şükela:  tümü | bugün
  • abd li yazar elizabeth gilbert in sımsıcak , sürükleyici anı kitabı.türkçeye "ye,dua et,sev" adıyla çevrilmiştir.
    otuzlu yaşlarının başında, elizabeth gilbert modern bir kadının isteyebileceği her şeye sahipti-iyi bir eş, şehre uzak büyük bir ev, başarılı kariyer – fakat bunlarla tatmin olmak ve mutlu hissetmek yerine o , panik ve şaşkınlıkla tükendiğini hissediyordu. bu bilgelik ve heyecanla yüklü kitap onun sahip olduğu başarı göstergesi olan şeyleri arkasında bırakıp bunların yerine koyduklarının hikayesidir. takip eden bir boşanma ve yıkıcı bir depresyondan sonra, gilbert kendi doğasının gerektirdiği üç özelliği sorgulamak üzere ön plana çıkarır ve üç farklı kültür zeminini karşılaştırır: italya’da keyif, hindistan’da ibadet ve endonezya’nın bali adası’nda dünyaevi hazlar ve ilahi yücelik arasındaki denge. * ` : hararetle tavsiye edilir `
    filme de alınacak olan kitapta hayatını anlatan yazar elizabeth gilbert 'i julia roberts canlandıracakmış.
  • migrosta görüp almadığım kitap. tansaşta da gördüydüm sanki de emin değilim. ben okumaya değer bulmadım ama filmini bilem çekeceklermiş. bi saniye sözlük migrosa gittim dönücem.
  • elizabeth gilbert' in '' tüm dünyada 5 milyondan fazla sattı ''gillerden kitabı.

    konu, bir kadının, italya, hindistan ve endonezya boyunca içsel yolculuğu.

    ayrıca, ön ve arka kapaklar, ilk 5 sayfa da dahil olmak üzere birçok ünlü kişi ve dergilerin abartılı yorumlarına yer verilmiş. julia roberts, hillary clinton, britney spears, elle, times, vs...
  • elizabeth gilbert'in turkce'ye ye dua et sev ismiyle cevrilen, 2006 yilinda kaleme aldigi kitabi. film haklari coktan satin alinmis. filmde julia roberts'in rol alacagi soyleniyor.
    yazar ile kitap hakkinda yapilmis bir roportaj icin:
    http://www.youtube.com/watch?v=m9b9zfo4rfw
  • hosuma giden ingilizce kelime oyunlarini, yaratici tespitleri ve ince ayrintilari vs. 2-3 a4e sigdiramayagim kendini bulmaya ve mutlu olmaya calisan fazlasiyla zeki, cok yonlu/yetenekli ve duygusal bir kadinin, yazarimiz elizabeth gilbert'in hikayesi. ama temelinde oyle bi yuzeysel ve amerikanvari bir damari var ki uzuluyorsunuz her seyi olmaya calisip hicbiri olamayan, zorlama islere girisen hallerine. kendisine hayran olmakla salak bulmak arasinda gidip geldigim en celiskili okuma deneyimim.
  • kitabın kapağı çok güzel, al beni al beni diyor okura*.
  • 2010 yılının en iddialı yapımlarından biri olacak film. boşanmış bir kadının kendini keşfetme sürecini anlatıyormuş. söz konusu kadını filmde julia roberts oynamış.
  • bazen fazla ayrintilara bogulan bir kitap olsa da orta yas doneminde kendini arayan bir kadinin ic dokmelerinden olusmus cok samimi bir kitap.

    begendigim alintilar ise soyle:

    "in desperate love, we always invent the characters of our partners, demanding that they be what we need of them, and then feeling devastated when they refuse to perform the role we created in the first place."

    "addiction is the hallmark of every infatuation-based love story."

    "but we are not what the other one needs."

    "i'm making space for the unknown future to fill up my life yet-to-come surprises."

    ".. it is better to live your own destiniy imperfectly than to live an imitation of somebody else's life with perfection."

    "... the problem is the emotional attachment that goes along with the thinking." "you are, after all, what you think. your emotions are the slaves to your thoughts, and you are the slave to your emotions."

    "... you should never give yourself a chance to fall apart because, when you do, it becomes a tendency and it happens over and over again. you must practice staying strong, instead."

    " prayer is a relationship; half the job is mine. if i want transformation, but can't even be bothered to articulate what, exactly, i'm aiming for, how will it ever occur? half the benefit of prayer is in the asking itself, in the offering of a clearly posed and well-considered intention."

    "destiny, i feel is also a relationship-a play between divine grace and willful self-effort."

    "..., i can choose my thoughts."

    "this is not about repression or denial. represion and denial set up elaborate games to pretend that negative thoughts and feelings are not occurring. ..., is instead admitting to the existence of negative thoughts, understanding where they came from and why the arrived, and then-with great forgiveness and fortitude-dismissing them."

    "don't make your life a monument to your ex."

    "the wise man is always similar to himself."

    "the balinese don't wait and see "how things go." that would be terrifying. they organize how things go, in order to keep things from falling apart."

    " i know cure for broken heart.... vitamin e, get much sleep, dring much water, travel to a place far from the person you loved, meditate and teach your hear that this is destiny."

    "to lose balance sometimes for love is part of living a balanced life."

    " ... all the pain of a human life is caused by words,... we create words to define our experience and those words bring attendant emotions that jerk us around like dogs on a leash. "
  • kitapta ilk olarak hillary clinton'un övgüsünü görünce biraz huylandım.. (hillary clinton'un parçası olduğu herşeyden huylanılmalıdır, ne kadar şirin, mini mini, puf puf görünse de )... ancak sonra okumaya başladım, çok keyifli ve sürükleyici... ara ara tek kaşım şüpheci bir tavırla havaya kalksa da yazım dili harika ve zekice... devam ettim.

    ancak bir yerde duuur dedim. kahramanımız ve bir arkadaşı hindistandalar. hintli bir kadın onların dayanamadığı bir sıcakta çalışıyor, halı silkiyor sanırım. kahramanımız hayret ediyor. üstelik çalışan kadın mutlu, gülümsüyor. bizim kahraman ise her bir haltı yerinde ama mutsuz. (o yüzden hindistan'da arayışta). sonra yanındaki ona, ''dünyanın bu kesimindeki insanlar ağır iş ve zor koşullar için yaratılmışlardır'' diyor. ''ayrıca senin kadar uzun yaşamayacak'' diyor. kahraman rahatlıyor(!)

    ali sami diyorum, bu faşizim ve ırkçılık değil de nedir, mini mini şeker bir hikayenin içinde bize zencilerin kölelik için yaratıldığı, bilmemkimlerin daha aşağı ırk olduğunu, ağır iş için yaratıldıklarını çaktırmadan bilinçaltımıza kakalamak değil de nedir??? (coşar) kim bilir başka ne tür zehirler var gözden kaçan ama bilinçaltına sızan bu güzel kitapta... buna rağmen sonlarındayım ve bitiricem (sakinleşir).