şükela:  tümü | bugün
  • mimar sinan konservatuar mezunu, güzel mi güzel bir izmir'li tiyatro ve dizi oyuncusu.
  • guzel gulen bir kiz cocuguydu sene doksan kusur..
  • bıcır bıcır bir insandır kendileri. hatta hafif hiperaktiflik durumları da vardır. yerinde duramaz yani. en son 4 ya da 5 sene önce görüşmüştük. sonra koptuk. şimdilerde show tv de yayınlanmaya başlayacak bir dizinin fragmanında görünce dedim inşallah bu dizi onun için büyük bir atılım olur da daha sık ekranlarda, beyazperdede ve sahnelerde izleyebiliriz kendisini.
  • istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları tarafından sahnelenen, shakespeare'in ünlü eseri romeo and juliet'te juliet'i oynamaktadır. başarılı performansı görülmeye değer.
  • küçük hanımefendi'deki kısa saçlı haliyle fena halde damage filminin kadın oyuncusu juliette binoche'u andırıyor. pek bir masum güzelliği var maşallah...
  • tehlikeli ilişkilerdeki performansı çok başarılı.
  • kimdir nedir hiç tanımam etmem, burada yazılanlardan öğrendim neler yaptığını falan. akşam mesut yar'ın programında denk geldi acayip samimiyetsiz bir tavrı var bence. hani böyle biraz içten pazarlıklı biraz sinsi. tanısam çok sevmem kesin.
  • geçen sene şehir tiyatrolarında romeo ve juliet oyununda ve bu sene yine şehir tiyatrolarında tehlikeli ilişkiler oyununda canlı performansını izlemiş biri olarak oyunculuğu gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. ayrıca sevimli bir kız çocuğu havası var ve saçları çok güzel. çıtı pıtı narin bir oyuncumuz.
  • "sette kamera bekleniyor, ışık bekleniyor, oyuncu beklenmiyor." diyen oyuncu.

    peşinen röportaj linki; http://www.aksam.com.tr/…-beklenmiyor--153082h.html

    daha önce reji asistanlığı ve şu anda kamera asistanlığı yapan biri olarak "bekleme yapma, devam et." diyorum kendisine. şimdi bir sahne kurulurken teknik olarak bir şeylerin de kurulması gerekiyor. dekor düzeltilecek, ışık kurulacak, kameralar yerleşecek, bu sırada kostümcü, makyöz, kuaför oyuncuyu hazırlayacak, reji asistanı zahmet edip de senaryoyu okumayan, ezber yapmayan oyuncuya sahneyi çalıştıracak bu arada, sonra ablalar, abiler sete gelecek yönetmen sahneyi anlatacak, prova yapacak ve kayıda girecek falan. uzun iş. genelleme yapalım bu hazırlık dahilinde, sahnenin genel planı çekilmiş olacak. sonrasında sahne diğer planlar için bölünmeye başlayacak ve hazırlık başlayacak.

    " 'ışık hazır mı, lens takıldı mı, reji yerinde mi, makyaj da tamam... 'üç, iki, bir, haydi başlayalım' deniyor, siz daha 'bir dakika ama ben' derken çekim başlıyor."

    bu bahsettiği şey 10 saniyede oluyormuş gibi anlatmış ablamız. aslında olay, -özellikle dizilerde- şöyle cereyan ediyor;

    ışık şefi: "oğlum getir oradan lambayı, hadi lan çabuk yakın."
    g.yönetmeni: "50 mm takın, kamerayı omuza verin, monitörleri de yaklaştırın biraz, hadi lan iki saatte bir iş yapamadınız, ben asistanken var ya bla bla bla..."
    reji asistanından, sanat asistanına: "arkadaşlar sahne ilk haline gelecek, şu bardak yarısına kadar doluydu, onları yenileyelim bla bla bla..."
    yönetmenden, makyöze: "haydi bir parlama alacaksın alt tarafı, çabuk ol, kayıda gireceğim..."

    vesaire. en basit sahnelerde bile işler böyle yürüyor. sahne içinde kavga oldu mu, silahlar konuştu mu, kalabalık figürasyon oldu mu işler çığırından çıkıyor. ama oradaki 50 kişinin işi, en kısa sürede orayı kayıt için hazır hale getirmek. peki bu sırada oyuncular ne yapıyor? çay, sigara, goygoy, makara, kukara... o kadar oyuncuyla çalıştım, bu hazırlıklar sırasında sahneye hazırlanan, daha iyisi için uğraşan, ezber yapan, dizi başına bir elin parmaklarını geçmez.

    he bir de altın palmiyelik bir performans sergilediğiniz de yok ki. çekilen işin kaliteleri, çapları da belli. hemen her bölüm aynı mevzular üzerinde konuşan, alışılmış, ezbere roller söz konusu.

    orada o elli kişi kayıtta aksi bir durum olmaması için çalışıyor. sette oyuncu beklenmiyor diyor bu abla ama ben yazın 40 derece sıcakta, güneşin altında, kışın yağmurda, karda her şey hazırken, herkesin birbirine bağırdığı o gergin ortamda, değil oyuncuyu, oyuncunun "keyfinin" gelmesini beklemiş biriyim. daha fazla tekrar alınmasın diye, o setteki hemen hemen herkes kayıt anında yeri geldi mi hapşuruğunu bile tutar, sette önemli bir görevi varsa tuvalete gitmek için sahnenin bitmesini bekler. oyuncu dağılmasın, tekrar alınmasın, iş uzamasın diye. ama sette bunları gözlemleyemiyor malesef bazı oyuncular.

    e tabi herkesi de aynı kefeye koyamayız. teknik ekibin değerini bilen, kendini onlardan üstün görmeyen, onlara yardımcı olan, kibar, iyi niyetli oyuncular da var. onlara da buradan selam olsun, değerlerini ötekiler sayesinde iyi anlıyoruz.
  • gözleri büyüleyici güzellikte olan tiyatro çıkışlı oyuncudur.