*

şükela:  tümü | bugün
  • okuması eşşek gibi zor olan, az mezun veren, çıkanların ister kamuda çalışsın isterse de akademik kariyer yapsın en az yüzde doksanbeşinin eninde sonunda eczane adı verilen dükkanı açtığı, üstelik de yapabilecekleri en iyi şey eczane açmakken böyle bir şey için neden 4 sene manyak gibi ders çalıştıklarını bir kez olsun anlayamadıkları bir meslek şekli.

    "amca bundan zabah akşam tok karna alıcan"
    "doktor bey bir rpt vardı" (genelde kavgayla sonuçlanır)
    "sirdalud mr 2 taneee, sifloks şurup, mal fazlası kaça kaç bunun" gibi muhabbetleri vardır.
  • retinaları normal bir insanınkine göre 35 kat esnek,derslerde doktorların günlüklerini okuyarak kendilerini gelistirmis ögrencilerin ileride yapacagi meslek.
  • sembolü, kadehe sarılmış yılan olan meslektir. buradaki kadeh yılan ilişkisinin su içene yılan dokunmaz * söylemiyle yakından uzaktan alakası yoktur. bu sembol pratikte yılanın ağzını açıp dişlerini kadehin iç kenarına (bkz: gazoz kapağı açar gibi) yaslayıp panzehiri akıtmak eyleminden çıkmıştır. ayrıca bu mesleği uygulayanlara yılan avcıları da denebilir.
  • babaların öğretmenlikten sonra kızlarına en çok yakıştırdıkları meslektir."koy kalfayı dükkana,gez akşama kadar." ve "hiç bişey yapmasan diplomayı kiraya verirsin." en favori ikna cümleleridir.en can alıcısıysa "hayat boyu sabah 6'da kalkıp ,plazalarda çürümek istiyosun galiba."dır,tembel insanı hassas yerinden vurur.akıllı olup ,gaza gelmemek, bi tatlı sabah uykusuna gitmemek gerekir.

    edit: yukarıdaki saçmalıkları yazarken aklım nerdeymiş hiç bir fikrim yok. konuyla ilgili 2,5 yıl sonraki yorumum şudur: babalar dünyanın en akıllı insanlarıdır. her kim ki babasının öğütlerini tutmaz, başını taştan taşa vurmaya, hayat boyu pişman olmaya mahkumdur. ulan sen kimsin ki 20 yıllık götü boklu hayat deneyiminle çok bilmişlik yapıyosun. dedim kendime şimdi içimden.
  • eczacilik'a girenleri nerden geldim bu okula diye inlettiren ama sonunda ömür boyu rahatlik vaad eden,eczaci olamayanlarin bakkallik yapip sefa suruyosunuz vs. diye dalga gectigi aslinda icten ice gipta ettigi harika meslek.. (sıkıysa okuyup bitirin okulu siz de surun sefanizi kardesler:))
  • eczacılık bölümü bitirmeden de, bir süre işi bilen birinin yanında çalışarak rahatlıkla icra edilebilecek meslek. zira eczacılık bölümü bitirip işin başına geçtiğiniz de hiçbir şey bilmediğinizi farketip siz de mesleği yeniden öğreniyorsunuz *. işi biraz kaptıktan sonra anlamsız yazı karakterleri ile yazılmış reçeteleri okumaya başlayıp hergün değişen emekli sandığı, bağkur vs. kurallarına da ayak uydurdunuz mu sizden kralı olmaz bu meskekte...

    bir de eczanin yeri çok önemlidir. eğer etrafınız da hastane, dispanser tarzı yerler yoğunsa birkaç yılda sırtınız yere gelmiyecek hale gelirsiniz. mütevazi bir mahalle eczanesi iseniz biraz sabırlı olmanız ve bir müşteri çevresi edinmeniz gerekicektir. ha ben bu kadar uğraşamam derseniz küçük sevimli bir kuruyemişçi dükkani açıp takılın...
  • disiplininin olmasında, eğitiminin verilmesinde hiç bir sakınca görmediğim fakat ileride ömürleri boyunca bir nevi bakkallık yapacak olan bir sürü kişinin 'eczacı' ünvanını alabilmek için dört sene neden okumak zorunda kaldıklarını da hep merak ettiğim meslek dalı.
  • insanların hala " beş sene okuyacaksın, sonra oturup bakkal dükkanı mı açacaksın? " zihniyetinde düşündükleri meslek. hayır sanıyorlar, ilaçları başkaları yapıyor, eczacıların tek işi ise oturup onları satmak. kimse düşünmüyor ki, bu ilaçların üretim aşamasında kimler görev alıyor diye. ayrıca şöyle bir durum da var en kötü yerde bile ayda 5-6 milyar kazanç sağlayabilen bir bakkal göstersinler, hemen ben de açayım yanına bir bakkal dükkanı daha, ne kasıyorum ki ben bu okulu bitirmek için *
  • madde ilmi,simya. amaç; otu, çöpü adam etmek mikrobu yenmek. bir nevi ot çöp menajerliği, özelliklerine bakıp en iyi kadroyu laboratuvara sürüyosunuz neticeyi izliyosunuz sonuç beklediğiniz gibi olmazsa yeni keşifler için dağa çıkıyosunuz.