şükela:  tümü | bugün
  • duygusal olma hali..
  • (bkz: sensitive)
  • herseyin fazlasi zarar anlayi$ini dogrulayan vasif. ayrica insani diger canlilardan ayiran onemli ozelliklerden biri diyebiliriz. duygusal oldugu icin mutlu, hayvan gibi duygusal oldugu icin kaygili bi kimseyim, selam ederim.
  • fazlasının insanın aptallaştırdığını düşündüğüm, son dönem yaşam formları içerisinde çok prim yapmadığına defalarca şahit olup üzüldüğüm ama neden olduğuna şaşır-a-madığım kavram
  • meziyet değil, eziyet bir durumdur.
    gem vurup, idare altına alabilenlere yaratıcılık ve beraberindekileri, esiri olanlara da sulu gözler vadeder. med-cezir misali, ayın hareketinden etkilenen modelleri de vardır, ancak elimizde kalmamıştır.
    kullanım esnasında, dozu dikkatle ayarlanmalıdır. fazlası bünyeyi yorar. gözlerde kararma, içe kapanma ve depresyon belirtiler gözlemlenmiştir.
  • sulu gözlülük; kendini ve duygularını anlamlandıramama, hayata karşı zayıf bir duruş sergileyip mücadeleden kaçınmakla; bağımlılıkla, zaaflaını kucaklamakla karıştırılandır.

    oysa ki duygusallık; empati kurabilmekle yakın alakalıdır. düşünceden/düşünmeden bağımsız değil ama onun önüne hissetmeyi koyandır. gözleri ile görüp/aklı ile mukayise etmek yerine hissettikleri ile görmektir; bu görünün giydiği kıyafetin ismidir.
  • içten bir insan olmakla duygusal olmak farklıdır. akıllı insan duygusallığa teğet dahi geçmek istemez. çünkü hâl ve davranışlarını aklıyla kontrol etmek ister, duygularının kendisine yön verdiği biri olmak istemez.
  • duygusallik kendiliginden bir erdem degildir. her humanist biraz duygusaldir ancak her duygusal insan humanist degildir.

    yeryuzunu kana bulamis, kentlerin ustune bombalar fuzeler yagdirmis, irkci, zorba, diktator ya da toplumu kafasina gore sekillendirebilecegi camur gibi goren fasist ruhlu bircok politikaci, devlet adami, onder, general ya da aydinin ortak ozelligi cok duygusal olmalaridir. duygusallik, merhamet ve empati yoksunlugunun ikamesi olarak cok gelisir o bunyelerde.

    nazi generallerinin nerdeyse tamami wagner dinlerken aglayan insanlardan olusuyordu.
    toplu olum emirleri verirken odalarindaki ciceklerini buyuk bir incelikle sulayan onlara siirler yazan diktatorleri biliyoruz. kendileriyle ayni dinden, ayni ideolojiden, ayni irktan ya da ayni dunya gorusunden degil diye insanlari asagilamaktan ve aci cekmelerini seyretmekten zevk alirken, kedilerinin kopeklerinin basini sefkatle oksayan, onlar icin gozyasi doken ruh ozurluleri biliyoruz. aksam evine gittiginde gunduz iskence yapmak icin kullandigi parmaklarini cocuklarinin sacinda dolastiran duygusal babalari biliyoruz. toplumsal sozlesmeyle uhdelerine verilmis gucu en sinsi en kaba sekilde kullanmaktan cekinmemelerine ragmen ikili iliskilerde kibarligin ve salon beyefendiliginin sahikasina tirmanan devletlular biliyoruz. spekulasyonlarla, santajlarla, ulusal hazineleri soyarak elde ettikleri kirli bir servetin ustunde kabul ettikleri gazetecilere duygusal roportajlar veren beyaz yakali mafya babalarini biliyoruz. kirli savasinda gencecik cocuklar patir patir olurken, sarayinin cimlerinde kopegiyle ictenliginden suphe etmeyecegimiz bir duygusallikla oynayan baskanlari izliyoruz.
    duygusallik tek basina bir erdem degildir. merhamet ve empati yoksunlugunun ikamesidir bazi bunyelerde...
  • başa beladır efenim bu. bu zamanda şöyle denebilir onun için: "gazdır gaz, soda için geçer" *
  • dozunda olması güzel olan, ama dedelerin dede oldukları zaman sahip oldukları miktara yirmili yaşlarda ulaşmanın sinir bozucu olduğu durum.