yaşatabilen, varlığı ütopyaların dahi gerçekleşebileceğine inandıran.
  • bir kamyon dolusu insanı "bildiridir.. bildiririr..bildibidi..bididiidi" diye bikbikleten, çok dolu ve anlamlı görünme çabası içindeki boş insan hali.
  • ülkemizde ön koşulu ekmek fiyatını bilmekten geçer. ezilenleri koru, fakirler için çalış, partonları kov farketmez. en ufak bir tartışmada " ulan ekmek fiyatını bilmeden daha ne atıp tutuyorsun? " dendiğinde cevap veremiyorsan olay biter, duyarsızsındır. bu, şu ana kadar yazılı olmayan bir kuraldı, artık yazılı bir hal aldı.
  • genel olarak turkiye sinirlari icerisinde yasayan insanlarin % 80'inde olmayan meziyettir. dogustan ya da sonradan ogretilen / ogrenilen okuzluklerle bir sekilde disable olmustur. zira dunya japonya'daki deprem sonrasi ikinci hirosima vakasinin yakiciligi ve uzuntusuyle bogusurken bizim sevgili basinimiz sekiz sutuna yirmi manset ile ibrahim tatlises'i yaziyor. televizyonlarin ana haber bultenleri zamanlarinin 2/3'sini yine buna ayiriyor. gerizekali insanlarimiz da buna uzuluyor. muhtesem devlet buyukleri de devlet nezdindeki toplantilarda ibo'nun kendilerine attigi sms mesajini okuyorlar gozleri dolu bir sekilde. ardindan da turkiye'de kurmayi planladiklari ve umarim hic bir zaman basaramayacaklari nukleer santral icin "korkacak bir sey yok, mutfaktaki tupun de patlama tehlikesi var" diyebiliyorlar. allah akil, fikir ve duyarlilik versin demekten baska bir sey gelmiyor aklima. korkulasi.
  • yine bir başlığa daha duyarsız kalamadım ve yazıyorum. müdürle asansör bekliyorduk. yanımızdan bi kız geçti. bizim katta, stajyer. zeynep hanım'ın tanıdığıymış, geçen hafta bana emanet ettiydi, ben olmucam sen ilgilen dediydi. tabii ben bunu çoktan unutmuştum. kızı görünce hatırladım. ve şöyle dedim:

    "aa bu kız bana emanetti. gidiyim de, bi tanışıyım..."

    müdür koptu. sana verdiğimiz işleri böyle mi takip ediyorsun, diye düşünmüş olabilir. alakası yok. ben iş yapmam zaten. asansörde göz göze geldiğimizde: "hiç güven vermiyom, de mi?" dedim de, "cık." dedi. şuramda bi şey düğümlendi.*