şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tosca operasinda cavaradossi'nin aryasi

    e lucevan le stelle… ed olezzava
    la terra… stridea l’uscio
    dell'orto… e un passo sfiorava la rena..
    entrava ella, fragrante,
    mi cadea fra le braccia ...
    oh dolci baci, o languide carezze,
    mentr’io fremente
    la belle forme discioglea dai veli!
    svani per sempre il sogno mio d'amore ...
    l’ora el fuggita ...
    e muoio disperato!
    e non ho amato mai tanto la vita!

    ingilizceye cevirisi de soyledir:

    and the stars were shining… the earth
    was fragrant… the garden gate
    creaked… and a footstep brushed the sand.
    she entered, fragrant,
    and fell into my arms ...
    oh sweet kisses, oh languid caresses
    and i, quivering,
    unveiled those beautiful shapes!!!
    disappeared forever my love's dream
    the hour is gone...
    and i, desperately, die!
    and i've never loved so much my life
  • cavarodossi bunu, tutuklu bulundugu castel sant'angelo'nun (ismi yanlis yazdiysam affola) tepesinde, sabaha karsi kursuna dizilmeden once soyler, dolayisiyla gayet acikli bir aryadir. vissi d'arte ile birlikte tosca'nin en bilinen ve sevilen aryalarindandir.
  • her dinlediğimde "keşke tenor olsaydım" dediğim arya. bu kadar güzel olmak zorunda mıydı????
  • dünya çapındaki otoriteler tarafından * en iyi ve etkileyici arya olarak gösterilen eser. insan yüzlerce defa dinlese bile tüylerinin diken diken olmasına engel olamaz, ağlar hatta çoğu zaman... hele ki andrea bocelli yorumuysa...
  • operada üçüncü perdede cello grubunun sol majörden fa diyez minöre giden modülasyonlu köprüsü ile başlar aslında.celloların majörden minöre modülasyonu, ardından fa diyez minörde klarinetin sessizlikten başlayarak ağladığı o muhteşem müzik cümlesi, ve yaylıların si minör akorundaki gergin tremoloları tenor daha aryaya başlamadan insanın tüylerini diken diken etmeyi başarır.hele ki aryanın sonuna doğru yaylıların la mi fa sol la şeklindeki sert pasajı, gözlerdeki bekleyen göz damlalarının yerçekimininde yardımıyla yanaklardan süzülmesini sağlar.tenor en son cümlesini söylediğinde ise arya bitmiştir.o ana değin yükselen duyguların aynı yükseklikte sonsuzluğa ilerlediğini hissedersiniz.her ne kadar operanın akışı nedeniyle arya majör bitirilip bağlayıcı bir köprü parçacığı ile devam edilse de, siz aryada kalmışsınızdır, bir süre daha devam eden duygu hüzmesi bu sefer toscanın intihar ederken ki aryasıyla doruğa yükselir...
  • (bkz: cenk biyik)
  • atatürk'ün çok sevdiği bir arya...

    sofya'da askeri ataşe iken sürekli gittiği opera temsilleri esnasında "tosca" operasında rol alan bir sopranoya özel ilgisi olduğu söylenir.

    "bütün dünya" dergisinde bu aryayla ilgili şu anı cumhuriyet döneminin ilk keman sanatçılarından prof. dr. remzi atak’ın ağzından aktarılmış:

    “atatürk’ün çok duygulu olduğu bir akşamdı. bir şeye içerlemiş olduğu belliydi. tosca operası’ndan cavaradossi’nin ünlü aryasını çok severdi ve bana birçok kez çaldırmıştı. o gece de biliyordum ki sıra tosca’ya gelecek; tedbir olsun diye cebimde notalarını hazır bulunduruyordum. nihayet bana döndü, “çal bakalım şu tosca’yı” dedi. ben notayı çıkarttım, “hayır, hayır, öyle değil. notayı bırak, notasız çal!”

    notayı bıraktım, gözlerimi kapadım, konsantre oldum, başladım çalmaya. henüz bir iki nota çalmıştım ki “hayır olmadı, bana dön, bana çal. benim gözlerime bak öyle çal!” masada oturuyordu. o’na döndüm ve çalmaya başladım. “gene olmadı, bana daha yaklaş” dedi. yaklaştım, çok yaklaştım.

    belliydi ki çok uzak bir anısının içine gömülmek istiyor ve içinden çok eski zamanlara ait bir şeyler taşıyordu. içinde kopan fırtınayı dindiremiyordu bir türlü... sonunda, “kemanın sapını omuzuma dayayacaksın ve öyle çalacaksın” dedi.

    bir an için gözünüzün önüne getirin; tarihimizde yaşamış, yaşayacak en büyük türk, bir sanatçıya “kemanın sapını omzuma daya ve o şekilde en sevdiğim melodiyi çal” diyor. ben de, huşu içinde, aryayı çalmaya başladım.

    atatürk gözleri kapalı, biraz kısık, çok tatlı, çok anlamlı sesiyle melodiyi söylemeye başladı. gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. aryayı belki onbeş kez tekrarladım.”
  • carlo bergonzi yorumlamadığı takdirde, dinlenmesine gerek olmayan, ama o söyleyince değil tüyleri, kafadaki saçları bile ürperten arya.
  • mario frangoulisin sometimes i dream adli sarkisinin içine katilmis olan muhtesem arya. aryanin placido domingo yorumunu da siddetle tavsiye ederim.