şükela:  tümü | bugün
  • ---------------
    ön edit: debe umrumda değil. eczaneler kapatılsın diyen biri de değilim. doğru düzgün yasal düzenlemeler yapılarak eczacılar sürecin içinde birebir yer almalılar.
    şurada; (bkz: #62951519) birkaç mantıklı argüman ve özeleştiri var. birkaç güzel yazı daha var, okuyun.
    çoğu eczacı arkadaş entrylerinde ticari işletme nasıl olmalıyı anlatmışlar. lütfen kendinizi eleştirin. paranızı gene kazanın! kendinizi hafife almayın, değerlisiniz. 5 yıl okul okudunuz, kafanız da zehir gibidir. bunu emlakçı gibi davranarak çürütmeyin.
    ---------------

    bir soru cümlesi. eczacılar cevaplasın lütfen.

    ben mühendisim, 4 yıllık okulu 5 yılda bitirdim zar zor. adamlar 5 yıl okuyorlar, eyvallah.
    kesinliklle eminim, zordur da bölüm.

    eczacılar bir çok farklı dalda çalışıyorlar diğer disiplinler gibi.
    eczane açmak, ilaç ar-ge veya imalatta çalışmak, prezentasyon organizasyonlarında görev almak vs.

    hepsi beni ilgilendiriyor, zira benim cebimden çıkan vergilerin yüklü bir kısmı bu sektöre gidiyor. şu an gündemde olansa eczaneler. kapatılacakmış.
    muhtemelen birilerine peşkeş çekilecek.

    fakat eskiden de peşkeş çekiliyordu bence. denetimsiz (veya göstermelik denetimli) bir işletme eczane.

    eczanelerin kapatılması başlığında yazanlara bakıyorum ve ben şok.

    bir eczacı demiş ki "hiç eczaneye gitmeyip 365 gün yatan meslektaşlarım suçludur!".
    iyi demiş, öz eleştiri yapmış eyvallah. peki 365 gün eczanede dursa bu adam ne yapacak? bunu anlatmamış. anlatsın. anlatın.

    bir insan evladı, eczane açmış bir eczacının elinde reçeteyle gelen bir hastaya karşı sorumluluklarını anlatsın. lütfen. bilelim, aydınlanalım.

    yoksa gözümde "5 yıl okumuş bir bakkal"dan hiçbir farkı yok. aşağıda alıntıladıklarım mantıklı argümanlar değil;

    - eczanelerin kapatılmasını isteyen cahil bir insandır. (evet doğru, cahiliz. ancak yetersiz. lütfen cahilleri -bizi, aydınlat)
    - 99 ilaçta işe yaramasalar 1 ilaçta işe yararlar. (nasıl yarıyorlar? ne yapıyorlar mesela bu konuda?)
    - hastaya öneriler sunarlar! (eczacı = doktor mudur yani? öneri sunabilir mi lan eczacı??)
    - 20 ilacı aynı anda kullandıklarında görürüm onları! (doktorun görevi değil mi lan bu? eczacıya mı güveneceğim? )
    - muadil ilaç önermek bizim görevimiz! (ilaç indexine sahip 15 yaşında çocukların da yapabilecekleri bir şey bu -ki zaten onlar yapıyor)
    - çok para kazanıyoz, öyle deme. (mantıklı bu. lan şunu diyin, canımı yiyin ya.)

    bonus: geçenlerde bir ilaç için 3 eczane gezdim, ilk ikisi ilacın adını söyledi ve yok dedi. getirtelim hemen dedi. üçüncüde 15 yaşında kız çat diye başka bi ilacı koydu, barkodunu okuttu. sonrası;
    "bu benim ilacım mı yoksa muadil mi"
    "muadili beyfendi."
    "niçin söylemiyorsunuz bana?"
    "söyleyecektim birazdan"

    birazdan dediği, kredi kartını çekince sanırım. boku çıkmadı mı sizce bu mevzunun? ben hadi biliyorum anlıyorum. benim anam babam ananem dedem anlamaz. saol yavrım der, geçer. eczanede çalışan 15 yaşındaki kıza yetki veren, böyle davranmasını sağlayan yavşak evladı da evini arabasını alır. alsın ne alacaksa gene de, hak ederek alsın. aksi halde aldıkları götüne girsin. son dakkada sinirim azdı bak başlarda iyi gitmiştim.
  • (bkz: bastır yankees)

    aile dostu eczacımızdan biliyorum, kalfası dükkanı iadere ederken kendisi bodrum, marmaris geziyor.

    sonradan aklıma geldi editi : alışveriş yaptığım tüm eczacılar bilgisayar kullanmaktan bir haberler. sistemden ilaç stoğu bakacak, sağ elinin işaret parmağıyla tuşlara tek tek basıyor, mouse'u oynatmadan önce 3 tur çeviriyor sonra isabet ettirebilirse istediği menüye tıklıyor. en sonunda "kızım gel bak şuna" diyerek çırağı çağırıyor. genç eczacılar böyle değildir tabi, ben hep dinozor eczacılara denk geliyorum. 20 seneden fazladır bilgisayar kullanıyorsunuz, öğren artık şu mereti değil mi? ama eczacımız işletmesine o kadar uzak ki, işleyişten o kadar bi haber ki, 20 senedir tenezzül edip öğrenmemiş bile.
  • uzmanı olduğum bir konu değil, ben de mühendisim ancak "ne yapıyor ki indeks var, bilgisayar var" türündeki eleştiriler çok yüzeysel bence. çünkü mühendislik alanında da işleri yapacak yazılımlar ve bunları kullanabilen teknikerler (hatta lise mezunu alaylı insanlar) var, mühendislere gerek yok denilebilir. herkesin iş ahlakı farklı, eczacı veya mühendis işini bir başkasına yaptırıyor olabilir ama sorumluluk bu kişilerdedir. sorumlu oldukları konuda bir problem çıkması durumunda hesap verecek onlardır. eczacıların ne gibi sorumlulukları var şurada sıralanmış. az, çok, kolay veya zor diyemiyorum bunlar subjektif konular.

    buna ek olarak ülkemiz şartlarında ilaçların marketler eliyle satılmasının büyük bir risk olduğunu düşünüyorum. önce bilinçli ilaç kullanımı ile ilgili yoğun bilgilendirme ve eğitimler yapılmadan bu işe girmemek daha sağlıklı olur düşüncesindeyim.
  • (bkz: bakkallık)
  • maliyeti faydasını onlarca kez katlayan köprü, yol vs yapmadıkları kesin!
  • basit bir cevabı olan sorudur. eskiden ilaç firmaları yokken doktorlar ilacın karışımını yapması için ana etken maddeleri reçete edermiş. hekimin reçete ettiği ilacı bizzat eczacılar üretirmiş. şurup, krem, vs. karışımları özenle hazırlayıp hastaya verirlermiş.
    günümüzde ise ilaç firmaları olduğundan karışım ilaç yazılmıyor. dolayısıyla lise mezunu biri bile eczaneyi idare edebiliyor.
    eczacıların en gıcık olduğum uygulaması nöbetçi eczane olayı... kardeşim gecenin üçü tıp fakültesi hastanesi karşısında bir tane açık eczane yok ama şehrin öbür ucundaki sağlık ocağının karşısına açılmış eczane nöbetçi.. haydaaa aç navigasyonu bul eczaneyi o hasta halinle. hadi araban yok ne yapacaksın? dolmuş-minibüs de yok o saatte..
  • dış hekimi ağabeyim var, hiç bir halt yemese diplomasını kiraya verip paşa gibi geçinip gidiyor adı herif. hoş bunu bile düşünecek zeka yok o ayrı. o 5 sene üniversite okudu ben 3 senelik meslek lisesi. yarabbim akıl dağıtırken ne olur adil ol.
  • bir tanıdığım tatlıcı oldu. eczane idaresi kalfada, kendisi helvacıda. ticari zeka ile çalışkanlığı birleştirince böyle şeyler ortaya çıkıyor. çok tanıdığı var, çok kibar ve sabırlı bir insan evladı. kırmaz dökmez. şikayet ederse de kendi kendine eder kimsenin yüzüne höykürmez. bazen parasını almadan ilaç verdiğini, bazen parası çıkışmayan hiç tanımadığı adama sonra verirsin abi dediğini biliyorum. o kadar reprezant, o kadar ilaç mümessili eczaneye girip çıkıyor, takılıyor içeride, sohbet muhabbet, ama bir defa sıktınız yetti az rahat bırakın dediğini duymadım. böyle böyle geçinip giderken bir kaç iş daha bakacağım, buraya acaba ne yapabilirim, burada ne iş kurabilirim falan derken adam bir yer kiraladı, ünlü bir yerin frençayzingini aldı, tecrübeli iki çalışan buldu, yeni iş kurdu. ayrıca arada liselere gidip eczacılık hakkında öğrencilere bilgi amaçlı konferans da veriyor.

    her ne kadar böyle bir başlığın asıl amacının eczacılar da hiç bir şey yapmıyor sözünü ispat etmek, ticaret yaptıklarını, sağlıkla çok da alakalarının olmadığını göstermek olsa da bazıları için durumun daha değişik boyutları olduğunu göstermek için bunları yazdım. adamın lisansının ankara üniversitesi olduğunu, liseden bu yana kendi başına ayakta durduğunu da eklemek isterim. herkes iyi bir yere dükkan açıp yatmıyor. farklı uğraşıları varsa da kendi bilecekleri iş, ben hem saygı duyuyorum hem de takdir ediyorum.

    edit: eczaneci, eczacı.
  • eczacilikla muhendisligi bir tutmak tuhaf bir bakis acisi. kardesim eczaci dedigin adam ilac veriyor o kadar. soguk alginligi gecirip direk eczaneye gittigimde, hangisi daha cabuk gecirir diye soruyorum kendilerine, hepsi iyidir abi diyen adam eczaci. bakkala gidip hangi un daha iyi demek ve ayni cevap almak gibi birsey. bir de muadilini verme mevzuu var ki o basli basina sorun. neymis efendim. icerigindeki maddeler ayniymis. tovbe tovbe..
  • sözlükte doktor düşmanlığı ve kıskançlığı bu aralar epey doygunluk noktasına ulaştı sıra eczacılarda let the linç begin.

    gariban öğretmenler siz zaten sözlüğün 'mazlumu getirin bana' sısınız.