1. kadına yönelik şiddet türlerinden en az göze batanı olmasına rağmen en sık karşılaşılanıdır. ölçülebilir olmadığından toplumsal boyutları hakkında bir kanıya varmak zordur. mağdur tarafından kolaylıkla normalleştirilir. en önemli etkisi özgüven yitimidir. giyim kuşam konusunda dayatmacı olmak duygusal şiddet sınırları içerisindedir.
  2. muhtemelen türkiye'deki en yaygın şiddet türüdür. şiddeti sadece fiziksel zanneden aptallar anlayamasa da insanın ruhuna çokça zarar verir.
  3. paranın bir ucundan tutup diğer tarafı ile karşıdakinin suratına suratına vurmaktır.
  4. ''duygusal şiddet, insanın kendine güvenini, saygısını, değerini yavaş yavaş kemiren bir beyin yıkama süreci olarak tanımlanabilir.

    şiddeti uygulayan çoğu kez ne mağduru sever, ne de kendisini! sevme bilinci yeterince gelişmemiştir. çözülmemiş iç meseleleri vardır. her konuda çifte standardı vardır. kendisi kızabilir, üzülebilir, yorulabilir; karşısındaki bunları yaptığındaysa, yapılan ona göre, sorun çıkarma, huysuzluk ve kapristir.''

    dahası için (bkz: şafak nakajima)

    edit: en güzel örnekleri * filminde timothy hutton' un oynadığı karakterde görmej mümkündür.
  5. sadece kadına değil, erkeğe de uygulanan bir şiddet türüdür, fiziksel şiddetten daha da beterdir aslında. yediğin anlık bir tokat vs. değildir, görmek istemediğin hatırlamak istemeyeceğin bir yüz ifadesiyle söylenen bir sözdür. yüze atılan tokat sızısı 10 dakika içinde kaybolabilir veya bir yumruk morluğu 1 hafta içinde geçebilirken duyduğun o söz, maruz kaldığın o tavır seni ömrün boyunca etkiler, hafızandan silinmez. üstelik hayatında sağlıklı kararlar alabilmen önünde bir engeldir, bu şiddet türüne maruz kalan kişiliğini, isteklerini ve duygularını uğradığı baskı yüzünden yansıtamaz ve dile getiremez, duygusal şiddet fiziksel müdahale de bulunmadan uygulanan şiddettir. kendinden başka kimseyi düşünmeyen, duygusuz ve empati yoksunu kişilerce uygulanır. şiddetin her türlüsü en aşağılık şeydir, uygulayan da en aşağılık insandır.
  6. sıklıkla ilişkilerin bitmesine neden olur. entelektüel, özgürlükçü, "açık görüşlü" kişilerin, bazen kalıtımsal bazen ise toplumsal yaşam geçmişi sebebiyle, her ne kadar toplumun çürümüş katı kurallarına karşı duruyor olsa da feodalizmden arınamamış/kurtulamamış kişilerin, bilerek ya da bilmeyerek -çoğunlukla bilmeden- sevgililerine/partnerlerine/eşlerine uyguladıkları bir fenomendir.

    duygu sömürüsü olarak da dile getirebiliriz ama "şiddet" kısmı ile daha çok karşıdakini rahatsız eden ama elini kolunu bağlayan davranışlar ile bütündür. örnek vermek gerekirse, şunu yaparsan ben de bunu yaparım, şu kişiyle görüşürsen ayrılırım tarzı şantaj belli belirsiz tehdit unsurlarıyla kabaca tasvirlenebilir. kişi kadın ya da erkek bu durumdan rahatsız olsa bile karşıdakine duyduğu hislerin gölgesinde bu tip davranışlara, bazen kontra cevaplarla karşılıklı şiddete başvurmuş olurlar. duygusal şiddet, uzun vadede ilişkiler konteksinde zarar verir ve yavaşça çürütür.
  7. (bkz: yara beni öldürmez bu laf beni öldürür)

    şiddet diyince akla öncelikle fiziksel şiddet gelse de, en çok yaşanan veya yaşatılan, kişide fiziksel şiddetten çok daha kalıcı ve derin hasarlar bırakabilen; korkutmak, tehdit etmek, aşağılamak, reddetmek, öz güvenini sarsmak amacıyla yapılan her türlü sözlü ve fiili tutum ve davranış biçimlerini kapsayan şiddet türüdür.
  8. duygusal şiddete uğrayan insanları, çoğu kez ilk görüşte tanımak mümkündür.

    dalgın gözleri kolayca ıslanır, hafif sesle konuşurlar, konuşmalarını bölen sessiz boşluklar vardır; oturdukları yere yerleşmez, adeta ilişirler…

    genellikle iyi kalpli, nazik ve nitelikli insanlar olmalarına karşın çoğunun özgüvenleri zayıftır.

    yaşadıklarını tanımlamakta zorlanırlar, kendilerini sıklıkla suçlarlar.

    yaşadıkları da zaten, tanımlanması zor bir şeydir.

    duygusal şiddet, fiziksel şiddetten farklı olarak, yüz yerine kalbin darbe aldığı, kemikler yerine duyguların kırıldığı, beyin yerine benliğin sarsıntı geçirdiği bir şiddet türüdür.

    kötü olansa, bu şiddet türünün sonuçlarının, fiziksel şiddette olduğu gibi kolayca görülebilir, tanımlanabilir ve suç kabul edilip cezalandırılabilir olamayışıdır.

    duygusal şiddet, bir insanı, korkutarak, aşağılayarak, tehdit ederek, sürekli eleştirerek, suçlayarak, hakaret ederek, ondan hiç memnun olmayarak, sözel, sosyal, maddi ve bazen de fiziksel baskı yoluyla kontrol altında tutmaktır.

    duygusal şiddet, ''ayıp, yasak, günah'' gibi, toplumda yerleşik değerlerden beslendiği için, çoğunluk tarafından, kolayca onaylanıp kabul görmektedir.

    duygusal şiddet, anne-babadan, diğer aile büyüklerinden, kardeşlerden, sevgiliden, eşten, çocuklardan, yöneticilerden ve arkadaşlardan gelebilir.

    duygusal şiddet, insanın kendine güvenini, saygısını, değerini yavaş yavaş kemiren bir beyin yıkama süreci olarak tanımlanabilir.

    ne kadar zeki, başarılı, çekici, becerikli olursa olsun, mağdur kendisini ''yetersiz, aptal, beceriksiz, suçlu, günahkâr, kirlenmiş'' gibi hisseder.

    şiddeti uygulayan, karşısındakine vicdani sorumluluk yükleyerek kendini aklar.

    bazıları korkaktır ve şiddeti, mağdurun savunmasız olduğu ortamlarda, çoğu kez yalnızlarken uygular.

    dışarıya ise, son derece ilgi, sevgi ve sorumluluk dolu bir insan rolü oynar.

    bazısı ise, toplum içinde de bu davranışları açıkça sergilemekten ve karşısındakini küçük düşürmekten çekinmez.

    duygusal şiddet pek çok farklı biçimde kendini gösterse de, en sık üç şekilde karşımıza çıkar:

    • saldırganlık

    isim takma (salak, aptal, geri zekâlı, şişko, sıska, çirkin ördek), bağırma, aşağılama, suçlama, sorumlu tutma, fiziksel şiddetle, terk etmekle veya parasız bırakmakla tehdit etme, emir verme gibi, açıktan yapılan duygusal şiddet türüdür.

    şiddete başvuran kişi, karşısındakini kendisiyle eşit ve bağımsız bir birey olarak görmez.

    aralarındaki ilişkiye, sağlıklı iki yetişkinin ilişkisi denemez.

    bazen saldırganlık, ''yardım etme, yol gösterme, çözüm bulma'' kılığında karşımıza çıkar.

    sorunları tek başına analiz edip kimin ve neyin iyi / kötü, haklı / haksız olduğuna ve çözümün ne olacağına kendi başına karar vermesi, her şeyin doğrusunu kendisinin bildiği algısını dayatması sıkça görülür.

    ilişki adeta, bir ebeveynin çocuğuna karşı tutumu gibi şekillenir.

    şiddeti uygulayan, akıl verir, karar verir, ceza verir.

    • yadsımak (yok saymak)

    bu türde, şiddet uygulayan, karşısındaki insanı dinlemeyebilir, görmezden gelir, cevap vermez, küsebilir, konuşmayabilir ve kendisini duygusal olarak çekebilir.

    karşısındakine isim takarak, mimikleriyle veya ses tonuyla örtülü aşağılama yaptığında, mağdurun itirazı halinde, ''ben öyle bir şey söylemedim!'' veya ''neden bahsettiğini anlamadım! nereden çıkarıyorsun bunları!'' gibi tepkiler verir.

    verdiği sözleri tutmayabilir. unutmuş gibi davranabilir.

    haber vermeden kolayca terk edip, aramayabilir!

    mağdur, olan bitene akıl erdiremez, kendisini suçlar ve aklından şüpheye düşer.

    • küçümsemek

    bu tepkide, şiddeti uygulayan, yaşanan olumsuz olayı kabul eder ama karşı tarafta yarattığı incitici sonuçları küçümser.

    ''çok hassassın! abartıyorsun! amma büyütüyorsun!'' diyebilir.

    çok açıktan saldırgan olmayan bu şiddet türünde, mağdur, iç çatışma yaşar, giderek kendinden ve duygularından şüphe duymaya başlar.

    gerçeklik algısı bozulur.

    duygusal şiddet şu durumlara yol açabilir:

    sürekli duygusal şiddete maruz kalmak insanı, korku içinde yaşamaya ve delireceği endişesine sürükleyebilir.

    depresyon bulguları, ölüm isteği ve intihar düşünceleri, madde ve alkol bağımlılığı, endişe bozuklukları, utanç ve suçluluk duyguları ortaya çıkabilir.

    sosyal ilişkiler, aile ilişkileri ve cinsel yaşam bozulur.

    sürekli yorgunluk, uykusuzluk, aşırı yeme veya hiç yememe şeklinde beslenme sorunlarına sıkça rastlanır.

    yaygın ağrılar, çeşitli organ sistemlerinde sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

    kontrol etmekte zorlanılan bir öfke duygusu vardır.

    duygusal şiddete uğrayan insanlar, bu davranışları öğrenebilir, benimseyebilir ve başkalarına da uygulayabilir.

    alışık oldukları bir davranış olduğu için, aynı davranışı gösteren insanları arkadaş, eş olarak seçebilirler.

    şiddete eğilimli bireyler tarafındansa, cazip bir av olarak tercih edilebilirler.

    neler yapılabilir:

    • sorumluluk almak:

    yaşanan durumda, mağdurun buna izin vermesinin payı da vardır.

    mağdur, yaşanana baş kaldırmakla sorumludur.

    sürekli yaptığı boyun eğici davranışları değiştirmesi ve bunu net bir biçimde karşı tarafa bildirmesi gereklidir.

    mevcut durumu sürdürmenin bedelinin çok ağır olabileceği gerçeği unutulmamalıdır.

    insan onurunun bedeli yoktur ve onur, hiçbir şey karşılığında, şiddeti uygulayana teslim edilmemelidir.

    • ilişki ve iletişim konusunda yardımcı olabilecek yetkin bir uzmanla çalışmak:

    bu yöntemin başarılı olması, mağdurun kararlılığı ile yakından ilgilidir.

    şiddet uygulayıcı, geleneksel değerleri arkasına alarak, haklı çıkmanın yollarını, tedavi sürecinde de kullanmaya çalışacaktır.

    tedavi sürecinde söylenenleri çarpıtarak haklılığını kanıtlama çabasına yönelik eğilimin olacağı gerçeği her zaman göz önünde tutulmalıdır.

    toparlayacak olursak:

    duygusal şiddet, çoğu kez, en yakınımızdaki, sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlardan ve sinsice gelir!

    baştan çok ilgili ve sevecen görünen kişiyle kurulan ilişki, zamanla, tam bir duygusal şiddet fırtınasına dönüşebilir.

    şiddet uygulayıcısı, aralarda düzgün davranıp, mağduru her şeyin düzeldiğine inandırabilir ve sonra tekrar şiddet eğilimine geri döner.

    mağdurun kendisine bağımlı kalması için elinden geleni yapar. zamanla onu, çevresinden ve ailesinden uzaklaştırabilir.

    dışarıya karşı çok bilgili, duygulu özenli biri izlenimi verirken, içeride, mağdura kan kusturur.

    karşısındakini tahrik edip, onun tepkisiyle alay edebilir.

    her konuda çifte standardı vardır. kendisi kızabilir, üzülebilir, yorulabilir; karşısındaki bunları yaptığındaysa, yapılan ona göre, sorun çıkarma, huysuzluk ve kapristir.

    kendisinin sorunu olmadığını, tedaviye mağdurun ihtiyacı olduğunu söyler.

    şiddeti uygulayan çoğu kez ne mağduru sever, ne de kendisini! sevme bilinci yeterince gelişmemiştir. çözülmemiş iç meseleleri vardır.

    duygusal şiddet, zamanında tanınmaz ve çözümlenmezse, hayat kalitesini ciddi biçimde düşürebilen, insanın yaşam sevincini öldüren, sağlığı olumsuz etkileyen çok ciddi bir şiddet türüdür!

    unutmayın!

    ilişkilerde anlaşmazlık ve uzlaşmazlık olması kaçınılmazdır ama sağlıklı ilişkilerde sorunlar, duygusal şiddete başvurmadan akıl ve sevgiyle çözümlenebilir.

    seven insan, sevginin yanı sıra, saygı ve özen de gösterir.

    seven insan, sizin duygularınıza ve ihtiyaçlarınıza duyarlı, açık ve saygılıdır!

    seven insan, sizi dar alana hapsetmek veya kontrol altında tutmak yerine, yolunuzu açar, güçlenmenize ve gelişmenize destek olur!

    bir insanın onuruna saldırılabilir, incitilebilir, şiddet uygulanabilir ama onur, sahibi eliyle teslim etmedikçe, kimsenin elinden alınamaz!
    doç. dr. şafak nakajima