şükela:  tümü | bugün
  • e(dward) m(organ) forster (1879-1970) ingiliz oykucu, romanci ve edebiyat profesoru. en meshur romani hindistana bir gecittir. uzun seneler verdigi roman dersinin notlarindan olusan 'art of novel' roman kurami ile ilgilenen herkes icin hem keyifli hem de ogretici bir okuma sayilir.
  • (bkz: howards end)
  • (bkz: maurice)
  • balkan savaslarisirasindaki turk davasina kosulsuz destek vermis bir insandir. bu yuzden candostu konstantinos kavafis ile de arasi bozulmustur.

    birinci dunya savasi'ndan sonra ingilizler istanbul'u isgal edince hindistandaki muslumanlar halifenin sehrinin teslim olmasina kendilerine yedirememislerdi. bu yuzden hindistan'da osmanli lehinde buyuk bir kampanya baslamisti. bunun uzerine the nation and the athenaeum'un 30 eylul 1922 sayisinda "india and the turk" baslikli bir makale kaleme almistir. yazida soyle der:

    "we may argue that the khilafat agitation was factitious in its origin and is historically incorrect; but it is not factitious now, it is intertwined deep wit his [the indian muslum's] faith. he believes that under god's will the guardianship of holy places has passed to the turks, and that constantinople itself has become half-holy."
  • "dava fikrinden nefret ediyorum.eger kendi ulkeme ihanetle, dostuma ihanet arasinda kalirsam, ülkeme ihanet etme cesaretnini gostermeyi umut ediyorum." diyen ingiliz yazar.
  • ingiliz edebiyatının en önemli yazarlarından biri. "manzaralı bir oda" adlı romanı okunmaya değer bir eserdir. özellikle tatildeyken.
  • “benim yolumda nükleer silahlar yok, ama ben onlarin yolu üstündeyim..” sözünün sahibi yazar...
  • forster' ın "hindistan' a bir geçit" adlı politik eserinde işlediği konuyu düşündüm biraz önce: romandaki, ki gerçeklikle ve tarihle yakın ilişki içinde - kurgu ingilizler hindistan' ı ile gerçek hindistan arasındaki ilişkiyi deşiyor. sanki ingilizler hiçbir zaman ulaşamayacakları bir kendinde-şey ülke yaratmışlar. hintliler de, özlerinden ve varlıklarından hep kuşku duyulan imkansız insanlar olarak, kendi emekleme zamanlarını yaşayan bebekler gibi ne olduğunu anlamaya çalışıp duruyor. (ingilizlerin sömürgeleştirmesinin ne törel ne de ussal bir savunusu yapılabilir burada ama hintliler' in kendilerini bu durumda, bu bilinçsizlikte bırakmaları; kendilerini teslim etmeleri de hiç anlaşılır değil. doğu' nun batı karşısındaki bu sefaleti yalnızca onları sömüren batı' dan değil ama doğu' nun kendine "öteki" dediği batı değerlerine, kültürüne, bilimine karşı yabancı kalmalarıyla ilgili diyerek şimdi üzerinden romanın tarihsel arkaplanını yorumlayabiliriz.) özetle doğu insanlığın tarihle kazandığı değerlerden ve bilinçlerden kendini soyutlamamalıdır, romanın da ana temalarından birisi budur.

    forster ingilizler ve hintliler arasındaki karşılıklı uzlaşmazlıkları bizzat gözlemiş ve kitaba aktarmıştır. aziz ve fielding en sonunda şuna benzer bir şeyle bitiriyorlar kitabı: not yet, not here, not now. (henüz değil, burada değil, şimdi değil. bir uzlaşı sağlanamıyor kültürler arası ama bir umut kapısı bırakılıyor.) böylece batı ile doğunun karşıtlıktan sentez aşamasına geçişi de başka bahara kalmış oluyordu. kitabın 1920' li yıllarda yazıldığını düşünürsek tespitlerinin farklı biçimler altında olsa da hala korunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz...