şükela:  tümü | bugün
  • orjinal ismi el hombre sentimental olan, sel yayıncılık'tan basılan javier marias romanı.
  • var lan böyle insanlar. mesela benim bir arkadaşım.

    adam sevgilisiyle gidip sevdikleri taksicilerin koruyup kollayıp bir de kulübe bahşettikleri kediciğin yuvasına sevgilisiyle dargın oldukları bir an gidip küçük bir not iliştirmiştir.
    belki zaman olur da sevgili kediyi sevmeye ve notu okur diye.

    tabi kedi notun bir kısmını yemiş... olsun be. sonucunda kızcağız gerçekten de gitmiş kediye ve sevmiş severken de yarısı yenmiş bir not bulmuş...

    bir de bu duygusal insanları sevmeyenler var. sıçayım onların beyinlerine!
  • akıttığı göz yaşının bile zerre değerinin olmadığı adam. hep söylerim, gözyaşı altından bile değerlidir, uğruna akıtılan insan kadar değerlidir diye. bi yerde duymuştum, erkek iki durumda gerçekten ağlar. biri ölüm, diğeri aşık olduğu zaman. ama ne anlar ki kadın.

    kendi duygusallığında, gözyaşlarında boğulası adamdır.

    haketmiştir, bırakın gebersin pezevenk.
  • kendisine halk arasında kadın da denen kişidir.

    not: adam kelimesi adem isminden gelen ve insan (insanoğlu/mankind) anlamına gelen bir kelimedir, erkek anlamına gelmez.
  • kendine yazık eden, potansiyelini görmeyen adam. yetenekleri gözünün içine sokulsa da, hayranlık uyandırsa da, kimseye kıyamayan adam.
    nereden mi biliyorum ?
    (bkz: o benim)
  • kutup ayısıdır, nesli tükenmektedir.
  • javier marias’ın bir romanı.

    --- spoiler ---

    “öldüğün zaman senin için içtenlikle yas tutacağım. mükemmelleştirmek için değiştirilmiş yüzüne yaklaşıp, seni gereksiz hale getiren bu dünyaya geri döndürmek için dudaklarına kibir ve inançla dolu son bir çabayla umutsuz öpücükler konduracağım. kendi hayatımın bir yara taşıdığını hissedeceğim ve kendi hikayemi senin yaşadığın bu son ve değiştirilmez anla birlikte ikiye bölünmüş sayacağım. şaşkın ve isteksiz gözlerini şefkatle kapatıp bütün gece boyunca, seni hiç tanımayacak olan anlamsız şafağın içinde beyaz ve cansız bedenini koruyacağım. yastığını ve ıslak çarşafları kaldıracağım. sensiz geçecek bir hayatı düşünemeyip seni orada cansız yatarken görünce apar topar ardından gelmek isteyeceğim. mezarını ziyaret edeceğim ve mezarlıkta tek başıma, o dik yokuşu tırmanıp üzerine ismin kazınmış olan taşa doğru sevgiyle ama yorgun, seninle konuşacağım. kendi ölümümün senin ölümünle bana önceden söylenmiş olduğunu göreceğim, kendi resmime bakıp kendimi senin sert yüz hatlarında bularak senin yok olduğun gerçeğine inanmaya son vereceğim; çünkü ancak böyle yaparak kendi bedenimi ve inanılırlığımı yaratabilirim. çünkü ne de olsa kimse kendi ölümünü hayal etmeyi beceremez.”
    --- spoiler ---
  • “aşkın kendisinin ne görüldüğü ne de yaşandığı ancak ilan edildiği ve hatırlandığı bir aşk hikayesi”

    “aşk, hayal gücüne en yüksek dozda ihtiyaç hissedilen duygudur; insan sadece onun varlığını hissettiğinde, geldiğini gördüğünde, onu yaşayıp kaybettiğinde, kendisine o duyguyu açıklama ihtiyacı duyduğu anlarda değil, aynı zamanda o gelişirken ve doruk noktadındayken de. aşkın her zaman, gerçeğin sağladığı bir hayal unsuruna gereksinim duyduğunu söyleyebiliriz. diğer bir deyişle, o anda ne kadar elle tutulur, ne kadar gerçek olduğuna inanmak istedek de, aşkın her zaman hayali bir yanı vardır. aşk her zaman tamamlanmak üzeredir, her zaman olabilecek olanın evrenidir. daha doğrusu olabileceklerin evrenidir.”