şükela:  tümü | bugün
  • çoğu zaman çekingenlikten doğan hareketsizliktir. kişi bazen kendini misafire sunulan meyve tabağındaki hiç el sürülmeyen salatalık gibi görür ve herkesden uzak durur. tabii bu haldeki şahsın burnundan fitiller halinde getirebilecek olan duyguları bir gün onu kapak arkası yaparak patlatabilir. divan-ı hümayun'da haşlanan merzifonlu kara mustafa paşa moduna girmemek için bu durumdan kurtulunmalı, duygular çeşitli dozlarda belli edilmelidir.
  • hayatin parantez iclerinden olusmasina sebep olan durumdur.
  • duygularını çok fazla sorgulayan insanların bir süre sonra kendini dışardan yargılama olayını aşarak duygularına yabancılaşmaya başlamasıyla içine düştükleri durum. duygularını belli edememekle etmemek arasındaki fark ikincisinin bilerek ve isteyerek ilkininse elde olmayan sebeplerden dolayı acılar çekerek gerçekleştirilmesidir.

    bu tip insanlara karşı önyargılı olmayıp, onları topluma kazandırmak gerekmektedir. zira onlar da bu durumdan dolayı çok rahatsız olurlar, ama ne yazık ki can çıkar huy çıkmaz
  • duyguları belli etmemeye kasarak rahatlıkla aşılabilecek bir sorundur.
  • bazen yaşanılan olaylar sonucunda kendiliğinden oluşan durum.

    acınızı paylaşırsınız tüm samimiyetinizle, duygu sömürüsü olarak algılanır, sanki bunun karşılığında insanlardan farklı bir davranış bekliyormuşsunuz gibi.
    sevincinizi paylaşırsınız tüm içtenliğinizle, bencil olarak görülürsünüz herkesin derdi sıkıntısı varken mutluluğunuzu bu kadar ulu orta yaşadığınız için.
    en saklı hislerinizi, korkularınızı paylaşırsınız sonra alakasız bir durumda aleyhinize kullanıldığını görürsünüz.

    e insan da bir süre sonra etrafına duvarlar örmeye başlar doğal olarak. donuklaşır, tepkisizleşir...
    aslında duygular aynı yoğunlukta yaşanır ama belli etmek korku vermeye başlar.
  • zordur. bu durum içinde yaşadığımız toplumdaki erkeklerde çokca gözlenebilir. çünkü onlar çok küçük yaşlardan beri duygularını belli etmemeleri için mesajlar alırlar, güçlü olmaları gerektiği ve duyguları belli etmenin güçsüzlük göstergesi olduğuna dair. hatta bir çoğu üzüntüsünü bile öfke olarak yaşar çünkü sadece öfke duygularını öğrenmişlerdir ya da bu duyguları pekiştirilmiştir.

    oysaki ifade edilmeyen duygular insana dert olur, ya insanı yer bitirir ya da ilişkileri... halbuki duygular güzeldir, onları fark etmek, ifade etmek, yaşamak ve değiştirmeye çalışmak... çünkü insanı oluşturan düşünceler, duygular ve davranışlar içiçedir. düşünceler değişince duygular da değişir davranışlarda... ancak bu insanlar duygularını da adlandıramayınca düşünce sanarlar ve değiştirebilmeyi de bilmezler. gerçekten zordur, duygular güzeldir, onlardan korkmamak gerekir.