şükela:  tümü | bugün
  • ecstasy temelde beyindeki mutluluk hormonu olan seratoninin aşırı dozda salgılanmasını sağlayan kimyasalları içeren hapa verilen isimdir. beyindeki bu seratonin, günlük yaşantımızda salgılanan, mutluluk duygusunu hissetmemizi sağlayan bir hormondur. artık hangi kriterlere göre doğal yaşamımızda salgılanır orasını bilemeyeceğim. sonuçta bize o mutluluk duygusunu hissettiren şeydir kendisi. bir de beynimizde bu mutluluk hormonunu algılayan reseptörler vardır, bunlara "port" diyebiliriz bu yazımızda. salgılanan seratonin'ler bu portlar aracılığı ile algılanır ve mutluluğu hissetme süreci de bundan sonra başlar. günlük yaşantımızda seratonin hormonunun salgılanması, bu portlar aracılığı ile algılanması zaten normal bir süreçtir.

    şimdi gelgelelim hap alımı sonrası meydana gelen değişikliklere... dediğimiz üzere adını şu anda hatırlamadağım bir takım kimyasallar sonucu seratonun aşırı dozda beyinde salgılanır ve dolayısıyla bahsettiğimiz bu portlar tabir-i caiz ise "seratonin bombardımanı"na tutulur. işte kişinin "yaşasın çok mutluyum, önüme gelen ilk insanla sevişmek istiyorum, çiçekleri okşamak istiyorum" modu bu anda meydana gelir. bu bombardımanın bir takım yan etkileri de vardır tabi. günlük hayatımızda mutluluğu hissetmemiz için kritik önem taşıyan bu portlar bu bombardıman sırasında hasar görebilir ve aşınabilir. bu noktaya daha sonra tekrar deyineceğim.

    kimyasalın dozuna göre beyindeki bütün seratonin hormonu salgılanmış olabilir. ardı ardına vucüda hap yolu ile alınan kimyasallar seratonin seviyesini sıfıra indirir ve dolayısıyla o andan sonraki alınan hapların hiçbir ama hiçbir etkisi yoktur. beynin seratonini eski seviyesine getirmesi için ortalama 1 günlük bir süre gerektiğinden, ecstasy deneyiminden sonra geçen yaklaşık 24 saatte, seratonin seviyesi normale dönene kadar, insanın huzursuz, sıkkın, kısaca mutlu olmayan bir kimliğe bürünmesi çok doğaldır.

    bir gecelik bir ecstasy ile beyin böyle bir süreçten geçiyor. uzun dönem kullanımda olan biten nedir peki. dediğimiz gibi portlarımız aşırı yüklenme sonucu aşınıyor ve hasar görüyor demiştik. burada kilit kelime aslında gömülme. belli bir yüzeyin üzerine sıralanmış olan portlar sık sık uğradıkları seratonin bombardımanın etkisi ile her defasında yüzeyin içine biraz daha gömülmeye başlarlar. bir süre sonra öyle gömülürler ki kendisine gelen seratonini bile algılayamazlar. işte burası yarrağı yediğiniz noktadır arkadaşlar. ardı ardına yüzey seviyesinin altına gömülen portlarımız kendilerine gelen seratonini algılayamadıkları için artık işlevsiz bir hal alır ve bir boka yaramazlar. sonuç olarak ne olur, beyin seratonini algılayamaz ve kişi her daim bu duygudan uzak kalmaya başlar. bir çok arkadaşımıza requem for a dream filminde esas oğlanın annesini örnek olarak hatırlatmak isterim. hatırlarsanız teyzemiz ilk günlerinde ne kadar neşeli ve enerjikti ama bir süre sonra kendisi sonsuz bir bunalıma, depresonyona sürüklendi gitti. sanırım artık bunun nedenlerini biraz olsun anlayabiliyoruz.
  • bir benzetmeyle anlatmak gerekirse; ko$arak çıktıgınız yedinci kattaki dogumhanede sizi kar$ılayıp "tebrikler beyefendi bir bebeginiz oldu" diyen hem$irenin, ailenize haber vermek icin ko$arak indiginiz zemin katta sizi tekrar kar$ılayıp; "üzgünüm efendim bebeginiz öldü" demesi gibi bir etki yaratan uyu$turucu.
  • bir zamanlar fakir ama gururlu bir genc vardi. simdi isim vermeyelim, bu genc, yeterince sosyal olmasina ragmen, dans etmeyi pek sevmezdi. bu gercek de her firsatta yuzune vurulur, ona ataturkun nasil vals ogrendigi hatirlatilir ve modern bir cumhuriyet cocugu olmasi yonunde baski yapilirdi.

    genc, karanlik ve kapali ortamlarda baska genclerle got gote bir sekilde, acayip figurler yapmak suretiyle, ne diye hayatin tadini cikarmadigini sorgularken, birden bunu deney konusu yapmaya karar verdi. evet, genc ecstacy alacakti. fakirdi ama zengin arkadaslari vardi, gururluydu ama kendini kesfetmek daha onemliydi. pi r kare alana sahip cismi agzina atti, 30 dakka boyunca "sen patladin mi? yoo, sen? hayir daha degil.....yoksa simdi mi? hayir, sen?.." tarzi muhabbetlere dayanabildikten sonra..

    sonra bir bok olmadi kardesim, millet patir patir, kutur kutur, catir catir, bigbadabum diye patlayip kendinden gecmis bicimde dans ederken, genc citlarla, pitlarla idare etti. arkadaslarini aslan yerken mal mal bakan zebralar gibi bakinarak, ecstacy kollari bacaklari yerine beynine vurmus sekilde gozlem moduna gecti. cok dahiyane oldugunu sandigi birkac sosyal gozlem ve hiptezden sonra sikmisim dansini da (bu ucmus guruhtan mi utanacakti, demek ki hakkaten de sevmiyordu), su guzelim bogaz manzarasinin icine eden 200 decibellik eglence anlayisini da diyerek, kafasini yastiga koydugu gibi uyudu. ("pasam, ecstacy alinca uyayamazsiniz" demislerdi, "uyunur" dedi ve uyudu) esseogluessek susatmasa deliksiz uyayacakti gerci ama neyse; sonuc olarak bir daha da deneme geregi gormedi ("bagimlilik yapar" dediler, "biz de baglanmayiz" dedi ve hur ve bagimsiz kaldi)

    eveeet, hepimizin gordugu gibi bu hikayenin ana fikri "200 decibel" kisminda sakli. zira gecenlerde fareler uzerinde yapilan bir arastirmaya gore, yuksek sesli muzikle birlikte alinan ecstasy, cerebral cortexte yaklasik 5 gun suren bir aktivite dusuklugune neden oluyormus. cok dusuk dozda ve muzikle birlikte alinan ecstasy ile normal dozda ve muziksiz alinan ecstacy ise sadece 1'er gunluk bir "aptalliga" neden oluyorlar. daha kotusu muzik+ecstacy formulu uzun sure uygulanirsa, kalici hasarlara yolacmasi cok daha olasi. daha insanlar uzerinde deney yapilmamis ama beynini seven ikisini karistirmasin, mumkunse hicbirini yapmasin. ("pasam, cerebral cortexiniz hasar gorur" dediler, "evet gercekten de gorur"dedi ve herkesi sasirtti)
  • fıkralardaki hayvanları bile bağımlı yapan uyuşturucu çeşididir.
    aha hemen bi örnek fıkra size;

    bir tavsan ormanda koşarken , esrar saran bir zürafa görür.
    ona :
    - dostum zürafa , içme bunu, sağlığına zararlı, koşalım form tutalım der ve baslar bunlar koşmaya.
    biraz sonra kokain çekmeye hazırlanan bir fil görürler ve
    - fil arkadaşım , kokaini bırak , gel bizimle koş beraber form tutalım, diyerek ikna eder.
    biraz koştuktan sonra kendine eroin enjekte etmeye hazırlanan aslanı görürler.
    sevgili aslan kardeş , batırma kendine bunu , gel bizimle koş sana da iyi gelir, der ve aslan yaklaşır tavsana ve yumruğunu indirir tavşanın suratına. digerleri saskin
    - niye yaptin bunu , iyiligimizi istiyordu.
    - bu salak her extacy aldığında ormanda deli gibi koşturuyor bizi....

    (bkz: durumu kurtarmak icin fikra anlatmak)
  • sürdürülen yeni araştırmalar ile yeniden legal bir ilaç olma yolunda hızla ilerliyor.

    orjinal kimyasal bileşim yerine done olarak metamfetamin ile testler yapıldığının ve sonuçların buna bağlı olarak fazlasıyla abartıldığının, araştırmaları yapan kurum olan nida (ulusal madde suistimali enstitüsü) tarafından itiraf edilmesiyle birlikte; maps (multidisciplinary association for psychedelic studies) gibi hükümet desteğiyle iş gören bir kurumun ve konuyla ilgili bir çok üniversitenin xtc'nin hedef hastalıklar üzerinde sağlayabileceği tedavi olasılıklarının araştırılması için sarfettikleri çaba artmış durumda.

    bu şekilde düşünüldüğünde insanlığın yararına olabilecek bir faydadan söz edilse de xtc'nin uyuşturucu olarak kabul edildiği yer olan sokaklara etkisi açısından yeni süreç, bi* hayli önemli oluyor. feysbuk köşelerinde ''legalize ecstasy'' diye dolananların, çok daha rahat hareket ederek kendilerini savunacaklarına eminim. kimbilir belki bundan çok uzak olmayan bir gelecekte bu gün yasak olan bi* çok şey kabul görebilecek. lakin, umarım bunlardan biri xtc olmaz. bir gün, vücuda verebileceği olası zararların tamamının kolpa olduğu da kanıtlansa; hatta ''yararı var fındık gibin lan yutun beşer tane'' denilse bile sadece piskolojik olarak yaratacağı inanılmaz değişim nedeniyle bile uzak durulması gereken bir zehir olmayı sürdüreceğine eminim. bu bok parkinson hastaları için bi* ilaç olabilir, tecavüze uğrayan kadınların yada kanser hastalarının rehabilitasyonunda kullanılabilir ama asla fazlası değil. xtc piskolojik yönüyle (tüm uyuşturucular da olduğu gibi) sahte bir cennete aynı zamanda da fazlasıyla gerçek bir cehenneme açılan kapıdır.

    orda burda gün aşırı patlayıp sabahlara kadar dansedenler için değil ama ''zekasını ve karakterini biraz olsun farklı bulanlar'' için diyerek bir çember çizecek olursak,

    *ecstasy bir kapıdır.

    kullanımını ne denli kabullenebileceğiniz sizin aslında birebir beyninizle konuştuğunuz zaman dilimlerindeki ruh halinize bağlıdır.

    gelişimini tamamlamış bir karakterinizin, sorulara mantıklı cevaplar bulan kaliteli bir beyninizin olduğunu düşünüyorsanız (ama şüpheniz yoksa) ve lanet olası ilk tribinizi çok sevdiyseniz (ertesi gün panik atağınız da patlamamışsa) evet yaşamınız tamamen değişmiştir (molko haklı). yaşamda size sadece uyuşturucunun gösterebileceği şeyler görmüş, sadece xtc’nin verebileceği şeyler hissetmişsinizdir.

    özgüveni, bencilliği ve zaten gücü olanlar bu saydıklarıma sahip olmayanlara göre daha fazla şey bulabilirler. lakin, aynı zamanda karakterlerine duydukları güven nedeniyle içinde bulundukları ruh halinin farkında olabilme şansını yitirip, bloke olabilmeleri ihtimali de oldukça yüksektir.
    xtc, belirtilen tüm ruhsal ve fiziksel değişikliklere neden olmasının yanında en tehlikeli özelliği, manevi dünyasının ve beyninin tamamen olgunlaştığını düşünen kullanıcılara bu düşüncelerinin fiyasko olabileceğini göstermesidir.
    buna ister uyuşturucu diyin ister uyarıcı sadece bağımlıların fark edebilecekleri bir histir. yaşamın sizi en ağır göt edişini yaşarsınız ve buna sadece giderek daha da büyüyen merak duygunuzu doyurmak için devam edersiniz.
    tüm soruları sorduğunuzu, tüm cevapları bildiğinizi, tüm duyguları yakaladığınızı sandığınız iyi yada kötü olarak nitelediğiniz yaşamdan kopmuş; her deneyimde daha da uzaklaşmışsınızdır.

    her seferinde başka şeyler göstermektedir yavaşça değişen ve hastalanan beyniniz. şaşkınlık ve hayranlıkla devam ettiğinizi bile fark edemeyebilirsiniz. bu, bir disiplin ve uygun kişilerle bir sisteme dönüştüğünde ise sizin uzaklaşmak için kullandığınız tren, istasyonunda hiç durmadan hareket halindedir artık. gün içindeki yaşamınız değişmiştir, kendinizle konuştuğunuz zaman dilimlerinde yarattığınız yaratık artık kontrol edilemez düzeyde size hâkimdir ve siz diye bilinen karakter o mükemmel yaratığın kölesi durumuna gelmiştir; onun farklılaşma çabalarına göre hareket eden bir köle. narsist'in tanımını oscar wilde'dan güzel yapabiliyor olmak ilgi çekicidir.

    kurabildiğiniz en güzel rüya artık en güzeli olamaz. daha iyisinin olduğundan eminsiniz ve her seferinde daha iyisinin. kendini kandırma ve avutma yarışındaki tek döngüsel yarığın içinde, güvendiğiniz beyniniz sizi yanıltmıştır, ördüğünüz ağ bozulmuş ve siz bundan hiç ummadığınız kadar zevk almışsınızdır. farkında olmadan bunun için çalıştığınızı ve kendinizi sınıra ulaşmak için harcadığınızı fark ettiğinizdeyse geri dönüşün olmadığını görerek uçurumun diğer tarafına bakar ve her şeyin eskiden ne denli kolay ve anlaşılır olabildiğini hatırlarsınız. işte gerçek düşüş budur.

    ecstasy bir kapıdır.

    tıpkı diğer beyin aldatmacaları gibi tıpkı diğer uyuşturucular gibi bir kapı. diğerlerinden farkıysa, hastalık halinde ulaşabileceğiniz psikolojik hissiyata en rahat geçişi sağlıyor olmasıdır. kolaydır, çünkü beyninizi sonuna kadar kullanabilmenize izin verir. diğerleri gibi sizi anlık triplerle değil yavaş yavaş ve sistemli olarak yaşamdan uzaklaştırır. bunun bilincindeyseniz utanmadan memnun bile kalabilirsiniz.

    ecstasy bir kapıdır.

    beyninizi ve ruhunuzu sizden alabileceklerinden ve size bırakacaklarından sakınmanız gereken bir gedik. ''insan yetinmelidir'' diyen ve tarif edilen insan kalıbında olanların kendilerine tüm uyuşturuculardan fazla zarar verebilecekleri bir gereksizliktir. tanrı olmaya soyunmak sanıldığından birazcık daha zor.

    yazdıklarım sadece tarif edilen karakterdeki kişiler için bir projeksiyon olabilir. kişinin, kendini yaşamda hangi düzeyde gördüğüne göre değişebilecek etkileri olan bir uyuşturucu olduğu için her insanda farklı etkileri olması da kaçınılmaz. bu bok kendini bilenleri daha bi* bilir yapar ama sınırı olmayan bir bilinç durumunda hızlanmanın bir faydası yok. hormonal denizlerin ötesinin keşfi diye bi* şey yok. anlayana artık.

    en ilgi çekici yanı da o empati denen yalan hissiyatı karşındaki kişide görebilmekte yatıyor aslında. insanın duygularıyla taşak geçen bir silahtan daha tehlikeli ne vardır bilemiyorum. müjde ar ablam ne de güzel söyledi ‘’kaptırma kendini sahte cennete’’ diye. haaa ola ki kaptırdın zaten; o halde, biraz olsun anla durumunu ve bir araç olarak görebilecek kadar oyuncu olmaya çalış. önce ağzından düşür o kelimeyi ve kendi ismini söylediğinde yada duyduğunda aslında daha fazla keyif aldığını hatırlamaya çalış.

    diyerek çekip gidiyorum.
  • bm kararı uyarınca dünyanın her yerinde yasadışıdır.

    "bir kereden hiçbirşey olmaz" yargısı birçok madde için olduğu gibi bu madde için de doğrudur. birşey olmaktan kasıt önemli veya geri dönüşsüz hasar görmekse, hollanda'da yapılan bir çalışmada tek kullanımın bilişsel işlevler ve sinir dokularına böyle bir hasar vermediğini ortaya koymuştur.

    lakin en yaygın görülen ve bence de en önemli olan etkisi "etkisi azaldığında kayıp duygusu yaşatması ve fiziksel bağımlılık söz konusu olmasa bile tekrar hap almaya yöneltmesidir" ki bu etki mdma'in serotonin reseptörleriyle etkileşimi sonucu nerdeyse her kullanıcıda görülmekte ve tahminen ikinci üçüncü dördüncü hapları da ardı ardına yutturmaktadır. bunlar da herkesin tahmin edebileceği gibi doz aşımına giden hareketler olabilir. ecstasy'nin etken maddesi mdma'in doz aşımı kolayca ulaşılamayacak kadar yüksek olsa da özellikle ucuz olanlarda (daha bilinçsiz kullanıcılar tarafından tüketildiklerini de hesaba katın) bir sürü katkı maddesi olabilir, ölümlerin bazıları da bu maddelerin dozaşımına bağlı olarak gerçekleşmektedir. bu katkı maddelerinden biri de viagradır, ecstasy etkisi altında ereksiyon zor olduğu için viagra ve mdmain bir arada sextacy ismiyle satıldığı bilinmektedir, herşey bir yana her ikisi de kalp damar sorunları ya da bunlara eğilimi olan insanlar için riskli maddelerdir.

    ecstasy'ye bağlı ölümlerin birinci sebebi hiponatremi tabir edilen su zehirlenmesidir, aşırı su alımı sonucu beynin şişmesi demektir. mdma herkesi susatmaz ama yanısıra hormonal etki ile suyun vücutta tutulmasını sağlar. bundan kaçınmak için mutlaka ama mutlaka sodyumlu sıvılar tüketmek gerekir (soda gibi) çünkü su içmekten kaçınırsanız bu sefer dehidrasyon söz konusu olabilir. o da hipertermi riskini ölümcül kılar. ki o da en yaygın ikinci ölüm sebebidir.
    özellikle partilerde ve eğlence mekanlarında kullanıldığı için ecstasy'nin yükselttiği ve vucudun düzenleyemediği ateş, mekanın ısısı, dans edilmesi gibi faktörler sonucu iyice artar.

    her iki duruma da acilen müdahele edilmesi gerekir ve her iki durum da kullanılan başka ilaçların özellikle de türkiye'de ticari biçimi olmayan mao inhibitörü grubu ile prozac, lustral ve paxil gibi ssri grubu antidepresanların mdma ile etkileşimine bağlı artmaktadır. bu ilaçları kullananlar ya bu ilaçlardan ya da ecstasy'den kesinlikle vazgeçmeli hatta birini bıraktıktan sonra 14 gün geçmeden diğerini ağzına koymamalıdır.

    ayrıca ertesi günkü hangover halinin de ssri kullanımı ile geçebileceği yönündeki söylence kontrollü deney koşullarında doğru, kontrolsüz yaşam koşullarında ölümcül olabilir. ceviz olmadı peynir yenebilir; bunlarda eksikliğini çektiğiniz serotoninin hammadesi mevcut tabi mucize beklenmemeli. (bir de yeri gelmişken serbest radikalleri de arttıran bir etkisi var o yüzden antioksidan da almak lazım)

    madde politikaları akıllıca olan ülkelerden biri olan hollanda'da ecstasy'ye bağlı ölümlerin engellenmesi için zekice önlemler alınmıştır. çoğu sağlık çalışanı olan görevliler ecstasy kullanımının yaygın olduğu klüp, disko gibi yerlerin kapılarında ellerinde mdma'i sahtesinde ayırt edecek kimyasallarla bekler ve isteyenlerin haplarına ücretsiz test yaparak mdma mı, katıştırılmış mdma mi olduğunu söylerler. katışıklı olanı kullanmanın riskli olduğunu anlatırlar. bu ülkede rave partilerin ve klüplerdeki eğlence programlarının saatleri ile ilgili bir sınırlama getirilmiştir, mesela bu eğlencelerin 4 saatte bitmesi zorunlu koşulmuştur. tek başına kullanıma ya da gece sonrası biriyle gidilecekse sevişme amaçlı kullanıma pek uygun olmayan bir madde olduğu için particilerin kullanımı 2 ecstasy ile sınırlı kalır.

    bazı ülkelerde de bahsetmek bile özendirmek sanılır.
  • hürriyetin ekindeki extasy haberinde geçen şu 2 cümle şaşırtıcı aynı zamanda kopartıcıdır kanaatimce

    "...alkol kullanmadığım için ucuza da geliyor."
    "... dolap ömrü 1.5 yıl." (1.5 ay da olabilir tam hatırlamıyorum.)

    ulan bize ne eşşoleşşekler?!
  • ilk ve son kez 2 sene once molly denenini yaptigim nane. oncelikle mutlu ettigi bir gercek. ozguveni full hala getiriyor. dogru yerde ve dogru zamanda bulunmasaniz bile one night stand iliski aparati olarak kullanilabilinir.

    bu gerceklerden ayri olarak da soyleyebilirim ki icinde zerre felsefe bulundurmayan bir sozde psychedelic uyarici bu. yanisi kendini taniyorsun kanka, egonu silip atiyor, idea dunyanda yeni pencereler aciyor kismi yalan. o yuzden gozumde tutunden farksizdir. degersiz bir kimyasal urun yani. ertesi gun gelen aptal huzun de cabasi.

    ayni sey lsd ve meth icinde gecerlidir. gorsel olarak alice harikalar diyarindayi kapiniza getirmesi disinda hicbir nanesi yok mesela lsd'nin. ya da meth icin, insani azgin bir sapik haline getirmesi disinda birsey soyleyemem.

    psychedelic'ler eglence amacli maddeler degildir. adami gelistirir. ve degerlidir. neden? cunku insani birseyler ogrenmeye iter. her zaman da yapilmaz senede bir, mumkunse yapilmalidir. o yuzden ayahuasca, magic mushroom, peyote-yanisi mescaline candir. her insan evladinin hayatinda en az bir kere denemesi gereken ve gercek manada da farklilik yaratabilen, insana birseyler katabilen seylerdir. o yuzden sentetik olarak yaratilan herseyden uzak durunuz denir. cunku kapitalizme cark olarak uretilirler. hersey gibi tuketim cilginligina dahil edilenlerdir bunlar cunku isin icine ticaret, menfaat ve para girer. oyle oldugu icin de 2 saat sonra gecen ve amacsiz mutluluk veren birseydir sentetik uyaricilar. geri gitmeni! bak, hemen gidip tekrar alayimci olmani saglar. paradir ozu yani. cakin bu kofteyi iste...

    ayahuasca denen seydir psychedelic. anliyor musun beni kardesim? bak mesela torenle icilen birsey. saman onderliginde yapiliyor. onun bile ticari uzantisi olan kristal saf dmt var. bombok birsey. uyandigin zaman ne gordugunu anlamlandiramiyorsun bile. peki torenle olani nasil? almadan once 2 saat boyunca butun pismanliklarini bir kagida yazarsin. karisimi ictigin zaman da yazdigin herseyi 100lerce kez tekrar yasarsin. sonunda da gunahlarindan arinmis bir halde uyandigini ve muhtesem bir insan oldugunu soylesem ne dersin. dmt denen bok bunu size yasatamaz. birseyler yasarsin. renkler falan dersin hoooo yaparsin. o kadar. cunku birinde niyet, muzikler, ambians, disiplin ve ciddiyet varken otekisin de sadece merak ve eglence amaci vardir.

    anla farki iste. yapma.

    ha illa party drug ariyorsan, bu dunyaya gelmis gelebilecek en keyif verici madde de marijuanadir. gulmek mi istiyorsun? ic kardesim. ot ic. ac sabanoglusaban'i izle arkadaslarinla. kemal sunalin saban karakterinin ot tarlasinda dogdugunu anla. goreceksin ki ne eksigi ne fazlasi var ecstacy'den. ama sentetik isine girmeyin. girecekseniz de benim ki gibi bir amaciniz olsun. hem ne bok oldugunu birinci elden denersiniz. hem de millet size "uff aga al cek bi meth var ya ucacaksin" dediginde "siktir lan amcik kendi gotune sok o pipe'i" demeyi ogrenirsiniz.

    -
    -
    -
    -
    -

    not: bu yazi kesinlikle, ozendirme amaci tasimamaktadir. gercekci olmayan ve saf idealizm iceren, yolu bir kulaktan otekisine giden "yapmayacaksin" temali yazilarin hicbir faydasinin olmadigini bilen birisi tarafindan yazilmistir. o cocuk bunu yapacak arkadasim. seni hatta beni bile dinlemeyecektir. sahsi fikrim, onemli olan bence bunu surekli hale getirmemesidir. yaptigi seyi sorguladigi surece uyaricilar bile faydali birer deneyimdir. simdi eksile dur amk.

    edit: kanunlara uyunuz. uyusturucu, uyarici satmak, satin almak, bulundurmak yasaktir. kanunlara aykiridir.
  • öncelikle aman uyuşturucu aman bağımlı yapar aman sonu yok tarzında bi bok değil deneyenler bilir. ama onun dışında her ne ise iyi bi bokta değil çünkü genç adamız bokunu çıkartıyoruz 2 saatte 2 litre ter atıyosun haberin olmuyor bi bakmışsın karanlık odalarda 6 tane adam bi tane hatun yok çatur çutur diş sesleri duygusalda en kıl olduğun adama bile sarılmalar el kasılmaları dudak yemeler tiesto armin van buuren derken bi bakmışşsın saat sabah 4 güneş doğuyo biri hala diyor abi tekrar çıkalım 1'er tane daha alalım (ki bu en kötü olay yeter demeyi bilecen usta) diğeri diyo ben gidiyorum öteki diyo sen kimsin beriki diyo bura nere, yatsan yatamıyosun uyku tutmuyo eve gitsen aile varsa gidemezsin o saatte ahır mı orası leş gibi terli 6 şeker yemişsin parçalamışsın dudağı o evde kalsan kalınmaz ev batakhaneye dönmüş masanın üstü 1 liralık gladyatör rambo annesiken sik kaldıran tarzı isimli enerji içecekleri dolu sandalyenin üzerinde bi vileda kovası içinde kesilmiş bir iki buçukluk suyun üzerinde esrar külleri oturduğu yerden 4 saat minimum çiğnenmiş sakız ve boş sigara paketleri banyo desen ayakkabıyla girilmekten bataklığa dönmüş sik kafanın biri hala düşmemiş evin içinde güm güm patlıyor seniyse o evde tutan tek şey kalan 2 3 kapak.. vursam belki uyurum diyosun ama inan bana bok uyursun bi bakmışsın boşluk içinde 2 3 senen böyle geçmiş kilolar verilmiş kilolar alınmış genelde uzak kalındığında insanların değişimine tanık olan gözlerin öyle uzak kalmışsın ki kendinden kendi değişimine tanık olmuş bu yeni kişiye alışayım derken bi bakmışsın üni bitmiş üzerinde cübbe cebinde; 2 tane exle yakalanan zırtoları savunmaya gidiyosun . ezcümle içmeyin daha güzel şeyler var :)
  • fiziksel zararları olmasının yanı sıra ciddi psikolojik sorunlar yaratan bir haptır ecstasy. şöyle ki ;

    bunu hiç kullanmamış biriyseniz ve birisi size kafasını anlatmaya çalışsa ne diyor bu pis hapçı keş der geçersiniz çünkü ne o anlatabilir bunun kafasını nede siz anlayabilirsiniz. o yüzden anlatılmaz yaşanır dedikleri şeyleden biridir ecstasty. ayrıca kullanan birini görseniz ve yine siz bunun kafasını bilmiyorsanız kullanan kişi size eziyet çekiyormuş gibi gözükür. halbuki dünyanın en mutlu insanıdır o sadece o an için.
    bu kadar güzel birşey tabi ki hergüzel şeyde olduğu gibi zararlıdır. herkes fiziksel zararlarını anlatmış zaten asıl bide psikolojik zararları var. ecstasy kullanmış çoğu kişi hayatında bir daha ecsatsy olmadan dans edemez. her müzik duyduğunda ecstasy kafası yaşamak ister. artık öyle ki arkadaşlarıyla iki bira içip eğlenemez. biliyorum çok saçma gelebilir ama ne yazık ki durum bu. zaten herkesin psikolojik bağımlılık dediğide bu.

    sonuç olarak efendim kullanmayın, kullandırtmayın. bağımlılık yapmayan uyarıcı yoktur. psikolojiniz ne kadar harika olursa olsun, hayatta ne kadar mutlu olursanız olun ecstasy'nın verdiği mutluluk apayrı birşeydir ve hep istersiniz. bu yolda bok yoluna heba olursunuz. o yüzden lütfen kullanmayın...

    edit : bu niye gg oluyor, kullanırsanız ölürsünüz diyoruz daha ne diyelim...