1. ön düzeltme: aşağıda anlatılan "duyulabilen frekans aralığı"dır (o yüzden "frekanssal duyma eşiği" diye de zorlanabilir herhalde). duyma eşiği ehillerince sesin şiddeti bağlamında kullanılırmış. öğrenmiş olduk, bilen bilmeyene anlatsın.
    --------

    malum, ses, dalga yapısına sahiptir ve basınç dalgaları şeklinde yayılır. bu durumda sesin bir frekansı, yani bir saniye içinde geçen dalga tepesi sayısı vardır.
    duyma eşiği, çeşitli canlı türleri için o canlının duyabileceği maksimum frekans ve minimum frekanstır.
    ses dalgalarında düşük frekanslar kalın ve derinden seslere (misal deprem sesi), yüksek frekanslar ise ince ve tiz seslere (bkz: yarasa) tekabül eder.
    insanların duyma alt eşiği 64 hz, üst eşiği ise 23 khz'dir.
    köpekler için 67 hz ile 45 khz arasıdır.
    kediler 45 hz ile 64 khz arasını algılarlar.
    yarasalar 2 khz ile 110 khz arasını duyarlar.
    kimi balinalar ise 150 khz'ye kadar duyarlar. (engin denizlerde üreyebilmek için tiz seslerle uzaklara seslenebilmeleri gerekmektedir, balina şarkılarını hatırlayın.)
    tavuklar ise insanlardan bile kötüdürler, 125 hz ile 2 khz arasını duyarlar. (yani bir tavuk ile irtibat kurmak isterseniz kalın sesle konuşun)
  2. köpek düdügü de bu eşik temel alınarak hazırlanmıştır. köpeklere daha çok işimiz düştüğünden midir nedir ona düdük yapılırken balina düdüğü, tavuk mızıkası, yarasa çağırırı yapılmamıştır.
    eşiğin farklı olmasından hayvanlar doğal olayları daha erken duyduklarından onlara waay ne güçlü sezileri var, waay ne süper hayvan denildiği de olur.
  3. bes duyunun algilayabildigi uyaricilarin siddetinin alt ve ust limitleri belirten terim. bu alt ve ust limitler farkli canli turlerinde oldugu gibi, ayni canli turunde de bireyden bireye degisiklik gosterebilirler.
  4. duyma eşiği kimi zaman, hatta insan ilişkileri ise konu, çoğu zaman duyurulmak isteneni duyma isteğinize göre de değişir.
    örnek 1:

    - seni seviyorum
    - efendim, duyamadım.
    - seviyorum diyorum, seviyorum. (bkz: pozitif ayrımcılık)

    örnek 2
    - ninem benim be, torununa versene bi on liracık...
    - ....
    - nine diyorum harçlığım yok, sürünüyorum.
    - ne olmuş sülümana?
    -param yok nene!
    - endoplasmik reticulum mu ? ne olmuş endoplasmik retikulum a?

    örnek3
    - evladım su getir.
    - (fısıldayarak...) bir kere de kalk kendin al ya...
    - terbiyesiz eşşek sıpası!
  5. işitme sınırları ya da aralığı diye de tanımlanabilir.

    ses dalgalarının dış ortamdan alınarak algılanabilmesi için; kulak deliği, orta ve iç kulak bölgeleri, burada çeşitli yapılara ve beyinde de işitme duyusu için özelleşmiş bir bölgeye ihtiyaç vardır. bu yüzden bazı canlılarda duyma eşiği diye birşey olmayabilir. buna karşın ses ile iletişim kuran canlı türlerinde bu eşik çok yüksek ya da oldukça alçak olabilir.
    (misal; atlantis hayvanının duyma eşiği işine gelmediği zaman sıfırın altında bilmemkaç hertzdir efendim. ancak bu eşik gece sessizliğinde özellikle ismi alındığında aşılır ve "top" yapar.)

    mesela ötücü kuşların seslere karşı duyarlılığı, ötücü olmayan kuşlara göre çok daha yüksekken balıklarda algılanabilir ses frekans aralığı, genel olarak 200-800 hertz arasında değişiyor. ancak bazı türlerde, 25-180 bin hz aralığındaki oldukça yüksek frekansı sesleri (ultrasound) ile iletişim sağlanabiliyor. gece avlanan canlılarda da işitme duyusu oldukça gelişmiş durumda çünkü bu canlılar karanlıkta görme duyularını kullanamıyor olmalarını başka bir şekilde telafi etmek zorundalar.

    meraklısı için; bazı canlılarda algılanabilen ses aralıkları:

    insan: 20 hz – 20 khz
    kedi: 100 hz – 60 khz
    köpek: 50 khz’e kadar
    fare: 1 – 100 khz
    kuş: 100-29.000 hz
    balık: 200-800 hz
    fil: 1 hz – 20 khz
    yılan: dış kulakları olmadığı için ses dalgalarını alamazlar.
    çekirge: 50 khz’e kadar
    atlantis: efendim? (hiç... fili yuttu bir yılan diyorlar.)

    (bkz: işitme mesafesi)
    (bkz: işitme/@tadzio)

duyma eşiği hakkında bilgi verin