şükela:  tümü | bugün
  • yurtdışından kitap okuyucu almadan içeriğindeki kitapları okuyabileceğiniz servis. şöyle ki;

    amazon'da satılan kindle paperwhite 2'nin fiyatı 119$. güncel kur ile 256 tl'ye denk geliyor.

    bu cihazın türkiye'deki ithalatçısı (demir elektronik) ise cihazı n11.com üzerinden 339,90 tl'ye satıyor. bu ithalatçının n11 profilini inceleyince güvenilir biri olduğunu görebilirsiniz. hatta adamlar o kadar güvenilir ki ürünün faturasıyla birlikte 2 yıl da garanti veriyorlar size. (hem de sanayi bakanlığı onaylı)

    bitmedi !!

    avea'nın n11 kampanyasıyla 200 tl üzeri alışverişler için 33 tl indirim kazanabiliyorsunuz. bunun için avea hattınızda n11 yazıp 5060'a sms atmanız yeterli. (sms ücreti 33 kuruş.)

    sonuç olarak yurtdışında 256 tl'ye satılan kindle paperwhite 2'yi avea indirimiyle birlikte 2 yıl garantili ve faturasıyla n11.com üzerinden 306,90 tl'ye (+33 kuruş de sms ücreti vardı) satın alabiliyorsunuz. yani yurtdışına oranla sadece 50 tl fazla ödüyorsunuz. ki bu durumda bence oldukça uygun. dandik adı sanı duyulmamış kitap okuyuculara boş yere para vermektense piyasanın en iyisine 50 tl fazla ödeyerek sahip olmak oldukça mantıklı görünüyor.

    bitmedi !!

    dilerseniz normalde 79,90 tl'ye satılan kılıfını da aliexpress üzerinden 6.57 $'a alabilirsiniz. (14,16 tl)

    [bu entry reklam amaçlı değil, kullanıcıların daha uygun fiyata ürün alması için yazılmıştır]
  • kullanılacak logo için lütfen oradan buradan logo çalmayalım..çalarsak da 'ben yaptım' demeyelim..dersek de kimsenin bulamayacağı yerden çalalım..

    http://i.imgur.com/qq9lxzn.jpg
    orijinal: http://cristaltreasures.com/

    http://i.imgur.com/lhouinr.jpg
    orijinal: http://www.neytij.com/home

    (bkz: iki nokta üst üste kapa parantez)

    hakaret sonrası edit: çok sevmiyorum atışmayı ama yazalım bir şeyler:

    1. benim yaptığım logo 'benim yaptığım logo'dur..düşünüp sonra da uyguladığım..kötü olup olmaması zerre mühim değil..ayrıca kötü bir şey yaratmak, iyi bir şey çalmaktan iyidir..

    2. yalan dolanla bir şey elde etmeyi sevmem..edenleri de sevmem..hemen inceleyip bulurum açıklarını!..ilk logonun altındaki 'damla' şekli onun orijinal olduğunu düşünmeme sebep oldu..'aa ne güzel' dedim..ama ikinci logo 'beni çaldılar!' diye bağırdığı için diğerini de inceledim..baktım ki o da arak..o minicik beyinleriyle 'kandırmaca' oyunu oynuyor ya çocuklar..seviyorum onları..

    3. korsan kitap zırvasını geçiniz..meritokrasi burada 'bakın..biz yazdık bu romanı..ismi de suç ve ceza' diye kitap dağıtmıyor..kitabın yazarı gelip çemkirirse bunu konuşuruz..buradaki konu 'logoyu ben yaptım' konusudur..

    4. logoları bulmak lightshot eklentisi ve üzerindeki 'benzerini google'da bul' seçeneği ile 5 saniyede halledildi..çok vaktimi almadı diyebilirim..

    kısacası şu: samimi olan kişi en baştan açıklama yapar..amaç şu değil miydi yani:

    - kim bilecek bu logoyu bu siteden aldığımı..hem üzerinde 'damla' var..nasıl da uydu ekşi'ye..bunu kesin benim yaptığımı düşünecekler..ahahahha..çünkü onlar salak, ben ise zeki bir çakalım!

    insanları kandırmak hoş değil..ticari kaygı olsun olmasın..anlıyorum, beğeni toplamak ve övülmek istiyorsun..ben bu şekilde bir övgüyü sevmem..sen seviyorsan devam et kardeş..dilersen özel mesaj ile tekrar 'küfürlü' bir mesaj atabilirsin sıkıntı yok..
  • on numara beş yıldız uygulamadır; yapanın da kullananın da paylaşanın da eline sağlık.

    işin hukuki boyutu sorunlu olsa da bu konuda kendi şahit olduğum bir olayı paylaşmak istiyorum.

    türkiye yayıncılar birliği yöneticisi ve kendisi de önemli bir yayınevi sahibi olan bir arkadaşım var. bundan bir kaç yıl önce, ankara'da faaliyet gösteren bir körler derneğinin internet sayfasında sadece körlerin kullanımına yönelik belki en fazla yüz tane elektronik ve sesli kitap bulunmaktaydı. hemen belirteyim ki bu tür bir çoğaltma mevcut fikir ve sanat eserleri kanunu kapsamında yasal ve koruma altında. ben de sadece bilgi vermek amaçlı sohbet esnasında durumu bu arkadaşımın da bulunduğu küçük bir grupta paylaştım. aradan bir kaç hafta geçmiş geçmemişti ki bu kitaplar yayından kalktı; neden sonra bir gün yayınevi sahibi arkadaşım bana, kendisine bu bilgiyi vermemin ardından konuyu yayıncılar birliği yönetimine getirdiğini, hemen duruma müdahale ederek bu uygulamayı durduklarını bahsetti; nedenini sorduğumda ise korsan kitap korkusunu anlattı.

    diyeceğim o ki türkiye'deki yayıncılar, sizin benim gibi cin gibi, onlar da biliyorlar kitabın geleceği e-kitap ve e-ink cihazlarda; ancak gerek korsan korkusu gerekse de bu nedenle para kaybedecek olmaları endişesiyle türkiye piyasasında bu atılımı yapmak için her türlü engelleyici adımı atıyorlar. dolayısıyla onların kendiliğinden bu piyasaya tam olarak girip tüm yeni yayınları e-kitap olarak uygun fiyattan çıkartmalarını beklemek hayalden öte bir şey değil.

    (parantez içi konuyu biraz dağıtacağım, dileyen alt paragrafa geçsin. aralarından bir tanesinin vekilliğini de yaptığım için otomotiv sektöründen bilgi sahibiyim. otomobil ithalatçileri yedek parça ve servisten çok iyi para kazanır; hatta bu bedeller çoğu zaman satış bedellerinden toplamda daha fazla kâr getirir. ancak piyasadaki korsan ve çin'den gelen taklit yedek parçaları da herkes bilir. otomotiv şirketleri şöyle bir politika takip eder; piyasada satılan toplam yedek parçayı takip edeyim, aşağı yukarı %95 civarını ben satayım, %5'e de müsade edeyim; çünkü taklit - ucuz yedek parçaya hiç izin vermezsem bu durum orta ve uzun vadede sattığım araçların bakım maliyetlerini yükselteceği için müstakbel müşteriyi kaçırırım, satışların düşmesine neden olurum; üstelik hem korsan ve taklit yedek parçayı ülkede yüzde yüz engelleyemem, hem de bunu yapmaya çalışsam bana malityeti çok yüksek olur; ancak bu oranın %5'in üzerine çıkmasına da yapacağım baskınlar vb. ile engel olurum.)

    dolayısıyla, hemen her piyasada, ister ilaç, ister sigara, ister otomotiv, ister müzik, ister kitap; bir mal veya hizmetin kalitesiz, ucuz, ikinci el, gayri yasal versiyonu hemen her zaman mutlaka bulunur ve bunun da bir müşterisi olur. işte bu ikincil piyasa hemen her zaman asıl piyasanın emniyet sübabı vasıtasını görür; fiyat ve kalitenin belli standartlar dahilinde devam etmesini sağlar. bizim örneğimizde olduğu gibi ortada yeni çıkan kitapların elektronik versiyonlarına uygun fiyattan talep varsa ve yasal piyasa bunu çeşitli nedenler ile karşılamıyorsa piyasanın kendisi karşılamayı bilir, bu da zaten orta ve uzun vadede bir dengenin sağlanmasına yol açar.

    sonuç olarak, bu ve benzeri çabalar, yasal olmamakla birlikte, türkiye'de e-kitap pazarının doğru düzgün şekilde, yurt dışındaki örneklere benzer biçimde oluşması, yayınevlerinin sopa zoruyla gerekli adımları atmaları için gerekli ve hatta zorunludur; bu nedenle, kanımca, etiktir ve doğrudur. bu servis de bu yönde atılan bir adım olduğu için desteklenmesi gerekir. yazarlar ve yayınevleri başlangıçta bir miktar zarar edebilir ancak dengelerin oturması ile orta ve uzun vadede durum onların da yararına olacaktır.

    başladığımız şekilde bitirelim, başlık altında yazan trollere selam, yola devam.
  • müsaadenizle bir adet romanı yayınlanmış bir ekşi sözlük yazarı olarak fikirlerimi paylaşmak istiyorum. öncelikle herkesle tartışmak amacındayım. mesaj kutusu bunun için var. ben bu servisi kullanmıyorum (beceremedim zamanında, başka yerlerden e-kitap ediniyorum) ancak oldukça yararlı buluyorum. zaten ben okur/kullanıcı tarafından değil, yazar/üretici tarafından bakacağım.

    öncelikle üç hafta kadar önce kitabımı yayınlatmak için yardım kampanyası başlığına yazdığım şu entri ile romanımı yayımlatma sürecinde yaşadığım zorluğu anlatmaya çalışmıştım. bir çok yazar arkadaştan mesaj geldi, benzer şeyleri yaşamış, halen yaşayan insanları görünce üzüldüm. sonra bir kaç arkadaş romanı almak istediklerini ama pahalı bulduklarını söylediler.

    ben de türkiye'de kitapların aşırı pahalı olması başlığında şu entri ile kendi kitabımın liste fiyatı üzerinden fikirlerimi beyan ettim ve ekonomik olarak kitaba ulaşma yöntemlerini kendimce dile getirdikten sonra bu servisi ve konularına göre tasnif edilmiş e-kitap arşivi başlığının da yararlı olabileceğini düşündüğümü belirttim.

    yine bu entriden sonra da bir çok arkadaş mesaj attı, konuştuk, tartıştık ve ben şöyle, "korsana karşı olup, e-kitap siteleri ve pdf arşivlerini önermem bazı arkadaşlarca haklı olarak çelişkili bulunmuş. doğrudur, ancak ben kitaplardan haksız kazanç elde eden korsana karşıyım. hiçbir yazar kitabının maddi nedenle okunmamasını istemez. tüm yazarlarda benim gibi hırsızlığa karşılardır diye düşünüyorum. kütüphaneleri de bu nedenle entriye ekledim, unutmuştum, üzgünüm." editledim entriyi.

    çünkü ben tüm yazarların benim gibi kitaplarının okunmasından başka bir isteklerinin olmadığını sanan safın önde gideniymişim. neden derseniz sözlükten tanıştığım benim gibi genç bir yazar arkadaşın yayımlanmak üzere olan kitabının son okumasına ara verdiğimde bu başlığı gördüm (önce ölmüş sandım) ve bir entriye denk geldim.

    bir yazar arkadaş önce tanımını yapmış ve "sözlükte beni farklı mecralara sürükleyen servistir" demiş. devamında özetle, "başlığa yazılanların hepsini okuduğunu, herkesin kendince haklı olduğunu, haksız kimsenin bulunmadığını" belirtmiş ve bunları gerekçelendiren bir takım örnekler vermiş. sonra "geçen ay ikinci romanı (5. kitabı) çıktığını, satmasını umduğunu yoksa bitirmiş olduğu yeni dosyasının basılma ihtimalinin olmayacağını" yazmış.

    evet, satılmayan bir kitabın yazarının sonraki dosyalarına yayımcılar şans vermemeyi tercih edebilirler.

    sonra hızını alamamış, "servisi öven kişilerin övdükleri kadar çok okuyup okumadığını sormuş? kendisinin çok okuduğunu, (pardon çok çok okuduğunu) iyi ve sıkı bir okur olduğunu, (bu iddia aşamasında) mümkün olduğu kadar sadece okuyacağı kitabı satın aldığını, okumayacağı kitabı almayacağını ve yarım bıraktığı kitap sayısının az olduğunu belirtmiş."

    bunları niye yazmış, nereye varacak diye düşünürken ben, şöyle devam etmiş. "ülkemizde her ay 2000 kitap basılıyor, basım adetlerinin az olduğunu, yeni bir tür çıktığını, watpadd'den fırladığını, tutulduğundan satıldığını (kitaplar ele geliyor demek istemiş sanırım) ve kolay yazıldığını sandığını" belirtmiş.

    ben hala tüm bunları neden yazıyor diye okumaya devam ederken,

    "kendisinin bir romanı iki yılda yazdığını, bunun için çok ciddi emek harcadığını (kesinlikle katılıyorum) sizin bir de parayla satıldığı için küfürler ederek kopyalayıp, bir dosya olarak koyduğunuz kitap için yaptığını, telifini altı ay sonra aldığını, şansı olduğunu (sanırım şanssızlar alamıyor) bazen yalvar yakar kitabının basılmasını istediğini" söylemiş.

    öncelikle biriniz bu arkadaşa söylesin. kitap, okur onu açana kadar elektronik hali dosya, basılı hali ise metadır. ne zaman ki okur onu açar, okumaya başlar o zaman kitap olur. yani o dosyanın bilgisayarda durması ile kitabevinde durması arasında okura ulaşana kadar bir fark yoktur.

    sen bu servisi ve insanları çok yanlış anlamışsın. zaten bak biliyorsun, ülkemizde kitap okuyan insan sayısı çok az, bu çok az olan insan içerisinde e-kitap okuyan daha da az. sen ne kadar okuyorsun bilmiyorum (türkiye ortalamasını bilmediğimden senin okuma oranını da hesaplayamadım) ama bu servisi kullanan insanlar okuyor. (onların ortalamasını da bilmiyorum. merak da etmiyorum.)

    ödevini yapmak için bu servisi kullanan insan ne güzel insandır. öğrencilik zor iş, şimdi buradan faydalansın, ilerde iş güç sahibi olur bu okuma alışkanlığıyla kitap alır, okumaya devam eder. ne var bunda?

    kitabın pahalı olduğu konusunda haklı olmakla beraber, kitap gibi bir metaya para verilmemesi gerektiğini söyleyen her kimse bu servisten kitap okuyarak, belki senin benim gibi yazarların ciddi emek harcadığını, kitabın bir meta değilde edebi eser filan olduğunu öğrenir, fikri değişir, ufku açılır. neyi kötü bunun?

    cep telefonuna 1200 kitap indiren şekilci arkadaş belki bir gün merak edip okur, kitapların bir süs eşyası olmadığını, hava atmaktan çok okunmak ve fikir sahibi olunmak için üretilen edebi eserler olduğunu fark eder. bu seni neden üzüyor.

    karşıt görüşlere ben de cevap vermeyeceğim.

    hocam kusura bakma da sen kötü bir yazarsın. kitabının okunmasını isteyen bir insan neden bu servise karşı çıkar. bu servisi kullanan insanlar okumak isteyen insanlar. sebebi her ne olursa olsun, kitaba ulaşmak isteyen insanlar. okur ya bunlar. birazdan daha net açıklayacağım; senin, benim, diğerlerinin yazdıklarını eser yapan insanlar. kitabının burada olması o çok korktuğun satış rakamını düşürmez. hatta ve hatta yazdıkların gerçekten edebi bir değeri varsa ciddi faydası bile olur. başlığına yazarlar, önerirler, tanıtırlar. dedim ya biraz önce okuyan az, e-kitap okuyan daha az. bırak okusunlar ne var bunda...

    ben tam bunları düşünürken aynı yazar kişisi "kitabımın e-kitap sürümünün çıkmasını istemiyorum. bir manyak cildini yırtar tararsa pdf olarak koyarsa ancak öyle dağılır. zaten delicesine satılan bir kitap olsaydı, korsanı basılırdı veya çoktan kopyalanırdı. inanın bundan rahatsız olmazdım. fakat bu durumda yayıncı sonraki kitabımı <caps lock>basmazdı<caps lock>" diye devam etmiş.

    ben yanlış okudum galiba dedim, döndüm tekrar okudum. "kitabının korsana düşmesinden rahatsız olmayacağını, ama kitabın yayıncısı (caps lock açık) basmazdı" yazmış. sonra da şu şekilde maddelemiş,

    "kopya korsan oldu mu yayınevi kitap basmıyor
    yazar kitabı basılmadı mı yaz(a)mıyor
    kötü kitabın yanında iyi kitap da çıkmıyor
    kitap fiyatları pahalıi kağıt ithal her şey ithal
    yayıncı ayakta durmak için yüksek fiyat çekiyor
    sizler çok pahalı diyorsunuz hakeden veya etmeyen kitabı bu yolla kendi malınız yapıyorsunuz."

    kendisine buradan yok ya, vallaha mı diyorum. hadi canım, olamaz öyle bir şey diye ekliyor ve madde madde öyle olmadığını açıklamak istiyorum.

    1. kopya korsan oldu mu yayınevi kitap basmıyor

    bir kitabın çok satıp satmadığını, yazarın veya kitabın popüler olup olmadığını en kolay yoldan anlaşıldığı yer korsan tezgahlarıdır. çünkü korsan kitap satıcısı da kitabı basmak, nakliye, tezgah, eleman vb gibi giderleri olan gayriresmi işletmelerdir. tezgahı bir kitabevinden küçük olup, kitabevi gibi çok ürün bulunduramaz. o nedenle çok satan ve popüler yazarların kitaplarını tezgaha koyar. bu şekilde sadece para kazanacağı ürünü koyar. maliyetini de, kira ödemeyerek, vergi vermeyerek, telif ödemeyerek, kalitesiz kağıt ve boya kullanarak, dizgi ve kapağı çok afedersiniz sikimsonik yaparak düşürür. yani korsana düşmüş kitap ve doğal olarak o kitabın yazarı artık tanınan yazardır. bu kitabından sonra yazacağı her kitabı bir önceki kadar satar, örnekleri vardır. benim kitabım korsana düştü, kitabımı yayıncı basmıyor diyen adam en basit tabirle kendini kandırıyordur.

    ayrıca korsanı dolaylı da olsa savunan kişi isminin önüne yazar sıfatını ne tür de kitap yazmış olursa olsun koymamalıdır. yazdıklarından utanmalıdır. çünkü meriktokrasi ve benzeri servisler kar amacı gütmeyen yerlerdir. kitabın kütüphane de olmasıyla meriktokrasi de olması arasında fiziki özellik haricinde esasında hiçbir fark yoktur. ancak korsan kitapçı, yazarın hakkını, yayımcının hakkını, kitapçının hakkını çalar. korsandan kitap alan adam okuduğu kitabın emeğini çalan hırsızdan farkı yoktur. para ödemiş olması da bu gerçeği değiştirmez.

    ayıptır, korsanla hırsızla mücadele her bireyin görevidir.

    2. yazar kitabı basılmadı mı yazamıyor.

    şu entrimin girişinde belirttiğim üzere insanın roman yazmaya başlamadan önce bir takım hedefleri vardır. bunlar bir çok örnekle açıklanabilir. ama bunların içinde hiçbiri kitabın basılması değildir. kitabın basılması onu meta yapar. okunması ise eser. georg christoph lichtenbergin bir kez daha haklı olduğunu üzülerek görmekteyim. ne diyordu yaklaşık üç asır önce "dünyada kitaplardan daha tuhaf satış metalarına rastlamak galiba imkansızdır: anlamayan kimseler tarafından basılır, anlamayan kimseler tarafından satılır, anlamayan kimseler tarafından okunur, hatta tetkik ve tenkit edilir; ve şimdilerde artık onları anlamayan kimseler tarafından kaleme alınmaktadır."
    eğer kişinin kaygısı kitabının basılıp basılmaması ise o lütfen yazmasın. gerçek yazarlar eserlerinin okunmasını bile umursamazlar. onlar derdini anlatma arayışındadırlar.

    3. kötü kitabın yanında iyi kitap da çıkmıyor

    evet, böyle cümle olarak okuyunca insan hak vermiyor değil. ama gerçek bu değil. kötü kitabın yanında iyi kitabın çıkmamasının yüze yakın nedenini yazarım ancak bunlardan hiçbiri e-kitap veya bu servis değildir. kitabın (iyi veya kötü) çıkmamasının nedeni onu metalaştıran yayımcılık sektörünün politikalarıdır. bir kaç tanesi haricinde (ki onların da zaten çok satan yazar ve kitapları var) "bu kitap kesinlikle basılmalı, bundan da zarar edeyim" diyen yayımcı var mı? edebi olup olmamasına, eserin temasını, ana fikrine bakan? editörler bile artık satıp satmayacağına göre inceliyor. öyle olmasa vıcık vıcık bir dille yazılmış "allah de bilmem ne yap 1,2", "hayrullah" , "bana ikinizi anlat" , "bokre" isimli "iyi" kitaplardan farklı şeyler görürdük kitapçılarda.

    o tür olarak belirttiğin watpadd çılgınlığını basarlar mıydı? edebi dertleri olsa, "iyi"yi insanlara ulaştırma dertleri olsa. benim çok afedersin "bok altı" edebiyatı dediğim şeyler çıkar mıydı okur çok olsa, "iyi"yi arasa. çocuklar popülerin peşinde hocam, yeni çağın çılgınlığı.

    4. kitap fiyatları pahalıi kağıt ithal her şey ithal

    kitap fiyatları pahalı evet, kağıt ithal evet, her şey ithal evet ancak 3 (yazıyla üç) liraya malolan bir metayı 25 (yazıyla yirmi beş) yayımcı mı haklı, dağıtımcı mı haklı, kitapçı mı haklı, yoksa metayı eser yapan okur mu? vallaha kimse kusura bakmasın, okur her zaman haklıdır. ama sen eserine meta yapan, onun üzerinden para kazanırken fiyatını indirmek için hiç bir şey yapmayan (ben şimdiye kadar kitap fiyatlarının düşürülmesi için bir icraatı olan kitapçı, dağıtımcı veya yayıncı görmedim) adamlar haklı diyorsan, otur bir daha düşün. (sadece kdv sıfırlansa ortalama her kitap 1,5 ile 2 lira arasında ucuzlar.)

    5. yayıncı ayakta durmak için yüksek fiyat çekiyor

    yok canım. yayıncı değildir o. genel işleyiştir. kitabın çok satmaması, raf ömrünün uzun olması, piyasada ki 6-8 ay gibi uzun vadeler, yüksek kira bedelleri, vergiler falan değildir. yayıncı belirlemez kitap fiyatını, kitabın beklenen satış adeti belirler. ben şimdi en baştan yazamayacağım, yayımcına soruver.

    6. sizler çok pahalı diyorsunuz hakeden veya etmeyen kitabı bu yolla kendi malınız yapıyorsunuz.

    mal yapmıyorlar arkadaşım, o kitabı eser yapıyorlar. sadece eser!

    sonuç olarak genç yazar eziliyor demişsin.

    evet genç yazar eziliyor. çünkü herkes kendini yazar zannediyor ve yazdıklarının bir an önce basılmasını istiyor, yayın evlerini kilitliyor, hiçbir edebi yönü olmayan dosyalarını birer şahesermiş gibi her tarafa gönderiyor. yayınevi zaten okumayan bir ülkede edebi yönden çok gelen dosyanın satıp satmayacağını düşünüyor, ona göre politika belirliyor. berbat şeylerin arasından "iyi"yi ya göremiyor, ya da "iyi" kendini tam gösteremiyor.

    yani meriktokrasi ile genç yazarın ezilmesinin uzaktan yakından ilgisi yok. genç yazarı destekleyecek ender oluşumlardan biridir meriktokrasi.

    seni fena kandırmışlar hocam, yazdıklarını bilmiyorum ama okumak istiyorum. inanıyorum ki sen kaliteli eserler yazmış isen bir gün mutlaka meriktokrasiye düşecektir. bir "manyak" bunu yapacaktır ve o zaman senin bu servisi dert etmeyeceğini de biliyorum. bırak insanlar kitaba ulaşsın hocam.

    bu entri tüm benzer düşüncelere cevaptır. meriktokrasi de kendi kitabım var mı bilmiyorum. merak bile etmiyorum. varsa arkadaşların okumasını istiyorum. yoksa ben koyun diyemem (telif sözleşmem nedeniyle), koymayın da diyemem.

    ha bana da yasal değil dediler. iyi de ben savcı değilim, yazarım, yazar! (burada bir yaşar usta tiradı giderdi gibi)

    tüm bunları bana yazdıran ve hayata bakış açımı ciddi manada değiştiren bir olayı da müsaadenizle buraya iliştirmek istiyorum.

    yıllar önce muğla iline memur olarak atandığımda kiraların çok pahalı olması nedeniyle merkeze yakın bir köyde ev tutmak zorunda kaldım. ev sahibim çiftçi. karısı, çoluğu çocuğu evin ucundan uzanan tarlada çalışıyor. ben sabah gidiyorum akşam dönüyorum. denk gelirsem yemek falan veriyorlar, çay içiyoruz. tabi ben o zamana kadar büyük şehirde yaşadığımdan pek alışık olmadığım şeyler bunlar.

    bir hafta sonuydu eve geç geldim. baktım bunlar mahsullerini 2,5 ford'a yüklüyorlar. ben de ucundan tuttum ki çabuk bitsin, neyse iş bitti baktım ev sahibim evine giriyor, yüklediğimiz kamyonet köyün ana caddesinde.

    "çadır yok mu?" diye sordum, kendimce tedbir almaları gerektiğini belirteceğim, yorgunluktan unuttular diye düşünüyorum. ev sahibim şaban abi "ne yapacan bizim oğlan çadırı?" dedi.
    "malın üstünü örtmeyecek misiniz?
    "yoo."
    "çalmasınlar gece malları?"
    "buralarda o işler olmaz ya, olursa da hırsız ne yapar eder çalar. ihtiyacı olan da varsın alsın gari." dedi.

    anladın mı bizim oğlan

    edit: şuna bakmakta fayda var. (bkz: 28 şubat nadir hastalıklar günü)
  • takip edenler ucuzculuk , kitaba para vermeyen cin gözler olarak suçlandığı oluşum .

    muhtemelen bunu söyleyenlerin 3 katı kadar kitaba para yatırmışlığım vardır. hala da yatırırım. o başka bu başka

    bakın değerli arkadaşlar, yola gidiyoruz koca koca kitaplar taşıyamıyoruz, parasını verip satın almak istediğimiz halde yayıncıların örümcek beyinleri yüzünden de e-kitap marketlerinde kitap bulamıyoruz.
    o yüzden boklamadan önce biraz düşünün.
    ya da kitap okuyun bak beyniniz gelişir böyle yorumlar yapmazsınız.
  • ağa ve ağda bulamadığınız kitaplara ulaşabileceğiniz, reklam çöplüğüne dönen google'da uzunca bir zaman harcadıktan sonra toparladığım kaynaklar;

    https://www.scribd.com/ - vpn ile girin, site engellenmiş
    - epub formatında çok fazla türkçe içeriğe sahip değil ama ağda bulamadığım çoğu kitabı pdf olarak bulabiliyorum. arama yaptıktan sonra "books" içeriğinde kitabı bulamıyorsanız, "documents" kısmına bakın. muhtemelen pdf'si vardır.

    https://www.pdfdrivetr.com/
    - ağdaki çoğu kitap ekli olabilir. çok geniş bir kaynak. bu sitede anahtar kelimelerle aradığınız kaynaklara ait dökümanlar bulabilirsiniz. aradığınız sözcüklere sunduğu alternatifler çok başarılı.

    https://hattusa.site/
    - meritokrasi ağından beslenen bir site. size aylık 30 kitap indirme hakkı veriyor. bilgisayarınızda ağ kağıtlı ise dahi, aramada kitapların içeriğine de göz atabilmesi açısından kullanışlı. kitap açıklamaları için de kullanılabilir.

    https://www.kitapindir.in/
    - sanıyorum butik bir oluşum, çok fazla kitap yer almıyor ama başka yerlerde bulamadığım bazı kitaplara buradan ulaştım. tavsiye ederim.

    https://turuz.com/
    - azerbaycan-türkiye ortak yapımı olduğunu düşündüğüm, türk dil ve etimoloji kütüphanesi. kaynak kitaplara ve makalelere ulaşabiliyorsunuz aradığınız konular hakkında.

    ---
    debe edit: bu sitelere bağış yapmayı düşünebilirsiniz.
  • okumak, aydınlanmak, kültürel birikim sahibi olmak...

    sanatın ve özgür düşüncenin gelişmesi için refah seviyesinin belirli bir standardı yakalaması nasıl şartsa, yukarıda saydığım kazanımların elde edilmesi için de ciddi bir imkân bolluğu gerekir. buna kimse karşı çıkamaz.

    iki ünlü düşünürün şöyle konuştuğunu okumuştum;

    - kendini bir entelektüel kabul etmek için koyduğun asgari kitap sayısı neydi?
    + 4000 demiştim gençken. 4000 kitap okumadıkça oldum demeyecektim.
    - ne oldu? okudun mu?
    + uzun süre hesabını tuttum. tabi insan bir yerden sonra saymayı bırakıyor...(gülüşmeler)

    bu adamların cv'sine bakacak olursak, iyi okullar, ailelerinin cv'lerine bakacak olursak bol sıfırlı banka hesapları görürüz. bu durum onların değerini azaltmaz pek tabii. fakat, sıradan ailelerin dahi olmayan çocukları için bazı şeylerin mümkün olmadığını gösterir işte.

    aristoteles kimseye değil, sonradan bir hayli büyüyecek olan iskender'e hocalık yaptı, elbette para karşılığında. yani bilgi, tarih boyunca hep lüks mal oldu. bilgisayar ve internet ortaya çıkana dek...

    sanat eserlerini kaçak olarak elde etmek söz konusu olunca her iki tarafın da hangi argümanları kullandığı bilinen bir şey. ben elbette bilgiye erişimin bedava olması gerektiğini savunan, idealist taraftayım.

    elma ağacından bir iki elma koparanları, "göz hakkı" diyerek haklı bulan, ızdırar halinde bir iki poğaça çalan çocuklara beraat veren yargıtay'ın da içtihat değiştirip(tabi bunun için, mevzuata ve oturaklaşmış içtihatlara karşı rawls'ın "doğa hali adil veya adaletsiz değildir. adaletsiz olan, o eşitsizlikleri ortadan kaldıracak adımların atılmamasıdır" anlayışından yola çıkıp masaya vuracak hukukçular ve bilge hakimler lazım) genel kurala birkaç istisna getirmesi gerektiğini düşünüyorum artık. çünkü bazı insanlar o poğaça veya elmalar olmadan yaşayabilirse de, bilgisiz yaşayamaz.

    bugün, en düşük gelirli bir vatandaş dahi, fiyatları 100 ila 400 tl arasında değişen ebook reader'lardan bir tane alabilir ve çeşitli platformlardan elde edeceği ücretsiz ebooklar sayesinde, maddi olanaklarının sınırlamasına tabi olmadan, ömrü boyunca okuyup bitiremeyeceği kadar çok ve kaliteli bilgiye erişim sağlayabilir.

    bu servise konulan 2000'i aşkın seçme eser, onları okuyup bitirdiğinizde, köyde çoban güden biri bile olsanız, size aşkın bir zihin dünyası kazandırır, rahatlıkla.

    dolayısıyla, bu servisin desteklenip popüler hâle gelmesi sağlanmalı. hatta bir saatliğine yürütmenin başına gelsem, ilk ve orta öğretim öğrencilerini hedefleyen fatih projesini iptal edip tüm vatandaşlara birer ebook reader alır, içine binlerce ücretsiz ebook'u bizzat yükler ve sonra da dağıtırdım.

    çoğunluk elbette okumazdı. fakat elinizdeki tohumları toprağa attığınızda on tohumdan yalnızca bir tanesi bile ağaca dönüşse, kendinizi zararda saymazsınız. çünkü ancak bir ahmak, elindeki on kuru tohumu bir çınara tercih eder.

    burada yapılan şeyin hırsızlık olduğunu öne süren düz adamlara da, dworkin'in şu sözünü hediye ediyorum:

    "ilkelere körü körüne bağlılık adaletsizliktir."

    yaşadığınız şehirdeki herkes ölse ve geriye bir tek siz kalsanız dahi trafik ışıklarına riayet edecek potansiyeli görüyorum sizde. bu yüzeysellikten sıyrılın. arada bir çılgınlık yapıp insan işi kuralları test edin.
  • kendisine şöyle bir logo hazırladığım şükela servis.

    http://i.imgur.com/qffzax4.png

    malzemeler: 1 adet kitap silüeti, 1 adet kitap ayracı, 1 adet m harfi ve 1 damla nar ekşisi.
  • meritokrasi ölmüş olabilir arkadaşlar, ama biz daha ölmedik.
    buyrun amme hizmeti.

    https://drive.google.com/…yhetffvb8tc6lx2gluju40nkg (çok iyi derecedeki kitaplar)

    https://drive.google.com/…ifj0akfywuwfbd0lskluasgk4 (ingilizce kitaplar)

    https://drive.google.com/…2svr73js37bb6pdmjpvjmgnak (iyi derecedeki kitaplar)

    https://drive.google.com/…m6hp0ofx6ypzhpdq7akmcliaq (vasat dereceli kitaplar)
  • korsan mp3 sayesinde nasıl 20 liraya millete geçirilen 6 şarkılık cdlerin ipi çekildi ise, e-kitap da tezgahı kurup nihai kullanıcıyı öpmeye çalışan yamyamların ipini çekecektir.

    bak zamanında napster ile davalık olan bazı sığır sanatçıların bile albümleri spotify'de şuan. biz sanatçı kazanmasın demiyoruz. arada bizi öpen kim ise, ister sanatçı ister yayıncı, bokunu da çıkarmasın diyoruz.

    şuan mp3 indiren yok neredeyse. spotify gibi oluşumlara aylık 10 lira ödeyip sınırsız müziğe erişebiliyoruz. sistem tımar edildi.

    şimdi sıra yayınevlerinin tımar edilmesinde.

    aşk ve şevk ile desteklediğim oluşum.