şükela:  tümü | bugün
  • kişinin kendi duygularını görmezden gelmeye çalışması durumu. genelde yasak ya da imkansız aşklar dahilinde vücut bulur.
  • uzun birlikteliklerin sonunda yaşanan ve kişinin kabul etmek istemediği bir duygusal kaçıştır aslında...

    onca yıl birlikte oldugun, iyi kötü herşeyi paylaştıgın, belki de bir bebeğe birlikte merhaba dediğin kişiyi çıkarttıktan sonra hayatından ister istemez bir korku belirir yüreğinden beynine akan... karşı konulmaz, dur denilemez bir kaçıştır bu.

    ki.. o kadar da ihtiyacın varken birilerinin yanında olmasına, sıcacık sarılışına, dokunuşuna ve içine sokarcasına kucaklamasına... yine de zor gelir sevdalar, yıllar sonra ele gecirdiğin özgürlüğünü kaybetme korkusu mudur?... yoksa... yoksa sadece tekrar birilerine baglanmaktan duyulan korku mudur? bilinmez. hepsi karışır birbirine...

    birileri cıkar karşına, öylesine.. apansız... beklenmedik bir anda bir bakarsın ki hayatının en yüksek yerlerinde kurulmuş, tüm ihtişamıyla oturur halde bulursun onu... ne zaman dersin, ne zaman geldin ve ne zaman bu kadar girdin hayatıma.. ve ben seni ne zaman bu kadar yücelttim? hatırlanmaz... yürek getirip koymuştur onu tahtına ama sen bunu kabul edemezsin. izin vermeyen bir mantık, kabul etmeyen bir kalp ile savaşmaya başlar... yıllardır gec kalınmış ve artık çekip hayatına alacagın onca şey varken daha, daha kendini bile tam olarak toparlanmış saymazken... ne işi var burada?

    tüm bu sorular, yargılamalar, ya da yargısız infazlar sarar hayatını... sevmek istersin tüm kalbinle... olmaz. korkarsın sevmeye, belki kırgınlıktan belki de incinme korkusundan. öyle ya onca zaman içinde büyüttüğün egonu onca tamir edip, düştüğün yerden doğrulup tam da yeniden koşmaya başlamışken böyle bir duyguya yer yoktur hayatında... içseslerin çatışmaya başlar, kalbin dur der, beynin git... iki arada bir derede kalır sevdalar...

    ve bir gün gelir, bir bakarsın ki yürek vazgecmiş bu sevdadan... karsındakine anlatmak istersin anlamaz, anlayamaz... oysa,
    oysa...
    o kadar basittir ki;
    yürek öyle bir kaçmıştır ki farkına bile vardırmadan,
    sen bile bakakalırsın ardından,
    bırakın o büyük sevdayı,
    siz kendiniz bile dur diyemezsiniz...
    durmaz zaten.
    vakit,
    gitme vaktidir...
    hepsi bu.
  • kendini göz ardı etmektir.
  • olmayacak bir şey için duygu büyütmekten kaçmaktır. haklı bir kaçıştır haklı olmasına ama kilit nokta; neyin olup olmayacağına; neyin hayal neyin gerçek olduğuna karar verebilmektedir. mucizeler vardır elbet hayalkırıklıkları kadar olmasa da.
  • kaçamıyorsunuz ki...

    kalabalıklardan,
    günün karmaşasından,
    yorgunluklarınızdan,
    sevdiklerinizden ;
    mutluluklarınızdan, hüznünüzden;
    ve hatta yalnızlığınızdan da kaçabiliyorsunuz da; amma velakin duygulardan kaçamıyorsunuz be .

    gece yatağınıza yalnız uzandığınızda ve uyku gözlerinizden başladığında çöreklenmesine;
    kaçınız sevgilisinin hayaline sarılıp dalmıyorsunuz hülyalara.
    kaçınız minicik yavrunuz uzak diyarlarda sizsiz oynarken oyunlarını şefkatinden, sevgisinden kaçabiliyorsunuz.
    kaçınız ölüp giden anne babasına olan duygularını da gömebiliyor toprağa kefenlemeden.
    kaçınız ilk aşkının adını unuttu, kaçınız ilk öpüşün tadını aramıyor her öpüşmesinde.
    ve hatta kaçınız nefretlerinden arınıp huşu ile uyanıyorsunuz sabaha,
    kaçınızın umurunda olmuyor depremlerde yitip giden hayatlar
    kaçınızı endişelendirmiyor depremlerde yitip gidecek bebekler.

    duygulardan kaçılmıyor ki…
    belki insanoğlunun en büyük zaafı da bu; kurtulmak istesen de kaçamamak. ama belki de insan olmanın gereği.

    uğraşmayın…
    kaçamazsınız ...
  • (bkz: equilibrium)
  • erkeklerin genetik olarak üstün yetenek gösterdiği eylemdir.

    - aman abi fazla kaynaşmadan yakınlaşmadan bu işler..