şükela:  tümü | bugün
  • "biz günahı işleyene değil, günaha buğz ederiz" sözünün sahibi.
  • uveymir adı ile de meşhurdur. ashab-ı kirâm'ın âlim ve hakîmlerindendi. peygamberimiz: "uveymir, ümmetimin hakîmlerindendir" buyurmuştur. uhud'dan itibaren bütün muharebelerde bulunmuştur. 179 hadis rivâyet etmiştir. hikmetli sözlerinden birisi şudur:

    "âlim olmayınca insan müttaki olamaz, bir âlim âmil olmadığı halde ilim sâhibi sayılamaz.."
  • ''allah'a ibadeti, başınıza bela etmeyin'' gibi korkunç bir söze imza atan alim, sahabe. bu sözün üzerine o kadar uzun düşünmek gerekli ki, bugün atıl hale gelmiş müslüman aleminin halini, günah sıfırlama palavralarını daha iyi anlayabiliriz. gerçekten çok korkunç söz, tüyler ürpertici..
  • önceleri ticaret ile uğraşırken müslüman olduktan sonra kendisini tamamen zühd ve ibadete vermiştir. kendisi bunu anlatırken şöyle der: "hidayete erdikten sonra hem ticaret yapmak hem ibadet etmek istedim. fakat ikisinin bir arada olamayacağını anlayınca ticareti bıraktım."
    hazretlerin bu söylemi zühd için yol göstericidir. evet bence de böyledir. insan kendisini ve ailesini başkalarına muhtaç olmaktan kurtaracak bir iaşeyi temin edebiliyorsa, fazlasını elde etmek için çaba sarfetmemeli, ticaretle ilgilenmekten vazgeçmelidir. çünkü ömür sermayesi pek az, yapılacak işler pek çoktur.
    ebud derda tam bir zühd insanıdır. dünyayı arkasına almıştır. zaten düşünen her insan, hiçbir kıymete değmeyen bu dünyadan vazgeçecektir.

    rasulullah'ın vefatından sonra hz. ömer ona ısrarla bir memuriyet vermek ister fakat o "bana müsade et, gidip halka rasulullah'ın sünnetini öğreteyim, onlara namaz kıldırayım" diyerek karşılık verir. şam'a gider, oraya yerleşir. hz. ömer daha sonraları şam'ı ziyaretinde ebu'd-derda'ya gider ve kapısında kilit, odasında ışık olmadığını ve elbisesinin hafif, soğuktan muzdarip olduğunu görür. bunun üzerine ebud derdaya "ben seni medine'de hoş tutmadım mı?" der. ebud derda ona rasulullah'ın şu hadisini hatırlatır: "sizin dünyalığınız bir yolcunun azığı kadar olsun"

    hastalandığı bir gün arkadaşları ona "nerenden şikayetçisin ya ebud-derda?" diye sorarlar. onun cevabı kısadır: "günahlarımdan"
    çünkü allah'tan hakkıyla korkan bir müslümanın tek derdi günahlarıdır, hesap günüdür.

    ebud derda, kendisini inciten bir adama o şöyle beddua etmiştir: " allah'ım! bana kötülük edene sağlık, uzun ömür ve çok mal ver"
    bizim her şeyden çok istediğimiz dünyalıklara o, bela ve keder olarak bakmıştır. çünkü düşünen herkes dünyaya böyle bakar.

    çünkü, "dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir"